İbrahim Bin Ethem Hazretleri

İbrahim Bin Ethem Hazretleri‘nin hayatının konu edildiği yazımızda İbrahim Bin Ethem Hazretleri‘nin takvası, manevi halleri ve şahsının yüceliğinden bahsedilmektedir.


Allâhü Te’âlâ buyurmuştur ki: “Gerçekten Allâh katında sizin en üstün ve şerefli olanınız, O’na karşı en takvâlı olanınızdır.” (Hucurât s. 13)


Takvânın hakikati, Allâh (c.c.)’un itaati ile O (c.c.)’un azabından korunmaktır. Takvânın aslı ise ilk olarak şirkten sakınmaktır. Ondan sonra günâh ve kötü işlerden sakınmaktır. Daha sonra şüpheli şeylerden sakınmak, ondan sonra da seni ilgilendirmeyen boş işleri terk etmektir.


İbrahim Bin Ethem (k.s.) şöyle anlatmıştır: “Bir gece Kudüs Beytülmakdis’te o büyük kayanın altında geceledim. Gecenin bir miktarı geçince iki melek indi ve aralarında şu konuşma geçti: “Buradaki şahıs kimdir?”
İbrahim b. Ethem (k.s.): “O, Allâhü Te’âlâ’nın derecelerinden birini düşürdüğü kimsedir.” “Niçin düşürüldü ki?” “Çünkü o, Basra’da bir bakkaldan hurma aldı, bakkalın hurmalarından bir tanesi bunun aldığı hurmaların üzerine düştü. Onu götürüp sahibine geri vermedi.” İbrahim b. Ethem (k.s.) demiştir ki: “Ben bunu işitince hemen Basra’ya gittim; aynı adamdan yine hurma satın aldım, aldığım hurmalardan birini onun hurmaları içine düşürdüm ve böylece ödeşmiş oldum. Sonra tekrar Beytülmakdis’e döndüm, geceyi o kayanın yanında geçirdim. Gecenin bir kısmı geçince, yine gökten iki melek indi. Aralarında konuşuyorlardı. Biri diğerine, “Buradaki kim?” diye sordu; diğeri: “İbrahim b. Ethem.” dedi. Öbürü: “Bu, Allâh (c.c.)’un kendisine önceki makamını geri verdiği ve derecesini yükselttiği kimsedir.” dedi.


İbrahim bin Ethem (k.s.), takvâ babında pek büyük bir insandı. Hazretten hikâye ediliyor: “Helâlinden ye! Helâlinden yedikten sonra, gece kalkıp ibadet yapmazsan, gündüz nafile oruç tutmazsan (bile) hiçbir zararı sana dokunmaz.”
Hazret’in bütün duâsı şuydu: “Ya Rab! Beni günâhın zilletinden ibâdetinin izzetine naklet!”


(İmâm Kuşeyri, Kuşeyri Risâlesi, 42-267.s.)