Şit (a.s.); Âdem (a.s.)’ın oğullarının en ulusu, en üstünü, Âdem (a.s.)’a, en sevgilisi ve ona, en çok benzeyeni idi. Âdem (a.s.); vefatından on bir gün önce, Şit (a.s.)’a: “Ey oğulcuğum! Sen, benden sonra, halîfemsin!” diyerek vazifesini takvâ üzere yürütmesini tavsiye etti. Onu, bir vasiyetname ile yerine vekil bıraktı. Bunu, Kabil’den ve Kabil oğullarından gizli tutmasını ona emretti. Gece ve gündüz saatlerini ve her mahlûkun, Allâh (c.c.)’a, hangi saatlerde, ne gibi ibâdetler yaptıklarını bildirdi. Vuku bulacak tufan hakkında da bilgi verdi. Âdem (a.s.); Kabil oğullarının zina ve içkiye düştüklerini, bozulduklarını görünce de, Şit (a.s.)’ın oğullarına da, Kabil oğulları ile evlilik bağlantısı kurmamalarını tavsiye etti. Yüce Allâh; Âdem (a.s.)’a 21, Şit (a.s.)’a da 29 sahife indirip Şit (a.s.)’ı, bu elliyi bulan sahifelere göre hareket ve âmel etmekle mükellef kıldı. Şit (a.s.); Allâh (c.c.)’u, takdis ve tenzihden geri durmaz, kavmine de; Allâh (c.c.)’un buyruklarını yerine getirmemekten sakınmalarını, Allâh (c.c.)’u, her türlü noksan, eksik sıfatlardan uzak tutmalarını ve dâima iyi işler işlemelerini emrederdi. Bunun için, Şitoğulları ve kadınları arasında ne düşmanlık, ne kıskançlık olur, ne kin tutulur, ne suçlama yapılır, ne yalan söylenir, ne de boş yere yemin edilirdi. Âdem (a.s.)’dan sonra, oğullarından, Kâbe’nin onarımını ilk defa, taşla ve çamurla yapan da, Şit (a.s.) idi. Şit (a.s.); vefât edinceye kadar, Mekke’de kalmaktan hac ve umre yapmaktan geri durmadı. (M. Asım Köksâl, Peygamberler Tarihi, c.1, s.68-69)
BAŞA GELEN MUSİBET SEVÂP VESİLESİDİR
Davûd et-Tâî (r.âleyh)’in şöyle dediği nakledilir: “Dünyaya karşı zühd, orada kalmaktan hoşlanmamaktır. Amellerin en üstünü de Allâh (c.c.)’un takdirine razı olmaktır. Hiçbir müslüman için hüzünlenmek yakışık almaz. Çünkü o müslüman, her bir musibet için bir sevâbın verileceğini bilir.” (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c.4, s.92-95)