Oruç

31May 2020

Altı Gün Orucunun Fazileti

Şevval orucu Ramazan Ayı’ndan sonra Türkiye gibi İslam dünyasının genelinde merakla araştırılıyor. Peki, Şevval orucu ne zaman tutulur? Şevval orucu kaç gün sürer? Şevval orucu ve fazileti ile ilgili detaylara yazımızda yer verdik.

Salla’llâhu ‘aleyhi vesellem Efendimiz’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de Ramazân orucundan sonra, Şevvâl ayında altı gün oruç tutmamız hakkındadır.

Bu altı günlük oruç onarım gibidir. Şöyle ki: Ramazân ayında farz olan oruçlar sırasında, bizlerden çıkan hatâ ve kusûrların, terbiye ve edebimizdeki bozuk yönlerin, farz ve sünnet namazlarındaki aksaklıkların, ya‘ni eksik veyâ fazla rükû‘ ve secdelerin, secde-i sehivle tashîh edilip noksanlığı doldurulduğu gibi altı günlük oruç da eksik ve bozuk ibâdetlerimizin doldurulmasına yarayan birer ta’mîr ve telâfi aracıdır.

“Her kim Ramazân orucunu tutar ve altı gün de Şevvâl’den ilâve ederse, bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi olur.” (Müslim, Ebû Dâvud, Tirmizî, Nesâî, İbn-i Mâce)

“Ramazân Bayramı’ndan sonra altı gün oruç tutan bir kimse, bir seneyi oruç tutmuş gibi olur. Kişi bir iyilikte bulunursa, kendisine bunun on katı verilir.” buyurulmuştur. (İbn-i Mâce ve Nesâî)

Taberânî’nin rivâyetinde şu ziyâde vardır: Allâh Resûlü (s.a.v.) böyle deyince Ebû Eyyûb (r.a.)’in Efendimiz (s.a.v.)’e: “Ey Allâh’ın Resûlü! Tutulacak bir günlük oruç on güne karşı mıdır?” sorusuna Efendimiz (s.a.v.): “Evet!” buyurmuşlardır.

Hâfız Münzirî, Taberânî’nin râvîlerinin sahîh olduğunu kaydetmişlerdir.

Altı günlük oruç bayramdan sonra arka arkaya tutulabileceği gibi bütün Şevvâl ayına dağıtılarak da tutulabilir. Lâkin pazartesi ve perşembe günleri tutulursa daha makbûl olur. Zîrâ Âişe (r.a.) vâlidemiz: “Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Pazartesi ve Perşembe günlerinde oruçlu olmaya çalışırdı.” buyurdular. “Her ayda üç gün oruç tutmak, bütün hayatını oruçlu geçirmek gibidir.” (Buhârî ve Müslim)

Hz. Ebû Ubeyde (r.a.), Resûlullâh (s.a.v.)’den şöyle işittiğini söylemiştir: “Oruç, insan için bir kalkandır. İnsan onu delmedikçe…” (Nesaî, ibn-i Mâce, Hâkim, Terğîb)

(İmâm-ı Şa’rânî, el-Uhûdü’l- Kübrâ, s.225)

28May 2020

Şevval Orucu Nedir? Şevval Orucu Ne Zaman Tutulur?

Şevval Orucu, Ramazan’ın ardından tutulması gereken bir oruçtur. Farz olmayan ibadetlerden bir tanesidir. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” buyurmuştur. Ayrıca bu oruç “Altı Gün Orucu” olarak da ifade edilmektedir.

Şevval Orucu Kaç Gündür?

Şevval Orucu altı gün tutulur. İbn Abidin’e göre bu oruç peş peşe de aralıklı olarak da tutulabilir. Şevval ayı altı gün orucunun tutulma şekli yine Ramazan Orucu ile aynı kurallar çerçevesindedir. Usulen herhangi bir farkı bulunmamaktadır. Şevval ayında tutulan oruç eğer Ramazan ayının kazası niyetiyle tutulursa bu oruç Şevval Orucu değil Ramazan Orucunun kazası olacaktır. Niyet edilirken Şevval Orucu şeklinde niyet edilmesi icap etmektedir.

Şevval Orucu Ne Zaman Tutulur?

Şevval Orucu Ramazan ayının son bulmasıyla başlayan Şevval ayında tutulabilecek bir oruçtur. Bugünlerde Şevval ayına girmiş bulunmaktayız. Bu oruç artık tutulabilir. Nafile bir oruçtur.  Şevval Orucunun tutulması için ayrıca niyet edilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu oruç Ramazan Orucunun kazası yerine geçmeyecektir.

Şevval Orucu Nasıl Tutulur?

Şevval Orucu, diğer bir ifadeyle altı gün orucu diğer oruçlar gibi tutulur. Yani Müslüman niyet etmek ve sahur ile iftar vakitleri arasında bir şey yememek – içmemek fiillerini gerçekleştirerek bu orucu tutar. Diğer oruçlar için geçerli olan kurallar bu oruç için de geçerlidir. Bu noktada herhangi bir farkı söz konusu değildir. Pazartesi ve Perşembe günü de tutulabilecek bir oruçtur.

Şevval Orucunun Sevabı – Şevval Orucunun Önemi

Hz. Muhammed (s.a.v) Hadis-i şerifte “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” Buyurarak Şevval Orucunun önemini ve sevabını biz Müslümanlara bildirmiştir.

Şevval Ayı Ne Zaman? Şevval Ayı Ne Zaman Başlıyor?

Şevval ayı Ramazan ayından sonra gelen aydır. 2020 yılında Şevval ayı 24 Mayıs 2020 Pazar günü başlamakta ve 21 Mayıs 2020 Pazar günü son bulmaktadır. Yani Hicri Takvime göre 1 Şevval 1441 günü Miladi Takvime göre 24 Mayıs 2020 Pazar gününe tekabül etmektedir. Altı gün orucu bu ayın herhangi bir kısmında bir parça halinde veya aralıklı olarak tutulabilecek bir oruçtur.

06May 2020

Orucun Kazası ve Kefareti

Ramazan orucu kefareti nedir ne kadardır? Oruç tutamayanlar ne yapmalı? Ramazan orucu tüm Müslümanlara farzdır. Özürsüz olarak oruç tutmamak İslam dinine göre büyük günahtır. Çeşitli nedenlerden dolayı oruç tutamayanlar ne yapmalı? Oruç kefareti nedir? Sorularının yanıtı yazımızda.

Orucun hükmü, farz kılınan bir emrin yerine getirilmesi ve âhiret için sevâp hâsıl olmasıdır. Ramazân ve kefaret oruçlarında farz oluş Hakk (c.c.)’un farz kılması iledir. Adak ve nafilelerde vâcip oluşu, kulun kendi üzerine vâcip kılması iledir.

Bozulan orucun hükmü, ya sadece kaza yahut hem kaza ve hem keffaret veyahut günün geri kalan kısmını tutmaktan ibaret olmak üzere üçtür.

Orucun kazası: Gününe gün tutmaktır.

Orucun kefareti: Keffaret niyetiyle köle azad etmek, ondan âcizse iki ay aralıksız oruç tutmak, ondan da âcizse altmış fakiri akşamlı sabahlı doyurmaktır. Doyurmak, yemek yedirmekle olduğu gibi yemeğin bedelini vermekle de olur.

Kazâ her orucun bozulmasına bağlı olup keffaret özellikle Ramazân orucunun edasının bozulmasına bağlıdır. Oruçlunun, mükellef (erginlik çağında ve akıllı) olması, geceden niyetlenmiş bulunması ve kendisine orucu bozduktan sonra semavî (yâni kendi arzusu ile değil Allâh (c.c.) tarafından) bir özür gelmemesi, ikrâh (zorlama) veya hatâ ile değil de isteyerek, bilerek ve bir zorlama altında olmaksızın orucu bozmuş olması ve orucu bozan şeyde kusur olmaması hallerinde keffaret gerekir.

Oruç bozmayı mubah kılan özürler şunlardır:

1. Hastalık,

2. Yolculuk,

3. Zorlayan bir kimsenin zorlaması ile mecburluk,

4. Gebelik,

5. Emziklilik,

6. Bitkinlik…

Oruç bozma mubâh olunca keffaret de düşmüş olur. Günün geri kalanını yapabilirse oruçlu geçirmesi iyidir. Ramazânın gündüzünde iyileşen hasta ve ikâmet eden kimse gibi Ramazân orucunu tutmakla mükellef oldukları hâlde mazeretleri sebebiyle oruca başlamamış olanlar, o günün geri kalanını vaktin hakkını kazaya benzeterek tutarlar.

(Hacı Mehmed Zihni, Muhtasar Ni’met-i İslâm, 170-171.s.)

01May 2020

Oruçlu İken İhtilam Olan Kimse Ne Yapar?

Ramazan ayında tüm Müslümanlar farz olan Ramazan orucunu tutmaktadır. Bu oruç tutulurken gusül abdesti alma ihtiyacı doğarsa, gusül abdesti almak gerekirse ne yapmalıdır?

Hz. Peygamber (s.a.v.): “… İhtilâm olan ve hacamat yaptıran kimsenin orucu bozulmaz” buyurmuştur. (Ebû Dâvûd) Ebû Sa‘îd el-Hudrî (r.a.)’in nakline göre Resûlullâh (s.a.v.): “Oruçlunun orucunu bozmayan şeyler; hacamat ve ihtilâmdır” buyurmuştur. (Tirmizî) Bu hadîsler, ihtilâm olan veya hacamat yaptıran kim-senin orucunun bozulmadığına açık bir delîldir. Ramazan günü ihtilâm olan kimse, orucunu bozarsa bakılır: Eğer bu ihtilâmla orucunun bozulmuş olduğunu zannetmiş ise, üzerine keffâret gerekmez. Fakat bununla orucun bozulmayacağını biliyordu ise, keffâret gerekir. (Eşref Ali Tehanevî, Hadislerle Hanefi Fıkhı, 7.c., 29-30.s.)

Adet Halinde Olan Kadınlar Oruç Tutabilir mi?

Muâz (r.anhâ) anlatır: Hz. Âişe (r.anhâ)’ya şöyle bir soru sordum: “Âdet hâlindeki kadın neden orucunu kazâ ederken, namazını kazâ etmiyor?” Bana dedi ki: “Biz Resûlullâh (s.a.v.) ile birlikte iken bu tip şeyler başımıza geliyordu ve bize orucu kazâ etmemiz emredilirken namazı kazâ etmemiz emredilmiyordu. (Müslim) Hz. Âişe (r.anhâ): “Resûlullâh (s.a.v.)’in zamanında böyle bir durumla karşılaştığımızda namazı kazâ etmezdik ve kazâ etmemiz de emredilmezdi” demiştir. (Ebû Dâvûd) Bu hadîs-i şerîfler âdet hâlindeki kadınların bu halde oruç tutamayacaklarına ve sonra kazâ edeceklerine açık bir delîldir. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)’nin nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.): “Kadın hayz olduğunda namâz kılıp oruç tutmaz değil mi?” buyurmuştur. (Buhârî) Hadîslerin, hayzlı kadının namâz kılamayacağı ve oruç tutamayacağına delâletleri açıktır. (Eşref Ali Tehanevî, Hadislerle Hanefi Fıkhı, 7.c., 84-85.s.)

30Nis 2020

Osmanlı Toplumunda Ramazanlar

Osmanlı iftardan sahura Ramazan’ı nasıl yaşardı? Osmanlı, mübarek üç ayların sonuncusu olan Ramazan’ı ‘11 ayın sultanı’ olarak tanımlardı. Osmanlı toplumunda Ramazan, ayrı bir heyecan ve huşu içerisinde yaşanırdı. Osmanlı Toplumunda Ramazan, yazımız sizleri tekrardan o günlere götürecek niteliktedir.

Mâbed-i ilâhî olan câmilerde Osmanlı Devleti’nde her sınıf halk eşit hak ve hürriyetlere sahipti. Orada ekâbir ve halktan kimseler arasında sınıf farkı olmadığından herkes istediği yerde, en büyük sayılan adamın yanında oturabilir ve namaz kılabilirdi.

Ramazanlar’da câmiye gelen vezirler ve zenginler ile her sınıf halk, mâlî kudretine göre, hâfızlara kıraat sonunda gizlice münâsip hediyeler verirdi. Yine herkes durumuna göre, dışta cemaatin yardımını bekleyen fukaraya sadakalar, rastlarsa kimsesiz çocuklara şeker parası nâmıyla paralar verir, câmi dışında simit, çörek alır, hoş sözlerle gönüllerini yaparlardı.

Câmilerde rastlaşan ahbaplar birbirlerini iftar yemeğine dâvet eder, çoğu misafirlerini câmiden beraberinde evine götürürdü. Zenginler de câmilerdeki hâfız ve vâiz efendileri, ağaları vasıtasıyla akşam iftar etmek üzere konaklarına davet eder ve dönüşlerinde de atıyyeler verirlerdi.

Gündüz vüzerâ, ekâbir, ricâl ve memurlarla meşhur zevât bir müddet câmide kalır, hâfız ve vâizleri dinler, herkes gibi câminin maksûre tâbir olan parmaklıklarla bölünüp ayrılmış yerlerinde kendi kendine Kur’ân-ı Kerîm okuduktan sonra câmi avlusuna çıkar, evvelce anlatılan sergi denen meşher-i nefâisi dolaşır, sonra oturup biraz vakit geçirir, alışveriş etmiş olmak için sergiden de bir şeyler satın alırdı. Vezirler ve zenginler, Ramazan keyfi ve oruç hâliyle gözlerine her şey hoş hoş göründüğü için pek çok eşya satın alırlardı. Her seferinde üç beş bin kuruş harcadıkları bile olurdu. Bu arada rastladıkları yoksul kişilere ağaları vâsıtasıyla gizlice kifâyet miktarı atıyyeler vererek taltif ederlerdi.

 (Abdülaziz Bey, Osmanlı Âdet, Merasim ve Tâbirleri, s.252-253)

27Nis 2020

Orucu Bozan Şeyler

Orucu bozan durumlar nelerdir? Orucu bozmayan durumlar nelerdir?

Mübarek Ramazan ayı ile beraber oruç tutacak kişilerin en yoğunlukta merak ettikleri ve araştırdıkları konu orucu bozan durumlar nelerdir? Peki sıkça sorulan soru olan orucu bozan şeyler nelerdir? Orucu bozmayan durumlar nelerdir? İşte konu ile ilgili detaylar:

Her oruç ki, ibadettir, başlamakla tamamlanması borç olur. Onun özürsüz bozulması ve iptâli günâhtır. Orucun bozulması ve iptâli (bozucu bir şeyle bozulması), onun şer’i hakîkati olan belli şeylerden kendini tutmayı ihlâl iledir. Başlanan oruç, Ramazan’ın edası olduğu takdirde özürsüz bozulmasına dünyevî ceza olarak kefaret dahi gerekir.

Orucu bozan şeylerin başlıcası yeme, içme ve cinsî temasta bulunmaktır. Yeme ve içmenin alışılmış yiyecek ve içeceklerin yenilip içilmesine inhisarı olmadığı gibi, iki tarafa şâmil olan cinsî temasın da mu’tad (alışılmış) şekline inhisarı yoktur. İlâç nevinden olan şeylerin yenmesi veya içilmesi, gıda türünden olan şeylerin yenilip içilmesi gibi. Hattâ ne gıda ve ne de deva olmak üzere yeme ve içmeye elverişli olmayan şeyin bile yutulması imsake (kendini tutmağa) aykırı ve orucu bozucu olduğu gibi, hükne şırınga etmek, kulağa ilâç akıtmak, tütün içmek, enfiye çekmek, kusmak, dumanı boğaza, genize almak şeklinde tütsülenmek, cinsi temasta iki sünnet yerinin buluşması ve oynaşmakla meni inmesi de orucu bozucudur. Unutarak yemek, içmek, yutmak ve yine unutarak birleşmek bağışlanmıştır. Hatırlandıktan sonra devam edilmemek şartıyla orucu bozmaz. Hatâ kazayı gerektirir. Meselâ, mazmaza ederken boğaza kaçan su, orucu bozmakla kaza gerekir.

Şunlar orucu bozmaz:

1. Öpmek. 2. İhtilâm (hamamcı) olmak. 3. Sabaha kadar cünüp kalmak. 4. Ağıza gelen balgamı yutmak. 5. Burnu içine inen yaşlığı çekip yutmak. 6. Kulağına su kaçmak. 7. Bir şey koklamak. 8. Elinde olmayarak boğazına duman, toz veya sinek girmesi. 9. Erkeklik uzvunun içine ilâç akıtmak, sonda salmak. 10. Göze sürme ve bıyığa yağ sürmek. 11. Ağıza alınan ilâcın tadı anlaşılmak.

(Hacı Mehmed Zihni, Muhtasar Ni’met-i İslâm, s.168-169)

24Nis 2020

Ramazan ayı yaklaşmaktadır. Ramazan ayının başında, sonunda veya ortasında üç defa okunacak duayı sizlerle paylaşıyoruz.

Ramazan Ayında Okunacak Dua

Bismi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm

“Allâhü Râbbün ahadün samedün ferdün li’l-‘âlemîne, nebîyyinâ Muhammedin erselehu mübeşşiran. Li’l-kâfirîne münzirûne münzîran mine’n-nâri ve münziran nebîyyinâ Muhammedün ahadün, hâmidün ve kâsimun ve şâhidün li’l-mü’minîne ve kâimun nebîyyinâ Muhammedün vehüve nebîyyü’l- Mustafâ salla’llâhu Te‘âlâ ‘aleyhi ve sellem. Ve’l-imâmu’l-murtezâ, ve’r-resûlü’l- müctebâ, nebîyyinâ Muhammedün hüve’r-resûlü’l-murselü, sâhibu’l-kitâbi, münziru ve’l-kitâbu’l-mecdü, nebîyyinâ Muhammedün sâhibu’l-livâ’i ve’l-minberi ve’l-burâki’l- ezheri ve’r-rızâ’i ve’l-kevseri nebîyyinâ Muhammedün ve zeynü’l-cinâni Ahmedün, ‘abdun mutî‘un, ‘âdilün, ‘abdun, cevâdün, nâfi‘un, li’l- müşrikîne kâilün, nebîyyinâ Muhammedün ve şefî‘unâ Muhammedün ve resûlünâ Muhammedün fahrun lenâ Muhammedün hayrun li’l-’âlemîne şefî‘un li’l-müznibîne ve’lmücrimîne, nebîyyinâ Muhammedün ihtârahu ve erselehu fî hâlkıhî şerrafehu, yuhibbuhu nebîyyinâ Muhammedün salla’llâhu ‘alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma‘îne bi-rahmetike yâ erhame’r- râhimîn.” Ramazân-ı Şerîf’te Okunacak duâlar:

İlk on (10) gün: “Yâ erhame’r- râhimîn”

İkinci on (10) gün: “Yâ ğaffârü’z- zünûb”

Son on (10) gün: “Yâ ‘atîga’r- rigâb”

  1. Îkâz: Bu duâlar günde en az yüz (100) def‘a okunmalıdır.
  2. Îkâz: Ramazân-ı Şerîf’in herhangi bir gecesi Fetih Sûresi okunursa, o sene içindeki kötülük, belâ ve musîbetlerden biizni’llâhi Te‘âlâ muhâfaza olunur.
  3. Îkâz: Ramazân-ı Şerîf’in yirmi üçüncü (23.) gecesi Sûre-i Ankebût ve Sûre-i Rûm okunur.
  4. Îkâz: Ramazân-ı Şerîf’in herhangi bir gününde 363 (üç yüz altmış üç) İhlâs-ı şerîf okunur.

(Ömer Muhammed Öztürk, İbâdet Takvimi ve Duâlar, s.42)

23Nis 2020

Ramazân Ayının Fazîleti

2020 Ramazan Ayı Ne Zaman Başlıyor ve Ramazan ayında yapılacaklar hakkındaki yazımızı sizler için hazırladık.

Ebû Saîd Hudri’den Ebû Nadra’nın, ondan da Kelebî’nin bildirdiği hadîs-i şerîfte: Ramazân-ı şerîfin ilk gecesinde cennet ve gök kapıları açılıp, son gecesine kadar kapanmaz. Ehl-i Sünnet ve Cemâat’ten Ramazân gecelerinde namaz kılan kimsenin, her secdesi için Allâhü Te‘âlâ bin yediyüz sevâp yazar ve onun için cennette kırmızı yakuttan bir ev yaptırır. O evin bir kapısı ve her kapıda kırmızı yakutla süslenmiş altından iki kanat vardır. Ramazân’ın ilk günü oruç tuttuğunda, Allâhü Te‘âlâ Ramazân’ın son gününe kadar, onun günâhlarını mağfiret eder. Birinci gündeki orucunu, bir o kadar günâhına da keffâret eder. Onun her günkü orucu için, kendisine cennette bir köşk verilir ki, o köşkün bin altın kapısı vardır. Yetmiş bin melek onun için sabahdan akşama kadar istiğfar ederler. Ramazân’ın gece ve gündüzünde yaptığı her secdesine cennette öyle bir ağaç verir ki, hayvana binmiş bir kimse yüz yıl yürüse sonuna ulaşamaz” buyurduğunu beyân eylemiştir.

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyetle A’rac’ın, ondan da babasına isnâd ile Ebû Nasr’ın bize bildirdiği hadîs-i şerîfte: Ramazân’ın ilk gecesi olduğunda, Allâhü Te‘âlâ insanlara nazar eder; Allâhü Te‘âlâ bir kuluna nazar edince, ona ebedî azâb etmez. Allâhü Te‘âlâ Ramazân-ı Şerîf’in her gününde milyonlarca insanı cehennemden azâd eder” buyurduğunu bildirmiştir.

Ebû Nasr’ın babasından, onun da Nâfi’den, ondan da Ebû Mes’ûd Gıfârî (r.a.)’in bildirdiği Hadîs-i Şerîf’te: “Şehr-i Ramazân hilâli görülünce, eğer kullar Ramazândaki özel sevâpları bilmiş olsalardı, o yılın tamamen Ramazân olmasını elbette temenni ederlerdi” buyuruldu.

Ebî Hayseme (r.a.)’in: “İnsan büyük günâhlardan sakındığı müddetçe, Ramazânı gelecek Ramazân’a, haccı diğer haccına, Cum’ası diğer Cum’asına, namazı diğer namazına kadar arada olan günâhlara keftarettir” dediğini bildirmiştir.

(Abdulkadir-i Geylani (k.s.), Gunyetü’t Tâlibîn, s.296)

27May 2019

“Oruç tutun sıhhat bulursunuz.” (Taberâni)

İbadetler Allah’ın emri ve Sevgili Peygamberimiz’in tebliği ile yapılır ki buna “taabdüdî emir” denilir. Şüphesiz her ibadette bizim tam veya eksik anlayabileceğimiz nice dünyevi faydalar da vardır. Fakat bu nokta ikinci derecede kalır. Eğer bir mümin mesela şişmanlığı gidermek veya tansiyonu düşürmek için açlığa katlanırsa o açlık örfi manada oruç sayılmaz.

Ameller ancak niyetlere bağlıdır. Mesela namaz bir idmandır denemez. Zira o doğrudan taabdüali bir emirdir. Bununla beraber bu emrin ifası zımnında elbette dünyevi faydalar da vardır. Hele “aylık aidat” ve “giriş ücreti” gibi külfetlere ve merasime tabi olmayan ve tam eşitliğin timsalini teşkil eden cemaatın içtimai faydaları ne kadar açıktır. Fakat biz bunlarda birinci derecede taabdüdi emri düşüneceğiz, bunları Allah’ın emri diye yapacağız.

Bu hadis-i şerifde orucun sağlık üzerindeki müsbet tesirine işaret buyurulması, ikinci derecede böyle dünyevi ve bünyevi bir faydası da bulunduğunu açıklamaktadır. Bugün bu durum tıp ilmince de isbat ve itiraf edilmiştir.

Orucun daha nice faydaları vardır ki, nefs hakimiyeti, açlığa ve zorluğa tahammül, açların haline vukuf ve merhamet… bunlardandır.

23May 2019

Ebû Mûsâ’l-Eş’arî (R.A.) şöyle der: “Dalgalar arasında, yelkenli bir gemiyle yol almağa çalışıyorduk. Ne kara parçası ne de başka bir şey görünüyordu. Bir ara şöyle bir nidâ geldi: “-Ey gemidekiler, durun, size bir haberim var!” Dönüp baktık; ama hiçbir şey göremedik. Tam yedi def’a aynı nidâyı işittik. Yedinci seslenişten sonra dedim ki: “-Ey münâdî, kim isen durumumuzu görüyorsun; seni bulacak hâlimiz yok; ne demek istiyorsan söyle!” Bu def’a şöyle dedi: “-Allâh-ü Teâlâ’nın Zât-ı Sübhânîsi için verdiği bir hükmü size haber vereyim mi?” Biz “-Haber ver!” deyince dedi ki: “-Allâh-ü Teâlâ, Zât-ı Sübhânîsi için şu hükmü verdi: Bir kul sıcak bir günde nefsini susuz bırakırsa (Allâh için) kıyâmet günü, Allâh-ü Teâlâ ona su verip onun susuzluğunu giderecektir.” “Ebû Mûsâ’l-Eş’arî (R.A.) sıcak günleri gözetir, o günlerde oruç tutardı.”

Resûlullâh (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdular: “Altı âdet vardır ki bunlar hayırdır: 1) Allâh’ın düşmanlarına karşı kılıçla cihâd etmek, 2) Yazın oruç tutmak, 3) Musîbete karşı sabretmek, 4) Haklı olunsa da çekişmeği terk etmek, 5) Bulutlu günlerde veyâ yaz günleri namazı erken kılmak, 6) Kış günleri abdesti güzel almak.”

Ebû Hüreyre (R.A.) şöyle der: “Resûlullâh (S.A.V.) Efendimiz, bana üç şey öğretti, onları ölünceye kadar terk etmem: 1) Vitir namazını kılmadan uyumamak, 2) Her ayda üç gün oruç tutmak, 3) Duhâ namazını bırakmamak.

Hz. Alî (K.V.), Resûlullâh (S.A.V.) Efendimiz’in şöyle buyurduklarını rivâyet etti: “Sabır ayını (Şehr-i Ramazânı) oruçlu geçiriniz. Her aydan da üç gün oruç tutunuz; böyle tutulan oruç, Savm-ı Dâvûd (Dâvûd (A.S.)’ın bir gün oruç tutması, bir gün tutmaması) menzilesindedir. Kalbin kîn ve hilesini giderir.”

(Fakîh Ebû’l-Leys Semerkandî (R.H.), Tenbîhü’l-Gâfilîn, S. 388-390)