Osmanlı devrinde ilim denince sadece dini ilimlerin var olduğu sanılır. Hâlbuki Osmanlı medreselerinde yıllar boyu tefsir, hadis, fıkıh gibi ilimlerle birlikte matematik, tıp, astronomi gibi fen bilimleri atbaşı gitmiştir. Zamanla müsbet ilimlerin medreselerde daha az okutulduğu görülüyorsa da bunların Osmanlı ülkesini tamamen terk ettikleri düşünülmemelidir. 18. asrın sonlarında açılan mühendishaneler ve yaygınlaşan mektepler sayesinde pozitif ilimler, Osmanlı âlimlerinin gündeminde bulunmaya devam etmiştir. Osmanlı Devleti yıkılıncaya kadar medreseler tedrisata devam etmiştir. Osmanlı’da aşağı yukarı kuruluş yıllarından itibaren hemen her köy ve mahallede sıbyan mektepleri bulunuyordu. Bu mekteplerde eğitim ve öğretimin esası, din ve ahlâktı. Buralarda Kur’ân-ı Kerim, ilmihâl bilgileri ve kitabet yani yazı dersi öğretilirdi. Tanzimat’a kadar sıbyan mekteplerine kız ve erkek hemen her Osmanlı çocuğu devam eder, bu müessesedeki eğitimini tamamlayıp tahsile devam edecek olanlar medreseye geçerlerdi. Medrese haricinde, hususi eğitimle yetişenler olduğu gibi, Enderun Mektebi’nde ilim tahsil edenler, askeriye mensubu olup ilim öğrenenler, mesleki yoldan meselâ devlet dairelerine devam suretiyle yetişenler de mevcuttu. Tanzimat sonrasında modern tarzda mektepler açılmaya başladığında, sıbyan mektepleri zamanla iptidai mekteplere (ilkmektep, ilkokul) dönüştü. İptidailerle birlikte peyderpey rüşdiyeler (ortaokul), idadi-sultaniler (lise), darulmuallimînler (öğretmen okulu), ziraat ve sanayi mektepleri; yüksekokul olarak tıbbiye, mülkiye, hukuk mektebi, darülfünun (üniversite) vs. birçok mektepler açıldı. Bilhassa Sultan II. Abdülhamid Hân döneminde Osmanlı ülkesinde eğitim seferberliği yaşandı.
(Yedikıta Dergisi, Osmanlı Mekteplerinde Hangi Dersler Okutulurdu?, sayı 42, s.56-57)