Soru Cevap

19Mar 2021

Kaza Borcu ile Ölenin Durumu

Kaza Borcu İle Ölenin Durumu. Kişi kaza namazı kılmaya devam etse ama kaza namazlarını bitiremeden vefât etse, onun bu niyetinden dolayı Yüce Allâh, o kimsenin kılamadığı namaz borçlarını inşallah affeder.

SUAL: Kaza namazlarını kılmaya niyet eden biri, henüz namazlarını tamamlamadan vefât ede­cek olursa kılmadığı namazlar bu kişiden düşer mi?

CEVAP: Meselâ, bir Mü’min kırk yaşına kadar namaz kılmamış, sonra pişman olup namaza baş­lamış olsun. O kimse bundan sonra meselâ her gün bir günlük kaza namazı kılmaya niyet edip, hiç aksatmadan on yıl kaza namazı kılmaya devam etse ama kaza namazlarını bitiremeden vefât etse, onun bu niyetinden dolayı sonsuz merhâmet sahi­bi olan Yüce Allâh, o kimsenin kılamadığı namaz borçlarını inşallah affeder. Çünkü Cenâb-ı Hâkk ona ömür vermiş olsaydı, o kimse kılamadığı bü­tün namazlarını kaza etmiş olacaktı. Not: Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) Hazretlerinin beyânı da bu şekildedir.

“Ameller ancak niyetlere göredir.” (Müslim) Allâh (c.c.), meleklerine şöyle buyurur: “Kulum bir iyilik yapmaya niyet eder, fakat yapmaya muktedir olamaz ise, ona bu güzel niyetine mükafat olarak, tam bir iyilik yapmış gibi sevâb yazın.” (Buhârî)

SUAL: Ben kaza namazlarına başladım, her kaza namazı kılarken ezan ve kamet okuyayım mı?

CEVAP: Hanefi mezhebine göre; aynı ortamda birden fazla kaza namazı kılınacaksa, her bir na­maz için ayrı ezân okunup kamet getirilmesi daha fazîletli olmakla birlikte, başta bir kere ezân oku­nup, her bir kaza namazı için ayrı kamet getirilmesi de yeterlidir.

(İbn-i Âbidîn, Reddü’l Muhtâr, c.1, s.257-262)

SUAL: Vitir namazında kunût duâsını bilmeyen ne okumalıdır?

CEVAP: Vitir namazlarında Kunut duâsı oku­mak ve Kunut tekbiri almak vaciptir. Cemaatla kı­lınırken hem imâm hem de cemaat Kunut duasını içinden okur. Kunut duası okunmadığı takdirde se­hiv secdesi gerekir. Kunut duâsını bilmeyenler: 1. Yalnız Rabbenâ Âtinâ(Bakara s. 201) âyet-i kerî­mesini okuyabilir. 2. Üç defa Allâhümma’ğfirlidiyebilir. 3. Üç defa “Yâ Rabbî” demesi de caizdir.

(Büyük İslam İlmihali, s.160)

07Mar 2021

Pratik Fıkıh Bilgileri: Kaza Namazı ve Yanlış Telaffuz

Pratik Fıkıh Bilgileri: Kaza Namazı ve Yanlış Telaffuz başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz

SORU: Kazaya kalan namazlar cemaatle kılınabilir mi?

CEVAP: Hanefi mezhebine göre; imâmla aynı günün aynı vaktin namazını kılıyor olmak kaydı ile kazaya kalan namazlar cemaatle kılınabilir. Nitekim Hendek savaşının zor şartları altında Resûlullâh (s.a.v.), dört vakit namazı kılmaya fırsat bulamamış; bilahare şartlar uygun hale gelince de bu namazları Ashabı (r.a.e.)’e cemaatle kıldırmıştır. (Tirmizî)
(Merğînânî, el-Hidâye, c.1, s.377)

SORU: “Sübhâne râbbiyel azîm” derken, manayı bozacak şekilde yanlış okursak, namaz bozulur mu?

CEVAP: Sünnet olan bir şeyde de, yanlış okumakla namaz bozulur. Meselâ Arapça’da üç “z” harfi vardır. Birincisi kalın “Zı”, ikincisi ince okunan “Ze”, üçüncüsü “Zal”dır. Bunların üçü ayrı ayrı söylenir. Rükû tesbihinde, “Zı” ile aziym denir ki, Râbbim büyüktür demektir. Eğer ince “Ze” ile “azim” denilirse, “Râbbim benim düşmanımdır” demek olur ve namaz bozulur.Aynı şekilde namazda “Allahüekber” derken, Ekber yerine “ekbâr” veya Allâh yerine “Âllâh” şeklinde uzatarak okumak mânâyı bozacağı için bununla namaza başlanmış olmaz. Allâhü Ekber lafzında dikkat edilecek husus “A” harfiinin uzatılarak “AAA” şeklinde okunursa namaz bozulur. Bunun sebebi de; “Allâhü Ekber” sözü, “Allâh (c.c.) en büyüktür” anlamına geldiği halde bu söz “Aaallahü ekber” şeklinde okunduğu takdirde anlam “Allah gerçekten büyük müdür?” şekline dönüşmektedir. B harfinin uzatılması da anlamı bozduğu için namazı bozar. Çünkü ekbâr diye uzatıldığında büyük lafzı yerine “davul” manasına gelecek bir anlam ortaya çıkar.
(Büyük İslâm İlmihâli ve Reddü’l Muhtar)

25Oca 2021

Abdestte Vesveseye Düşmeyelim

Abdestte Vesveseye Düşmeyelim başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.

Hanefi mezhebine göre; yellenme olup olmadığı konusunda şüpheye düşenler veya bu konuda vesveseli olanlar, ses veya koku olmadıkça abdestlerinin bozulmadığını bilmelidirler.
Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), “Biriniz karnında bir şey hisseder de ondan bir şey çıkıp çıkmadığını kestiremezse, ses işitmedikçe veya koku duymadıkça mescitten, namazdan çıkmasın.” buyurmuştur. (Müslim)
Burnun koku hissetmesi veya kulağın bir ses duymasından maksat, abdestin bozulduğunu kesin olarak bilmektir. Yoksa ses duymadığı veya koku hissetmediği halde yel çıkardığını bilen bir kimsenin abdesti bozulur. Çünkü çıkan her yelde mutlaka koku yada ses olacak diye bir şart yoktur.
Kesin bir şekilde yellendiğini bildiği halde, “sesini ve kokusunu almadım” deyip, abdest almamak da tehlikelidir.
SUAL: Kusmak abdesti bozar mı?
CEVAP: Hz. Peygamber (s.a.v.)’in, kusmaktan dolayı abdest aldığı rivâyet edilmiştir. (Tirmizî) Ancak bunun ağız dolusu olması gerekir. Ağız dolusu kusulan şey, ister yemek ister safra ister kan olsun abdesti bozar. Balgam ise tükürük hükmünde olup abdesti bozmaz.
Ağız dolusu sayılmanın ölçüsü, gelenin zorlanmadan tutulamayacak bir durumda olmasıdır. Bulunduğu ortamı değiştirmeden birden fazla kusma halinde toplamı ağız dolusu olan kusmukla da abdest bozulur. Şâfiîlere göre ise kusmakla abdest bozulmaz.
(Mâverdî, el-Hâvî, c.1, s.199-200)

10Haz 2020

Kadın Hangi Şartlarda Çalışabilir?

Kadın Hangi Şartlarda Çalışabilir? Kadınların çalıştıkları yerlerde İslama göre nasıl davranmaları gerekir? Kadın – Erkek karma olan iş yerlerinde durum nasıl olmalıdır? Tüm bu soruların cevabı ve daha fazlasını bugünkü yazımızda sizler için derledik.


SORU: Kadın, erkeğin çalıştığı her alanda, her işte çalışabilir mi? İslâm bu konuda bir sınır çiziyor mu?

CEVAP: İslâm’da gerekli durumlarda kadının çalışmasına izin verilmiştir. Ancak bunun şartları vardır. Fabrikada veya imalathanede çalışan işçilerin hepsi kadın veya hepsi erkek iseler herhangi bir sakınca yoktur.

Bir kısmı kadın bir kısmı da erkek ise ve çalışma yerleri ayrıysa yine sakınca yoktur. Fakat halvet ve birbirine yabancı olan erkekle kadınların karışık olarak bir arada çalışmaları ve gayrımeşru yaşamaya vesile olacak şekilde bir arada bulunmaları özellikle de kadınların İslâmî tesettüre riayet etmemeleri kesinlikle haramdır.


Kadın sekreter tutmak meselesine gelince, onu tutan kimsenin durumuna göre değişir. Yani kadın sekreter bir kadın tarafından tutulmuşsa ortada herhangi bir problem yoktur. Meselâ bir kadın doktor bir sekreter tutmak isterse mutlaka kadın olması icap eder. Yabancı bir erkeğin kadın sekreter tutması ise yalnız başlarına kalmalarına vesile olacağı için caiz değildir. Sekreter tutmak isteyen kimse erkek ise bir kadını yanında sekreter olarak çalıştırıp yalnız kalmaları haramdır.


Kadın herhangi bir yerde görev alırken, ticaret yaparken ve çalışırken İslâm’ın kabul etmediği, bir erkekle kapalı bir ortamda başbaşa kalmak gibi durumların olmaması gerekir. Kadının yabancı bir erkekle baş başa kalması veya velî yada kocası olmadan 90 km’den uzak bir yere gitmesi caiz değildir. Çünkü kadının, emniyet ve şerefi çok önemlidir; görev, ticaret ve benzeri şeylerden çok üstündür. Görüldüğü gibi böyle şartların koşulması yine kadının maslahâtı içindir.


Ayrıca İslâm’a göre kadın, devlet başkanlığı gibi çok nazik görevleri yüklenemez. Hz. Peygamber (s.a.v.) bununla ilgili şöyle buyurur: “Başına bir kadını emir olarak tayin eden topluluk, felâh bulamaz.”


(Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvâlar)

28May 2020

Şevval Orucu Nedir? Şevval Orucu Ne Zaman Tutulur?

Şevval Orucu, Ramazan’ın ardından tutulması gereken bir oruçtur. Farz olmayan ibadetlerden bir tanesidir. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” buyurmuştur. Ayrıca bu oruç “Altı Gün Orucu” olarak da ifade edilmektedir.

Şevval Orucu Kaç Gündür?

Şevval Orucu altı gün tutulur. İbn Abidin’e göre bu oruç peş peşe de aralıklı olarak da tutulabilir. Şevval ayı altı gün orucunun tutulma şekli yine Ramazan Orucu ile aynı kurallar çerçevesindedir. Usulen herhangi bir farkı bulunmamaktadır. Şevval ayında tutulan oruç eğer Ramazan ayının kazası niyetiyle tutulursa bu oruç Şevval Orucu değil Ramazan Orucunun kazası olacaktır. Niyet edilirken Şevval Orucu şeklinde niyet edilmesi icap etmektedir.

Şevval Orucu Ne Zaman Tutulur?

Şevval Orucu Ramazan ayının son bulmasıyla başlayan Şevval ayında tutulabilecek bir oruçtur. Bugünlerde Şevval ayına girmiş bulunmaktayız. Bu oruç artık tutulabilir. Nafile bir oruçtur.  Şevval Orucunun tutulması için ayrıca niyet edilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu oruç Ramazan Orucunun kazası yerine geçmeyecektir.

Şevval Orucu Nasıl Tutulur?

Şevval Orucu, diğer bir ifadeyle altı gün orucu diğer oruçlar gibi tutulur. Yani Müslüman niyet etmek ve sahur ile iftar vakitleri arasında bir şey yememek – içmemek fiillerini gerçekleştirerek bu orucu tutar. Diğer oruçlar için geçerli olan kurallar bu oruç için de geçerlidir. Bu noktada herhangi bir farkı söz konusu değildir. Pazartesi ve Perşembe günü de tutulabilecek bir oruçtur.

Şevval Orucunun Sevabı – Şevval Orucunun Önemi

Hz. Muhammed (s.a.v) Hadis-i şerifte “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” Buyurarak Şevval Orucunun önemini ve sevabını biz Müslümanlara bildirmiştir.

Şevval Ayı Ne Zaman? Şevval Ayı Ne Zaman Başlıyor?

Şevval ayı Ramazan ayından sonra gelen aydır. 2020 yılında Şevval ayı 24 Mayıs 2020 Pazar günü başlamakta ve 21 Mayıs 2020 Pazar günü son bulmaktadır. Yani Hicri Takvime göre 1 Şevval 1441 günü Miladi Takvime göre 24 Mayıs 2020 Pazar gününe tekabül etmektedir. Altı gün orucu bu ayın herhangi bir kısmında bir parça halinde veya aralıklı olarak tutulabilecek bir oruçtur.

23May 2020

Fitre Vermeyenin Orucu Kabul Olur mu?

Bu yazımızda İmam Şa’rani hazretlerinin fitre vermeyenin orucu hakkında söylediklerini sizlere aktaracağız. Ramazan ayının sonuna ulaştığımız, bayramın sevinci içerisinde olduğumuz bugünlerde fitre konusunda insanların aklında olan sorulardan bir tanesi de budur. Fitre vermeyenin orucu kabul olur mu?

İmam Şa’rani Hz Anlatıyor:

 Bütün hayatım boyunca evimin yirmi dört saatlik nafakasını te­min edecek malî bir güce sahip olamadığından zekâtımı (fıtramı) veremiyordum. Böylece 950 hicrî senesinin ramazan bayramı gelip çat­mıştı. Bayramdan sonra, bir gece rüyamda bir olayla karşılaştım. Ken­dimi birçok insanların bulunduğu geniş boş bir yerde gördüm. Halkın elinde erîkeler (tahtlar; güvey ve gelin odalarındaki süslü sedirler gi­bi) vardı. Bu kişiler ellerindeki erîkeleri havaya fırlatıyorlar ve bir­kaç arşın yükseldikten sonra erîkeler yere düşüyordu. En son ben de onlar gibi elimdeki erîkeyi fırlattım, biraz yükseldikten sonra yere düşmüştü. Yanıbaşımda bulunan meleklerden birine, «Bu nedir?» diye sorunca, bana, «îşte bunlar, ramazan ayında oruç tuttukları halde ze­kâtlarını (fıtralarmı) vermeyen insanlardır ki, oruçları havaya fırlat­tıkları bu yastıklar gibi cansız, ruhsuz, içi boş deri tulumlara benze­mektedir» dedi. Ben de meleğe, «İyi ama, ben evimin yirmi dört saat­lik nafakasını temin edecek bir gücüm olmadığından zekâtımı veremi­yorum» dedim. Bunun üzerine melek, «Peki, fazladan giyecek bir göm­leğin, bir palton veya bir çift nalının yok mu? Varsa bunları satar, buğday alır, zekâtını verirsin. Senin gibisine zekâttan kaçınmak ya­kışmaz» diye cevap verdi. Ben de, «Peki» dedim.

Sonradan dost tüccarlardan birinin bana hediye ettiği yeni bir çift nalının sandıkta bulunduğunu hatırladım. Buhu hemen satarak ze­kâtımı verdim. O seneden beri bu güne dek, fıtramla birlikte bakmakla mükellef olduğum aile efradının fıtralarını da vermekte kusur etme­dim. Böylece bir hadîsin sıhhati benim nezdimde kesb-i kuvvet eyle­mişti. Hadîsde, «Ramazan orucu kişi zekâtını (fıtrasını) verinceye kadar gök ile yer arasmda hareketsiz asılı kalmış olur», buyurulmuştur. Ey kardeşim, ramazan orucunun fitresini bayramdan önce çıkarıp vermelisin. (El Uhudü’l Kübrâ, s.250)

20May 2020

Kadir Gecesini Nasıl Aramalıyız?

Bu yazımızda Kadir Gecesini nasıl aramalıyız? Sorusuna cevap veriyoruz. İçerikte büyük İslam alimlerinin görüşlerinden ve Hadis-i Şeriflerden derlemeler yaparak kadir gecesi nezaman, kadir gecesini nasıl aramalıyız? gibi soruları cevaplandırdık.

Her sohbetleri ümmet için bir lütf-i ilahidir elhamdülillah. İşte bu leyletil kadrü hayrum min elfi şerh kavl-i şerifinin sırrıyla ashabı kiram rıdvanallu Teala aleyhim ecmain hazaratı  bu ayeti kerimeyle ferahlandığı gibi başka hiçbir şeyle ferahlanmamışlardır. … bu mazhariyete nail olduğumuzdan Allah Teala Hazretlerine hamd ederiz. Elhamdülillah. Sahih-i Buhari’de  İbni Ömer (r.a)’den rivayet ediliyor: Resûlullâh  (s.a.v.) Hazretleri ashabına “Kim ki leyle-i kadri (kadir gecesini) aramayı niyet ederse onu Ramazanın yevm-i ahirinde, yani Ramazanın son gecelerinde arasın buyurdu. Gene Buhari’den bir rivayete göre Ebu Said-i Hudri (ra)’den rivayete göre Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu: “Rüyamda  bana leyle-i kadrin (kadir gecesinin) alameti gösterildi sonra unutturuldu yahut ben unuttum.  … Leylei kadri Ramazanın aşri ahirinde (son 10 gününde) tek gecelerde arayınız” buyurmuştur.

Kadir Gecesi Ne Zaman?

Sahihi Buhari’de Übade İbn-i Sâmit (radıyallâhu anh) rivayetiyle: “Allah Resûlü (salla’llâhu aleyhi ve sellem), Kadir Gecesi’ni haber vermek üzere (hâne-i saâdetinden yanımıza, mescide) çıktı ve şöyle dedi: Ben, size Kadir Gecesi‘ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de ona dâir olan bilgi (benden çekip alındı, göğe) kaldırıldı. İhtimâl ki hakkınızda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi’ni 20’den sonraki 9. (yani 29.) 7. (yani 27.) veya 5. (yani 25.) gecelerde arayınız, buyurdu”

İmam-ı Azam (rahimehullah):  Kadir gecesi ramazandadır, kah öne geçer kah son günlere kalır demiştir.

İmamı Şafii  rahimehullah Kadir gecesinin ramazanın aşrı  ahirindedir (son 10 gündedir) demiştir.

İmamı  Malik   rahimehullah:  Kadir gecesi  aşrı ahirin (son 10 günün)  cümlesinde (tamamında) aranır, demiştir.

İmamı Muhammed rahimehullaha göre  Kadir gecesi ramazanın gayrı muayyen (belli  olmayan) bir gecesindedir demiştir.    Bazılarına göre kadir gecesi senenin bütün gecelerinde  …(deveran eder). Ehlullah diyorki : eğer zamanın kadr ükıymetini bilirsen, her gece kadir gecesidir.

19May 2020

Oruç Bozmanın Günahını Kaldıran Özürler Nelerdir?

Oruç bozmanın günahını kaldıran özürleri sizler için derledik. Kısaca ifade etmek gerekirse şu şekildedir;

Oruç Bozmanın Günahını Kaldıran Özürler

Orucu bozduğu halde kişiyi günahkar kılmayan durumlar şunlardır; Hastalık, yolculuk, ikrah, hamilelik, süt emzirme, açlık, susuzluk, aşırı yaşlılık. Bu durumların bazılarında tutulmayan orucun daha sonra kaza edilmesi gerekir.

14May 2020

Ramazanda Ters İlişki Halinde (Cinsel Birleşme) Keffaret Vacip Olur mu?

Ramazan ayında oruçlu iken ters ilişki denilen kadına arkadan yaklaşılması her ne kadar büyük günah olsa da normal olan ilişkideki gibi keffaret vacip olur. İnzal olması ile olmaması arasında bu hususta bir fark yoktur. Çünkü bu durumda da cinayet kâmil bir şekilde işlenmiştir. Ancak tam doyuma ulaşılmamıştır.

Ramazan Ayında Oruçluyken Ters İlişki Günah mı?

Sadece Ramazan ayında değil her zaman çok büyük günahtır. Ramazan ayında ters ilişki de orucu bozacaktır. Ayrıca altta açıklanacağı üzere bir imama göre kefaret gerekirken diğerine göre gerekmemektedir.

Not: İmam Ebu Hanife (Allah ona rahmet etsin)’ye göre bu durumda keffaret gerekmez. Fetva İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed (Allah onlara rahmet etsin)’e göre göredir. (Kemal İbnu’l-Hümâm, Fethu’l-Kadîr)

13May 2020

Oruçluya Hangi Durumlarda Kefaret (Keffaret) Vacip Olur?

Orucu bozan/bozulan Müslüman hangi durumda kefaret (keffaret) öder sorusuna yanıt aramaktayız.

Bozulan her türlü orucun sonucunda mutlaka keffaret gereklidir denemez. Bu yüzden keffaret ancak onu gerektirecek hususi durumlarda vacip olur.

Cinsel İlişkiye Girerek Orucu Bozan Keffaret Öder mi?

Bu hususi durumlar şunlardır: Kamil manada orucun bozulması yani orucu bozma denilen kasıtlı olarak yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmak eylemlerinden biri ile bozulan ramazan orucudur. Bir diğer ifadeyle özür ve ruhsat bulunmaksızın sureten ve manen oruç bozmanın tahakkuk etmesi durumlarında olur.

Sureten ve manen cima etmekten maksat; erkek ve kadının cinsel organlarının birleşmesiyle gerçekleşir. Zira erkek veya kadının elde edeceği şehvetin en olağan ve kâmil olanı cinsel organının birleşmesiyle hâsıl olur. Ayrıca erkeğin organından sünnet mahalli kadar kısmın kadının tenasül organında kaybolması sonucunda bu durum gerçekleşir.

Sureten ve manen yemek-içmekten maksat; gıdalanma ve tedavi olma maksadıyla üretilmiş bir şeyin ağız yolu ile mideye ulaştırılmasıdır. Zira bunlarla şehvetü’l batn denilen doyma isteği en olağan hali ile yerine getirilmiştir.

Sureten yemek ve içmekten maksat; yenilmesi ve içilmesi adet olmayan toprak, taş, esans ve benzeri şeylerin gıdalanma maksadı ile olsun olmasın yenilmesi ve içilmesidir. Bu gibi şeyler kasıtlı olarak yenilip içilecek olsa da kâmil bir gıdalanma meydana gelmeyeceğinden keffaret vacip olmaz. Bilakis sadece gününe gün kaza vacip olur.

Manen gıdalanmaktan maksat; gıda verici olup da normalde yenilmeyen ve içilmeyen şeylerin ağız dışından başka bir yolla vücuda zerk edilmesidir. Bunlarda da kâmil bir gıdalanma düşünülemeyeceği için keffaret vacip olmaz. Belki sadece gününe gün kaza gerekir.

Sureten cima etmekten maksat; kişinin rüyasında kendisini cima ederken görmesidir. Bu durumda boşalma olsun veya olmasın kâmil bir cima vaki olmadığı için keffaret gerekmez.