Soru Cevap

28May 2020

Şevval Orucu Nedir? Şevval Orucu Ne Zaman Tutulur?

Şevval Orucu, Ramazan’ın ardından tutulması gereken bir oruçtur. Farz olmayan ibadetlerden bir tanesidir. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” buyurmuştur. Ayrıca bu oruç “Altı Gün Orucu” olarak da ifade edilmektedir.

Şevval Orucu Kaç Gündür?

Şevval Orucu altı gün tutulur. İbn Abidin’e göre bu oruç peş peşe de aralıklı olarak da tutulabilir. Şevval ayı altı gün orucunun tutulma şekli yine Ramazan Orucu ile aynı kurallar çerçevesindedir. Usulen herhangi bir farkı bulunmamaktadır. Şevval ayında tutulan oruç eğer Ramazan ayının kazası niyetiyle tutulursa bu oruç Şevval Orucu değil Ramazan Orucunun kazası olacaktır. Niyet edilirken Şevval Orucu şeklinde niyet edilmesi icap etmektedir.

Şevval Orucu Ne Zaman Tutulur?

Şevval Orucu Ramazan ayının son bulmasıyla başlayan Şevval ayında tutulabilecek bir oruçtur. Bugünlerde Şevval ayına girmiş bulunmaktayız. Bu oruç artık tutulabilir. Nafile bir oruçtur.  Şevval Orucunun tutulması için ayrıca niyet edilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu oruç Ramazan Orucunun kazası yerine geçmeyecektir.

Şevval Orucu Nasıl Tutulur?

Şevval Orucu, diğer bir ifadeyle altı gün orucu diğer oruçlar gibi tutulur. Yani Müslüman niyet etmek ve sahur ile iftar vakitleri arasında bir şey yememek – içmemek fiillerini gerçekleştirerek bu orucu tutar. Diğer oruçlar için geçerli olan kurallar bu oruç için de geçerlidir. Bu noktada herhangi bir farkı söz konusu değildir. Pazartesi ve Perşembe günü de tutulabilecek bir oruçtur.

Şevval Orucunun Sevabı – Şevval Orucunun Önemi

Hz. Muhammed (s.a.v) Hadis-i şerifte “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” Buyurarak Şevval Orucunun önemini ve sevabını biz Müslümanlara bildirmiştir.

Şevval Ayı Ne Zaman? Şevval Ayı Ne Zaman Başlıyor?

Şevval ayı Ramazan ayından sonra gelen aydır. 2020 yılında Şevval ayı 24 Mayıs 2020 Pazar günü başlamakta ve 21 Mayıs 2020 Pazar günü son bulmaktadır. Yani Hicri Takvime göre 1 Şevval 1441 günü Miladi Takvime göre 24 Mayıs 2020 Pazar gününe tekabül etmektedir. Altı gün orucu bu ayın herhangi bir kısmında bir parça halinde veya aralıklı olarak tutulabilecek bir oruçtur.

23May 2020

Fitre Vermeyenin Orucu Kabul Olur mu?

Bu yazımızda İmam Şa’rani hazretlerinin fitre vermeyenin orucu hakkında söylediklerini sizlere aktaracağız. Ramazan ayının sonuna ulaştığımız, bayramın sevinci içerisinde olduğumuz bugünlerde fitre konusunda insanların aklında olan sorulardan bir tanesi de budur. Fitre vermeyenin orucu kabul olur mu?

İmam Şa’rani Hz Anlatıyor:

 Bütün hayatım boyunca evimin yirmi dört saatlik nafakasını te­min edecek malî bir güce sahip olamadığından zekâtımı (fıtramı) veremiyordum. Böylece 950 hicrî senesinin ramazan bayramı gelip çat­mıştı. Bayramdan sonra, bir gece rüyamda bir olayla karşılaştım. Ken­dimi birçok insanların bulunduğu geniş boş bir yerde gördüm. Halkın elinde erîkeler (tahtlar; güvey ve gelin odalarındaki süslü sedirler gi­bi) vardı. Bu kişiler ellerindeki erîkeleri havaya fırlatıyorlar ve bir­kaç arşın yükseldikten sonra erîkeler yere düşüyordu. En son ben de onlar gibi elimdeki erîkeyi fırlattım, biraz yükseldikten sonra yere düşmüştü. Yanıbaşımda bulunan meleklerden birine, «Bu nedir?» diye sorunca, bana, «îşte bunlar, ramazan ayında oruç tuttukları halde ze­kâtlarını (fıtralarmı) vermeyen insanlardır ki, oruçları havaya fırlat­tıkları bu yastıklar gibi cansız, ruhsuz, içi boş deri tulumlara benze­mektedir» dedi. Ben de meleğe, «İyi ama, ben evimin yirmi dört saat­lik nafakasını temin edecek bir gücüm olmadığından zekâtımı veremi­yorum» dedim. Bunun üzerine melek, «Peki, fazladan giyecek bir göm­leğin, bir palton veya bir çift nalının yok mu? Varsa bunları satar, buğday alır, zekâtını verirsin. Senin gibisine zekâttan kaçınmak ya­kışmaz» diye cevap verdi. Ben de, «Peki» dedim.

Sonradan dost tüccarlardan birinin bana hediye ettiği yeni bir çift nalının sandıkta bulunduğunu hatırladım. Buhu hemen satarak ze­kâtımı verdim. O seneden beri bu güne dek, fıtramla birlikte bakmakla mükellef olduğum aile efradının fıtralarını da vermekte kusur etme­dim. Böylece bir hadîsin sıhhati benim nezdimde kesb-i kuvvet eyle­mişti. Hadîsde, «Ramazan orucu kişi zekâtını (fıtrasını) verinceye kadar gök ile yer arasmda hareketsiz asılı kalmış olur», buyurulmuştur. Ey kardeşim, ramazan orucunun fitresini bayramdan önce çıkarıp vermelisin. (El Uhudü’l Kübrâ, s.250)

20May 2020

Kadir Gecesini Nasıl Aramalıyız?

Bu yazımızda Kadir Gecesini nasıl aramalıyız? Sorusuna cevap veriyoruz. İçerikte büyük İslam alimlerinin görüşlerinden ve Hadis-i Şeriflerden derlemeler yaparak kadir gecesi nezaman, kadir gecesini nasıl aramalıyız? gibi soruları cevaplandırdık.

Her sohbetleri ümmet için bir lütf-i ilahidir elhamdülillah. İşte bu leyletil kadrü hayrum min elfi şerh kavl-i şerifinin sırrıyla ashabı kiram rıdvanallu Teala aleyhim ecmain hazaratı  bu ayeti kerimeyle ferahlandığı gibi başka hiçbir şeyle ferahlanmamışlardır. … bu mazhariyete nail olduğumuzdan Allah Teala Hazretlerine hamd ederiz. Elhamdülillah. Sahih-i Buhari’de  İbni Ömer (r.a)’den rivayet ediliyor: Resûlullâh  (s.a.v.) Hazretleri ashabına “Kim ki leyle-i kadri (kadir gecesini) aramayı niyet ederse onu Ramazanın yevm-i ahirinde, yani Ramazanın son gecelerinde arasın buyurdu. Gene Buhari’den bir rivayete göre Ebu Said-i Hudri (ra)’den rivayete göre Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu: “Rüyamda  bana leyle-i kadrin (kadir gecesinin) alameti gösterildi sonra unutturuldu yahut ben unuttum.  … Leylei kadri Ramazanın aşri ahirinde (son 10 gününde) tek gecelerde arayınız” buyurmuştur.

Kadir Gecesi Ne Zaman?

Sahihi Buhari’de Übade İbn-i Sâmit (radıyallâhu anh) rivayetiyle: “Allah Resûlü (salla’llâhu aleyhi ve sellem), Kadir Gecesi’ni haber vermek üzere (hâne-i saâdetinden yanımıza, mescide) çıktı ve şöyle dedi: Ben, size Kadir Gecesi‘ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de ona dâir olan bilgi (benden çekip alındı, göğe) kaldırıldı. İhtimâl ki hakkınızda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi’ni 20’den sonraki 9. (yani 29.) 7. (yani 27.) veya 5. (yani 25.) gecelerde arayınız, buyurdu”

İmam-ı Azam (rahimehullah):  Kadir gecesi ramazandadır, kah öne geçer kah son günlere kalır demiştir.

İmamı Şafii  rahimehullah Kadir gecesinin ramazanın aşrı  ahirindedir (son 10 gündedir) demiştir.

İmamı  Malik   rahimehullah:  Kadir gecesi  aşrı ahirin (son 10 günün)  cümlesinde (tamamında) aranır, demiştir.

İmamı Muhammed rahimehullaha göre  Kadir gecesi ramazanın gayrı muayyen (belli  olmayan) bir gecesindedir demiştir.    Bazılarına göre kadir gecesi senenin bütün gecelerinde  …(deveran eder). Ehlullah diyorki : eğer zamanın kadr ükıymetini bilirsen, her gece kadir gecesidir.

19May 2020

Oruç Bozmanın Günahını Kaldıran Özürler Nelerdir?

Oruç bozmanın günahını kaldıran özürleri sizler için derledik. Kısaca ifade etmek gerekirse şu şekildedir;

Oruç Bozmanın Günahını Kaldıran Özürler

Orucu bozduğu halde kişiyi günahkar kılmayan durumlar şunlardır; Hastalık, yolculuk, ikrah, hamilelik, süt emzirme, açlık, susuzluk, aşırı yaşlılık. Bu durumların bazılarında tutulmayan orucun daha sonra kaza edilmesi gerekir.

14May 2020

Ramazanda Ters İlişki Halinde (Cinsel Birleşme) Keffaret Vacip Olur mu?

Ramazan ayında oruçlu iken ters ilişki denilen kadına arkadan yaklaşılması her ne kadar büyük günah olsa da normal olan ilişkideki gibi keffaret vacip olur. İnzal olması ile olmaması arasında bu hususta bir fark yoktur. Çünkü bu durumda da cinayet kâmil bir şekilde işlenmiştir. Ancak tam doyuma ulaşılmamıştır.

Ramazan Ayında Oruçluyken Ters İlişki Günah mı?

Sadece Ramazan ayında değil her zaman çok büyük günahtır. Ramazan ayında ters ilişki de orucu bozacaktır. Ayrıca altta açıklanacağı üzere bir imama göre kefaret gerekirken diğerine göre gerekmemektedir.

Not: İmam Ebu Hanife (Allah ona rahmet etsin)’ye göre bu durumda keffaret gerekmez. Fetva İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed (Allah onlara rahmet etsin)’e göre göredir. (Kemal İbnu’l-Hümâm, Fethu’l-Kadîr)

13May 2020

Oruçluya Hangi Durumlarda Kefaret (Keffaret) Vacip Olur?

Orucu bozan/bozulan Müslüman hangi durumda kefaret (keffaret) öder sorusuna yanıt aramaktayız.

Bozulan her türlü orucun sonucunda mutlaka keffaret gereklidir denemez. Bu yüzden keffaret ancak onu gerektirecek hususi durumlarda vacip olur.

Cinsel İlişkiye Girerek Orucu Bozan Keffaret Öder mi?

Bu hususi durumlar şunlardır: Kamil manada orucun bozulması yani orucu bozma denilen kasıtlı olarak yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmak eylemlerinden biri ile bozulan ramazan orucudur. Bir diğer ifadeyle özür ve ruhsat bulunmaksızın sureten ve manen oruç bozmanın tahakkuk etmesi durumlarında olur.

Sureten ve manen cima etmekten maksat; erkek ve kadının cinsel organlarının birleşmesiyle gerçekleşir. Zira erkek veya kadının elde edeceği şehvetin en olağan ve kâmil olanı cinsel organının birleşmesiyle hâsıl olur. Ayrıca erkeğin organından sünnet mahalli kadar kısmın kadının tenasül organında kaybolması sonucunda bu durum gerçekleşir.

Sureten ve manen yemek-içmekten maksat; gıdalanma ve tedavi olma maksadıyla üretilmiş bir şeyin ağız yolu ile mideye ulaştırılmasıdır. Zira bunlarla şehvetü’l batn denilen doyma isteği en olağan hali ile yerine getirilmiştir.

Sureten yemek ve içmekten maksat; yenilmesi ve içilmesi adet olmayan toprak, taş, esans ve benzeri şeylerin gıdalanma maksadı ile olsun olmasın yenilmesi ve içilmesidir. Bu gibi şeyler kasıtlı olarak yenilip içilecek olsa da kâmil bir gıdalanma meydana gelmeyeceğinden keffaret vacip olmaz. Bilakis sadece gününe gün kaza vacip olur.

Manen gıdalanmaktan maksat; gıda verici olup da normalde yenilmeyen ve içilmeyen şeylerin ağız dışından başka bir yolla vücuda zerk edilmesidir. Bunlarda da kâmil bir gıdalanma düşünülemeyeceği için keffaret vacip olmaz. Belki sadece gününe gün kaza gerekir.

Sureten cima etmekten maksat; kişinin rüyasında kendisini cima ederken görmesidir. Bu durumda boşalma olsun veya olmasın kâmil bir cima vaki olmadığı için keffaret gerekmez.

09May 2020

Hacamat Orucu Bozar mı?

Hacamat orucu bozar mı? Oruçluyken hacamat kullanmak oruca halel getirir mi?

Kişinin hacamat yaptırması yani kan aldırması halinde orucu bozulmaz. Hacamat nedeniyle orucun kazasının gerekmemesinin delili ise şu hadisi şeriftir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

 “Ebu Said el-Hudri (r.a.)’den Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Üç şey oruçlunun orucunu bozmaz; kan aldırmak, kusmak, rüyalanmak.” (Sünenu’t-Tirmizî, 719)

01May 2020

Zekata Tabi Olan Mallar ve Özellikleri Nelerdir?

Ramazan ayının en çok merak edilen konularından biri olan zekat ve zekata tabi olan malları bugün uzunca bir yazıyla siz değerli ziyaretçilerimize sunuyoruz. Zekatı verilecek malları aşağıda detaylıca inceleyebilirsiniz. Burada verilen bilgiler sağlam kaynaklardan derlenmiştir.

Zekatı Verilecek Mallar

Diğer bir tabirle zekata tabi olan malları inceleyerek başlıyoruz. Gerek umumi tariflerle ve gerekse özel olarak hadîs-i şeriflerde ve diğer kaynaklarda belirtildiğine göre, zekâta tabi olan malları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

Altın, Gümüş, Deve, Sığır, Koyun-keçi, Atlar ve diğer hayvanlar,

zekata tabi olan mallar
zekatı verilecek mallar

Toprak mahsulleri:

  • Buğday,
  • Arpa,
  • Mısır,
  • Diğer tahıl ürünleri,

Meyveler:

  • Hurma,
  • Üzüm,
  • Diğer meyveler.

Baklagiller, Sebzeler, Ziynet eşyası, Madenler, Defineler, Petrol ve petrol ürünleri, Ticaret malları.

Altın ve gümüş nasıl olursa olsun, hangi yoldan elde edilirse edilsin ticari ve nâmî sayılırlar. Bu ikisinin dışında kalan malların ticaret malı sayılabilmeleri için ticarî olmaları gerekir. Ticari olabilmeleri için de muteber olacak ticaret niyeti taşımaları gerekmektedir.

Ticaret malında bulunması gereken bu özellikler ticaretin tarifinden de anlaşılmaktadır. Zira ticaret; “mal kazanmak için malı mal ile değiştirmek” şeklinde tarif edilmiştir. Ticaret malının tarifi ise, “alış veriş yoluyla mal kazanmak için hazırlanmış maldır” şeklinde yapılmıştır.

Ticari Niyet: Hanefî ve Şafiî mezhepleri, bir malın ticaret malı sayılabilmesi için ticari niyetin şart olduğuna dair ittifak etmişler. Ancak hangi durumda niyet etmenin gerekli olduğu hususunda ihtilafa düşmüşlerdir.

Hanefî mezhebine göre ticari niyetin geçerli olabilmesi için, niyetin ticaret ameli ile birlikte olması gerekmektedir. Bir malın ticaret malı sayılabilmesi için mücerret ticari niyet yeterli değildir. Niyetle beraber fiil de gerçekleşmelidir. Bu yüzden ticari niyet gerçekleşmeden mal alımı gerçekleşecek olursa, elde edilen mal, ticaret malı olmayacağı için zekâta tabi olmaz.

Şu halde bir malın ticarî sayılıp zekâta tabi olması için hem niyet hem de fiilen ticaret beraber gerçekleştirilmelidir. Ayrıca Hanefî uleması ticari niyeti, ticaretin başlangıcında gerçekleştirilmesini şart koşmuşlardır. Dolayısıyla ticari mal olabilmesi için, ilk alım-satımın ticaret niyetiyle yapılması yeterli görülmüştür. Sonraki alım-satımlar ticari niyetle gerçekleşmese dahi alman mal ticaret malı sayılır. (Alâuddin Ebû Bekr el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâi’ fî Tertibi’ş-Şerâi’)

zekatı verilecek mallar
zekatı verilecek mallar

Şafiîler ticaretin başlangıcında niyet etmeyi yeterli görmemişlerdir. Ticaret amacıyla gerçekleşen her ahm-satımda ticari niyetin tekrarlanmasının gerektiği görüşündedirler.

Ticari niyet ya alman malın karşılığı verilirken veya alınacak mal tespit edilirken gerçekleşmelidir. Dolayısıyla Şafiîlere göre ticaret amaçlı her ahm-satımda ticari niyetin tekrarlanması gerekmektedir. Niyetin tekrarlanmaması durumunda ilave alman mal ticaret malı sayılmaz. Ticaret malı sayılmadığı içinde ticaret malının zekâtına da tâbi olmaz. (Er-Remlî, Nihayetu’l-Muhtaç, 3/102)

Ticaret niyeti iki şekilde olabilir.

1. Sarih/açık niyet: ticaret akdini yaparken saraheten ticarete niyet etmektir.

Mesela; satmak niyetiyle satın alman bir araç gibi. Burada araca karşılık verdiği bedelin para, ticaret eşyası veya kullanılmakta olan bir ihtiyaç malzemesi veya eşyası olması arasında bir fark yoktur. Bu durumda mülküne karşılık ticaret niyetiyle kira bedeli olarak aldığı mal da ticarî olur.

Sözgelimi; evini kiraya veren kişi, kira bedeli olarak alacağı arabayı satmaya niyet ederek alacak olursa bu araba, ticari olacağından zekâta tabi olur. Zira ticaret; mala karşı başka bir malı ivaz olarak almaktır. Şu halde kiraya vermek te bir tür ameldir. Niyetle birlikte muteberdir. (Alâuddin Ebû Bekr el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâi’ fî Tertibi’ş- Şerâi)

İş, ihtiyaç veya başka bir gaye ile ticari niyet olmadan alman mallar, ticari olmayacakları için ticari malların zekâtına tabi olmazlar. Bu malı almak için verilen bedelin; para, ticari mal, altın veya gümüş olması arasında fark yoktur.

Ticarete niyet edilse dahi akit yapılmadan sahip olunan mal, ticaret için olmaz. Mesela; miras olarak kendisine kalan mal ile ticaret yapmaya niyet edecek olsa dahi o mal ticari mal olmaz. Dolayısıyla ticari mal zekâtına tabi olmaz. Zira miras olunan mal, vârisin müdahalesi söz konusu olmaksızın mülküne girmiştir.

Hibe, vasiyet veya sadaka gibi, karşılıklı mal değiştirme manasında olmayan yani mübadele olmayan tek taraflı bir akit ile ticaret yapmaya niyet ederek sahip olunan mal, ticaret için olur ve zekâtı, ticaret mallarının zekâtına tabi olur.

Yine mehir, hulu, bedeli veya kasten öldürmeden doğan kısas hakkı üzerine sulh edilen bedel emsali mal olmayan bir şeye karşılık mal vererek yapılan bir akitle, ticaret yapmaya niyet ederek sahip olunan mal ticaret için olur ve zekâtı, ticaret mallarının zekâtına tabi olur.

İmam Kerhî (Allah ona rahmet etsin) şöyle der: Bu anlatılanlar İmam Ebu Yusuf (Allah ona rahmet etsin) d göredir. İmam Muhammed (Allah ona rahmet etsin) 6 göre ise anlatılan bu durumlarda elde edilen mallar ticaret için olmayacaklarından zekâta tabi olmazlar. El-Kâdı es-Şehid ise ihtilafı tam aksine rivayet etmiştir.

2. Delaleten/kapalı niyet: Fiilen ticareti yapılmakta olan bir eşyanın karşılığında alınan mal veya kiraya vermek için yapılmış veya satın alınmış bir dairenin kira bedeli olarak alınan mallar ticaret için olacaklarından ötürü ticarî mal zekâtına tabi olurlar. Burada her ne kadar saraheten ticarete niyet yok ise de, ticari olan bir şeyin bedeli olduklarından delaleten niyet mevcuttur.

Fakat para altın gümüş her ne kadar yaratılış olarak ticari olsalar da bunlarla alman şeyin ticaretini yapmaya niyet etmedikçe ticari mal olmazlar.

Boyacı, kuru temizlemeci, elektrikçi, sıvacı kaynakçı ve emsali esnafların kullandıkları malzemeler; sabun, kaynak gibi kullanıldığında geriye eseri kalmayan türden iseler onlara zekât yoktur. Fakat boya, sıva, elektrik malzemeleri gibi kullanılan malzeme kullanıldıktan sonra geriye eserini bırakıyorsa zekâta tabidirler.

Büyük küçük işyerlerinde kalıcı olarak kullanılan ve demirbaş tabir edilen eşyaya zekât düşmez. (Alâuddin Ebû Bekr el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâi’ fî Tertibi’ş-Şerâi’)

30Nis 2020

Fitre Ne Zaman Vacip Olur?

Fitre sadakası ne zaman vacip olur sorusuna bu günlerde sıkça rastlanmaktadır. Mevlana Takvimi olarak sizlerin Ramazan ayında merak ettiğiniz bu ve benzeri soruları cevaplamak için gayret ediyoruz. Fitre ne zaman vacip olur? Fitre miktarı ne kadar? gibi soruların cevabını web sitemizde bulabilirsiniz. Bugün öncelikle Hanefi mezhebine göre fitreyi inceleyeceğiz.

Fitre Ne Zaman Verilebilir?

Kısa cevaplamak gerekirse fitre Ramazanın başında verilebilir. Hanefî mezhebine göre sadaka-i fıtır bayram sabahı fecrin doğuşuyla vacip olur. Bu hususta varit olan emir “muvassaen vucüp” yani geniş zamanlı bir vacibiyet ifade etmektedir. Bu yüzden sadaka-i fıtri ölmeden önce her hangi bir zamanda vermek yeterli olur. Ancak bayram namazına gelmeden önce ödemek müstahaptır. Bunun dışında Ramazanın başında verebileceği gibi Ramazandan bir yıl veya on yıl sonra da edâ olarak verilebilir.

Fitre ne zaman vacip olur ?

Fitre Ramazandan Önce Verilir mi?

Fitre Ramazandan önce verilir mi? sorusuna iki cevap verilmiştir. Her ne kadar Ramazandan önce de ödenebilir yönünde görüş varsa da muteber olan görüşe göre Ramazandan önce vermenin caiz olmayacağıdır. (Şeyh Zade Damat Efendi, Mecmeul- Enhur, 1/226)

Bayram sabahı fecrin doğuşuyla vacip olduğu için, fecrin doğuşundan sonra Müslüman olan birine ve fecrin doğuşundan sonra doğan bebeğe fıtır sadakası vacip olmaz.

Şafiî mezhebine göre fıtır sadakası dar vakitli bir ibadettir. Bayram akşamı güneşin batışından sonra vacip olur. Ramazanın birinci gününden itibaren verilebilir. Ancak, bayramın birinci günü güneşinin batışına kadar mazerete binaen geciktirilebilir. Mazeretsiz bayramın birinci günü güneşin batışına kadar geciktirmek veya güneşin batışından sonraya bırakmak haramdır.

29Nis 2020

Kimler fitre vermelidir?” Ramazan ayının en çok sorulan sorularından bir tanesidir. Kısa bir cevapla özetleye çalışacağız. Hanefi mezhebine göre kimler fitre vermelidir?

Kimler Fitre Vermelidir? Sadaka-i Fıtır Kimlerden Verilir

Hanefî mezhebine göre, sadaka-i fıtır vücubunun şartlarını taşıyan bir kimseye vacip olduğu gibi, o kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselerin fıtır sadakasını ödemesi de vaciptir. Bunlar;

1- Bir kimsenin bulûğ çağma erişmeyen çocukları.

2- Köleleri; kadın erkek fark etmez.

3- Akıl hastası olup ta bulûğ çağını geçen kişiler. Zira akıllı olan bâliğ çocuklar fakir olsalar bile fıtır sadakaları baba üzerine vacip değildir.

Hanefî mezhebine göre koca hanımının fıtır sadakasını vermekle mükellef değildir. Zira kocanın karısı üzerindeki velayeti tam değildir.

Fakat bir kimse hanımının ve büyük çocuklarının fıtır sadakalarını onlardan izin almadan öderse istihsânen geçerli kabul edilmiştir.