Cuma’nın Terkine Rıza Göstermemek

Cuma’nın Terkine Rıza Göstermemek başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.

Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden birinde Müslüman kardeşlerimizin Cuma Namazı’nı bırakmalarına sebep olabilecek bir şey söylemememiz, Allâh (c.c.)’un hayır ve râhmetinden yoksun kalmamaları ve ölünceye kadar bu hayır ve râhmetten kalplerinin mühürlenmemesi için, Cuma Namazı’na gitmeye şiddetle zorlamamız buyrulmaktadır.
Tanıdığımız bir kimsenin Cuma Namazı’nı mazeretsiz bıraktığını öğrenince, onu uyarmayıp bu hareketine karşı susarsak, Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’in buyruklarına hıyanet etmiş sayılacağımız gibi, büyük günâhı da yüklenmiş oluruz. Zamanımızda insanlardan bu ahdin hükümlerini bozanların çoğaldığını görmekteyiz. Cuma Namazı’na gitmeyen bir kimseye bunun sebebi sorulmamakta ve hatta ilgilenilmemektedir. Halbuki İlahî buyruklara göre, ma’siyete düşen bir kimsenin diğer bir kimse tarafından uyarılması gerekmektedir. Bu uyarıyı yapmayan bir kimse de bu ma’siyete iştirak etmiş olur. Çünkü gerçeği bilip, bunun büyük bir ma’siyet olacağına inanan, bundan korkan bir kimse, bir başka kimsenin de bu ma’siyete düşmesinden aynı korkuyu duymalıdır. Allâh (c.c.)’un lütûf ve yardımını beklemekten başka çaremiz yoktur.
Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Mazeretsiz olarak üç defa cuma namazını bırakan bir kimse, münafıktır.” (İmâm Ahmed)
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden birinde de Cuma Namazı’nda imâm minbere çıkmadan önce, bir kimseye mescitte hazır bulunmasını daha önceden hatırlatmamız, onu bu yönde uyarmamız gerektiği belirtilmektedir.
Taberanî ve Isbehanî merfûan şu hadîsi anlatırlar: “Cuma namazına gidiniz, orada hazır olunuz. İmâma yaklaşınız. İçinizden biri cennetlik olur da cuma namazına geç kalmakla o kimse cennetten ve cennet ehlinden geri bırakılır.” Allâh (c.c.) en doğrusunu bilir.


(İmâm Şa’rânî, el-Uhud’ul-Kübrâ, 812-813.s.)