Mübarek Gün ve Geceler

28May 2020

Şevval Orucu Nedir? Şevval Orucu Ne Zaman Tutulur?

Şevval Orucu, Ramazan’ın ardından tutulması gereken bir oruçtur. Farz olmayan ibadetlerden bir tanesidir. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” buyurmuştur. Ayrıca bu oruç “Altı Gün Orucu” olarak da ifade edilmektedir.

Şevval Orucu Kaç Gündür?

Şevval Orucu altı gün tutulur. İbn Abidin’e göre bu oruç peş peşe de aralıklı olarak da tutulabilir. Şevval ayı altı gün orucunun tutulma şekli yine Ramazan Orucu ile aynı kurallar çerçevesindedir. Usulen herhangi bir farkı bulunmamaktadır. Şevval ayında tutulan oruç eğer Ramazan ayının kazası niyetiyle tutulursa bu oruç Şevval Orucu değil Ramazan Orucunun kazası olacaktır. Niyet edilirken Şevval Orucu şeklinde niyet edilmesi icap etmektedir.

Şevval Orucu Ne Zaman Tutulur?

Şevval Orucu Ramazan ayının son bulmasıyla başlayan Şevval ayında tutulabilecek bir oruçtur. Bugünlerde Şevval ayına girmiş bulunmaktayız. Bu oruç artık tutulabilir. Nafile bir oruçtur.  Şevval Orucunun tutulması için ayrıca niyet edilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu oruç Ramazan Orucunun kazası yerine geçmeyecektir.

Şevval Orucu Nasıl Tutulur?

Şevval Orucu, diğer bir ifadeyle altı gün orucu diğer oruçlar gibi tutulur. Yani Müslüman niyet etmek ve sahur ile iftar vakitleri arasında bir şey yememek – içmemek fiillerini gerçekleştirerek bu orucu tutar. Diğer oruçlar için geçerli olan kurallar bu oruç için de geçerlidir. Bu noktada herhangi bir farkı söz konusu değildir. Pazartesi ve Perşembe günü de tutulabilecek bir oruçtur.

Şevval Orucunun Sevabı – Şevval Orucunun Önemi

Hz. Muhammed (s.a.v) Hadis-i şerifte “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” Buyurarak Şevval Orucunun önemini ve sevabını biz Müslümanlara bildirmiştir.

Şevval Ayı Ne Zaman? Şevval Ayı Ne Zaman Başlıyor?

Şevval ayı Ramazan ayından sonra gelen aydır. 2020 yılında Şevval ayı 24 Mayıs 2020 Pazar günü başlamakta ve 21 Mayıs 2020 Pazar günü son bulmaktadır. Yani Hicri Takvime göre 1 Şevval 1441 günü Miladi Takvime göre 24 Mayıs 2020 Pazar gününe tekabül etmektedir. Altı gün orucu bu ayın herhangi bir kısmında bir parça halinde veya aralıklı olarak tutulabilecek bir oruçtur.

24May 2020

Ramazan Bayramı

Kur’an-ı Kerim’in indirildiği gece olan Kadir Gecesini içinde bulunduran ve 1000 aydan daha hayırlı olan Ramazan ayı geride kaldı. Peki Ramazan ayında yapılan ibadetlerin yanı sıra Ramazan Bayramın hangi ibadetler yapılmalı hangi namazlar kılınmalı hangi dualar okunmalıdır? İşte Peygamber Efendimiz bayramda yaptığı ibadetlerRamazan Bayramı Müslümanların iki büyük bayramından biridir. Ramazan ayında tutulan bir aylık orucun bitiminde Şevval ayının ilk üç günü Müslümanların bayram günleridir. Ramazan bayramına, o gün fıtır sadakası verilmesinden dolayı “Fıtır bayramı” adı da verilmektedir.

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bayramlarınızı tekbîrler ile şenlendiriniz.”

“Kim bayram günü üç yüz kere “sübhânellahi ve bihamdihi.” der ve sevâbını ölmüş Müslümanlara bağışlarsa, her Müslüman ölünün kabrine bin nûr iner ölünce Allâh (c.c.) kendi mezarına da bin nûr gönderir.”

Ramazan Bayramı sabahı, Allâh (c.c.), melekleri yeryüzüne indirir. Onlar sokak başlarına dikilerek insanlardan ve cinlerden başka her canlının duyduğu bir sesle şöyle seslenirler:

“Ey Muhammed ümmeti! Büyük günâhları afveden ve bol bağışlar sunan kerem sahibi Rabb’inize çıkın.”

Mü’minler namaza katılınca Allâh (c.c.), meleklere “Vazifesini yapan işçinin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler “Yaptığı işin mükâfatını almaktır.” diye cevâp verirler. Bunun üzerine Yüce Allâh: “Sizi şâhid tutarım ki, onlara mükâfat olarak rızâmı ve mağfiretimi verdim.” buyurur.

 (İmâm-ı Gazâlî, Kalplerin Keşfi, s.668-669)

Ramazan Bayramında şu on iki şey menduptur.

1. Camiye gitmeden önce, tek sayıda olmak üzere hurma (veya tatlı bir şey) yemek, 2. Boy abdesti almak, 3. Dişlerini misvâkla temizlemek, 4. Koku sürünmek, 5. (Giyilmesi mubah olan) elbisenin en güzelini giymek, 6. Kendisine vâcibse (bayram namazından önce)  fitre vermek, 7. (Karşılaştığı her din kardeşine karşı) sevinç ve güler yüzlülük göstermek, 8. Gücü yettiği nisbette çokça sadaka vermek, 9. Sabahleyin erkence uyanmak, 10. Erkence bayram namazının kılınacağı yere (camiye) biraz hızlıca adımlarla gitmek, 11. Sabah namazını (evine) yakın bir camide kılmak, 12. Bayram Namazı için yaya olarak ve gizlice tekbîr getirerek bayram namazının kılınacağı yere gitmek, (kişi, yoldan giderken getirmekte olduğu tekbîri)  bir rivâyete göre bayram namazının kılınacağı yere varınca ve diğer bir rivâyete göre bayram namazına başlarken keser.

 (İmâm  Celaleddin Suyûtî, Camiu’s-Sağir, c.1, s.799.)

23May 2020

Ramazan Bayramı Arefesi

Ramazan Bayramı Arefesi‘nde ve gecesinde neler yapılmalıdır? Ramazan Bayramı Arefesi’nde yapılacak ibadetler nelerdir? Yazımız Ramazan Bayramı Arefesi ile ilgili hazırlanmıştır.

Enes bin Mâlik (r.a.)’in bildirdiği hadîs-i şerîfte Nebi (s.a.v.): Ramazan Bayramı gecesinde, Allâhü Te’âlâ, Şehr-i Ramazân orucunu tutmuş olanlara ecir ve mükâfaatlarını verip bayrâm sabahı meleklere emreder. Onlar da yeryüzüne inip sokak ağızlarında, yol başlarında dururlar. İnsan ve cinden başka bütün yaratıkların işitecekleri bir sesle seslenirler. Ve ey Muhammed (s.a.v.) ümmeti! Azı kabûl edip, büyük karşılıklar ihsân eden ve büyük günâhları bağışlayan Râbbinize çıkınız derler. Onlar da câmi ve mescidlere çıkarlar. Namâzlarını kılıp duâlarını ettiklerinde, Allâhü Te’âlâ, onların her işini görür, görülmedik bir işleri kalmaz. Bütün günâhlarını mağfiret eder. Bu hâlde onlar mağfiret olunmuş olarak dönerler.” buyurulmuştur.(Tirmizi)

Bayramlar Mutluluk Günleridir

Bayramlarda silâh oyunlarına ve yarışlara izin vardır. Zîrâ dînimizde genişlik vardır. İslâm Dîni’nde bayrâmda, sevincini göstermelidir. Hattâ bu dînin belirtilerinden sayılmıştır. Rivâyet olundu ki Ebû Bekir (r.a.) teşrîk günlerinde Âişe (r.anhâ)’nın evine vardı. Ensâr (r.a.e.)’in kahramanlıklarını öven ve Bigâs gününde vâki olan harbin vasıflarını anlatan destânlar söylüyorlardı. Resûlullâh (s.a.v.) bir elbise ile örtünmüşlerdi. Ebû Bekir (r.a.) onları sert söz ile men etti. Resûlullâh (s.a.v.) mübârek yüzünü açıp: “Yâ Ebâ Bekr! Onları bırak. Bu bayrâm günleri sevinç, sürûr günleridir.” buyurdular. Diğer bir rivâyette: “Yâ Ebâ Bekr! Her kavmin bir bayrâmı vardır. Bu da bizim bayrâmımızdır” buyurmuşlardır.(Buhari)Buradan anlaşılıyor ki bayrâm günlerinde sevinçli olmak, bu sevinci dışa vurmak, İslâm Dîni’nin özelliklerindendir. Bayram günleri, yâni teşrik günleri (Ramazân Bayrâmı’nın 1. günü ve Kurban Bayrâmı’nın 4 günü) oruç tutulmaz. Çünkü Allâhü Te’âlâ’nın ziyâfet günleridir.

(Seyyîd Alîzâde, Şir’at’ül İslâm, s.149)

20May 2020

Fıtır Sadakası

Fitre Ne Zaman Verilir?

Halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası  insan olarak yaratılmanın ve Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak; dinen zengin olup Ramazan ayının sonuna yetişen müslümanın, belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır

Sadaka-ı fıtr, isterse malının nisâbı artmasın, aslî ihtiyaçlarından fazla zekât nisabı malı olan, çocuk da olsa, her Müslüman için vâcibdir. Sadaka-ı fıtr, hür Müs­lümanın kendisi için vâcib olduğu gibi fakir olan küçük çocuğu için de vâcibdir. Büyük çocuğu ve zengin olan çocuğu için vâcib değildir. Ancak o zengin çocuğun ken­di malından vâcib olur. Erkeğin, karısı için sadaka-ı fıtr vermesi vâcib değildir.

Sadaka-ı fıtr, Ramazan Bayramı’nın birinci günü tan yerinin ağarmasıyla vâcib olur. Bir kimse fıtr gününün fecrinin tulûundan önce vefat etse veya bir çocuk fecrin tulûundan sonra doğsa veya bir kâfir fecrin tulûundan sonra Müslüman olsa, bunların üzerlerine fıtra vâcib de­ğildir. Çünkü her birine göre sebep yok olmuştur.

Eğer bir kimse vucûbun vaktinden önce fıtrasını edâ etse (yâni Bayramın birinci günü fecr tulü etmeden önce fıtrayı verse), sahîh olur. Bir kimse fıtra vermeyi vaktin­den sonraya bıraksa üzerinden fıtra düşmez. Onun üze­rine o fıtrayı çıkarmak vâcib olur. Fıtrayı hemen vermek mendûbtur. Hemen vermekten maksâd (Bayram Na­mazı için) namazgaha çıkmadan önce edâ edilmesidir. Çünkü Resûlullâh (s.a.v.): “Böyle günde sîz fakirleri dilenmekten müstağni kılın, (yâni dilenmeye muhtaç etmeyin)” buyurmuştur.

Resûlullâh (s.a.v.), bu hadîs-i şerif ile fakirlerin dilen­meye ihtiyâçlarının kalmaması ve ailelerinin nafakasını düşünmeden Bayram Namazı’nda bulunmalarını temîn etmek için, namazgâha çıkmazdan önce fıtra verilmesi­nin evlâ olduğuna işaret buyurmaktadır.

Her şahsın fıtrasını bir fakire vermesi vâciptir. Bir fıt­rayı ayırıp iki fakire verse, caiz değildir. Çünkü nass ile belirtilen, fakiri müstağni kılmaktır.

(Molla Hüsrev, Gürer ve Dürer, 341-344.s.)

13May 2020

Kadir Gecesini Arıyor Muyuz?

Ramazan ayının 27. gecesi İslam âleminde Kadir Gecesi olarak bilinir ve kutlanır.Hadis-i Şeriflerde ise Nebî (s.a.v.), Kadir Gecesinin Ramazân’ın son onunun tek günlerinde aranmasını emretmiştir.

Kadir Gecesi Ne Zaman?

Kadir Gecesinin Önemi

Kadir Gecesi, yüce dinimiz İslam’ın en şerefli, en faziletli ve en ihtişamlı gecelerinden en başta gelenidir. Kadir Gecesi, İslam güneşinin, Kuran meşalesinin dünyayı aydınlatmaya başladığı mübarek bir gecedir. Bu gece, kalbi Kuran nuru ve peygamber müjdesi ile parlayan, alnı secde izleri ile nurlanan müminler için af ve mağfiret gecesidir.

Nebî (s.a.v.), Kadir gecesini Ramazân’ın son onunun tek günlerinde aranmasını emretmiştir.

Vesît tefsîrinde diyor ki, Atâ, İbn Abbâs (r.a.)’den bildirir. Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu: “İsrailoğullarından bir adam, bin ay Allâh yolunda cihâd etmişti. Resûlullâh bunun hâline hayran olup, mübârek kalbine keşke benim ümmetimden de öyle biri bulunsaydı düşüncesi geldi.

Münâcât edip: “Yâ Rabbi, benim ümmetimi ömür bakımından en kısa ömürlü, amel bakımından en az eyledin.” dedi. Allâhü Te‘âlâ Kadir Gecesi’ni ona verdi ve Habîbi (s.a.v.)’in mübârek kalbini kuvvetlendirip: “Ey Habîbim. Kadir Gecesi senindir ve ümmetinindir. Benî İsrail’den olan ve Allâh yolunda bin yıl cihâd eden o kimsenin amelinden hayırlıdır. Kıyâmete kadar her Ramazan-ı Şerîf’te bir defa gelir.”’

Mugnî tefsîrinde İbn Abbâs (r.a.)’den bildirir. Buyurdu ki: Süleyman ve Zülkarneyn (a.s.)’ın mülkü ancak beş yüz ayda dolaşılırdı. Ya’nî Kadir gecesi Süleyman ve Zülkarneyn’in mülkünde bulunanlardan kıymetlidir. Bâzıları da Benî Ümeyye’nin, aşağı yukarı bin aylık olan, mülkünden iyidir demişlerdir.

Nükte: Büyük âlimlerden biri buyuruyor ki, Allâhü Te‘âlâ, “Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.” buyurdu. Bin aydan kaç kat hayırlı olduğunu bildirmedi. O halde bin kere bin (milyon) aydan da hayırlı olabilir. Hattâ daha da çok mümkündür. Bir başka şekilde alırsak, bin aydan hayırlı olmasını, sıddîklar, âlimler, velîler veya başkaları için bildirmedi. Tâ ki, herkes anlasın bu gece iyiler, günahkârlar, bilenler, bilmiyenler, köleler, âzâdlar, erkekler, kadınlar, velhâsıl bütün îmânlılar için bin aydan hayırlıdır.

Riyâd-üs-Sâimîn kitabında diyor ki, Kadir gecesi, Ramazan-ı Şerîf’in son on günü içinde devreder. Bu, Ebû Kulâbe’nin rivâyetidir. Bu da, bu geceyi arayanların, birçok geceleri ihyâ etmesi gerektiğindendir. Ancak bu şekilde, onu bulabilir.

(Muhammed Rebhâmî, Riyâdün Nâsihîn, s.214)

07Nis 2020

Bu gecede yüz rekat namâz kılınır. Bu durumda namâzın, her iki rek‘atında bir selâm verilir. Her rek‘atta Fâtiha’dan sonra 10 (on) İhlâs-ı Şerîf okunur. İsteğe göre bu namâz on rek‘at da kılınabilir. (O zamân her rek‘atta Fâtiha’dan sonra 100 (yüz) İhlâs-ı Şerîf okunur ve 10 (on) rek‘atın sonunda bir kere selâm verilerek namâz tamâmlanır.) Bu şekilde kılmak, bütün müstehâb namâzlarda rivâyet edilmiştir. Selef (r.a.e.), bu namâzı kılar ve buna “Hayır namâzı” derlerdi. Hattâ bu namâzı, bir araya toplanıp cemâatle de kılarlardı.

(Hanefî Mezhebi’nde terâvihten başka hiçbir nâfile namâz cemâatle kılınmaz.)

Hasan-ı Basrî (r.âleyh)’in bu namâz için şöyle dediği rivâyet olunur: “Allâh Resûlü (s.a.v.)’in sahâbîlerinden otuz kişi bana dediler ki:

“Bu gecede bu namâzı kılan bir kimseye, Cenâb-ı Hâkk yetmiş defa nazar eder ve her bir nazar ile onun yetmiş ihtiyâcını giderir. Bu ihtiyâcların en azı da affedilmektir.”

(Hüccetü’l- İslâm İmâm-ı Gazâlî , İhyâ-u Ulûmi’d-din, c.1, s.555)

BERÂT GECESİ AKŞAMLA YATSI ARASI DUÂ

Gündüzünü mutlakâ oruçlu geçirmeliyiz. Hz. Alî (k.v.)’den; “Şabânın on beşinci günü oruç tutun, gecesinde kâim olun.” meâlinde hadîsi İbn-i Mâce rivâyet etmiştir.

(Hüccetü’l- İslâm İmâm-ı Gazâlî , İhyâ-u Ulûmi’d-dîn, c.1, s.556)

Dedikodudan, yalandan, harâma bakmaktan sakınmalıyız. Akşam namâzını edâdan sonra, üç defa Yasîn-i Şerîf okunacaktır. Her Yâsîn’den sonra bir defa Berât duâları okunacaktır. Bu Berât duâları; ilk okuyuşta Cenâb-ı Hakk’tan hayırlı ve uzun ömür taleb ile kazâ’ ve belâlardan korunmak; ikincisinde bol ve helâl rızık temennîsi; üçüncüsünde, son nefesinde hüsn-i hâtime (îmânla) ile bu dünyâdan göçmek niyetiyle okunacaktır.

(Ömer Muhammed Öztürk, İbâdet Takvimi ve Duâlar, s.62)

06Nis 2020

Bu madde ikinci secdede iki şeyde Allâhü Te‘âlâ’ya sığınmalı, Hamd-ü Senâ etmeli, sonra, “E’ûzü bi-afvike min ıkâbike ve e’ûzü bi-rıdâke min sahtike ve e’ûzü bike minke celle vechüke lâ uhsî senâen aleyke entekemâ esneyte alâ nefsik” demelidir.

  • Namazdan sonra, “Allâhümmerzukni kalben takıyyen min-eşşerri nakıyyen, lâ kâfiren ve lâ şakıyya” demelidir. Resûlullâh (s.a.v.) böyle yapmıştır.
  • Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in yaptığı gibi, başkalarına da, bu geceyi ihyâ etmelerini, gündüzünde oruç tutmalarını söylemelidir.
  • Bu gecede yapacağı ilk iş, günâhlarından, özellikle bu gece rahmet olunmamaya sebep olan on dokuz günâhdan tevbe etmelidir.
  • Çok duâ etmeli, kötü sondan Allâhü Te‘âlâ’ya sığınmalı, dînî işlerinde duâ etmeli, duâdan önce gusl etmeli, meleklerin gelmesi için güzel koku sürünmeli ve kendisi için Allâhü Te‘âlâ’dan meleklerin istiğfarını istemelidir.
  • Allâhü Te‘âlâ’nın her lûtfuna karşılık, hamd ü senâa ve şükr etmeli, Allâhü Te‘âlâ’nın ni’metlerine şükr etmede kusurlu olduğundan istiğfar etmeli, Cehennem ateşinden kurtuluş berâti istemeli, bereket, rahmet, mağfiret ve afiyet dilemelidir.
  • Şu duâyı çok okumalıdır: “Rabbena âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhîreti haseneten ve kînâ azâbennâr.” Şu duâyı da çok okumalıdır: “Allâhümme innâ ne’ûzü bike min zevali ni’metike ve min tahav-vüli âfiyetike ve min fucaeti ni’metike ve min cemi’-i sahtıke Allâhümme innâ ne’ûzü bike minen nifakı veş-şikak ve sû-il ahlâk.”

Âmener-Resûlü’nün sonundaki duâyı çok okumalı, dünyâ ve âhiret iyiliğini Allâhü Te‘âlâ’dan istemelidir. Yâ Rabbi, bize dünyâ ve âhiret saâdeti ihsân eyle. Yâ Rabbi, Sen bize hidâyet verdikten sonra, kalblerimizi kaydırma! Bize katından rahmet ver! (amin).

(Muhammed Rebhami, Riyâdü’n-Nâsihîn, s.277)

07Mar 2019

 

İmam-ı Şâfii (r.h.) şöyle demiştir: “Kitap, sünnet, ashab ve icmaya aykırı şeyler icad etmek sapıklıktır. Bunlara muhalif olmayan, hayırlı ve güzel olan şeyler ortaya çıkarmak ise kötü bid’at değildir.”

Asırlardan beri Berât, Regâib ve Kadir gecelerinde kılınan namazlar bu kapsamdadır.

Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmet zamanında akdedilen bir ilim meclisinde, dönemin büyük fıkıh alimlerinden sayılan Molla Hüsrev, Molla Gürâni gibi âlimlerle, bir çok ilimde maharet sahibi, tasavvuf ilimlerinde derya olan Şeyh Akşemseddin’in de hazır bulunduğu bir yerde Regâib namazının sıhhati üzerinde birleşmişler ve bunun üzerine vakfiyede yer alması için sultan tarafından emir verilmiştir.

Bidatlar Kur’an ve sünnetle çelişir, onlarla bir tearuz içinde olursa bunlara kötü bidat denir. Dinde sonradan uydurulan dedikleri budur, bunlar reddedilmiştir. Böyle değil de bidatin şeriatta bir aslı olur ve tekarrup yani Allah rızasını kazanmak için ortaya çıkarılırsa, o zaman buna bidat-ı hasene derler. Bunu “sonradan ortaya çıkma” değil, “sünnet” tabir ederler ve bunlar makbuldür. Zira bu nevi uygulamalar, ulemânın yoludur. Bunlar Nebi (s.a.v.)’in temiz sünnetine dahildirler. Zira mutlak sünnete muhalif olmayan muhdes, yani sonradan ortaya çıkarılmış şeyler kapsamının dışındadırlar. Nitekim, “Her kim İyi bir sünnet koyarsa (Müslim, zekat 69) hadisinde bidat-ı hasene sünnetle tabir edilmiştir. Bundan dolayı bidat-ı hasene, sünnet kapsamındadır. Özellikle meşayih ve evliyanın tatbikatları bu açıdan son derece önemlidir.

Bu Nebi (s.a.v.)’in şeriatını değiştirmek gibi algılanmamalı belki onun gizli taraflarını açıklamanın söz konusudur. Bu açıklama ise bid’at değil, hidâyetin ta kendisidir. Dolayısıyla bu tip ibadetler indî olmayıp şer’idir. Onların tatbikatları sünen-i hüdâ çerçevesinde mütâlâa edilmelidir. Halbuki Bazı sığ âlimler bunu anlayamayıp reddetme yoluna gitmişlerdir.

(İsmail Hakkı Bursevi, Hadis-i Erbain, s. 14, 226)