Cuma Günü zeval (güneşin tam tepede olduğu) vaktinden sonra Cuma Namazı’nı kılmadan sefere çıkmak mekruhtur. Zeval vaktinden evvel çıkmak ise mekruh değildir.

Bir kimse, Cuma Günü özrü bulunmadığı halde Cuma Namazı’nı kılmadan Öğle Namazı’nı kılacak olsa bu namazı sahîh olursa da Cuma Namazı’nı terk ettiğinden dolayı günaha girmiş olur. Fakat böyle bir kimse, bilâhare Cuma Namazı’nı kılmak için -daha Cuma Namazı kılınmadan- camiye yönelse kıldığı Öğle Namazı bâtıl, yani nafileye dönüşür.

Cuma için tekbir almak, yıkanmak, misvak kullanmak, güzel elbiseler giyinmek, güzel kokulu şeyler sürünmek müstehabdır. Minarede ezan okununca da başka şeyler ile uğraşılmayıp hemen camiye gidilmesi vaciptir.

Cuma Günü camiye erkence gitmek, Tahiyyetül mescid olmak üzere iki rek’at namaz kılmak, Kehf suresini okumak veya dinlemek menduptur.

Cuma Günü camiye giden kimse başkalarına eziyet vermemek ve hutbeye henüz başlanılmış olmamak şartıyla hatibe yakın yere kadar gidebilir ve bulabildiği yerde oturur. Fakat yer bulamaz, ileri saflarda da boş yer bırakılmış olursa zaruret olduğu için bu boş yerlerden birine kadar gidebilir.

Hatip minbere çıkınca cemaatin konuşmayıp sükût etmesi, selâm alıp vermemesi, nafile namaz kılınmaması icap eder. Hattâ hutbede Resûlü Ekrem (s.a.v.)’in mübarek isimleri zikredilince cemaatin salât-ü selâmda bulunmaksızın yalnız dinlemekle yetinmesi efdaldir. (Ancak, kendi işitecek şekilde söyleyebilir.)

Cuma’nın başlanılmış ilk sünneti, hatibin minbere çıkması halinde uzatılmaksızın hemen -vâciplerine riayet etmek üzere- tamamlanmalıdır. Cuma Namazı’nı, hutbeyi okuyan zatın kıldırması evlâdır. Cuma Namazı henüz bitmeden İmâma uyan kimse, bu namazı tamamlar, velev ki İmâma teşehhüdde veya secde-i sehvde yetişmiş olsun.

(Büyük İslam İlmihali, Ö. Nasuhi Bilmen, s. 166-167)

 

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin