Soru Cevap

09May 2020

Hacamat Orucu Bozar mı?

Hacamat orucu bozar mı? Oruçluyken hacamat kullanmak oruca halel getirir mi?

Kişinin hacamat yaptırması yani kan aldırması halinde orucu bozulmaz. Hacamat nedeniyle orucun kazasının gerekmemesinin delili ise şu hadisi şeriftir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

 “Ebu Said el-Hudri (r.a.)’den Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Üç şey oruçlunun orucunu bozmaz; kan aldırmak, kusmak, rüyalanmak.” (Sünenu’t-Tirmizî, 719)

01May 2020

Zekata Tabi Olan Mallar ve Özellikleri Nelerdir?

Ramazan ayının en çok merak edilen konularından biri olan zekat ve zekata tabi olan malları bugün uzunca bir yazıyla siz değerli ziyaretçilerimize sunuyoruz. Zekatı verilecek malları aşağıda detaylıca inceleyebilirsiniz. Burada verilen bilgiler sağlam kaynaklardan derlenmiştir.

Zekatı Verilecek Mallar

Diğer bir tabirle zekata tabi olan malları inceleyerek başlıyoruz. Gerek umumi tariflerle ve gerekse özel olarak hadîs-i şeriflerde ve diğer kaynaklarda belirtildiğine göre, zekâta tabi olan malları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

Altın, Gümüş, Deve, Sığır, Koyun-keçi, Atlar ve diğer hayvanlar,

zekata tabi olan mallar
zekatı verilecek mallar

Toprak mahsulleri:

  • Buğday,
  • Arpa,
  • Mısır,
  • Diğer tahıl ürünleri,

Meyveler:

  • Hurma,
  • Üzüm,
  • Diğer meyveler.

Baklagiller, Sebzeler, Ziynet eşyası, Madenler, Defineler, Petrol ve petrol ürünleri, Ticaret malları.

Altın ve gümüş nasıl olursa olsun, hangi yoldan elde edilirse edilsin ticari ve nâmî sayılırlar. Bu ikisinin dışında kalan malların ticaret malı sayılabilmeleri için ticarî olmaları gerekir. Ticari olabilmeleri için de muteber olacak ticaret niyeti taşımaları gerekmektedir.

Ticaret malında bulunması gereken bu özellikler ticaretin tarifinden de anlaşılmaktadır. Zira ticaret; “mal kazanmak için malı mal ile değiştirmek” şeklinde tarif edilmiştir. Ticaret malının tarifi ise, “alış veriş yoluyla mal kazanmak için hazırlanmış maldır” şeklinde yapılmıştır.

Ticari Niyet: Hanefî ve Şafiî mezhepleri, bir malın ticaret malı sayılabilmesi için ticari niyetin şart olduğuna dair ittifak etmişler. Ancak hangi durumda niyet etmenin gerekli olduğu hususunda ihtilafa düşmüşlerdir.

Hanefî mezhebine göre ticari niyetin geçerli olabilmesi için, niyetin ticaret ameli ile birlikte olması gerekmektedir. Bir malın ticaret malı sayılabilmesi için mücerret ticari niyet yeterli değildir. Niyetle beraber fiil de gerçekleşmelidir. Bu yüzden ticari niyet gerçekleşmeden mal alımı gerçekleşecek olursa, elde edilen mal, ticaret malı olmayacağı için zekâta tabi olmaz.

Şu halde bir malın ticarî sayılıp zekâta tabi olması için hem niyet hem de fiilen ticaret beraber gerçekleştirilmelidir. Ayrıca Hanefî uleması ticari niyeti, ticaretin başlangıcında gerçekleştirilmesini şart koşmuşlardır. Dolayısıyla ticari mal olabilmesi için, ilk alım-satımın ticaret niyetiyle yapılması yeterli görülmüştür. Sonraki alım-satımlar ticari niyetle gerçekleşmese dahi alman mal ticaret malı sayılır. (Alâuddin Ebû Bekr el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâi’ fî Tertibi’ş-Şerâi’)

zekatı verilecek mallar
zekatı verilecek mallar

Şafiîler ticaretin başlangıcında niyet etmeyi yeterli görmemişlerdir. Ticaret amacıyla gerçekleşen her ahm-satımda ticari niyetin tekrarlanmasının gerektiği görüşündedirler.

Ticari niyet ya alman malın karşılığı verilirken veya alınacak mal tespit edilirken gerçekleşmelidir. Dolayısıyla Şafiîlere göre ticaret amaçlı her ahm-satımda ticari niyetin tekrarlanması gerekmektedir. Niyetin tekrarlanmaması durumunda ilave alman mal ticaret malı sayılmaz. Ticaret malı sayılmadığı içinde ticaret malının zekâtına da tâbi olmaz. (Er-Remlî, Nihayetu’l-Muhtaç, 3/102)

Ticaret niyeti iki şekilde olabilir.

1. Sarih/açık niyet: ticaret akdini yaparken saraheten ticarete niyet etmektir.

Mesela; satmak niyetiyle satın alman bir araç gibi. Burada araca karşılık verdiği bedelin para, ticaret eşyası veya kullanılmakta olan bir ihtiyaç malzemesi veya eşyası olması arasında bir fark yoktur. Bu durumda mülküne karşılık ticaret niyetiyle kira bedeli olarak aldığı mal da ticarî olur.

Sözgelimi; evini kiraya veren kişi, kira bedeli olarak alacağı arabayı satmaya niyet ederek alacak olursa bu araba, ticari olacağından zekâta tabi olur. Zira ticaret; mala karşı başka bir malı ivaz olarak almaktır. Şu halde kiraya vermek te bir tür ameldir. Niyetle birlikte muteberdir. (Alâuddin Ebû Bekr el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâi’ fî Tertibi’ş- Şerâi)

İş, ihtiyaç veya başka bir gaye ile ticari niyet olmadan alman mallar, ticari olmayacakları için ticari malların zekâtına tabi olmazlar. Bu malı almak için verilen bedelin; para, ticari mal, altın veya gümüş olması arasında fark yoktur.

Ticarete niyet edilse dahi akit yapılmadan sahip olunan mal, ticaret için olmaz. Mesela; miras olarak kendisine kalan mal ile ticaret yapmaya niyet edecek olsa dahi o mal ticari mal olmaz. Dolayısıyla ticari mal zekâtına tabi olmaz. Zira miras olunan mal, vârisin müdahalesi söz konusu olmaksızın mülküne girmiştir.

Hibe, vasiyet veya sadaka gibi, karşılıklı mal değiştirme manasında olmayan yani mübadele olmayan tek taraflı bir akit ile ticaret yapmaya niyet ederek sahip olunan mal, ticaret için olur ve zekâtı, ticaret mallarının zekâtına tabi olur.

Yine mehir, hulu, bedeli veya kasten öldürmeden doğan kısas hakkı üzerine sulh edilen bedel emsali mal olmayan bir şeye karşılık mal vererek yapılan bir akitle, ticaret yapmaya niyet ederek sahip olunan mal ticaret için olur ve zekâtı, ticaret mallarının zekâtına tabi olur.

İmam Kerhî (Allah ona rahmet etsin) şöyle der: Bu anlatılanlar İmam Ebu Yusuf (Allah ona rahmet etsin) d göredir. İmam Muhammed (Allah ona rahmet etsin) 6 göre ise anlatılan bu durumlarda elde edilen mallar ticaret için olmayacaklarından zekâta tabi olmazlar. El-Kâdı es-Şehid ise ihtilafı tam aksine rivayet etmiştir.

2. Delaleten/kapalı niyet: Fiilen ticareti yapılmakta olan bir eşyanın karşılığında alınan mal veya kiraya vermek için yapılmış veya satın alınmış bir dairenin kira bedeli olarak alınan mallar ticaret için olacaklarından ötürü ticarî mal zekâtına tabi olurlar. Burada her ne kadar saraheten ticarete niyet yok ise de, ticari olan bir şeyin bedeli olduklarından delaleten niyet mevcuttur.

Fakat para altın gümüş her ne kadar yaratılış olarak ticari olsalar da bunlarla alman şeyin ticaretini yapmaya niyet etmedikçe ticari mal olmazlar.

Boyacı, kuru temizlemeci, elektrikçi, sıvacı kaynakçı ve emsali esnafların kullandıkları malzemeler; sabun, kaynak gibi kullanıldığında geriye eseri kalmayan türden iseler onlara zekât yoktur. Fakat boya, sıva, elektrik malzemeleri gibi kullanılan malzeme kullanıldıktan sonra geriye eserini bırakıyorsa zekâta tabidirler.

Büyük küçük işyerlerinde kalıcı olarak kullanılan ve demirbaş tabir edilen eşyaya zekât düşmez. (Alâuddin Ebû Bekr el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâi’ fî Tertibi’ş-Şerâi’)

30Nis 2020

Fitre Ne Zaman Vacip Olur?

Fitre sadakası ne zaman vacip olur sorusuna bu günlerde sıkça rastlanmaktadır. Mevlana Takvimi olarak sizlerin Ramazan ayında merak ettiğiniz bu ve benzeri soruları cevaplamak için gayret ediyoruz. Fitre ne zaman vacip olur? Fitre miktarı ne kadar? gibi soruların cevabını web sitemizde bulabilirsiniz. Bugün öncelikle Hanefi mezhebine göre fitreyi inceleyeceğiz.

Fitre Ne Zaman Verilebilir?

Kısa cevaplamak gerekirse fitre Ramazanın başında verilebilir. Hanefî mezhebine göre sadaka-i fıtır bayram sabahı fecrin doğuşuyla vacip olur. Bu hususta varit olan emir “muvassaen vucüp” yani geniş zamanlı bir vacibiyet ifade etmektedir. Bu yüzden sadaka-i fıtri ölmeden önce her hangi bir zamanda vermek yeterli olur. Ancak bayram namazına gelmeden önce ödemek müstahaptır. Bunun dışında Ramazanın başında verebileceği gibi Ramazandan bir yıl veya on yıl sonra da edâ olarak verilebilir.

Fitre ne zaman vacip olur ?

Fitre Ramazandan Önce Verilir mi?

Fitre Ramazandan önce verilir mi? sorusuna iki cevap verilmiştir. Her ne kadar Ramazandan önce de ödenebilir yönünde görüş varsa da muteber olan görüşe göre Ramazandan önce vermenin caiz olmayacağıdır. (Şeyh Zade Damat Efendi, Mecmeul- Enhur, 1/226)

Bayram sabahı fecrin doğuşuyla vacip olduğu için, fecrin doğuşundan sonra Müslüman olan birine ve fecrin doğuşundan sonra doğan bebeğe fıtır sadakası vacip olmaz.

Şafiî mezhebine göre fıtır sadakası dar vakitli bir ibadettir. Bayram akşamı güneşin batışından sonra vacip olur. Ramazanın birinci gününden itibaren verilebilir. Ancak, bayramın birinci günü güneşinin batışına kadar mazerete binaen geciktirilebilir. Mazeretsiz bayramın birinci günü güneşin batışına kadar geciktirmek veya güneşin batışından sonraya bırakmak haramdır.

29Nis 2020

Kimler fitre vermelidir?” Ramazan ayının en çok sorulan sorularından bir tanesidir. Kısa bir cevapla özetleye çalışacağız. Hanefi mezhebine göre kimler fitre vermelidir?

Kimler Fitre Vermelidir? Sadaka-i Fıtır Kimlerden Verilir

Hanefî mezhebine göre, sadaka-i fıtır vücubunun şartlarını taşıyan bir kimseye vacip olduğu gibi, o kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselerin fıtır sadakasını ödemesi de vaciptir. Bunlar;

1- Bir kimsenin bulûğ çağma erişmeyen çocukları.

2- Köleleri; kadın erkek fark etmez.

3- Akıl hastası olup ta bulûğ çağını geçen kişiler. Zira akıllı olan bâliğ çocuklar fakir olsalar bile fıtır sadakaları baba üzerine vacip değildir.

Hanefî mezhebine göre koca hanımının fıtır sadakasını vermekle mükellef değildir. Zira kocanın karısı üzerindeki velayeti tam değildir.

Fakat bir kimse hanımının ve büyük çocuklarının fıtır sadakalarını onlardan izin almadan öderse istihsânen geçerli kabul edilmiştir.

26Nis 2020

Oruçluyken Gusül Abdesti Almak Gerekirse Ne Yapılmalıdır?

Ramazan ayında tüm Müslümanlar farz olan Ramazan orucunu tutmaktadır. Bu oruç tutulurken gusül abdesti alma ihtiyacı doğarsa, gusül abdesti almak gerekirse ne yapmalıdır?

Oruçluyken Rüyalanmak Orucu Bozar mı?

Kişinin rüyasında kendisini cima ederken görmesi durumunda boşalma olsun veya olmasın kâmil bir cima vaki olmadığı için keffaret gerekmez. Boşalma olması halinde orucun kazasının gerekmemesinin delili şu hadisi şeriftir.

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

 “Ebu Said el-Hudri’den (Allah ondan razı olsun) Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

“Üç şey oruçlunun orucunu bozmaz; kan aldırmak, kusmak, rüyalanmak.” (Sünenu’t-Tirmizî: 719)

Oruçluyken Rüya Görüp Boşalan Kişi Ne Yapmalıdır?

Ancak rüya görüp de boşalan kişinin gusletmesi vacip olur. Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ‘den şöyle rivayet edilmiştir:

Müminlerin annesi Ümmü Seleme’den (Allah ondan razı olsun) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ebu Talha’nın hanımı Ümmü Süleym Allah Resulü’ne gelip şöyle demiştir:

“Ey Allah’ın Resulü! Allah hakkı beyan etmekten hayâ etmez. Kadın ihtilam olsa gusül gerekir mi?” (Bunun üzerine) Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Evet. Islaklık hissettiğinde.” (El-Buhârî: 282)

25Nis 2020

Göz Damlası Orucu Bozar mı?

Ramazan ayında oruçluyken göz damlası kullanmak, göze damla damlatmak orucu bozar mı? sorusu çok kişi tarafından sorulmaktadır. Bu soruya yanıt arıyoruz.

Göze sürülen sürme benzeri şeyler veya damlatılan herhangi bir şey orucu bozmaz. Boğazında, sürülen veya damlatılan şeyin tadını hissetmesinin oruca bir zararı yoktur. Zira bu, o şeyin kendisi değil, eseridir. Boğazında bir parça sürme veya damla bulan kişi, bunun ağız dışında bir yerden içeriye girdiğine hükmetmelidir. (Kitabu’l-Asl) Zira gözden mideye bir menfez yoktur. Boğazda hissedilen duman ve tozda da kıyas orucun bozulmadığı şeklindedir. (Ebu Bekir Muhammed b. Ahmed Şemsu’l-Eimme es-Serahsî, el-Mebsût)

Hazreti Aişe’den (Allah ondan razı olsun) şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Peygamber Efendimiz (s.a.v.) oruçlu iken kühül kullanmıştır.” (Sünenu İbn Mâce: 1678)

24Nis 2020

Kimler Zekat Verir?

Bugün kimler zekat verir sorusuna İslam alimlerinin naklettikleri ışığında cevap vermeye çalışacağız.

Zekatın kime hangi şartlarda, hangi mallarda ve kimlere nasıl verileceği fakihler tarafından geniş bir şekilde anlatılmış konulardır. Bunların tafsilatına girmeden evvel bazı noktaları açığa kavuşturmak hem zekatın hem de bu şartların daha iyi anlaşılır olmasına yardımcı olacaktır.

Zekat Kimlere Farzdır?

Zekatın vacip olmasını gerekli kılan sebep kişinin şer’i ölçülere göre zengin bulunmasıdır. Bu sebebin dışında bir takım şartlar vardır. Bunlardan bazıları zekatın, kişinin zimmetine vacip olmasının şartıdır. Yani bu şartlar bulunmayınca kişinin zekat ibadetiyle yükümlü tutulması söz konusu değildir. Bazıları ise zekatın edasının vacip olmasının şartıdır. Yani bu şartlar bulunmayınca kişi, zekat ibadetiyle yükümlü ise de zekatını o an eda etmekle yükümlü değildir.

El-Kasanî, Alauddin Ebû Bekr İbn Mesud, Bedayiu’s-Sanai’ Fi Tertibi’ş-Şerai’ isimli eserinde şöyle der: Zekatı farz kılan şartların bazısı mükellef ile ilgili bazısı mal ile ilgilidir.

Yani bir kişiye zekatın vacip olması için gerekli olan şartlar; beşi mükellef kişide aranan diğer beşi de zekatı ödenecek malda aranan şartlar olarak toplam on şarttan oluşmaktadır.

Bu on şart tahakkuk edince zekat vermek vacip olur.

Zekatın Mükellef ile Alakalı Şartları

  • Müslüman olmak.
  • Zekatın farz olduğunu bilmek.
  • Akıl ve Bulûğ.
  • Hürriyet.
  • Malını, nisap miktarından aza düşürecek kadar borcu bulunmaması.

Zekatın Mal ile Alakalı Şartları

  • Senenin Devri (Havelan-ı Havl)
  • Nema/artıcı nitelikte Olması.
  • Havaic-i Asliye/temel ihtiyaç dışında olması.
  • Tam Mülkiyet.
  • Nisap.
24Nis 2020
zekata tabi olan mallar

Sahur Ne Zamana Kadar Yapılır?

Ramazan ayının ilk gününün olması münasebetiyle bugün siz değerli Mevlana Takvimi okurları için Sahur Ne Zamana Kadar Yapılır? sorusuna cevap vermeye çalışacağız.

Sahur gecenin son üçte birlik vakti olup oruç tutan kişinin bu vakitte sahura kalkıp bir şeyler yemesi müstehaptır. Bazıları sünnet olduğunu söylemişlerdir. (Fahruddin Osman b. Ali ez-Zeyla’î, Tebyinu’l Hakâik)

Sahura Kalkmak Farz mı Sahura Kalkmak Sünnet mi?

Anır b. El-As’dan (Allah ondan razı olsun) şöyle dediği rivayet edilmiştir:

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab’ın orucunu ayıran sahur yemeğidir.” (Sünenu’n-Nesai: 2166)

Enes b. Malik’den (Allah ondan razı olsun) şöyle dediği rivayet edilmiştir:

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Sahura kalkın. Çünkü sahurda bereket vardır.” (El-Buhârî:1923)

Sahuru geciktirmek, iftarı acele etmek müstehaptır.

Ebu Zer’den (Allah ondan razı olsun) Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

“Ümmetim sahuru geciktirip, iftarı acele ettikçe hayır üzere olmaya devam ederler.” (Müsnedu Ahmed b. Hanbel)

Ayrıca sahurda yemek, gün içerisinde oruç tutmaya yardımcı olur.

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) İbn Abbas’dan (Allah ondan razı olsun) rivayet edilen bir Hadisi Şerifte şöyle buyurmuştur:

“Gündüz uykusuyla (öğlen önce veya sonrasındaki uyku) gece kalkabilmeye, sahur yemeği ile de gündüz orucuna yardım alın.” (Süleyman b. Ahmed et-Taberânî, el-Mucemu’l-Kebîr 11460)

Şayet fecrin doğduğundan şüphe ediyorsa yememesi müstehaptır.

İmam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf’tan (Allah onlara rahmet etsin) böyle rivayet edilmiştir. Bu fetvanın gerekçesi olarak şu hadisler getirilmiştir:

Numan bin Beşir, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Helal olanlar ve haram olanlar bellidir. Bunlar arasında şüpheli işler vardır. İnsanların çoğu onları bilmez. Her kim şüpheli işlerden sakınırsa dinini ve ırzını korumuş olur. Her kim şüpheli şeylere dalarsa koru etrafında hayvanlarını otlatan çoban gibi oraya düşmesi beklenir. Agâh olun. Muhakkak her melikin bir korusu (yasakları) vardır. Agâh olun! Muhakkak ki Allah’ın yeryüzündeki yasakları haram kıldıklarıdır. Agâh olun! Muhakkak ki cesette bir et parçası vardır; o düzgün olunca bütün ceset düzgün olur, o bozuk olunca bütün ceset bozuk olur. Agâh olun. O kalptir.” (El-Buhârî: 52)

Haşan b. Ali’den (Allah onlardan razı olsun) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ben Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den şunu ezberledim:

“Seni şüpheye sokanı terk et, şüpheye sokmayana yönel.” (Sünenu’t-Tirmizı: 2518)

Vaktin çıkıp çıkmadığından şüphe içerisinde olduğu halde yemek yiyecek olsa üzerine kazanın vacip olduğuna hükmedilemez. Ancak Hişam, İmam Ebu Yusuf’dan (Allah onlara rahmet etsin) şüphe halindeyken yemenin mekruh olacağını nakletmiştir.

İbn Semaa’da İmam Muhammed’den (Allah onlara rahmet etsin) mekruh olmayacağını nakletmiştir. Sahih olan Ebu Yusuf’un (Allah ona rahmet etsin) görüşüdür. İmam Haşan’ da İmam Ebu Hanife’den (Allah onlara rahmet etsin) böyle bir durumda kişinin yemesi ile çirkin bir işte bulunmuş olacağını nakletmiş ve yukarıda zikredilen Numan bin Beşir hadisini delil olarak getirmiştir.

Güneşin battığında şüphesi olsa yememesi gerekir. Zira güneşin batmamış olması durumunda orucu fasit olacaktır. Böyle şüpheli olduğu bir durumda yemesi halinde ne gerekeceğine dair Kitabu’l- Asıl’da bir şey zikredilmemiştir.

Aynı şekilde el-Kuduri Muhtasaru’l-Kerhi üzerine yaptığı şerhinde de bir şey zikretmemiştir. Ancak el-Kazi Muhtasaru’l-Kerhi üzerine yaptığı şerhinde sahur meselesiyle iftar meselesini ayırmış ve şüphe halinde iftar edilmesi durumunda kaza edilmesi gerektiğini söylemiştir.

Bunun gerekçesini şöyle açıklamıştır: Gündüzün gerçekleştiği kesindir, hâlbuki akşamın girdiği kesin değildir. Şüpheli olana itibar edip orucu iftar etmesi doğru olmayacağı için kaza etmesi gerekir.

Sahur meselesi bunun aksinedir. Çünkü o durumda da gece kesin, imsak ise kesin değildir. Kesin olan gece esas alınacağı için yemek yemesinden dolayı orucun kazasına hükmedilemez. Her ne kadar evla olan yememesi olsa bile. (Alâuddin Ebû Bekr el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâi’ fî Tertibi’ş-Şerâi)

Sahur Ne Zamana Kadar Yapılır – Kazanımlar

Bugün sizlere sahur ne zamana kadar yapılır sorusu çerçevesinde sahuru bir bütün olarak ele alarak cevap verme fırsatı bulduk. Bu güzel Ramazan günlerinde istifade etmenizi ve bu yazıyı çevrenizdekilerle paylaşmanızı tavsiye ederiz. Hayırlı günler.

23Nis 2020

Kolonya Kullanmak Orucu Bozar mı?

Bugün siz değerli takipçilerimiz için Ramazan ayına girmiş olmamız münasebetiyle akıllarınızda olan “kolonya kullanmak orucu bozar mı” sorusuna cevap arayacağız.

Kolonya Nedir?

Kolonya; içerisinde alkol bulunmakla birlikte mısır, çay, patates, kamış, limon ve tütün emsali maliyeti düşük maddelerden üretilen, kullanılmasında hijyen, güzel koku ve benzeri amaçları olan sıvı bir maddedir.

Dinimiz bu tür nesnelerin sarhoş olma maksadıyla kullanılmalarını haram kılmıştır. Bu, bütün Alimlerin ittifakıyla sabittir.

“Müskirat” da denilen sarhoşluk veren nesneler içilmeleri ve kullanılmaları hususunda farklı değerlendirilmişlerdir. Kuran-ı Kerim’in açıkça haram olarak nitelediği şarap; üzüm suyundan yapılan bir içkidir. (Bedâi, 6/406) Bunun haram ve necaset olduğunda herhangi bir şüphe yoktur.

Diğer içki çeşitlerinin necis olup olmadığı yani kişinin üzerine dökülmesiyle namaza mani olup olmadığı hakkında Âlimlerin farklı görüşleri vardır.

İmam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf (Allah onlara rahmet etsin), yaş üzümden elde edilen şarabın necis olduğunu açıkça söylemişlerdir. Kuru üzüm, yaş hurma ve kuru hurmadan yapılan içkinin necaset olup olmadığına dair İmam Ebu Hanife (Allah ona rahmet etsin)’den iki rivayet vardır. İmam Ebu Yusuf (Allah ona rahmet etsin)’a göre ise necaset-i hafifedirler.

Allah Teâlâ hazretleri şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! (Aklı örten) şarap (ve benzeri şeyler), kumar, ikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide Sûresi: 90)

“Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?” (Maide Sûresi: 91)

Şaraptan başka nesnelerin sarhoş olma maksadıyla kullanılmasının haram olduğunda Alimlerin söz birliği varken başka amaçlı kullanılmalarının caiz olup olmadığı tartışmalıdır.

Âlimlerin çoğuna göre sarhoşluk veren içkilerin azı da çoğu da haramdır.

Buhari’nin rivayet etmiş olduğu Hadis-i Şerif’te Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“Sarhoşluk veren her şey haramdır.” (Buhârî, 4087)

Buna göre; içerisinde alkol bulunan kolonya ve parfüm emsali maddelerin içki olarak tüketilmeleri caiz olmayacaktır. Fakat kolonyanın; serinleme, temizlik ve güzel koku amacıyla kullanılması hakkında ihtilaf vardır.

Bu ihtilafın dayandığı mesele, sarhoş edici içkilerin bizzat kendilerinin necis olup olmadığı tartışmasıdır.

Şarap dışında kalan, azı veya çoğu içilmesiyle sarhoşluk veren içkiler, İmam Azam ve İmam Ebu Yusuf (Allah onlara rahmet etsin)’a göre her ne kadar sarhoş olma maksadıyla içilmeleri caiz olmasa da, bizatihi necis değillerdir. Elbiseye veya namaz kılman methalle dökülmesi durumunda namazın sıhhatine engel olmazlar. (Bedâiu’s-Sanâi, 6/458)

Ezcümle; şarap dışındaki alkollü içkiler bizzat necis olmasalar da içilmeleri haramdır. Elbise veya namaz mahalline dökülmeleri namazın sıhhatine mani değildir. Kolonyanın hükmü de böyledir. Şafi mezhebinde, her türlü alkolün/müskirin içilmesi ve kullanılması haramdır. Döküldükleri elbiseyi necis yaparlar. Yani necasettirler. (Esne’l-Matalip fi şerh’i-Ravzi’t-talib) Dolayısıyla kolonya, parfüm emsali alkollü şeyleri kullanmak caiz olmaz. Bunları kullanan kimse günahkâr olacağı gibi döküldüğü yeri de necis yapar. Artık o yeri yıkamadan namaz kılmak caiz değildir.

Kolonya Kullanmak Orucu Bozar mı?

Hanefî Mezhebinde; İmam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf (Allah onlara rahmet etsin)’a göre kolonya kullanmakta bir sakınca yoktur. Fakat diğer mezheplerin ve İmam Muhammed (Allah onlara rahmet etsin)’in ihtilafı da dikkate alındığında, ihtiyaç olmadığı durumlarda kolonya ve emsali şeyleri kullanmamak ihtiyattır, diyebiliriz. Ayrıca Kolonyanın değdiği mahalli yıkamak da bu ihtiyatın gereğidir.

Kolonya kullanmanın caiz olduğunu ifade etmek isterken şöyle demek doğru olmaz; kolonyadaki alkol uçucudur. Bu yüzden vücuda dökülen kolonya belli bir müddet sonra uçup gideceğinden yıkamaya hacet kalmayacaktır. Alâuddin es-Semerkandî, Tuhfetu’l-Fukaha adlı eserinde şöyle der: Meniden başka beden veya elbiseye isabet eden necasetler, yıkama olmaksızın giderilemez. Bu konuda ihtilaf yoktur. (Tuhfetu’l-fukaha) Buna göre beden veya elbiseye dökülen alkol, kuruyup uçmasıyla necaset izale edilmiş olmaz.

Sonuç

Kişinin kolonyayı içmedikten sonra vücuduna sürmesi veya koklaması orucuna bir zarar vermeyecektir.