MEVLANA TAKVİMİNDE BUGÜN

Yabancı Genç Bir Kadınla Konuşmak

Yabancı Genç Bir Kadınla Konuşmak Yabancı Genç Bir Kadınla Konuşmak başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz. Lisânın afetlerinden bir tanesi de yabancı genç bir kadınla konuşmaktır. Bu ihtiyaç olmaksızın caiz değildir. Çünkü bu tür konuşma fitneye açık bir olaydır. Eğer şehâdet, alışveriş ve tebliğ gibi bir hacet ile olursa bu caizdir. Hatta aksıran bir kadına dahi cevap teşkil eden duâda bulunulmaz. Ona ne selâm verir, ne de kadın ona selam verdiği zaman onun selâmını aşikâre bir şekilde alır, bilakis o selâmı içinden alır. Aksi de böyledir. Yani erkek aksırdığı zaman yabancı genç kadın ona cevap teşkil eden duâyı yapmaz. Bu konu Hulasâ isimli eserde böyle anlatılmaktadır. Aksırmaya gelince, bir kadın aksırdığı zaman eğer bu kadın ihtiyar ise ona erkek cevâb teşkil eden duâyı o[Devamı]



Namaz Vakitleri

Mevlana Takvimi arşivine ulaşmak için tıklayınız.

Misvak Neşriyat yayın broşürünü görmek için tıklayınız.

 

Tüm Soru Cevapları Görmek İçin Tıklayınız...

Mecelle Kaideleri

Mecelle Arşivimizi İncelemek İçin Tıklayınız...

Video Galeri

face


mtbbb




Kitap Market

Medila Player [codepeople-html5-media-player id="2"]
05Ağu 2020

Yabancı Genç Bir Kadınla Konuşmak

Yabancı Genç Bir Kadınla Konuşmak başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.


Lisânın afetlerinden bir tanesi de yabancı genç bir kadınla konuşmaktır. Bu ihtiyaç olmaksızın caiz değildir. Çünkü bu tür konuşma fitneye açık bir olaydır. Eğer şehâdet, alışveriş ve tebliğ gibi bir hacet ile olursa bu caizdir. Hatta aksıran bir kadına dahi cevap teşkil eden duâda bulunulmaz. Ona ne selâm verir, ne de kadın ona selam verdiği zaman onun selâmını aşikâre bir şekilde alır, bilakis o selâmı içinden alır. Aksi de böyledir. Yani erkek aksırdığı zaman yabancı genç kadın ona cevap teşkil eden duâyı yapmaz. Bu konu Hulasâ isimli eserde böyle anlatılmaktadır.


Aksırmaya gelince, bir kadın aksırdığı zaman eğer bu kadın ihtiyar ise ona erkek cevâb teşkil eden duâyı okur, şayet kadın genç ise ona duâyı içinden yapar. Bu tıpkı selâm gibidir. Çünkü yabancı bir kadın, bir erkeğe selâm verdiği zaman, eğer kadın ihtiyar ise erkek onun selâmını kendi işiteceği bir ses ile alır, şayet kadın genç ise onun selâmını içinden alır. Yine erkek de böyle, yabancı bir kadına selâm verdiği zaman bunda cevap aksi üzere olur.


Efendimiz (s.a.v.) hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuştur:
“Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayağın zinası da yürümektir. Kalp ise heves eder, temenni eder. Tenasül uzvu bunu tasdik eder veya yalanlar.” (Buharî) Yani bu uzuvlarla zinâ günâhı gibi bir günâh yazılır.


Başka bir hadîs-i şerîfte şöyledir: “Gözler zinâ ederler, eller zinâ ederler, ayaklar zinâ ederler ve ferç zinâ eder.” (Ahmed b. Hanbel)


(Hadimi, Berika (Tarîkat-ı Muhammediyye Şerhi), 5.c., 65-66.s.)

04Ağu 2020

Peygamber Efendimizin Emri: Sünnetime Sarılınız

Peygamber Efendimizin Emri: Sünnetime Sarılınız başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.


Ashab (r.a.e.)’den İrbaz b. Sâriye (r.a.) der ki: “Resûlullâh (s.a.v.) bir gün sabah namazından sonra bize beliğ bir meviza irad buyurdu. Bu mevizadan gözler yaşardı, kalpler ürperdi. “Bu, bir vedalaşma vaazına benziyor! Öyle ise yâ Rasûlallâh! Bize neyi tavsiye buyurursun?” diye sorduk.


Resûlullâh (s.a.v.): “Ben sizi gecesi gündüzü gibi aydın olan şeyin (dinin) üzerinde bırakmış bulunuyorum. Benden sonra, ancak helâk olacak olan kimse ondan sapar! Allâh (c.c.)’dan sakınmanızı, başınıza Habeşli bir köle de geçse onun emirlerini dinlemenizi, kendisine itaat etmenizi size tavsiye ederim.
Benden sonra, sizlerden yaşayanlar, birçok anlaşmazlıklara şahit olacaktır! O zaman sünnetime, sünnetimden bildiğiniz şeylere, doğru yol üzerinde bulunan halifelerimin (Hulefa-i Râşidîn’in) sünnetine sımsıkı sarılınız! Sonradan sonraya ortaya çıkarılan birtakım şeylerden sakınınız! Çünkü, sonradan sonraya ortaya çıkarılan şey bidattr. Her bid’at da dalâlettir, sapkınlıktır!”
buyurmuştur.
Hz. Ebû Bekir (r.a.), halife olduğu zaman yaptığı konuşmada: “İnen Kur’ân ve Peygamber (s.a.v.)’in sünnetleri bize öğretti de, biz bu sayede bilgi sahibi olduk.” demiştir.


Hz. Ali (k.v.) de: “Resûlullâh (s.a.v.)’in ruhu kabzolununca Ebû Bekir (r.a.) halife oldu. Yüce Allâh tarafından ruhu kabzolununcaya kadar, Resûlullâh (s.a.v.)’in ameline ve sünnetine göre hareket etti. Sonra Ömer (r.a.) halife oldu. Ruhu kabzolununcaya kadar o da öyle hareket etti. Her ikisi de, Resûlullâh (s.a.v.)’in ameline ve sünnetine göre hareket etti” diyerek şehadette bulunmuştur.!”
Bid’at; dinde ihdas edilen şeylere, amellere; Ashâb (r.a.e.)’in ve Tâbiîn (rh.a.)’in işlemedilderi, sünnete aykırı bulunan şeylere denir!


(İmâm Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4.c., 126-127.s.)

03Ağu 2020

Kardeşlerle Muhabbet Etmek

Kardeşlerle Muhabbet Etmek. İslam’da kardeşlik hukuku çok önemlidir. Kardeşler arası muhabbetin çoğalması içinde kişilerin ahlaki açıdan gelişimi önemlidir. Bu yazımızda bu temel ahlaki sıfatları inceleyeceğiz.

Muhabbeti temin eden sıfatlar çok kıymetli olduğu için, kendisiyle muhabbet kurulup huzur bulunacak kimseler de çok azdır. Bu sıfatlar yedi tane olup şunlardır: İlim, akıl, edep, güzel ahlâk, cömertlik, temiz kalp ve tevazû. Bunların bir kısmı olmayınca, insan mükemmel şekilde dostluk yapılacak kimse bulamaz. Çünkü bunların zıddı olan sıfatlar, bütünüyle kalbi soğutacak şeylerdir. Meselâ, cahil kimse ile sıcak muhabbet kurulamaz.


Aynı şekilde ahmak, cimri, kötü ahlaklı, bozuk tabiatlı ve kibirli kimselerle de muhabbet edilemez.


İnsanlar ağaçlara benzer. Bazı ağaçların gölgesi vardır fakat meyvesi yoktur. Dünyada bir menfaati dokunup ahirette fayda vermeyen kimse buna benzer. Ona ara sıra ihtiyaç duyulur.


Bazı ağaçların meyvesi vardır fakat gölgesi yoktur. Ahirette faydalı olup dünyada bir menfaat vermeyen kimse, buna benzer.
Bazı ağaçlar vardır ki; hem gölgesi hem de meyvesi bulunur. Hem dünyada hem de ahirette fayda veren kimse buna benzer. Bu kimse insanların en kıymetlisidir.


Bazı ağaçlar da vardır ki; ne gölgesi ne de meyvesi bulunur. Dünyada ve ahirette bir fayda vermeyen kimse buna benzer. Ona hiç ihtiyaç duyulmaz. Bu kimse, Ümmü Gaylan denen dikenli çöl ağacına benzer; elbiseyi yırtar, onun yenecek içilecek hiçbir şeyi yoktur. Bu durumda olan insanlar, kimseye bir fayda vermedikleri gibi hep zarar verirler, çokça bulunurlar fakat bir işe yaramazlar. Bu kimse Yüce Allâh’ın şu ayette anlattığı kimselere benzemektedir: “O, faydasından çok zarar veren birisine yalvarır. O ne kötü bir dost ve ne kötü bir yakındır.” (Hacc s. 13)


(Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb, 4.c., 365-366.s.)