Oruç tutan kimse eğer unutarak yer, içer veya cinsî münasebette bulunursa orucu bozulmuş olmaz. Bu hususta unutarak bir kere yemekle birden fazla kere yemek arasında fark olmadığı gibi, az veya çok yemek arasında da fark yoktur. Bir kimse, oruçlu bir şahsın unutarak yediğini görse bakılır, eğer kuvvetli biri olup orucunu tamamlama imkânına sahip olduğu görüşündeyse, oruçlu olduğunu kendisine hatırlatması icap eder. Fakat çok yaşlı olup orucu tamamlamakta zorlanacak olduğu görüşündeyse oruçlu olduğunu hatırlatmaması caizdir. Oruçlu kimsenin saçına ve vücuduna yağ sürmesi, gözüne sürme çekmesi ve güzel koku koklaması caizdir. Sürmenin tadını boğazında hissedecek veya rengini, tükürüğünde veya balgamında görecek olsa bile orucu bozulmuş olmaz, aynı zamanda bu, mekruh da değildir. Oruçlu kimsenin boğazına toz veya sinek girse orucu bozulmaz, fakat kasten sokarsa oruç bozulur. Oruçlu kimse eğer boğazına amber veya öd ağacı dumanı sokarsa yahut tütün içerse orucu bozulur. Fakat dumanının olmadığı yalnızca hoş kokulu bir madde koklarsa oruç bozulmaz. Oruçlu kişinin dişleri arasında yemek veya et artığı kalmış bulunur da onu yiyecek olursa bakılır, eğer nohut kadarsa veya ondan daha büyükse orucu bozulur, eğer ondan daha küçükse orucu bozulmaz. Eğer onu ağzından çıkarır, sonra da tekrar ağzına atıp yiyecek olursa her hâlükârda, yani nohuttan büyük olsa da küçük olsa da orucu bozulur. Oruçlu kişi tükürüğünü yutarsa orucu bozulmaz, tükürüğün az veya çok olması arasında fark yoktur.
(Eşref Ali et-Tehânevî, El Muhtasar fi’l Fıkhi’l Hanefi, s.339-340)