ALLAH RIZASI İÇİN

birleşmek istedim; lâkin teklifimi kabul etmedi. Bir kaç sene sora bir kıtlığa uğrayınca bana başvurdu. Kendisini bana teslim etmek şartıy­la ona yüz yirmi altın verdim kabul etti. Bu su­retle fırsat elverince, cinsi bir muamele başlamak üzere iken «Allah’dan kork da haksız olarak mührümü bozma» dedi. Ben de Allah’­dan korkarak bu çok sevdiğim kadından uzaklaştım, verdiğim altınları da ona bıraktım. Al­lah’ım! Eğer bu işi sırf senin rızanı kazanmak için yapmış isem, içinde bulunduğumuz belayı üzerimizden gider» diye yalvardı. Mağaranın kapısı bir parça daha açıldı, yine çıkılabilecek derecede değildi. Üçüncü şahısta şöyle dedi:
«- Allah’ım! Ücretle amele tuttum, ve üc­retlerini verdim, lâkin, yalnız biri ücretini almadan bıraktı gitti. Onun ücretini işlettim; onun nam ve hesabına mal çoğaldı. Bir müd­det sonra o adam yanıma gelerek: «ücretimi ver.» dedi. Ben de: «Şu gördüğün deve, öküz, koyun, senin ücretinden üremiştir, al götür» dedim. Bunun üzerine malları aldı ve hepsini sürüp götürdü; hiçbir şey bırakmadı. Allah’ım! Eğer bunu senin rızan için yapmışsam, içinde bulunduğumuz beladan bizi kurtar.» dedi. Taş mağaranın ağzından kaydı. Onlar da çıkıp yürüdüler.» (Buhari-Müslim)