Osmanlı’nın Temelini Atan Mücahid Ertuğrul Gâzi

Osmanlı’nın Temelini Atan Mücahid Ertuğrul Gâzi. Osman Gâzi’nin babası olan Ertuğrul Gâzi, Oğuzların Bozok koluna bağlı Kayı boyundan Süleyman Şah’ın oğludur.

Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Gâzi’nin babası olan Ertuğrul Gâzi, Oğuzların Bozok koluna bağlı Kayı boyundan Süleyman Şah’ın oğludur. Süleyman Şah’ın vefâtından sonra, Ertuğrul Gâzi kabîleye reis seçildi. Ertuğrul Gâzi kardeşi Dündâr Bey ile berâber batıya hareket etti. Sivas yakınlarında konakladıkları sırada Selçuklu ordusu ile büyük bir Moğol birliğinin savaşına şâhid oldular. Selçukluların yenilmekte olduğunu görünce, yiğitlik ve mertlik esaslarına göre, kuvvetleriyle onların yardımına koşan Ertuğrul Gâzi Selçukluların gâlip gelmesini sağladı. Bunun üzerine Selçuklu hükümdârı Sultan Alâeddîn, Söğüt, Domaniç ve Karacaşehir’i kendilerine verdi. Ertuğrul Gâzî aşiretiyle berâber gelip, Söğüt ve Domaniç’e yerleşti.
Ertuğrul Gâzi Selçuklu Sultânı Alâeddîn’in vefâtına kadar altı sene etrâfın fethi ve İslâmiyetin yayılması için bütün gayreti ile çalıştı. Sultân’ın vefâtından sonra, Selçuklu hükümdârları arasındaki taht ve taç kavgalarına karışmayarak Söğüt uç bölgesinde tekfûrlarla mücâdeleye devâm etti. 1281 yılında Söğüt’te vefât ederek oraya defnedildi.
Ertuğrul Gâzi, çevresinde bulunan beyliklerden devletlerin durumlarını ve siyâsî şartlarını gâyet iyi değerlendirirdi. Komşuları ile dâimâ iyi geçinerek aşîret ve tebaasını güçlü bir durumda huzûr ve râhat içinde yaşattı. Çok cömert olan Ertuğrul Gâzi, fakirlere, düşkünlere dâimâ yardım ederdi. Yarım asır adâletle idâre ettiği bölgede Hıristiyanlara da İslâmiyeti sevdirdi.
Ertuğrul Gâzi’nin ölümünden sonra, küçük oğlu Osmân Gâzi, kavim ve kabîlesinin reisi oldu. Osman Bey’in bağrından çıkarak denizleri, diyarları, kıtaları ve ülkeleri muhteşem dalları arasına alacak olan çınarın kökü toprağa yayılmaya başladı. Öyle ki, bu çınarın gölgesi altında bütün insanlık, Asr-ı Saâdet’ten sonra, bir daha görüp hayâl edemediği bir şekilde tam altı asır yaşadı.


(Rehber Ansiklopedisi, 5.c., 178.s.)