MEVLANA TAKVİMİNDE BUGÜN

Ashab-ı Kiram’ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den Gelen Şerefleri

Ashab-ı Kiram’ın Nebi  Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den Gelen Şerefleri Ashab-ı Kiram’ın, Nebi  Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den Gelen Şerefleri. Ehli Sünnet uleması, istisnasız bütün ashabın adalet ve sadakatine ittifak etmiştir.  Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’i her varlıktan daha fazla sevmek ve saymak lazımdır. O (s.a.v.)’in temiz âlini ve mübarek Ashâbı (r.a.e.)’i sevmek şarttır. Onların şereflerini Cenâb-ı Hâkk şöyle beyân etmiştir: “Muhammed Allâh’ın Peygamberi’dir. O’nun beraberinde bulunanlar ‘Ashâb-ı Kirâm’ kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında gayet merhametlidirler. Onları rüku ve secde eder halde ‘namaz kılarken’ Allâh’tan sevâp ve rıza istediklerini görürsün. Secde eserinden ‘çok namaz kılmaları yüzünden meydana gelen’ nişanları yüzlerindedir. İşte onların Tevrat’tak[Devamı]



Namaz Vakitleri

Mevlana Takvimi arşivine ulaşmak için tıklayınız.

Misvak Neşriyat yayın broşürünü görmek için tıklayınız.

 

Tüm Soru Cevapları Görmek İçin Tıklayınız...

Mecelle Kaideleri

Mecelle Arşivimizi İncelemek İçin Tıklayınız...

Video Galeri

face


mtbbb




Kitap Market

Medila Player [codepeople-html5-media-player id="2"]
25Kas 2020

Ashab-ı Kiram’ın Nebi  Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den Gelen Şerefleri

Ashab-ı Kiram’ın, Nebi  Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den Gelen Şerefleri. Ehli Sünnet uleması, istisnasız bütün ashabın adalet ve sadakatine ittifak etmiştir. 


Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’i her varlıktan daha fazla sevmek ve saymak lazımdır. O (s.a.v.)’in temiz âlini ve mübarek Ashâbı (r.a.e.)’i sevmek şarttır. Onların şereflerini Cenâb-ı Hâkk şöyle beyân etmiştir: “Muhammed Allâh’ın Peygamberi’dir. O’nun beraberinde bulunanlar ‘Ashâb-ı Kirâm’ kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında gayet merhametlidirler. Onları rüku ve secde eder halde ‘namaz kılarken’ Allâh’tan sevâp ve rıza istediklerini görürsün. Secde eserinden ‘çok namaz kılmaları yüzünden meydana gelen’ nişanları yüzlerindedir. İşte onların Tevrat’taki vasıfları budur, İncil’deki vasıflan da şudur: Onlar filizlerini çıkarmış bir ekine benzerler… Onlardan imân edip salih ameller işleyenlere, Allâh (c.c.) bir mağfiret ve büyük bir mükafat vadetmiştir.” (Fetih s. 29)
“İslâm’a ve dolayısıyla “cennete girişte” ileri geçerek birinciliği kazanan muhacirler ve ensar, bir de güzel âmellerle onların izinden giden müminler “var ya” Allâh onlardan razı olmuştur. Onlar da Allâh’tan razı olmuşlardır. Allâh onlara ağaçları altında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi olarak kalacaklardır, işte bu, en büyük saadettir.” (Tevbe s. 100)
“Size ne oluyor ki, Allâh yolunda “mallarınızı” harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allâh’ındır. Fetihten (Mekke fethi) evvel Allâh yolunda harcayıp savaşanlarınız diğerleriyle bir olmaz. Onlar sonradan harcayıp savaşanlardan fazîlet ve derece yönünden daha büyüktür. Bununla beraber Allâh hepsine hüsnayı (cenneti) vad buyurdu. Allâh bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Hadid s. 10) Bu ayetteki “Küllen” kelimesi açık bir ifade ile Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.)’in tamamının cennet ehli olduğunu ifade ediyor.


(Mehmed Çağlayan, Ehl-i Sünetin Akidesi, 296.s.)

24Kas 2020

İmanımızı Korumak Temel Vazifemizdir

İmanımızı Korumak Temel Vazifemizdir. İslâm Şeriati’nin hükümlerini kalp ile tasdîk ve dil ile ikrar etmeye îmân denir.

“Hepimizi ve Kâinatı yaratan Allâh Te‘âlâ Hazretleri tarafından Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in getirip tebliğ ettiği şeyleri, İslâm Şeriati’nin hükümlerini kalp ile tasdîk ve dil ile ikrar etmeye îmân denir. İman tasdîk ve ikrardan ibarettir. Bu duruma göre îmân Allâh (c.c.)’e, Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, Âhiret gününe ve Kader’e inanmaktır.” “Cenâb-ı Allâh’ın varlığına, birliğine, benzeri, dengi ve ortağı olmadığına, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in kulu ve son peygamberi olduğuna ve İslâm dîninin (ihtivâ ettiği) diğer temellerine inanan kimseye mü’min denir.” Şüphesiz ölünceye kadar îmânlı durmaya gayret göstermek, ölürken de îmânlı (mü’min) olarak kabir âlemine yönelmek ve böylece Âhiret âlemine îmân nuru ile göçüp gitmek ne güzeldir.
Efendimiz (s.a.v.): “Allâh’ım! Senin dînin (İslâm) üzerine kalbimi sabit kıl.” (Cevheretü’t-Tevhid) diye duâ etmiştir.
Îmânı korumak için sevgili Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.)’i çok iyi tanımak ve O’na tâbi olmak lâzımdır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in âdet konusunda yaptığı şeyler bulunmaktadır. Bulunduğu memleketlerin, şehrin ve beldenin âdetleri arasında iyi, güzel ve faydalı gördüğü şeyler vardır. Bunları beğenmeyenler, çirkindir diyenler kâfir olurlar. Allâh (c.c.) muhafaza küfür sözü söyleyen insanın (mü’min kişinin) o ana kadar hâsıl olmuş bütün sâlih amelleri bâtıl olur ve boşa gider. Küfür sözü söyleyenin nikâhı düşer, daha doğrusu düşer ve tamir cihetine gitmedikçe zina kapısı açılmış olur. Eğer tevbe etmeden ölürse cehennemde ebediyen kalır. Küfür söyleyerek her şeyini kaybeden kişinin, bundan sonra akıllıca yapacağı ilk iş tevbe etmektir. Her şeyin aslına vâkıf olmak için bilenlerden, ehil kimselerden sorup öğrenmek ve böylelikle bilgisizlikten kurtulmak icâb eder.

İman ve Nikah Tazeleme Duası:

“Allâhümme innî ürîdü en-üceddidül îmâne ven-nikâhe tecdîden bi gavli lâ ilâhe illallâh Muhammedür-resûlullâh.”


(Hüseyin Âşık Efendi, Elfâz-ı Küfür, 20-30.s.)

23Kas 2020

Psikiyatri İlmi Öncülerinden: Ebu Zeyd Belhi

Psikiyatri İlmi Öncülerinden: Ebu Zeyd Belhi. Ebû Zeyd; fizik, astronomi, matematik, târih, coğrafya, tıb, edebiyat, fıkıh ve kelâm ilimleri ile ilgili altmışa yakın eser yazdı. Suvar-ul-akâlîm-il-İslâmiyye adlı eserinde yerin resmini kullanan ilk İslâm âlimidir.


İsmi Ahmed bin Sehl el-Belhî olup, künyesi Ebû Zeyd’dir. 849 (H. 235) senesinde Belh’e bağlı köylerden birisinde doğdu. İlim tahsil etmek için bir çok beldelere gitti. 934 (H. 322) senesinde Belh’de vefat etti.
Ebû Zeyd; fizik, astronomi, matematik, târih, coğrafya, tıb, edebiyat, fıkıh ve kelâm ilimleri ile ilgili altmışa yakın eser yazdı. Suvar-ul-akâlîm-il-İslâmiyye adlı eserinde arzın (yerin) resmini kullanan ilk İslâm âlimidir. Yazdığı eserlerden sâdece bir tanesi zamanımıza ulaşabilmiştir. Tıp ilmine ait, Mesâlik-ül-Ebdân vel-Enfüs adlı eserinin iki yazma nüshası, İstanbul Süleymâniye Kütüphanesi Ayasofya bölümü 3741 numarada kayıtlıdır.
Ebû Zeyd, tıp ilimleri târihinde ilk defa olarak bu eserinde bedenî hastalıklar yanında, ruhî hastalıkları ele alıp inceleyerek tedâvî yolları üzerinde çok önemli ve ilgi çekici bilgiler ortaya koydu. Bugünkü modern tıpta parapsikoloji, psikoterapi ve psikosomatik sahalarını ilgilendiren konuları ayrı ve başlı başına oldukça uzun bir şekilde ele aldı.
Elimizde bulunan bu tek eseri, onun ilmî seviyesini çok güzel bir şekilde ortaya koymaktadır. Aynı metodu, yâni insanı ruh ve beden olarak tıbbî yönden tetkik, teşhis ve tedâvî usûlü, iki asır sonra İspanya’da yetişen ünlü bir İslâm âlimi İbn-i Zühr’ün eserlerinde görüldü.
Ebû Zeyd, bu eserinin ön sözünde; “Allâhü Te’âlâ, insanoğluna diğer yaratıklardan farklı olarak idrâk kuvveti ihsan buyurdu. İnsan, bu kuvvet yardımıyla faydalı ve zararlı şeyleri tanıyıp birbirlerinden ayırt eder. Bu bilgi ve kuvvetini kullanması sebebiyle dünyâ ve âhirette saadete kavuşur. Tıp ilmi herkes için çok önemlidir. İnsan, tıp ilmi yardımıyla hastalıkları ve bunların tedâvî yollarını öğrenir” demektedir.


(İslâm Tarihi Ansiklopedisi, 4.c.)