İbni Abbas (r.a)’den rivayetle bir gün Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ey Kureyş ileri gelenleri, size tabi olan maiyetinizdeki halka karşı üç türlü muamelede bulunun. Sizden merhamet istediklerinde, merhametli davranın, sizi hâkim kabul ettiklerinde onların arasında âdilâne davranın. Söylediklerinizi yerine getirin. Allah’ın ve meleklerin laneti, böyle hareket etmeyen kimsenin üzerine olsun. Allah ondan hiçbir farz ve nafileyi kabul etmeyecektir.”

Yine bir gün sahabeye hitaben şöyle buyurmuştur: “Her bir kul ki, Yüce Allah kendisine halka amirlik yetkisini verir de onlara haksızlık yapar ve iyilikleri için iyi davranış sergilemez ve onlara karşı şefkatli olmazsa, Yüce Allah ona cenneti haram kılar.”

Yine buyuruyor: “ Müslümanların yönetimini üstlenen kimse, ev halkını koruduğu gibi onları da korumaz ise, hiç şüphesiz cehennemde kendisi için yer hazırlamış olur.”

Yöneticinin iki temel sorumluluğu vardır. Birincisi yaratanına karşı olan sorumluluğu, diğeri halkına, yani yönettiği kişilere karşı sorumluluğu. Yaratan ile arasında olan, emrine itaat ve yasaklarından sakınmaktır. Burada şunu baz alabilirsin; kölenin sana nasıl davranmasını istersen sen de Rabbine öyle davran. (itaatkar ol).  İnsanlarla olan muamelende de şuna dikkat et; kendine yapılmasını istemediğin şeyi halkına da yapma!

Bilmiş ol ki, senin ile Rabbin arasındaki muamelede Yüce Allah’ın affı yakındır. Fakat insalara karşı yapacağın zalimane tutum ve davranıştan dolayı Yüce Allah ahirette seni hiçbir şekilde affetmez, tolerans tanımaz.

Allah sana apaçık pek çok nimet ve imkânlar bahsetmiştir. Bu nedenle O’na şükretmeli ve sana sağlanan imkânlardan başkalarının da faydalanmasını sağmalısın. Kim, elindeki imkânlardan dolayı Allaha şükretmezse, imkânlarını yok olmakla karşı karşıya bırakmış olur.

(İmam Gazali, Yönetim Sırları, s. 24)