Mânevî sahada rehber olan Peygamberler, maddî sahada da insanlara öncülük etmiş ve onları, ulaşabilecekleri son merhalelere doğru yönlendirmişlerdir. İğneyi ilk bulan ve onunla elbise diken Hz. İdris (a.s.), saati ilk bulan ve onunla zamanı ölçen Hz.Yusuf (a.s.), ağaca şekil veren ve onunla dev dalgaları aşan Hz. Nuh (a.s.), demiri işleyerek şekillendiren Hz. Davut (a.s.), asâsıyla yerden su çıkaran Hz. Musa (a.s.), elbisesini ateş yakmayan Hz. İbrahim (a.s.), hastaların şifasına vesile olan ve ölüleri dirilten Hz. İsa (a.s.) ve nihayet geri döndüğünde yatağı dahi soğumayacak kadar kısa bir zamanda, zaman ve mekân mefhumlarını alt üst ederek Mirac’a çıkan Efendimiz (s.a.v.)’e kadar bütün Peygamberler (a.s.e.) insanlar için maddî terakkinin uç noktalarını gösterdiler. Bu mucizelerin diliyle “Ey insanoğlu, sen de çalış ve Allâh (c.c.)’a itaat et ki, sana da ihsân edilsin” mesajını verdiler. Hz. Süleyman (a.s.) ise, günümüzde hâlâ üzerinde uğraşılan bir konunun uç noktalarını gösteren bir mucizesinde, eşyanın aynen naklini sağlamış ve Saba Melikesi Belkıs’ın tahtını bir anda yanına celbetmiştir. Neml Sûresi’nin 36-42. âyetlerinde gayet tafsilatlı olarak anlatılan bu mucize sonucunda, Belkıs’ın yakut ve zümrütlerle işlenmiş altın tahtı, bir anda Hz. Süleyman (a.s.)’ın yanında belirmiş, tahtın etrafındaki kişilerin sesleri ve görüntüleri de, aynen müşahede edilmiştir.

Bu âyetler, cisimlerin uzak mesafelerden aynen veya sureten (görüntü olarak) nakledilebileceğini, seslerin (telsiz, telefon ve radyo ile) aynen aktarılabileceğini açıkça göstermektedir. Nitekim bu işaretin ilk bölümü gerçekleşmiş ve cisimlerin görüntüleri; televizyon cihazlarıyla, dünyanın bir ucundan diğerine nakledilir hâle gelmiştir.

Cisimlerin aynen nakledilebilmesi konusunda yapılan çalışmalar, bugün olanca hızıyla sürdürülmekte ve teorik olarak da bunun,mümkün olabileceği kabul edilmektedir.

(Gerçeğe Doğru Dergisi, c.1, s.3-4)

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin