Tag Archives: MUTASAVVIFLARIN SÜNNET-ISENIYYE ANLAYIŞI

Allah (c.c.) Yolunun Adabı Allah (c.c.) Yolunun Adabı başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz. Allâh (c.c.) yolunda yürüyen, ilerliyen bir sâlikin, her ilerliyenin devam ettiği beş şartı gözetmesi lâzımdır. Bunlar; az yemek, az uyumak, insanlarla bir arada bulunmamak, dâima “Lâ ilâhe illâllah” kelimesini söylemek, bu manâ ile nefsine ve şehvetine muhalefet edip, şeytânla mücâhedeye girişmek ve bütün […]

Çalış Çabala Yapış Bırakma Çalış Çabala Yapış Bırakma. Sana lâzım olan şey kendiliğinden gelmez. Rızkını kazanmak için nasıl çabalıyorsan, ma’nevî çöküntüden kurtulmak için de öyle çabala. Çalış, çabala; yapış, bırakma. Sana lâzım olan şey kendiliğinden gelmez. Rızkını kazanmak için nasıl çabalıyorsan, ma’nevî çöküntüden kurtulmak için de öyle çabala. Kendini iyi işler yapmaya zorla. Kendini şeytândan […]

Temeli Doğruluk Üzere Attım Temeli Doğruluk Üzere Attım başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz. Bir gün Gavs-ı A’zâm Seyyid Abdülkâdir Geylânî (k.s.)’a; “Bu işe başladığınızda, bu yola adım attığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esâs aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?” diye sordular. Buyurdular ki: “Temeli sıdk ve doğruluk üzerine attım. Aslâ yalan söylemedim. Yalanı kâğıda […]

Gerçek Maneviyat Ehli ve Yol Kesiciler Gerçek Maneviyat Ehli ve Yol Kesiciler. Tasavvuf konusunda şeriat ve hükümlerinin değerini bilmeyen ve şeriat ile amel etmeyen kişiden yüz çevirmek lâzımdır. İmâm-ı Gazâlî (k.s.) Hazretleri buyurdu: “Havada uçan, suyun üzerinde yürüyen veya ateş yiyen veyahut da bunlardan başka harikulâde haller gösteren bir şeyhi gördüğün zaman onu iyi araştır. […]

Teheccüd Hassasiyeti Teheccüd Hassasiyeti başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz. Bu devirde sünnete uymanın nasıl gerçekleşeceğini anlamak isteyenler için, Ömer Muhammed Öztürk’ün hayatının her safhası dersler ve ibretlerle doludur. “Sünnet anlayışımız, İbn Ömer (r.a.)’ın sünnet anlayışıdır” buyuran Ömer Muhammed Öztürk hayatlarını, sünneti yaşamaya adamış ve bunu fiilen ispat etmişlerdir. Gece ibâdeti hayatlarında özel bir yer teşkil eder. […]

Tasavvufun Gayesi Tasavvufun Gayesi. Tasavvuf yolunun gâyesi, insanın nefsânî duygularının arınması ve kalbinde mevcut olan hastalıklarının tedavi edilip, Efendimiz (s.a.v.)’in şefâatine mazhar olunacak hâle ermeye çalışmaktır. Tarikâtın (tasavvuf yolunun) gâyesi, insanın nefsânî duygularının arınması ve kalbinde mevcut olan hastalıklarının tedavi edilip, kıyâmet gününde Efendimiz (s.a.v.)’in şefâatine mazhar olunacak hâle ermeye çalışmaktır. Seyyid Ahmed Er Rifâî […]

Sadık İnsan Kimdir? Sadık İnsan Kimdir? Sâdık insan”ın alametleri şunlardır: Baktığı zaman ibret alır, sustuğunda tefekkür eder, konuştuğunda zikreder, verilmeyip men edildiğinde sabreder. Sadık insan”ın alametleri şunlardır: Baktığı zaman ibret alır, sustuğunda tefekkür eder, konuştuğunda zikreder, verilmeyip men edildiğinde (engellendiğinde) sabreder, verilince şükreder, belâya uğrayınca istircâ eder (“innâ lillah ve innâ ileyhi râciûn” âyetini okur; […]

Az Gülüp Çok Ağlayanlar Az Gülüp Çok Ağlayanlar başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz. Geçmiş büyüklerin bir ahlâkı da az gülmeleri, ellerine geçen dünyalıklara sevinmemeleri idi. Dahası giysi, binit, hanım, mevki gibi dünyalıklara kavuştuklarında dünya sevdalılarının tersine ruhları daralır, âhiret nimetlerinin dünyada peşin olarak verilmiş olabileceğinden endişe duyarlardı. Öyle ya, dünya hapishanesinde olup aziz ve celil Allâh’a […]

Muhammed Masum Faruki’den İnciler Muhammed Masum Faruki’den İnciler. Muhammed masum hazretleri temel islami vazifelerimiz ile ilgili yazısını sizler için derledik Muhammed Ma’sûm (k.s.) hazretleri buyurdu ki: “Zekâtı ve fitreleri, şerîatin emrettiği kimselere seve seve vermelidir. Akrabâyı ziyâret etmeli, mektupla gönüllerini almalıdır. Komşuların haklarını gözetmelidir. Fakirlere ve borç isteyenlere merhamet etmelidir. Malı, parayı, şerîatin izin vermediği […]

En Büyük Keramet İstikamettir En Büyük Keramet İstikamettir. En büyük kerâmet, Allâh’ın istediği şekilde kul olmaktır. Peygamberlik da’vâsına kalkışmaksızın hârika haller göstermek anlamına gelen kerâmet mümkün bir olaydır ama gaye değildir. Yani Allâhü Te‘âlâ’nın üstün dostluğunu kazanmış bir veli, gerektiğinde maddî herhangi bir sebebe başvurmadan alışılagelmiş hâdiselerin dışında bir takım olayların zuhûruna sebep olabilir. Hakikatte […]