Müjdeli Haber Almak İstiyor muyuz?

Müjdeli Haber Almak İstiyor muyuz? başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.


Güzel Müslüman şüpheli şeylere bulaşma ve kalbinin güzel hâlinin değişeceği korkusuyla, insanlara fazla karışmaz, onlarla sık sık buluşmaz. Bu zamanda kim bu güzel sıfatlara sahip olursa, o kimse gerçekten ahireti isteyen ve ona yönelen birisidir.


Denilmiştir ki: “Her devrin abdalları (seçkin velileri), zamanları miktarınca olur. Her devirde de sabikun (hayırlarda öncü) ve mukarrebun (Allâh (c.c.) katında özel yakınlık elde etmiş veliler) bulunur.”


Müfessirlerden bir zat, Allâhü Te’âlâ’nın, “Siz mutlaka tabakadan tabakaya (hâlden hâle) geçersiniz.” (İnşikak s. 19) âyetinin tefsirini yaparken şöyle demiştir: “Her asırda, daha öncekilerin bulunmadığı bir hâlde, farklı bir tabakada (sıfatta) insanlar bulunur.” Arapça’da “asr”a, “kam” da denir. Bunun en uzun süresi yüz yıl, en kısası ise kırk yıldır. Hadis ve haberlerden anladığımıza göre bunun ortası yetmiş yıldır. Bu, Hz. Ali (r.a.)’in de görüşüdür.


Rivâyet edildiğine göre; ölüm meleği olan Azrail (a.s.), mümin bir kulun ruhunu almaya geldiği zaman, onu takip ve âmellerini muhafaza eden iki melek Azrail (a.s.)’e şöyle derler: “Bize biraz müsaade et de, onun kulaklarını güzel övgüyle dolduralım.” Ardından derler ki: “Allâh (c.c.) sana hayır mükafat versin. Bizim bildiğimiz kadarıyla sen Allâh (c.c.)’a itaatte çok hızlı, O (c.c.)’a isyânda ise çok yavaştın. Hayrı ve hayır ehlini sever, elinden geldiğince hayır işlerdin. Senden çok güzel sözler işittik. Bizi oturttuğun nice değerli meclisler oldu. Müjdeler olsun sana, seninle bizim aramızda gerçekleşen bu güzel buluşma ile sevin, yarın ahirette biz, Allâhü Te’âlâ’nın huzurunda durup senin için güzel şehadette bulunacağız, artık sevin, gözün aydın olsun.”


(Ebû Tâlib el-Mekki, Kalplerin Azığı, 3.c., 597-598.s.)