Namaz, Temizlik, Abdest

29Haz 2021

Pratik Fıkıh Bilgileri: Abdest ve Gusül

Pratik Fıkıh Bilgileri: Abdest ve Gusül. Abdest alırken diş etinde kanama meydana gelen kişinin abdesti bozulur mu?

SUAL: Abdest alırken diş etinde kanama meydana gelen kişinin abdesti bozulur mu?
CEVAP: Bedendeki bir yaradan çıkıp yaranın dışına akan kan abdesti bozar. Ancak diş etinden çıkan kan, karıştığı tükrüğün yarısı veya daha fazlası kadar ise abdesti bozar. (Mevsılî) Şafiilere göre ise abdest, sadece ön ve arkadan çıkan şeylerle bozulur. Bunların dışındaki yerlerden gelen sıvılar abdesti bozmaz. (Mâverdî)
SUAL: Cünüp olarak uyumak, yemek ve içmekte bir sakınca var mıdır?
CEVAP: Cünüp olan bir kimse ihtiyaç halinde, herhangi bir namazın geçmesine sebebiyet vermemek kaydıyla, cinsel bölgesinin maddi temizliğini yaptıktan sonra abdest alarak ya da sadece el ve ağzını yıkayarak uyuyabilir, yiyip içebilir ve başka işlerle meşgul olabilir.
Fakat cünüp birinin namazını kaçıracak şekilde yıkanmayı geciktirmesi haram, elini ağzını yıkamadan yiyip içmesi ise mekruh görülmüştür. Bu itibarla zorunlu bir durum olmadıkça insan hemen boy abdesti almalı ve bir an önce yıkanıp temizlenmelidir.
SUAL: Cünüp olan biri gusletmeden önce tıraş olması veya tırnak kesmesinde sakınca var mıdır?
CEVAP: Cünüp olan kimsenin yıkanmadan tıraş olması ve tırnak kesmesi haram olmasa da iyi değildir. İmâm-ı Gazalî (r.âleyh) İhyâ’da şöyle der: Cünüp olan kimsenin tırnak kesmesi, tıraş olması, etek ve koltuk altını temizlemesi, kan aldırması veya vücuttan herhangi bir parça kopartması uygun değildir. Çünkü âhirette bütün vücud geri döneceğinden yıkanmadan kesilen veya tıraş olunan şey cünüp olarak dönecektir.
(Mügni’I-Muhtac, c.1, s.75; Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvâlar)

22Haz 2021

Devamlı Abdestli Bulunmanın Sevabı

Devamlı Abdestli Bulunmanın Sevabı. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular: “Mümin kimse abdest aldığı zaman günâhları, kulaklarından, gözlerinden, ellerinden ve ayaklarından çıkar. Eğer oturursa mağfiret olunmuş olarak oturur.”

Abdest, bedenin günâhlardan temizleyicisidir. Yani namazın sahih olması ve (kabulü, beden azalarının günâhlardan pâk olmasına bağlıdır. Bu paklık da, iç ve dış temizliği mânasında abdestle hâsıl olur.
Ebû Ümame (r.a.)’dan rivâyet olunduğuna göre Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular: “Mümin kimse abdest aldığı zaman günâhları, kulaklarından, gözlerinden, ellerinden ve ayaklarından çıkar. Eğer oturursa mağfiret olunmuş olarak oturur.”
Her kim abdestli olduğu halde vefât ederse şehid olarak vefât eder. Zira Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, Ashâb-ı Kirâm’dan Enes (r.a.)’e buyurmuşlar ki: “Sana Ölüm Meleği (Azrail) gelir de sen de abdestli bulunursan seni şehidlik fevt etmez.” Yani şehid olarak vefât edersin, demektir. Şu halde devamlı abdestli bulunmak İslâm âdetidir.
Bostanü’l-Arifin kitabının uyuma edepleri babında denir ki: Bize ulaşan habere göre Allâhü Te’âlâ Hazretleri Musa (a.s.)’a buyurmuşlar ki: “Abdestsiz iken başına bir musibet gelirse ancak kendini levm et (kötüle, azarla, kına).”
İlim erbâbı bazı zatlar demişlerdir ki; her kim devamlı abdestli bulunmaya devam ederse Cenâb-ı Hâkk o kimseye yedi hasletle ikram buyurur:
1. Melekleri o kimsenin sohbetine (arkadaşlığına) rağbet ederler.
2. Abdestli bulundukça defterine daimî sevâp yazılır.
3. Bedenindeki azaları Cenâb-ı Hâkk’ı tazim eder.
4. Beş vakit namazlarında imâmın iftitah tekbirine yetişmek kolay olur.
5. Uyurken Allâh (c.c.), onu insan ve cin şerlerinden koruyacak melekler gönderir.
6. Sekerat-ı mevti (can çekişirken olan dalgınlığı) kolay olur.
7. Abdestli bulundukça Cenâb-ı Hâkk’ın hıfz ve emanında (koruma ve emniyetinde) kalır. (Şir’atul-İslâm, s.82)
(Ahmed Kemaleddin Üstün, Elli Dört Farz Şerhi, s.43-44)

17Haz 2021

Gösteriş için Yapılan İbadet

Gösteriş için Yapılan İbadet başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.

Muhammed b. Lebid (r.a.)’dan rivâyet edilen bir Hadîs-i Şerif şöyledir: Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sizin müptelâ olmanızdan korktuğum şeylerin en korkuncu küçük şirktir.”
Ashâb (r.a.e.) sordular: ”Ey Allâh’ın Resûlü (s.a.v.)! Küçük şirk nedir?” Şöyle buyurdu: “Riyadır. Allâhü Te‘âlâ amellerine göre kullara karşılık vereceği gün, riyakârlara şöyle buyuracak: “Dünyada kendilerine gösteriş yaptıklarınıza gidin. Hele bir bakın, onlarda hayır namına bir şey bulabilecek misiniz?”
O riyakârlara böyle denilmesinin sebebi, dünyadaki amellerinin hile, aldatmaca oluşudur. Âhirette de öyle karşılık bulurlar. Nitekim bu hususu Cenâb-ı Hâkk şu Âyet-i Kerime ile belirtir: ”Şüphesiz münafıklar, akıllarınca Allâh’a oyun etmek isterler. Halbuki O, kendi oyunlarını başlarına geçirendir.” (Nisa s. 142) Yâni, onlara amellerine karşılık vereceği ecir aldatmacalıdır. Yaptıklarının sevâbını boşa çıkarır. Allâh (c.c.) onlara der ki: “Kendileri için gayret ettiğiniz kimselere gidiniz. Zira katımda size sevap yoktur…” Çünkü yapılan amel, Allâh (c.c.) için yapılmamıştır. Amelin sevâb getirmesi için, Allâh (c.c.) için hâlis (katışıksız) olması gerekir. Bir başkası için yapılan işin içine ortaklık girer: Şirk olur. Allâh (c.c.) şirkten münezzehtir.
Anlatılan mânâda, Ebû Hüreyre (r.a.) tarafından rivâyet edilen bir Hadîs-i Kudsî şöyledir: “Ben şirkten müstağniyim. Ben, Ben’den başkası için yapılan işlerden uzağım. Kim ki işlediği bir amele Ben’den başkasını ortak ederse, Ben o amelin dışındayım.”
Şu Âyet-i Kerîme buyurur ki: ”Bir kimse, dünya varlığı için acele ederse biz de acele ederiz.” (İsrâ s. 18) Bunun mânâsı şudur: “Bir kimse, yaptığı ameline karşılık, dünyalık ister de âhiret sevâbını beklemezse, dünyada iken; dünya metâından istediğimize dilediğimiz kadar veririz.” (İsrâ s. 18)
(Ebû Leys Semerkandî, Tenbihü’l Gafilîn, s.25-26)

12Haz 2021

Farz Namazların Mükafatı ve Cezası

Farz Namazların Mükafatı ve Cezası. Farz namazlara devam edenlere Allâhü Te‘âlâ ona beş rütbe ile ikrâmda bulunur. Kim de namaza karşı tembel davranırsa Allâhü Te‘âlâ o kişiyi, beşi dünyada, üçü ölümü anında, üçü mezarda, üçü de kabirden diriltilip çıktığı ana mahsus olmak üzere on dört ceza ile cezalandırır. 

Her kim farz namazlara devam ederse Allâhü Te‘âlâ ona beş rütbe ile ikrâmda bulunur: 1. Ondan geçim sıkıntısını giderir 2. Kabir azâbını kaldırır. 3. Kitabını sağ tarafından verir. 4. Sırat’tan yıldırım gibi geçirir. 5. Sorgusuz Cennete koyar.
Her kim de namaza karşı tembel davranırsa Allâhü Te‘âlâ o kişiyi, beşi dünyada, üçü ölümü anında, üçü mezarda, üçü de kabirden diriltilip çıktığı ana mahsus olmak üzere on dört ceza ile cezalandırır. Dünyadaki cezaları: 1. Ömrünün bereketini giderir. 2. Yüzünden iyi kimselere verilen nurlu simayı izâle eder. 3. İşlediği hiçbir amele karşı sevâp vermez. 4. Duâsı göğe yükselmez. 5. Salihlerin duâsında nasibi olmaz.
Ölümü anında gelen cezalar: 1. Hor, zelil bir şekilde ölür, 2. Aç ölür. 3. Dünya denizleri kadar su ile sulansa bile suya kanmadan şiddetli susuzluk çekerek ölür.
Mezarda kendisine isabet edecek cezalar: 1. Bütün organlarını yerlerinden kaydıracak şekilde mezarının daralması. 2. Gece, gündüz kabrinde ateş yanması veya buzlar üzerinde öteye beriye çevrilmesi. 3. Mezarında, bir yılanın kendisine musallat olmasıdır, ki bu yılanın gözleri ateşten, tırnakları demirdendir. Bu yılan şiddetli gök gürültüsüne benzer sesiyle ölüye şöyle der: Rabbim sabah namazını gün doğuşuna bıraktığından ötürü sana vurmamı buyurdu, öğleni ikindiye, ikindiyi akşama, akşamı yatsıya, yatsıyı da sabaha bıraktığından seni dövmemi emretti. Ona her vuruşunda yetmiş kulaç yerin dibine doğru gömülür ve kıyâmete kadar böyle azâb olunur.
Kabirden çıktığı zaman hesâp mevkiinde karşılaşacağı musibetler ise: 1. Hesâbının çetin geçmesi. 2. Allâh (c.c.)’un gazâbına maruz kalması. 3. Cehenneme atılmasıdır.
(İmâm Şemsüddin ez-Zehebî, İslâm Şeriatinde Büyük Günâhlar, s.18-19)

https://www.youtube.com/watch?v=CSs16gXYH9U

01Haz 2021

Çocuk ve Namaz

Çocuk ve Namaz. yedi yaşından itibaren çocukların, anne babaları tarafından namaza alıştırılmaları tavsiye edilmiş; on yaşından itibaren ise ergenliğe hazırlık olması için düzenli bir şekilde namaz kılmaları adeta emredilmiştir.

Namaz, mümin için diğer amelleri de ayakta tutan en önemli dinî görevdir. İyi davranışlar ve erdemlilikler, namaz sayesinde korunur. Namaz zâyi edildiği zaman, bu değerler de yok olmaya mahkûm olur. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, kıyâmet gününde kulun ilk hesaba çekileceği sorumluluk olarak, namaza işaret etmektedir. Bu bakımdan, yedi yaşından itibaren çocukların, anne babaları tarafından namaza alıştırılmaları tavsiye edilmiş; on yaşından itibaren ise ergenliğe hazırlık olması için düzenli bir şekilde namaz kılmaları adeta emredilmiştir. Ergenlikten itibaren ise, namaz ve diğer dinî hükümlerle ilgili sorumluluğun başladığı hepimizin malumudur. Çocuklarımızın dünyalarını mamur etme uğruna ahiretlerini ihmâl etmememiz gerektiği konusunda Rabbimiz bizi şöyle uyarmaktadır:
“Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç Allâh (c.c.)’a karşı gelmekten sakınanlarındır.” (Tâhâ s. 132)
(Ahmet Gelişgen, Kur’ân’dan Öğütler-2, s.135)
NAMAZIN MÜSTEHÂBLARI
Namazın müstehâbları şunlardır:
1. Namazda bulunan erkek ve kadın huşu üzere olup kıyamda secde yerine, rükûda ayaklarının üzerine, secdelerde burnunun ucuna, oturuşta kucağına ve selâmda omuz başlarına bakmak.
2. Öksürüğü ve geğirmeği gücü yettiği kadar tutup savmak.
3. Esnemekten ağzını tutmak.
4. Kamette “Hayye ale’l-felâh” denirken imâm ve cemaat namaza kalkmak.
5. “Kad kameti’s-salâh” denilirken imâmın namaza başlaması.
6. Namaza dururken kalbin işi olan niyete dilin işleyişini eklemek de müstehâblardandır. Vesvesenin gereği yoktur.
(Hacı Mehmed Zihni, Muhtasar Ni’met-i İslâm, s.117)

30May 2021

Misvak Kullanmanın Önemi

Misvak Kullanmanın Önemi. Peygamber Efendimiz (SAV)’in sünneti olan misvak ile ilgili bilinmesi gerekenleri sizler için mercek altına aldık. Peki misvak nedir? Ne işe yarar? Misvağın faydaları neler?

Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vermiş olduğu emir ve vasiyetlerden biri de, her abdest almada ve her namazdan önce misvâk kullanmamızdır. Bu ahdi bozanlar ve buna göre hareket etmeyenler çoğunluktadır. Bu durum, Allâh (c.c.)’u tazim için mescitlere gelen melekleri ve sâlih kişileri rahatsız etmektedirler. Efendimiz (s.a.v.) ağız ve bilhassa diş temizliğini defalarca beyân ve te’kîd (pekiştirme) etmişlerdir.
Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetlerinden herbirinin cennette bir basamağı vardır. Bu basamaklara ancak Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetlerini yerine getirmek ve bunları başarmakla çıkılır. “Bu sünneti yapmamamız veya bırakmamız caizdir” diyen bazı zayıf kişilere Kıyamet Günü, “İşte yapmadığın bu sünnete karşılık seni bu basamağa çıkmaktan mahrum ettik” diyeceklerdir.
İmâm Şiblî (r.âleyh) bir gün abdest vakti misvâkını bulamamış, orada birisinden bir dinar karşılığında bir misvak almış ve dişlerini temizlemişti (bunu yapmadan abdestini almamıştı). Yüksek fiyatla bu basit şeyi aldığını görenler hayret etmişlerdi. Kendisi bu işe şaşanlara şöyle cevap vermişti: “Allâh (c.c.) katında dünyanın bir sinek kanadı kadar dahi değeri yoktur. Kıyâmet Günü Hâkk Te‘âlâ tarafından bana: “Peygamberinin sünnetini ne sebeple yapmadın? Dünya ve içinde bulunan bütün mallar Hâkk Te‘âlâ nazarında bir sinek kanadı kadar bile önemli olmadığı halde bu dünya malından verip Peygamberinin sünnetini neden yerine getirmedin?” diye sorulacak olursa ne cevap vereceğim?”
Ey kardeşim! Şayet senden misvakı olmayan kişi bir misvak istese ve sen de misvakını ikiye bölüp yarısını vermiş olsan, kendini Allâh (c.c.)’un velilerinden ve Efendimiz (s.a.v.)’in yakınlarından sanabilirsin. Edeb ve terbiye sınırı içinde yapılan az bir iş, edeb ve terbiye sınırı dışında yapılan çok işten daha hayırlıdır.
(İmâm Şarani, Büyük Ahidler, s.68-69)

21May 2021

Cuma Saatinde Alışveriş Yapmanın Hükmü

Cuma Saatinde Alışveriş Yapmanın Hükmü. Cuma günü, Cuma ezânı okunurken alışveriş; Hanefi mezhebine göre tahrimen mekruhdur. 

SUAL: 1. Cuma vaktinde alışveriş yapmak haram mı? 2. Şayet bayan tezgâhtar çalışıyorsa veya dükkanın sahibi bayan ise, o vakitte dükkan kapatılmazsa, bu arada yapılan alışveriş yine haram mı? 3. Eğer dükkan sahibi de bayan ise cuma vaktinde yine kapatmak zorunda mı?
CEVAP:
1. Cuma günü, Cuma ezânı okunurken alışveriş; Hanefi mezhebine göre tahrimen mekruhdur. Diğer alimlere göre ise haramdır. Haram veya mekruh olması şu âyete dayanıyor: “Ey imân edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allâh’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma s. 9) Yani; burada Allâh (c.c.)’un bir emri vardır ve bu emri yerine getirmek vâciptir. Alışverişi bırakmayan, vâcibi terketmiş, yani haram işlemiş olur.
2. İslâm âlimleri; yukarıda geçen ayetteki haramlılığın; Cuma namazıyla muhatap olan kişileri kapsadığını, kendilerine Cumanın farz olmadığı kişilerin ise bu vakitte alışveriş yapabileceğini bildirmişlerdir. Cuma namazı kendilerine farz olmayan kişiler ise; fıkıh kitaplarında çocuk, kadın ve seferî olanlar olarak geçmektedir. Ancak Cuma vaktinde genel olarak kadın, çocuk ve seferi olanların da namaz bitene kadar alışverişten sakınmaları daha evlâdır.
3. Cuma saatinde kadının işyerini çalıştırmasında kadın açısından sakınca olmamakla bereber, Cuma saatinde işyerinin açık tutulması nedeniyle o saatte Cumanın farziyet şartlarını üzerinde taşıyan birisinin o dükkandan alışveriş yapması mekruh veya diğer görüşe göre haram olduğu için, kadın da bu fiilin işlemesine vesile olduğundan dolayı günâhına ortak olabilir. Bu durumda işyerinin kapalı olması daha uygundur.
(İbn Kudâme, El Muğnî, c.2, s.73)

16May 2021

Cehaletin İlacı Sormaktır

Cehaletin İlacı Sormaktır başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz

Câbir (r.a.) anlatıyor: “Arkadaşlarımla beraber sefere çıkmıştık, içimizden birinin başına taş isâbet etti ve başını yaralayıp kemiğini kırdı. Sonra aynı adam uykuda ihtilâm olduğu için, arkadaşlarına: “Teyemmüm edebilir miyim, bu hususta benim için ruhsat buluyor musunuz?” diye sordu. Arkadaşları da: “Hayır, su mevcut oldukça teyemmüme ruhsat yoktur” diye cevâp verdiler. Bunun üzerine o şahıs gusül abdesti aldı ve açık vaziyetteki yaradan içeriye giren suyun tesiri ile vefât etti. Peygamber (s.a.v.)’in huzuruna geldiğimiz zaman, kendisine hadiseyi naklettiler. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.): “Adamı öldürmüşler. Bilmiyorlarsa sorsaydılar ya. Cehâletin ilâcı sormaktır, o adama teyemmüm etmek kâfi gelirdi. Yarasına da bir bez parçası koyar, üzerine mesheder ve vücudunun diğer yerlerini de yıkardı” buyurmuştur. (Ebû Davûd)

Pratik Fıkıh Bilgisi: Tavla

Tavla, dama, okey, satranç ve bilardo gibi oyunlar, iddiâsına olmasa bile oynanması tahrimen (harama yakın) mekruhtur. Çünkü bu gibi oyunlar insanın kumara alışmasına ve vaktini boşa harcamasına neden olur. Oysa vakit insanın en değerli sermayesidir. Bir kazanma-kaybetme, kumar şekline dönüşme varsa haramdır. Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Tavla oynayan, Allâh (c.c.)’a ve Resûlüne âsî olmuştur.” (Ebû Dâvud) Tavla veya benzeri oyunları oynayan kişinin kumar olsun, olmasın, bundan sebep namazını da terk ediyorsa şahitliği kabul edilmez.
(İbn-i Âbidin, c.12, s.516)
SUAL: Kadınların tek başına taksiye binmeleri caiz midir?
CEVAP: Birbirine yabancı olan bir erkekle bir kadının yalnız olarak bulunmaları dinen haramdır. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Bir erkekle bir kadın yalnız başlarına kalırsa mutlaka üçüncüleri şeytandır.” (Ahmed b. Hanbel) Yani şeytan onların kalbine vesvese verip, şehvetlerini tahrik etmek isteyecektir. Dolayısıyla bir kadının şehir içinde kalabalık olduğu bir sırada, bildiği bir yerden yine bildiği bir yere tehlike olmadığını anladığı takdirde, taksiye binip gitmesinde beis yoktur. Fakat şehir dışı ya da gece vakti olursa veya kocasının izni olmadan yalnız olarak şoförle birlikte taksiye binmesi haramdır.
(Halil Günenç, Günümüz Meselelerine Fetvâlar, c.2, s.260)

04May 2021

Hadislerin Bilime Işık Tutan Yönleri

Hadislerin Bilime Işık Tutan Yönleri başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.

Efendimiz (s.a.v.): “On şeyin fıtrattan olduğunu ifade eder ve bunlardan birisi olarak da sünnet olmayı” sayar. (Buhârî) Günümüzün bilim adamları da, sünnette kesilen derinin pislik ve mikrop toplaması neticesinde, sahibinin kansere yakalanmasına neden olacak kadar tehlike arz edebileceğini ifade etmekte ve böylece Efendimiz (s.a.v.) mucize ifadesini teyit etmektedirler.
Efendimiz (s.a.v.): “Bir sineğin yemek veya su kabına düşmesi durumunda, sineğin her tarafının batırıldıktan sonra çıkarılıp atılmasını, çünkü kanatların birinde hastalık diğerinde şifa olduğunu” bildirmiştir. (Buhârî) Öncelikle sineğin mikrop taşıyabileceğini o devrin insanları bilemezken, Efendimiz (s.a.v.)’in bilmesi ve bu konuda uyarı yapması tek başına zaten bir mucizedir. Yemeğe veya suya düşen sinek, genelde tek kanadıyla çıkmaya çabalar. Bu durumda onu tekrardan batırmak diğer kanadındaki panzehiri de oraya bırakmasını sağlayacaktır.
Efendimiz (s.a.v.): “Ayakta idrar yaparken idrarın sıçrayacağını, dolayısıyla ayakta idrar yapmanın uygun olmadığını” buyurmuştur. (Buhârî) Yine zaman göstermiştir ki, ayakta idrar yapmak bedenen ciddi tehlikeler doğurmaktadır. Sıçrayan idrar partiküllerinin solunan havayla ciğere yapışması, bu tehlikelerin ilkidir. Diğer bir tehlike de idrar kesesinin tam boşalmamasından kaynaklanan bazı mikro organizmalar çoğalalarak prostat iltihabı gibi hastalıklara neden olurlar. Ayrıca idrar kesesinde tam boşalmayan idrarda bulunan bazı maddeler çökerek mesane taşı oluşmasına neden olur.
Burada verilen örnekler, denizden bir damla mesabesindedir. Zaman ilerledikçe, ilim dalları geliştikçe, ilim erbâbı daha pek çok konuda Efendimiz (s.a.v.)’i tasdik ederek doğruluğunu teyid edeceklerdir.
(Basından Derleme)

03May 2021

Cenaze Namazının Kılınışı

Cenaze Namazının Kılınışı. Cenaze namazı kılınışı ve cenaze namazında okunacak dualar ve cenaze namazı abdestsiz kılınır mı ve hangi hususların atlanmaması gerekiyor?

Cenâze namazının rükünleri: Tekbirler ve kıyam (ayakta durma) dır. Onda rükû, sücud, kıraat (Kur’ân okuma) ve ka’de (oturuş) yoktur. Duâ da rükünlerden değil sünnettir. Tekbirler dörttür.
Birinci rekâtta el kaldırılıp bağlandıktan sonra (… ve celle senâüke… ilaveli) “Sübhâneke…” okunur. İkincisinde el kaldırmadan, salâvat ve üçüncüsünde duâlar okunup, dördüncüsünde selâm verilir. Bunlarda cemaatin imâmdan farkı yoktur. Tekbirlerde cemaat imâma uymuş bulunur. Selâm vaciptir. Okunacak dua şöyledir: “Allahümmağfir li-hayyinâ ve meyyitinâ ve şâhidinâ ve gâibinâ ve zekerinâ ve ünsânâ ve sağîrinâ ve kebîrinâ. Allahümme men ahyeytehu minnâ feahyihi ale’l-İs-lâmi ve men teveffeytehu minnâ feteveffehu alel-imân. Allahümme in kâne muhsinen fezid fi ihsânihi ve in kâne musîen fetecâvez an seyyiâtihi. Allâhümme lâ tuharrimnâ ecrehu ve lâ teftinâ ba’dehu.”
Bunları okuyamayan: “Allahümmağfirli ve lehu ve lilmü’minîne ve’l-mü’ minât (Allâhım, beni, onu, erkek müminlerle kadın müminleri bağışla)!” der. İlk tekbîrden başkasında el kaldırılmaz ve dördüncü tekbîrden sonra duâ edilmez. Tekbîrleri imâm açıktan söyler. Cenaze namazına sonradan gelip imâma iki tekbîr arasında yetişen kimse, namaza hemen katılmayıp imamın tekbîrini bekler. İmamın ilk tekbîrinde orada bulunduğu hâlde katılmakta gecikmiş olan kimse, imamın ikinci tekbirini beklemeyerek ona uyar ve tekbîrini alır. Dördüncü tekbîrden sonra gelen kimse, cenaze namazına yetişememiş olur. Cenaze namazında, namazın başına yetişemeyen kimse, imâmın selâmından sonra, cenaze hemen kaldırılmamışsa duâlar ile beraber, kaldırılmışsa yalnız tekbîrler ile namazı tamamlar.
(Hacı Mehmed Zihni, Muhtasar Ni’met-i İslâm, s.144-147)