Akıl, insanoğlunun bir özelliği ve şeref kaynağıdır. İlahi emir ve yasaklara muhatab olmak ve sorumluluk yükünü taşımak, ancak akıl ile mümkün olabilir. İnsan akıl ile insandır. Başka yaratıklara üstünlüğü de akıl sayesinde olmuştur.

“Gerçekten biz, ademoğullarını (diğer yaratıklar üzerine) üstün kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve onlara hoş rızıklar verdik. Kendilerini, yaratıklarımızdan çoğunun üzerine üstün kıldık.” (İsra s. 70) ayetinin tefsirinde Kurtubi şöyle diyor: “Güvenilir ve gerçek görüş şudur ki, ayette üstünlük, sorumluluğa sebep olan akıl iledir. Çünkü Allâh (c.c.)’u akıl ile bilinir ve onun Yüce Kelâmı akıl ile anlaşılır. Akıl sorumluluğun temelini teşkil eder. Yalnız şu bir gerçektir ki, akıl her şeyi bilmeye, sarmaya ve ilâhi muradı idrak etmeye yeterli olmadığı içindir ki, Yüce Allâh Peygamberler ve Kitaplar göndermiştir.”

Şeriat güneşe, akıl da göze benzer. Göz sağlam ise, açıldığı vakit güneşi görebilir ve eşyanın tafsilatını idrak eder. Akıl bir binanın temeli gibidir. Şeriat da binanın kendisidir. Bina olmayınca, temel yeterli değildir. Temel olmadan bina da sağlam olmaz. Akıl göz gibidir. Şeriat da güneşin ışığı gibidir. Güneşin ışığı ve aydınlığı olmadan, göz görmeye yeterli değildir. Akıl lamba gibidir. Şeriat onu aydınlatan yağıdır. Yağ olmadan, lamba yanmaz ve aydınlık vermez. Lamba olmadan yalnız yağ da aydınlık yayamaz. İkisi de birbirinin tamamı ve devamıdır. Kuran-ı Kerim, düşünmeyi sık sık emir ve tavsiye etmektedir.

Şeriatten yüz çeviren ve sade aklına güvenerek içtihad yapmaya yeltenen zavallı da güneşten yararlanmamak için gözlerini kapayarak, zifiri karanlıkta renk arayan kimseye benzer.

(İmam Gazali, Ma’aricül Kudüs, s.59-61)

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin