Kur'an ve Duaların Fazileti

19Eki 2020

Zorlukla Karşılaşıldığında Yapılması Gereken

Zorlukla Karşılaşıldığında Yapılması Gereken. Namaz Allâhü Te‘âlâ’nın büyük bir râhmetidir. Her türlü zorlukta namaza yönelmek Allâhü Te’âla’nın râhmetine yönelmek demektir.


Hz. Huzeyfe (r.a.) buyuruyor ki: “Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bir zorlukla karşılaşınca derhâl namaza yönelirdi. (İmâm Ahmed) Namaz Allâhü Te‘âlâ’nın büyük bir râhmetidir. Her türlü zorlukta namaza yönelmek Allâhü Te’âla’nın râhmetine yönelmek demektir. Râhmet-i ilâhî insana destek ve yardımcı olduğu zaman onun hangi sıkıntısı devam edebilir ki?
Resûlullâh (s.a.v.)’i adım adım takip eden Sahâbe-i Kirâm (r.a.e.)’in de bu gibi durumlarda aynı şeyi yaptıkları nakledilmiştir. Hz. Ebû Derdâ (r.a.) buyuruyor ki: “Fırtına çıktığında Resûlullâh (s.a.v.) hemen camiye gider, fırtına duruncaya kadar camiden çıkmazdı. Aynı şekilde Ay ve Güneş tutulunca Resûlullâh (s.a.v.) derhâl namaza yönelirdi.” Hz. Suheyb (r.a.), Efendimiz (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu söyledi: “Önceki Peygamberler de her sıkıntıda daima namaza yönelirlerdi.” Hz. İbn-i Abbas (r.a.) bir yolculukta iken oğlunun vefât haberini aldı, devesinden inip iki rekât namaz kıldı ve “İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn (Biz Allâh (c.c.)’un kuluyuz ve yine O (c.c.)’a döneceğiz).” dedi ve şöyle buyurdu: “Biz Cenâb-ı Hâkk’ın emrettiğini yapmış olduk.” Sonra Kur’an’daki şu ayeti okudu: “(Ey imân edenler) sabırla ve namazla Allâh’dan yardım isteyin, muhakkak o namaz ağırdır, ancak Allâh’tan korkanlar için değil.” (Bakara s. 45)
Yine Hz. İbn-i Abbas (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımlarından birinin vefât haberini duyunca secdeye kapandı. Biri ona niçin secde yaptığını sorunca buyurdu ki: “Resûlullâh (s.a.v.): “Başınıza bir felaket gelince secde yapınız yani namazla meşgul olunuz” buyurmuştur. Mü’minlerin annesinin vefâtından daha büyük hangi felaket olabilir ki?”


(Muhammed Zekeriyya Kandehlevi, Fezail-i A’mal, Amellerin Fazileti, 267-268.s.

14Eki 2020

Safer Ayının İlk ve Son Çarşamba Gününde Okunacak Dua (Selam Ayetleri)

Safer Ayının İlk ve Son Çarşamba Gününde Okunacak Dua (Selam Ayetleri). Safer, hicrî takvimin Muharrem ayından sonra gelen ikinci ayıdır. Safer ayının uğursuz olduğu ve bu ayda bela ve musibetlerin çokça meydana geldiği şeklinde bir anlayış Cahiliye dönemine ait olup dinimizde yeri yoktur.


E‘ûzü bi’llâhi mine’ş- şeytâni’r- racîm.
Bi-smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm.
Selâmün ‘aleyküm ketebe rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rah-meh.
Selâmün aleyküm bi mâ-sabertüm feni‘me ‘ukbe’d-dâr.
Selâmün aleykümü’dhulû’l- cennete bi mâ-küntüm ta‘me-lûn.
Ve selâmün ‘aleyhi yevme vülide ve yevme yemûtü ve yevme yüb‘asü hayyen.
Ve’s-selâmü ‘aleyye yevme vülidtü ve yevme emûtü ve yevme üb‘asü hayyen.
Selâmün ‘aleyke se-estağfiru leke rabbî innehû kâne bî hafiyyen.
Ve’s-selâmü ‘alâ meni’t-tebe‘a’l-hüdâ.
Ve selâmün ‘alâ îbâdihî’l-lezîne’stafâ
Selâmün ‘aleyküm lâ-nebteği’l-câhilîn.
Selâmün kavlen min rabbi’r- rahîm.
Selâmün ‘alâ Nûhin fi’l-‘âlemîn, innâ kezâlike neczi’l-muh-sinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ İbrâhîm, innâ kezâlike neczi’l-muhsinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ Mûsâ ve Hârûn, innâ kezâlike neczi’l-muh-sinîn, innehümâ min ‘ıbâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ İlyâsîn, innâ kezâlike neczi’l-muhsinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Ve selâmün ‘ale’l-mürselîn.
Selâmün ‘aleyküm tıbtüm fe’dhulûhâ hâlidîn.
Selâmün hiye hattâ matla‘i’l-fecr.


Safer Ayı Duası


“Allâhümme bârik fî şehri’s-saferi va’htim le-nâ bi’s-sa‘â-deti ve’z-zafer.”


(Ömer Muhammed Öztürk, İbâdet Takvimi ve Duâlar, 33-36.s.)

07Eki 2020

Kur’an’ı Açıktan Okumanın Hükümleri

Kur’an’ı Açıktan Okumanın Hükümleri başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.

Sesli kıraatta yedi niyet vardır:

  1. Kur’ân’ı emredildiği gibi tertil üzere, hakkını vererek okumak,
  2. Kur’ân okurken sesin güzelleştirilmesi. Nitekim Resûlullâh (s.a.v.) bunu şöyle teşvik etmiştir:
    “Kur’ân’ı, sesleriniz ile süsleyiniz.” Başka bir defasında şöyle buyurmuştur: “Kur’ân’ı güzel makam ile okumayan bizden değildir.” Yani sesini Kur’ân ile güzelleştirmeyen kimse, bizden değildir. Hadise verilen iki mânâdan biri budur. Arapça ehline daha sevimli gelen bu mânâdır. Diğer bir mânâsı ise, kim Kur’ân sayesinde teğanni ihtiyacını gidermez, onunla yetinmez ise, bizden değildir, demektir. Bu mânâyı ifade için: “Kur’ân-ı Kerîm’le teğanni ihtiyacını yerine getiriyor.” denir.
  3. Bir diğer niyet, Kur’ân okurken sesi yükseltip kendinden şeytanı ve uykuyu uzaklaştırmaktır.
  4. Bir diğer niyet kulun okuduğu Kur’ân’ı kendisine işittirerek kalbini uyandırması, ilâhi kelâmı güzelce düşünmesi ve mânâlarını anlamasıdır. Çünkü bunların hepsi sesli kıraat sayesinde olur.
  5. Yine sesli kıraat yapanın bir niyeti de uyuyan insanları uyandırıp Allâh (c.c.)’u zikretmelerine ve geceyi ihyâ etmelerine sebep olmak olmalıdır.
  6. Diğer bir niyet de şudur: İbâdetten yana gaflet ve tembellik içinde olanlar onu görsünler ve gece ibadetine ilgi duysunlar. Böylece sesli kıraat yapan, onlara iyilik ve takvâda yardımcı olmuş olur.
  7. Sesli kıratla okuyuşunu daha fazla yapma imkânı vardır. Alıştığı usûl üzere sesli kıraatla namazdaki kıyamını daha fazla uzatır. Bu kıraat sayesinde ameli, daha fazla olur. Kul, sesli olarak Kur’ân okurken bu anlattıklarımıza niyet etmelidir.

(Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb)

24Eyl 2020

Kuran Mucizeleri: Yarılan Yeryüzü

Kuran Mucizeleri: Yarılan Yeryüzü. Allah’ın yerin yarılması üzerine yemin etmesi, Kur’ân’ın diğer bilimsel mucizelerinde olduğu gibi burada da dikkat çekici bir duruma işaret etmektedir.


“Yarılan yere yemin olsun ki.” (Tarık s. 11-12) âyet-i keriîmede geçen “sad’a” kelimesi Türkçede “çatlama, yarılma, ayrılma” anlamlarına gelmektedir. Allâh (c.c.)’un yerin yarılması üzerine yemin etmesi, Kur’ân’ın diğer bilimsel mucizelerinde olduğu gibi burada da dikkat çekici bir duruma işaret etmektedir. 1945-46 yıllarında, bilim adamları mineral kaynaklarını araştırmak için ilk kez deniz ve okyanusların diplerine indiler. Araştırmalarında dikkati çeken en önemli noktalardan biri dünyanın kırıklı yapısı oldu. Dünyanın dış yüzeyindeki kayalık tabaka; kuzey-güney ve doğu-batı doğrultulu olup, on binlerce kilometre uzunluğunda çok sayıda geniş çatlak (fay) ile yarılmıştı. Ayrıca bilim adamları 100-150 km derinde, denizlerin ve okyanusların altında erimiş magmanın bulunduğunu fark ettiler. İşte bu kırık ve çatlaklar nedeniyle, denizlerin ortasında yer alan dağlardan dışarı lavlar akar. Yeryüzünün bu kırıklı yapısı sayesinde, önemli miktarda ısı dışarı atılır ve erimiş kayaların büyük bir kısmı okyanuslardaki tepeleri oluşturur. Eğer yeryüzünün, kabuğundan yüksek miktarda ısının dışarı çıkmasına olanak veren bu yapısı olmasaydı, dünya üzerinde hayat imkânsız olurdu. Kuşkusuz tespit edilmesi böylesine teknoloji gerektiren bir bilginin, 1.500 sene evvel haber verilmiş olması Kur’ân’ın Allâh (c.c.)’un sözü olduğundan başka hiçbir şeyle izah edilemez.


Duada Helal Kazancın Önemi

Peygamberimiz (s.a.v.) uzun yola çıkan saçı-başı dağınık, toza bulanmış bir adamı anlatırken şöyle buyurdu: “Bu adam ellerini gökyüzüne kaldırmış “Ya Rabbi, ya Rabbi…” diye duâ ediyordu. Onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, haramla beslenmiş. Bunun duâsı nasıl kabul edilir?” (Müslim)
Allâhü Te’âlâ buyurdu ki: “…Allâh ancak müttakilerden kabul eder.” (Maide s. 27)


(Basından Derleme)

22Eyl 2020

Safer Ayının İlk ve Son Çarşamba Gününde Okunacak Dua (Selam Ayetleri)

Safer Ayının İlk ve Son Çarşamba Gününde Okunacak Dua (Selam Ayetleri). Safer, hicrî takvimin Muharrem ayından sonra gelen ikinci ayıdır. Safer ayının uğursuz olduğu ve bu ayda bela ve musibetlerin çokça meydana geldiği şeklinde bir anlayış Cahiliye dönemine ait olup dinimizde yeri yoktur.


E‘ûzü bi’llâhi mine’ş- şeytâni’r- racîm.
Bi-smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm.
Selâmün ‘aleyküm ketebe rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rah-meh.
Selâmün aleyküm bi mâ-sabertüm feni‘me ‘ukbe’d-dâr.
Selâmün aleykümü’dhulû’l- cennete bi mâ-küntüm ta‘me-lûn.
Ve selâmün ‘aleyhi yevme vülide ve yevme yemûtü ve yevme yüb‘asü hayyen.
Ve’s-selâmü ‘aleyye yevme vülidtü ve yevme emûtü ve yevme üb‘asü hayyen.
Selâmün ‘aleyke se-estağfiru leke rabbî innehû kâne bî hafiyyen.
Ve’s-selâmü ‘alâ meni’t-tebe‘a’l-hüdâ.
Ve selâmün ‘alâ îbâdihî’l-lezîne’stafâ
Selâmün ‘aleyküm lâ-nebteği’l-câhilîn.
Selâmün kavlen min rabbi’r- rahîm.
Selâmün ‘alâ Nûhin fi’l-‘âlemîn, innâ kezâlike neczi’l-muh-sinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ İbrâhîm, innâ kezâlike neczi’l-muhsinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ Mûsâ ve Hârûn, innâ kezâlike neczi’l-muh-sinîn, innehümâ min ‘ıbâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ İlyâsîn, innâ kezâlike neczi’l-muhsinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Ve selâmün ‘ale’l-mürselîn.
Selâmün ‘aleyküm tıbtüm fe’dhulûhâ hâlidîn.
Selâmün hiye hattâ matla‘i’l-fecr.


Safer Ayı Duası


“Allâhümme bârik fî şehri’s-saferi va’htim le-nâ bi’s-sa‘â-deti ve’z-zafer.”


(Ömer Muhammed Öztürk, İbâdet Takvimi ve Duâlar, 33-36.s.)

17Eyl 2020

Safer Ayında Her Gün Okunacak Dua

Safer Ayında Her Gün Okunacak Dua. Safer Ayı duası nedir,ne zaman başlıyor? Safer Ayı’nda okunacak dualar ve yapılması gerekenler nelerdir?

Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm
E‘ûzü billâhi min şerri hâzâ’z-zamâni ve este‘îzu bihî min şürûri sâiri’z-zamâni ve e‘ûzu bi-celâli vechike ve cemâli kudsike en tücîrenî mine’l-belâi fî hâzihi’s-seneti ve kınâ min şerri mâ-kadayte fîhâ ve ekrimnâ fî’s-saferi yâ ekreme’l-ekremîn. Ezhir vahtim hâzihi’ş-şuhûre ‘aleyye bi’s-selâmeti ve’s-sa‘âdeti ve li-ehli beytî ve li-‘akribâî ve li-cemî‘i ümmeti Muhammedin ‘aleyhi’s-salâtü ve’sselâmu bi-rahmetike yâ erhame’r-râhimîn. Allâhümme ferricnâ bi-duhûli’s-saferi vahtimlenâ bi’l-hayri ve’z-zafer.


Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın adıyla
Bu zamânın ve diğer zamânların şerrinden Allâh’a sığınıyorum. Senin celâlin ve cemâline sığınıyorum. Bu yılın belâlarından ve o yıl içerisinde hükmettiğin sıkıntılardan Sana sığınıyorum. Ey ikrâmı bol olan Allâh’ım! Bize Safer ayında ikrâm et. Ey merhametlilerin en merhametlisi, merhametin hürmetine bu ayları bize, âilemize, akrabâmıza ve tüm ümmeti Muhammed’e bereket ve aydınlık kıl. Allâh’ım! Safer’in gelişini bize rahatlık kıl. Hayır ve zaferle bitmesini nasîp eyle.


Bu ayda oruç ve namâz gibi nâfile ibâdetlerin yanı sıra Safer ayına hâs duâ ve ibâdetler de yapılmalıdır. Bu günâhkâr kulların en büyük silâhı duâsıdır. Yüce Rabbimiz Mü’min sûresinde şöyle ferman buyurur: “Siz bana duâ ediniz (benden isteyiniz) ki, ben de size icâbet edeyim. Bana ibâdetten (duâ etmekten) kibirlenen şu gafiller, zelil ve hakir olarak yarın Cehenneme gireceklerdir. (Mü’min s. 60)


Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Duâ ibâdetin iliği ve özüdür.” (Tirmizî) “Allâh (c.c.)’un fazl u kereminden isteyiniz; çünkü istenilmesinden hoşlanır.” (Tirmizî) “Muhakkak ki Allâh (c.c.), ısrâr ile duâ eden kulunu sever.” buyurmuşlardır. (Taberânî)

(Ömer Muhammed Öztürk, İbâdet Takvimi ve Duâlar, 30-31.s.)

26Ağu 2020

Alemlere Rahmet: Kur’an-ı Kerim

Alemlere Rahmet: Kur’an-ı Kerim. Yüce Allâh değişik peygamberleri, hastalıkları tedavi etsinler ve insanları Allâh yoluna hidâyet ettirsinler diye muhtelif toplumlara göndermiştir.


Kur’ân-ı Kerîm âlemlere ya da âlemin tamamına rahmet olarak indirilmiştir. Kur’ân’ın mucizelerinden biri de budur.
Yüce Allâh değişik peygamberleri, hastalıkları tedavi etsinler ve insanları Allâh (c.c.)’un yoluna hidâyet ettirsinler diye muhtelif toplumlara göndermiştir.

Her toplumun kendine has hastalığı vardır. Bilakis Yüce Allâh, muhtelif hastalıkları tedavi ettirsinler diye bir dönemde birkaç peygamber gönderiyordu. Meselâ Hz. İbrahim ile Hz. Lût (a.s.e) aynı dönemde gönderilmişlerdir. Neden? Çünkü o dönemde toplumlar birbirlerinden ayrı yaşıyorlardı ve birbirleriyle ilişkileri yoktu. Çünkü iletişim imkânları mevcut değildi. Toplumlar arası süratli iletişimi sağlayan teknoloji henüz icat edilmiş değildi. Toplumlar yaşar, son bulur ama aynı dönemde yaşayan diğer toplumlardan haberdar olmazlardı.

Toplumların hastalıkları da farklı farklı idi. Kimi ölçü ve tartıda adalete riâyet etmezdi. Kimi, putlara tapardı. Kimi de yeryüzünde bozgunculuk çıkarırdı. Ama teknoloji ilerledikten sonra bütün insanlık bir toplum haline geldi. İletişim yollarının çoğalması ve kolaylaşması nedeniyle hastalıklar da aynı olmuştur.

Bir ülkenin şikâyet ettiği husus, diğer birçok ülkenin derdi haline gelmiştir. O halde tedavinin de aynı olması gerekir. Meselâ dinsizlik propagandası ve komünizm dünyanın her tarafına sirayet etmiştir. Yayılmadığı toplum yok gibidir. Faiz, dünyanın her tarafına yayılmıştır. Kısacası, hastalıklar her tarafta aynıdır ve tedavinin de aynı olmasını gerektirmektedir. Malın batıl yollardan elde edilmesi ve hırsızlık, devletlerin büyük çoğunluğuna yayılmış hastalıklardandır.


Bu nedenledir ki İslam dini insanların tamamına gönderilmiştir. Çünkü hastalığın birliği, tedavinin de birliğini zorunlu kılmaktadır. Kur’an’ın mucizelerinden biri de budur. Yüce Allâh, hastalığın birliği gerçekleşmeden önce tedavinin birliğini göndermiş ve böylece beşer ilminin önüne geçmiştir.


(Muhammed Mütevelli Şaravi, Kur’ân Mucîzesi, 33-34.s.)

08Ağu 2020

Kuran İnsanlığa Lazım Olan Herşeyi Muhtevidir

Kuran İnsanlığa Lazım Olan Herşeyi Muhtevidir başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.


Kur’ân-ı Kerîm beşikten mezara kadar insanları ilgilendiren her konuya temas ettiği gibi, istikbâlde keşfedilecek veya keşfine çalışılacak birtakım ilmî, fennî gerçekler hakkında da açık veya kapalı beyânlarda bulunur.

Meselâ; güneş, ay ve semavî ecramdan her birinin birer felekte (yörüngede) yüzdüğü, her canlının sudan yaratıldığı (Enbiyâ s. 30-33), güneşin karargâhı, durak yeri için seyr- ü cereyan ettiği (Yâsîn s. 38), göklere denge kanununun koyulduğu (Rahman s. 7), göklerin ilk halinin gaz olduğu (Fussilet s. 11), bütün insan zürriyetinin Hz. Âdem (a.s.)’da zerreler (genler) halinde bulunduğu (A’raf s. 173), tarımsal ürünlerin ilkah edici, aşılayıcı rüzgârlar vasıtasıyla husûle geldiği (Hicr s. 22), bazı hayvanlarda özellikle arılarda görülen hârikulâde ince işlerin onlara Allâh (c.c.) tarafından ilhâm edilmek suretiyle yaptırıldığı (Nahl s. 68-69), yerde yürüyen, havada uçan hayvanların da insanlar gibi birer topluluk oldukları (En’am s. 38), yerde olduğu gibi göklerde de canlı varlıklar bulunduğu ve bunların bir gün bir araya gelecekleri (Şûrâ s. 29), ruhu anlamaya insan ilminin yetmeyeceği (İsrâ s. 85), uzayın gittikçe genişletildiği (Zâriyât s. 47), cansız, dilsiz sanılan şeylerin de Allâh (c.c.)’u tesbih ve tahmid etmekte oldukları, fakat bunu insanların anlayamayacakları (İsrâ s. 44)… daha birtakım konulara on dört asır önce işaret edilerek ilim-fen âlemine yeni inceleme ve araştırma ufukları açar.


Kur’ân-ı Kerîm yalnız Müslümanlar tarafından değil, Müslüman olmayan insaflı birçok ilim adamları tarafından da incelenerek, lâyık olduğu takdir ve saygıyı görmüştür. Nitekim Fransa’nın en tanınmış müşteşriklerinden Gaston Carre da şöyle der: “Kur’ân cihan medeniyetinin dayandığı temelleri muhtevidir. O kadar ki, bu medeniyetin İslâmiyet tarafından neşrolunan esasların uyuşumundan vücut bulduğunu söyleyebiliriz.”
Bunu nakilden maksat; Kur’ân-ı Kerîm’i yabancıların görüşleriyle desteklemek değil, Kur’ân hakkında bilgi sahibi olmadan tenkide yeltenen kimselere ikâzdır.


(M. Asım Köksâl, İslâm Tarihi, 8.c., 852.s.)

30Tem 2020

Arefe Günü Kılınacak Namaz

Arefe Günü Kılınacak Namaz başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.


Nesâi ve diğerlerinin bildirdiği sahih hadîste Nebî (s.a.v.): “Umarım ki, Arefe günü tutulan oruç, iki senelik günâha keffâret olur; biri geçmiş, diğeri gelecek senenin günâhlarıdır.” buyurmuştur. Beyhâki’de: “Arefe gününün orucu, bin gün oruca eşittir.” hadîs-i şerîfi yer alır.


İmâm Hibbetullah’ın Saîd bin Müseyyeb’den onun da Ebû Hüreyre (r.a.)’den naklettiği bir haberde, Resûlullâh (s.a.v.): “Bir kimse Arefe günü öğle ile ikindi arasında dört rek’at namaz kılsa, her rek’atinde bir kere Fatiha ve elli kere İhlâs sûrelerini okusa, Allâhü Te‘âlâ ona bin kere bin sevâb yazar. Kur’ân-ı Kerîm’den okuduğu her harf için cennette ona bir yüksek derece verilir. Her derece arası beş yüz yıllık yoldur. Ve her harf için ona yetmiş hûrî verilir. Her birisi için yakuttan yetmiş bin sofra, her sofrada yeşil kuş etinden yiyecekler vardır. Etin soğukluğu kar, tadı bal ve kokusu misk gibidir. O eti ateş pişirmemiştir. Başladığı zaman bulduğu lezzet ve tatlılığı, yemeğin sonunda da bulur. Bıkmak olmaz. İsteyerek, severek yer. Sonra o kimseye kanatları yakuttan, gagası altından bir kuş gelir. Bin kanadı vardır. Benzerini, dinleyenlerin duymadıkları güzel bir ses ile Arefe günü ehline “Merhaba” diyerek seslenir. Sonra o kuş, o kimsenin yanına düşüp kanatlarının her birinin altından yetmiş türlü yemek çıkarır. O yemeklerden yer. Sonra o kuş Allâhü Te‘âlâ’nın izni ile silkinip uçar gider. O kimse kabrine konulunca, Kur’ân-ı Kerîm’in her harfi ona öyle bir nur ile ışık saçar ki, o kimse o anda Beyt-i Şerîf’in etrafında tavaf edenleri görür. O Yâ Rabbi, kıyâmet kopsun, kıyâmet gelsin diyerek bir an evvel kıyâmetin kopmasını ister.” buyurdu.


(Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî (k.s.), Gunyetu’t-Tâlibîn, 335.s.)


Arefe Günü Duası


Hz. Peygamber (s.a.v.), Arefe günü en ziyâde şöyle derlerdi: “Lâ-ilâhe illa’llâhü vahdehû lâ-şerîke leh, lehü’lmülkü velehu’lhamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve ‘alâ külli şey’in kadîr.”


(Ömer Muhammed Öztürk, İbâdet Takvimi ve Duâlar, 77.s.)

30Tem 2020

Teşrik Tekbirleri

Teşrik Tekbirleri Kurban bayramının arefe gününün sabah namazından itibaren bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz namazlardan sonra okunan bir duadır.


Kurbân bayramının arefe gününün sabah namâzından i‘tibâren bayramın dördüncü gününün ikindi namâzına kadar (ikindi dahil) yirmi üç vakit farz namâzlardan sonra bir def‘a: “Allâhü ekber, Allâhü ekber, Lâilâhe illâ’llâhu va’llâhu ekber, Allâhü ekber ve li’llâhi’l hamd.” diye tekbîr alınır ki, buna (teşrîk tekbîri) denir. Teşrik tekbirleri, âlimlerin birçoğuna göre vacîptir.

(Ömer Nasûhî Bilmen, Büyük İslâm İlmihâli, 166.s.)


Peygamberimiz’in Hz Ali’ye Vasiyeti


“Yâ Ali! Beş şey gönlü öldürür:

1. Çok yemek, 2. Çok uyumak, 3. Çok konuşmak, 4. Çok gülmek, 5. Rızık için çok endişe etmek.


Beş şey kalbi karartır:

1. Günâh üzerine günâh işlemek, 2. Tok iken yemek, 3. Zulümle mal yığmak, 4. Namazı tehir etmek, 5. Sol elle yemek ve içmektir.

Beş şey unutma meydana getirir:

1. Fare artığı yemek, 2. Kıbleye karşı bevletmek, 3. Durgun suya bevletmek, 4. Kül üzerine bevletmek, 5. Haram ile geçinmek.


Beş şey kalbi parlatır:

1. İhlâs sûresini çok okumak, 2. Az yemek, 3. İlim meclisinde bulunmak, 4. Az pişmiş ekmek yemek, 5. Gece namaz kılmak.

Beş nesne kalbi aydınlatır:

1. İlim meclisinde bulunmak, 2. Elini yetim başına sürmek, 3. Seher vaktinde çok istiğfar etmek, 4. Çok yememek, 5. Çok oruç tutmak.


Beş şey gözün nûrunu artırır:

1. Kabe-i Muazzama’ya bakmak, 2. Kur’ân-ı Kerîm’e bakmak, 3. Anne ve babanın yüzüne bakmak, 4. Âlimin yüzüne bakmak, 5. Akar suya bakmak.


Yâ Ali! Beş şey insanın kocamasına sebeptir:

1. Borcu çok olmak, 2. Gamı, üzüntüsü çok olmak, 3. Kadının nefesi erkeğe erişmek, 4. Güzel kokuyu çok sürünmek, 5. Çok balgam gelmek.

Yâ Ali! Cennet kapısında gördüm; ‘Nefsinin hevasına, arzularına muhalefet edenlerin yeri cennet olur.’ yazılıydı.”


(Şemseddin Sivâsî, Dört Büyük Halife, 192-193.s.)