MEVLANA TAKVİMİNDE BUGÜN

Beş Vakit Namazı Cemaatle Kılmak

Beş Vakit Namazı Cemaatle Kılmak  Beş Vakit Namazı Cemaatle Kılmak. Dinimizin emirlerinden biri de, mescidlerde beş vakit namazı cemaatle kılmamızdır. Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyet ve emirlerinden biri de, mescidlerde beş vakit namazı cemaatle kılmamızdır. Efendimiz (s.a.v.) kişinin mescide istekle gidişini, o kişinin imânının kemâl derecesine ulaştığının bir işâreti saymıştır. Yine kişinin mescide ağır ve isteksiz yürüyüşünün imânının zayıflığına ve eksikliğine, nifâk sahibi olduğuna delâlet ettiğini işâret buyurmuştur. Bir hadîste Efendimiz (s.a.v.), “Kişinin cemaatle namaz kılması, evinde ve iş yerinde kılacağı namazdan 25 basamak daha üstündür. Zira o kimse abdestini güzelce alır, mescide yalnız namaz kılmak niyetiyle çıkarsa (mescid doğrultusunda) atacağı her adım[Devamı]



Namaz Vakitleri

Mevlana Takvimi arşivine ulaşmak için tıklayınız.

Misvak Neşriyat yayın broşürünü görmek için tıklayınız.

2022 KATALOG İÇİN TIKLAYINIZ.

Toptan takvim çeşitleri
Blok takvim (Kütük, Takoz)
Karton (arkalık, ayna)
Masa Takvimi
Aylık Takvim

Ajanda ve diğer promosyon çeşitleri
Toptan Satışlar İçin Fiyat İsteyiniz
Telefon: 0212 511 47 13 - 0549 795 06 64
Whatsapp:+90 850 840 4966
Mail: fgvmisvak@gmail.com

Perakende satış: www.misvakkitap.com

 

Tüm Soru Cevapları Görmek İçin Tıklayınız...

Mecelle Kaideleri

Mecelle Arşivimizi İncelemek İçin Tıklayınız...

Video Galeri

face


mtbbb




Kitap Market

Medila Player [codepeople-html5-media-player id="2"]

Beş Vakit Namazı Cemaatle Kılmak 

Beş Vakit Namazı Cemaatle Kılmak. Dinimizin emirlerinden biri de, mescidlerde beş vakit namazı cemaatle kılmamızdır.

Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyet ve emirlerinden biri de, mescidlerde beş vakit namazı cemaatle kılmamızdır.
Efendimiz (s.a.v.) kişinin mescide istekle gidişini, o kişinin imânının kemâl derecesine ulaştığının bir işâreti saymıştır. Yine kişinin mescide ağır ve isteksiz yürüyüşünün imânının zayıflığına ve eksikliğine, nifâk sahibi olduğuna delâlet ettiğini işâret buyurmuştur.

Bir hadîste Efendimiz (s.a.v.), “Kişinin cemaatle namaz kılması, evinde ve iş yerinde kılacağı namazdan 25 basamak daha üstündür. Zira o kimse abdestini güzelce alır, mescide yalnız namaz kılmak niyetiyle çıkarsa (mescid doğrultusunda) atacağı her adımla derecesi bir kat yükselir ve bir günâhı da dökülür” buyurmuşlardır.
Bir diğer hadîste Efendimiz (s.a.v.), “Karanlıkta ışıksız, mescide gidenleri Hâkk Teâlâ, Kıyâmet gününde parlak nura gark eder” buyurmuşlardır.

Bir hadîs de şöyledir: “Kişi evinde güzelce abdest alır mescide gelirse, o kişi Hakk Teâlâ (c.c)’un ziyâretçisi (misafiri) demektir. Artık ev sahibinin de misafirini karşılayarak ikrâmda bulunması bir vecibedir.” (Taberanî)

Resûlullâh (s.a.v.), “Evinden namaz kılmak niyetiyle çıkan kişi, Allâh (c.c.)’a yönelip “Ey Allâh’ım! Sana doğru yürüyenlerin ve senden bir istekte bulunanların hakkı için, attığım bu adımlar hakkı için senden diliyorum. Ben şer, riyâ, inkâr ve tefâhür için değil, evimden sırf senin rızanı almak için boynum bükük ve zelil olarak çıktım. Kusur ve kabahâtlerimin affını diler, beni ateşinin azâbından korumanı isterim. Bu zayıf kullarının suçlarını senden gayrı affedecek kimse yoktur; var eden sensin, yok eden sensin” diye duâda bulunursa, Hâkk Teâlâ bu kulunun isteğini kabul ettiği gibi, göklerde 70 bin melek de bu kulu için Allâh (c.c.)’dan af ve merhâmet isteğinde bulunurlar” buyurmuşlardır. (İbn Mâce)

(İmâm Şaranî, Büyük Ahidler, s.85-87)

Ebu Hanife (r.a.) Şerre Engel Hayra Alamettir

Hatîb el-Bağdâdî’nin rivâyetine göre büyük hadis alimi Abdullah b. Mübârek (r.âleyh); “Ebû Hanîfe (r.a.) alâmettir” deyince orada bulunan bir kimse; “Şerde mi yoksa hayırda mı?” diye sordu. Bunun üzerine Abdullah b. Mübârek adama “konuşma” diye uyarıda bulunduktan sonra; “Ebû Hanîfe (r.a.) şerre engel, hayra alâmettir” dedi ve “Meryem oğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık”
(Mü’minûn s. 50) âyetini okudu.

Hatîb el-Bağdâdî’in başka bir rivâyetine göre, Abdullah b. Mübârek (r.âleyh) şöyle demiştir: “Ebû Hanîfe (r.a.)’in ilim halkası fakih meclisine benzemekteydi. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.) güzel yüzlü, güzel giyinen bir kimseydi. Bir gün mescidde ders esnasında, tavandan İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.)’in kucağına bir yılan düştü. Onun dışında herkes korkarak kaçtı. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.)’in ise yerinden kımıldamadığını ve sadece yılanı kucağından attığını gördüm. Allâh (c.c.) beni İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.) ve Süfyan ile karşılaştırmasaydı ben de diğer insanlar gibi olurdum.”
İbnü’l-İmad, Zehebî gibi âlimlerin nakline göre, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.) anıldığında Ahmed b. Hanbel (r.âleyh) ona duâ ederdi. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.)’in kadılığı kabul etmediği için kırbaçlandığı haberi, Ahmed b. Hanbel’e mihne döneminde ulaştığında ağlamış ve ona duâ etmiştir. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.)’in kadılık teklifini reddetme fikrinden dönmesi ise çok kötü sonuçlar doğurabilirdi. Onun kadılık teklifini kabul etmemesi, devlete kadılık yapılmayacağı için değildi. İmam-ı Âzam hazretleri takvâ ehli olup, dünya malına, makâm ve mevkiye asla kıymet vermezdi. Bilemediğimiz daha başka sebepler yüzünden bu teklifi kabul etmedi.

(Dr. Muhammed Kasım Abduh el-Harisî, Muhaddisler Nazarında İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe, c.1, s.203-204)

Feminizme Ne Zaman Dur Denecek?

Feminizme Ne Zaman Dur Denecek? başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.

Batılı efendilerin Türkiye’yi kadın üzerinden dönüştürme çabaları/projeleri yeni değildir. “İstanbul” Sözleşmesi Avrupalı için kendi zihniyetleri üzerinden Müslümanlığa karşı, hem de İstanbul’da kazanılmış bir zaferdir. Çok farklı bir konu gibi görünmekle beraber, Ayasofya’nın camilikten çıkarılması gibi bir hamledir.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nin feshi, halkımızda büyük sevinç dalgası oluşturmuştur. Aileyi ve insanlığı yok eden, feminist ideolojinin manifestosu olan bu sözleşmeden kurtulduk zannedilmiş ve sözleşmenin artıklarının da temizleneceği beklentisine girilmiştir. Ancak görünen o ki, İstanbul Sözleşmesi şekil olarak fesih edilmiştir. 10 yıl içinde ise İstanbul Sözleşmesi’nin tüm uygulamaları, yasa ve yönetmeliği, kamu kurum ve kuruluşlarda örgütlenmeleri tamamlanmış, kadroları kurulmuştur. Devletin tüm birimlerinde, başta yargı olmak üzere en sert ve katı biçimde uygulanmasına devam edildiği gerçeği ile karşı karşıyayız.
Maalesef bu sözleşme, ilk imzacı taraf ülke sıfatıyla hiçbir çekince konulmadan imzalandığı gibi 10 yıl içinde sözleşmenin tüm amir hükümleri yerine getirilmiş, uygulamaları hız kesmeksizin devam etmiştir. Sözleşmenin feshi kararı üzerine feminist örgütler göstermelik cılız birkaç eylemde bulunmuşlar ancak sonrasında kuşku uyandıracak biçimde sessizliğe bürünmüşlerdir.

İstanbul Sözleşmesi’nin uzantısı olan 6284 sayılı yasanın ve yargıdaki uygulamaların ailenin korunmasını ve kadına şiddetin önlenmesini sağladığını ve/veya sağlayacağını düşünenler ya saplantılı feminist düşünceye sahiptirler veya pek saf ve iyimserdirler! Son 10 yılda, İstanbul Sözleşmesi ve türevlerinin yürürlük tarihinden sonra kadına yönelik şiddet yüzde 500 artış göstermiş, boşanmalar artmış, evlilik kuranlar azalmış, sonuçta çocuklar desteksiz kalmıştır.
Feminist politikalardan vazgeçilmelidir. Uygulamalar hayırlı sonuçlar vermedi, vermeyecektir.
Gerçek şiddeti engellemeye vakit ve fırsat bırakmayan uygulamalardan vazgeçilmelidir. Aksi halde aile, anne/baba ve çocuk hayallerimizi terk etmek zorunda kalacağız.

(Prof. Sefa Saygılı, Yeni Akit)