Tıbbı Nebevi

19Eyl 2020

Peygamber Efendimiz ve Misvak

Peygamber Efendimiz ve Misvak. Misvak nedir? Ne işe yarar? Misvakın faydaları neler? Misvak kullanımıyla ilgili olan hadis-i şerifler neler?

Resûlullâh (s.a.v.) ihtiyaç anında hemen kullanabilmek için misvakını devamlı olarak yanlarında bulundururlardı. Sahâbîler de genellikle misvaklarını kulaklarının üzerlerine koyarlar ve her zaman için misvak kullanırlardı. İmâm-ı Şa’râni (k.s.) eserinde şöyle diyor: “Resûlullâh (s.a.v.) bizden (bu ümmetten) şöyle bir söz almıştır: Biz her abdest vâkti devamlı misvâk kullanacağız.”


Eğer misvakımızın düşüp kaybolma tehlikesi olursa onu bir iple boynumuza asacağız. Bu öyle bir sözdür ki bu konuda tüccarlar, âmirler ve memurlardan oluşan büyük bir topluluk gevşeklik göstermektedirler. Nitekim bu yüzden onların ağız kokuları pis ve tiksindirici bir hâl almaktadır. Bundan dolayı Allâh (c.c.)’a, meleklere ve sâlih Mü’mînlere saygı ve edepte kusur edilmektedir.


İbn-i Abbâs (r.a.) Hazretleri’nden rivâyet olunduğuna göre Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurdu:
“And olsun ki misvâk kullanmakla emir olundum. Hatta misvâk hakkında Kur’ân-ı Kerim’den üzerime bir âyet ineceğini veya vahiy geleceğini zannettim.” (et-Tergib ve’t-Terhîb)
İbn-i Abbas (r.a.)’den rivâyet olunduğuna göre Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:
“Misvâk kullanmaya devam ediniz çünkü onda on haslet vardır:

  1. Ağzı temizler, 2. Rabbin rızâsını kazandırır, 3. Melekeleri ferahlandırır, 4. Gözleri kuvvetlendirir, 5. Dişleri beyazlatır, 6. Diş etlerini sertleştirir, 7. Diş ile diş etleri arasındaki pasları giderir, 8. Yemeğin hazmını kolaylaştırır, 9. Balgamı keser, 10. Melekler misvâk kullanan kimsenin yanından ayrılmazlar ve namazın ecri kat kat verilir.”

(Ramazanoğlu Mahmud Sâmi (k.s.), Musahabe 4, 112.s.)

https://youtu.be/1rRbkwdTdXk
24Haz 2020

Misvakın Maddi Manevi Faydaları

Misvakın Maddi Manevi Faydaları. Misvak, her şeyin yapaylaştığı dünyamızda hala doğal olarak kalan ve bilimsel olarak faydaları kanıtlanmış olan bir bitkidir.

Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “Misvâk kul­lanmanız gerekir. Zira misvâkta on güzel şey vardır. Bunlar; ağzı temizler, Râbbi râzı eder, melekleri sevin­dirir, gözü parlatır, dişleri beyazlatır, diş etlerini pekleş­tirir, diş kirini giderir, yemeği hazmettir, balgamı keser, namaza kat kat sevâp getirir. Ayrıca ağız kokusunu gü­zelleştirir. Ağzın çirkin kokularını önler. O ağız ki, Kur’ân yoludur.” (Tenbîhü’l Gâfilîn)

Nebî (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Misvâk kullandıktan sonra kılınan iki rekât namaz, misvâk kullanmadan kı­lınan 70 rekât namazdan daha üstündür.” (Ebû Nuaym)Bu sevâp, misvak abdest alırken kullanıldığı zaman kazanılır. Nebî (s.a.v.) bir Cuma günü şöyle buyurdular: “Ey Müslü­manlar! Allâh (c.c.) bu günü Müslümanların bayramı kıl­mıştır. O hâlde bugün gusül yapın. Kimin yanında güzel kokusu varsa, onu sürünsün. Bugün muhakkak misvâk kullanınız.” (Ebû Dâvûd)

Mücâhid anlatır: Bir süre, Cebrâil (a.s.)’ın Resûlullâh (s.a.v.)’e gelmesi gecikti. Sonra geldi. Gelince Resûlullâh (s.a.v.) sordular: “Ey Cebrâil! Seni tutan (gelmemeye zorlayan) ne oldu?”Cebrâil (a.s.) şöyle anlattı: “Size nasıl gelebilirdim ki? Aranızda tırnaklarını kesmeyen, bıyıklarını kısaltmayan, parmak aralarına su ulaştırmayan, misvak kul­lanmayanlar var.”

Fezâil-i Misvâk risâlesinde misvâkın ayrıca şu faydaları zikredilmektedir: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) buyurdu ki: “Misvâk kullanmak kişinin fesahâtini (güzel konuşmasını) arttırır.” (İbn-i Adiy)Misvâk, ihtiyarlığı yavaşlatır. Sırat üzerinde yü­rümeyi de süratlendirir. Mideyi güçlendirir. Şeytanı çatlatır. Sevâpları çoğaltır. Safrayı keser. Baş ağrısını dindirir. Mis­vâka devam etmekle geçim kolaylığı ve zenginlik nasîp olur. Bedeni güçlendirir. Bedenin rutubetini keser. Sesi güzelleş­tirir. Uykuyu uzaklaştırır. Sırtını tasviye eder (kişiyi kambur olmaktan korur). Beli kuvvetlendirir. İştah açar. Hilkâti saf ve duru bir hale getirir.

(www.misvakvehacamat.com)

25Nis 2020

Yemek Adabı

Peygamberimizin yemek adabı, İslam’da yemek yeme ölçüsü, Yeme içme adabı ile ilgili hadislerde bizlere tarif edilenler nelerdir? Bugünkü yazımızda İslam’da yeme içme adabını anlatacağız

Resûlullâh (s.a.v.) her işine Allâhü Te’âlâ`nın ism-i şerifini zikrederek başlamayı severdi. Bu mübarek âdetleri, yemeğe başlarken de aynıydı. Yemekten evvel ellerini yıkamayı ihmâl etmez, sağ eliyle ve önünden yerdi. Başlarken “Bismillâh” veya “Bismillâhirrahmânirrahîm” derdi. (Buhârî) Hz. Peygamber (s.a.v.), yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutan kimsenin “Bismillâhi evvelehu ve âhırahu” demesini tavsiye buyurmuştur.

Hz. Peygamber (s.a.v.) yemeğin önünden yenmesini isteyerek, aynı tabaktan yemek yenilen bir sofrada, başkasının önüne uzanmanın çok çirkin olduğunu belirtmiştir. Yine kendileri buyurmuşlardır ki: “Ben yaslanarak yemek yemem. Kul gibi oturur, kul gibi yerim.”

Gecelemiş, kokmuş, ekşimiş, çok tuzlu ve çok acı olan yemekleri yemezdi. Bu sayılanlardan hiçbirini yememiştir. Yemeğin peşinden uyumayı yasaklardı.

İslam’da Yeme İçme Adabı

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, İbni Cihan’ın bahçesine girince, “Su kabında suyunuz var mı?” diye sordular. “Yoksa avuçlarımızla içelim” buyurdular. Burada, zaruret olmadıkça avuçla içilemeyeceğine dair işaret vardır. Resûlullâh (s.a.v), otururken içerdi. Ayakta içmekten nehyederdi. Suyu üç seferde içerdi. Yine buyurdular ki, “Çanakların üstünü örtün, su kaplarının ağzını bağlayın. Bir yılda öyle bir gece vardır ki, veba o gece iner, örtülmemiş bir çanak, bağlanmamış bir kap yoktur ki, onlara uğrayıp bu hastalığı doğuracak mikrobu düşürmüş olmasın.”

Bardağın kırık yerinden içilmemesini emrederdi. Bazen safi süt içerdi. Bazen de su ile karıştırıp içerdi. Buyururlardı ki, “Suyun yerini tutan hiçbir yemek ve meşrubat yoktur.”  Balı içmesine gelince, onu gayet soğuk olan su ile karıştırıp içerdi. Balın ilahi vahyin sonucu olarak, ilim adamları tarafından meşrubatın en iyisi olduğu oy birliği ile açıklanmıştır.

Bu yazımızda sizlere mubarek Ramazan ayına girdiğimiz şu günlerde yemek adabı ve İslamiyette yemek adabı hakkında bilgi vermeye gayret ettik.

(Firuzâbâdî, İbadetleriyle Peygamberimiz (s.a.v.), s.337)

25 Nisan, Mevlâna Takvimi

20Nis 2020

Çeşitli işlenmiş gıdalarla insanları ilk önce şişmanlatıp, daha sonra binbir türlü diyet ürünleri ve reçeteleriyle zayflatmaya çalışan sektörlere hizmet eden diyetisyenlerin sık sık tekrarladıkları bir tavsiye vardır: Günde 3-4 öğün yiyin, sabah kahvaltı mutlaka yapın, öğün atlamayın. Halbuki Cenâb-ı Hâkk’ın bünyemize verdiği açlık hissi boşuna değildir.

Açlık sanki bizim düşmanımız gibi algılanmaktadır. Aslında hayatta kalmamızı sağlamak için tasarlanan muhteşem bir mekanizmadır. Elbette yeriz, çünkü yemezsek yaşayamayız. Ama hayatımızda bir kez olsun kendi kendimize, “şu anda mutlaka yemek yemeliyim, çünkü yemezsem ölürüm” dediğimizi hatırlıyor muyuz? Ama pek çok defa “açlıktan ölüyorum” demiş olabiliriz. Açlık, harika bir fenomendir. Doğal halinde, içinde hiç abur cubur olmayan veya az olan yemekleri düzenli yersek, bir sonraki öğüne kadar açlık çekmeyiz. Ama günde 3 öğün yemeliyiz saplantısından da kurtulmalıyız. Tekrar acıkana kadar yememeliyiz. Acıkınca yemek, daha çok lezzet demektir ve yan etkisi olmayan şahane bir zevktir.

Doğal gıdaların tadsız olduğunu da düşünmeyelim. Aslında bize en fazla fayda sağlayan gıdalar, tadları en lezzetli olanlardır. Rafineri gıdaları terk ettiğimizde bu lezzeti anlarız.

(Prof. Sefa Saygılı, Beslenme Psikolojisi, s.70)

Sonuç olarak Allâh Resûlü (s.a.v.) mide hastalıkların evidir. Tedavinin özü ise perhizdir buyurmaktadır. Yaşamak için yemek gerekir, sağlıklı ve uzun yaşamak içinse az yemek şarttır. Ucuz ve kötü gıdalardan çok miktarda tüketmek yerine nitelikli gıdalardan az miktarda yiyerek sağlıklı kalınız. Az yiyip çok şükredin ki hem bereket artsın hem de sorumluluğumuz azalsın. Doğal gıdaları, az miktarda ve gerçekten acıkınca (günde 1-2 kez) yemeliyiz.

(Kemal Özer, Müslüman’ın Diyeti, s.138)