Faziletli Ameller ve Sünnetler

30May 2021

Misvak Kullanmanın Önemi

Misvak Kullanmanın Önemi. Peygamber Efendimiz (SAV)’in sünneti olan misvak ile ilgili bilinmesi gerekenleri sizler için mercek altına aldık. Peki misvak nedir? Ne işe yarar? Misvağın faydaları neler?

Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vermiş olduğu emir ve vasiyetlerden biri de, her abdest almada ve her namazdan önce misvâk kullanmamızdır. Bu ahdi bozanlar ve buna göre hareket etmeyenler çoğunluktadır. Bu durum, Allâh (c.c.)’u tazim için mescitlere gelen melekleri ve sâlih kişileri rahatsız etmektedirler. Efendimiz (s.a.v.) ağız ve bilhassa diş temizliğini defalarca beyân ve te’kîd (pekiştirme) etmişlerdir.
Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetlerinden herbirinin cennette bir basamağı vardır. Bu basamaklara ancak Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetlerini yerine getirmek ve bunları başarmakla çıkılır. “Bu sünneti yapmamamız veya bırakmamız caizdir” diyen bazı zayıf kişilere Kıyamet Günü, “İşte yapmadığın bu sünnete karşılık seni bu basamağa çıkmaktan mahrum ettik” diyeceklerdir.
İmâm Şiblî (r.âleyh) bir gün abdest vakti misvâkını bulamamış, orada birisinden bir dinar karşılığında bir misvak almış ve dişlerini temizlemişti (bunu yapmadan abdestini almamıştı). Yüksek fiyatla bu basit şeyi aldığını görenler hayret etmişlerdi. Kendisi bu işe şaşanlara şöyle cevap vermişti: “Allâh (c.c.) katında dünyanın bir sinek kanadı kadar dahi değeri yoktur. Kıyâmet Günü Hâkk Te‘âlâ tarafından bana: “Peygamberinin sünnetini ne sebeple yapmadın? Dünya ve içinde bulunan bütün mallar Hâkk Te‘âlâ nazarında bir sinek kanadı kadar bile önemli olmadığı halde bu dünya malından verip Peygamberinin sünnetini neden yerine getirmedin?” diye sorulacak olursa ne cevap vereceğim?”
Ey kardeşim! Şayet senden misvakı olmayan kişi bir misvak istese ve sen de misvakını ikiye bölüp yarısını vermiş olsan, kendini Allâh (c.c.)’un velilerinden ve Efendimiz (s.a.v.)’in yakınlarından sanabilirsin. Edeb ve terbiye sınırı içinde yapılan az bir iş, edeb ve terbiye sınırı dışında yapılan çok işten daha hayırlıdır.
(İmâm Şarani, Büyük Ahidler, s.68-69)

26May 2021

Hz. Fatıma’nın Allah’ı Zikretmesi

Hz. Fatıma’nın Allah’ı Zikretmesi başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.

Hz. Alî (r.a.), Hanımı Hz. Fatıma (r.anhâ) annemizin bir menkıbesini anlatır: “O kendi elleri ile değirmeni çevirirdi. Bu yüzden elleri nasır bağlamıştı. Su kırbasını kendisi doldurarak getirirdi. Bu yüzden kırbanın iplerinden göğsünde izler meydana gelmişti. Evin her tarafını kendisi temizlerdi. Bundan dolayı elbisesi hep kirlenirdi.
Bir defasında Peygamberimiz (s.a.v.)’e birkaç köle gelmişti. Ben Fatıma (r.anhâ)’ya “Git, sen de kendine hizmetçi iste, sana ev işlerinde yardımcı olsun” dedim. O Peygamber (s.a.v.)’in yanına gitti. Orası kalabalıktı. Fatıma (r.anhâ) çok utangaç olduğundan herkesin önünde babasından istemekten çekindi ve geri geldi. İkinci gün Peygamberimiz (s.a.v.) bizzat kendisi geldi ve “Fatıma, sen dün ne için gelmiştin?” buyurdu. Fatıma (r.anhâ) utandığından dolayı sustu. Ben; “Ey Allâh’ın Resûlü, bunun durumu şudur: Değirmen çevirmekten elleri nasır bağladı. Su kırbasını taşımaktan göğsünde iplerin izleri çıktı. Daima ev işlerini yaptığından elbiseleri kir içinde kalıyor. Ben dün kendisine, size hizmetçiler geldiğini, onun da bir tane hizmetçi istemesini söylemiştim. Onun için yanınıza gelmişti” dedim.
Peygamber (s.a.v.): “Kızım sabret, Hz. Musa ve onun ailesinin on seneye kadar bir tek yatakları vardı. O da Hz. Musa’nın cübbesiydi. Geceleyin onu serer üzerine yatarlardı. Sen takva sahibi ol, Allâh (c.c.)’tan kork ve O’nun emirlerini yerine getir. Evin işlerini yapmaya devam et. Gece yatarken 33 defa Sübhanallah, 33 defa Elhamdülillah, 34 defa Allâhu Ekber de. Bu kelimeler hizmetçiden daha iyi şeylerdir.” dedi. Hz. Fatma (r.anhâ): “Ben Allâh ve O’nun Resûlü’nden razıyım” buyurdu.
(Muhammed Zekeriyya Kandehlevî, Fezail-i A’mal, s.112)

20May 2021

Hem Farz Hem Nafileleri Yapmak

Hem Farz Hem Nafileleri Yapmak. İnsanı Allâhü Te‘âlâ’ya yaklaştıran ibâdetler, farzları yerine getirdikten sonra onların dışında yapılan nafile ibâdetlerdir.

Bir kul farzları azâba düşmek korkusundan yaptığı halde, mecbur olmadığı halde nafile ibâdetleri de yapıyorsa, bunu kendi isteğiyle yapıyor demektir. Mecbur olmadığı halde nafile ibâdetler de yapan bu kul, Allâh (c.c.) sevgisiyle (muhabbetullah) ile mükâfatlandırılır. Kulun Allâh (c.c.)’a yakın olmaktaki gayesi de zaten Allâh (c.c.) sevgisidir.
İnsanı Allâhü Te‘âlâ’ya yaklaştıran ibâdetler, farzları yerine getirdikten sonra onların dışında yapılan nafile ibâdetlerdir. Yoksa farzları bırakıp sadece nafile ibâdet yapmak değildir. Onun için bazı islam büyükleri şöyle demişlerdir: “Sadece farz ibâdetleri yapıp nafile ibâdet yapamayanlar suçlu değillerdir. Sadece nafile ibâdet yapıp farzları yapmayanlar ise aldanmıştır, bunlar zarardadır.”
Allâhü Te‘âlâ’ya yaklaşmak için hem farz hem nafile ibâdetleri yapanları, Allâh (c.c.) imân mertebesinden ihsân mertebesine yükseltir. Bu kimselerin kalb gözleri açılmış olup, bu makama yükselen kimseler, ibâdetlerini Allâhü Te‘âlâ’yı görüyorcasına huzur, zevk ve şevkle yaparlar. Böylece kalbleri marifet nuruyla ve Allâh (c.c.) sevgisiyle dolar. Öyle ki kalblerinde dâima Allâh (c.c.) sevgisi dolu bulunur ve orada Allâh (c.c.) sevgisinden başka hiçbir sevgi bulunmaz. Hadis-i Kudsî’de: “Bir kul bana, hiçbir şeyle farz ibâdetlerle yakın olduğundan daha yakın ve daha sevimli olamaz.” (Buhârî)
Burada zikredilen farzlar, farz-ı ayn ve farz-ı kifâye olan bütün farzlardır. Namaz, zekât ve diğer farzları yerine getirmek; zina, adam öldürmek ve diğer haramlardan kaçınmak gibi, görülen (zahirî) ameller bu farzların içine girdiği gibi, Allâh (c.c.)’u bilmek, sevmek, tevekkül etmek, Allâh (c.c.)’dan korkmak gibi gözle görülmeyen (batınî, kalbî) ameller de bu farz ibâdetlerin içine girer.
(Huccetül İslâm İmâm Gazâlî (r.âleyh), Nasıl İyi Bir Kul Olunur?, s.71-72)

 

18May 2021

Gündüz Zikir Yapılacak 3. ve 4. Vakit

Gündüz Zikir Yapılacak 3. ve 4. Vakit başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.

Gündüz sabah namazı vaktinin girmesinden, akşam gün batımına kadar olan zaman diliminde 7 adet zikir (vird) vakti vardır. Bu yazıda üçüncü ve dördüncü vakitten bahsedilmiştir.
Gündüzün üçüncü amel ve vird zamanı kaba kuşluk vaktinden başlayıp zevâl vaktine kadar geçen süredir. Zeval vakti güneşin tam tepeye ulaşması ile vuku bulmaktadır. Öğlen namazı vakti de, güneşin gökyüzünde çıktığı en yüksek noktadan batıya doğru meyletmesiyle yani zevâl ile başlar ve her şeyin gölgesinin bir misli uzamasına kadar devam eder.
Gündüzün ikinci vaktinde gerekli zikirlerini yapan bir mü’min kul, bundan sonra gündüzün üçüncü vaktinde varsa geçimi ile ilgili mubâh ve mendup olan maişeti için gerekli çalışmayı yapar. Eğer geçimi ile ilgili işleri yoksa insanlara karışmaktan uzak durur. Çünkü çeşitli afetlerle yüz yüze gelir, temiz hâli bozulur ve amellerine gösteriş karıştırıp ihlâsını kaybeder.
Günün 4. zikir (vird) zamanı zevâl vaktinden (öğle namazının vaktinden) sonra başlar. Yüce Allâh bu vakitte hamd etmeyi zikrederek şöyle buyurmuştur: “Öğle vaktine eriştiğinizde Allâh’ı -ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur- tesbih edin, namaz kılın.” (Rûm s. 18)
Kul, zevâl vaktinden önce güneşin semanın tam ortasında olduğunda, yani istiva vaktinde namaz kılmaz. Bu vakit, Resûlullâh (s.a.v.)’in namaz kılmayı yasakladığı bir vakittir. Daha sonra öğlen vakti girer. Öğle namazı cemaatle birlikte kılınır. Farzın önündeki dört rekât sünnet ihmâl edilmez. Son iki rekât sünnetinden sonra da ayrıca bir dört rekât namaz daha kılınır. Bu şekilde ibâdet, gündüzün dördüncü virdinin sonudur. Bu vird, virdlerin en kısası ama en faziletlisidir.
(Ebû Tâlib El-Mekkî, Kûtu’l Kulûb, c.1, s.123-126)

17May 2021

Altı Gün Oruçlarını Tutuyor Muyuz?

Altı Gün Oruçlarını Tutuyor Muyuz? Altı günlük oruç bayrâmdan sonra arka arkaya tutulabileceği gibi bütün Şevvâl Ayı’na dağıtılarak da tutulabilir.

“Ramazân Bayrâmı’ndan sonra altı gün oruç tutan bir kimse, bir sene boyunca tutmuş gibi olur. Kişi bir iyilikte bulunursa, kendisine bunun on katı verilir” buyrulmuştur. (İbn-i Mâce)
Taberânî’nin rivâyetinde şu ziyâde vardır: Allâh Resûlü (s.a.v.) böyle buyrunca Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a.) Efendimiz (s.a.v.)’e:
“Ey Allâh’ın Resûlü (s.a.v.)! Tutulacak bir günlük oruç on güne karşı mıdır?” diye sorduklarında Efendimiz (s.a.v.): “Evet!” buyurdular.
Altı günlük oruç bayrâmdan sonra arka arkaya tutulabileceği gibi bütün Şevvâl Ayı’na dağıtılarak da tutulabilir. Zîrâ Âişe (r.anhâ) Vâlidemiz: “Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz pazartesi ve perşembe günlerinde oruçlu olmaya çalışırlardı.” buyurdular.
“Her ayda üç gün oruç tutmak, bütün hayâtını oruçlu geçirmek gibidir.” (Buhârî)
“Kim bir sâlih amelde bulunursa, ona yaptığının on katı ecir verilir.” (En’am s. 160)
Bu âyet-i kerîmeden yola çıkarak, Ramazân’ın her bir günü on güne karşılık geldiğini ve toplamının 300 olduğunu, ardından tutulan altı günlük Şevval orucuyla birlikte tam bir sene ettiğini âlîmler hesablamışlardır. Zîrâ Kamerî takvimde yıl, 354 gündür. Tutulan 6 gün orucun pazartesi-perşembe veyâ Kamerî ayın 13,14,15. günlerine denk getirilmesi daha fazîletlidir.
Alî Havvâs (k.s.) buyurmuşlardır ki: “Şevvâl Ayı’nda tutulan bu altı günlük oruca da, Ramazân-ı Şerîf’teki gibi saygı gösterilmelidir. Çünkü Şevvâl Ayı’nda tutulan oruçlar, Ramazân Ayı’ndaki oruçların eksiklerini ta’mîr durumundadır.” İşte Şevvâl Ayı oruçlarında Râbbimizin vaad ettiği mükâfat oruçla olan irtibatımızı devâm ettirmemiz, orucu sâdece Ramazân Ayı’na mahsûs kılmamamız için bir teşvîk mahiyetindedir.
(İmâm-ı Şarânî, el-Uhûdü’l- Kübrâ, 225.s.)

15May 2021

40 Hadisi Şerif (21-40)

40 Hadisi Şerif (21-40) başlıklı yazımızı istifadenize sunuyoruz.

21. “Kabir azâbının çoğu sidikten temizlenmeye ehemmiyet vermemektendir.” (İbn-i Mâce, Nesâî)
22. “Dişleri misvâk ile temizlemek ölümden başka bütün hastalıkların mühim bir kısmına şifâdır.” (Keşfü’l Hafâ)
23. “Ömrü uzun ve ameli, hareketi, işi ve ibâdeti güzel olan kimseye ne mutlu.” (Tâberânî)
24. “Amellerin Allâh’a en sevgilisi, az da olsa devâmlı olanıdır.” (Buhârî)
25. “Namâzda safları iyi doğrultunuz, yani bir hizada ve muntazam tutunuz.” (Müslim)
26. “Sizden biriniz mescide girdiği zamân iki rekât namâz kılmadıkça oturmasın.” (Müslim)
27. “Mü’mine öldükten sonra verilecek ilk hediye, cenâze namâzını kılan kimsenin Allâh’dan meyyit için mağfiret dilemesidir.” (Deylemî)
28. “Herşeyin bir zekâtı vardır. Cesedin zekâtı da oruçtur.” (İbn-i Mâce)
29. “Kim Ramazân’ın son on gününde itikaf ederse iki hacc ve iki umre sevâbı alır.” (Suyûtî, Durru’l Mensûr)
30. “Malının zekâtını ödediğin zamân artık üzerinde olan borcunu yerine getirmiş olursun.” (Buhârî)
31. “Sadaka vereceğin zamân geciktirme.” (Müsned)
32. “Sadakaların en fazîletlisi su içirmek ve su hayrı yapmaktır.” (Ahmed b. Hanbel)
33. “Allâh’ın elçisi üçtür: 1. Gazâ eden (Düşmanla savaşan), 2. Hacceden, 3. Umre yapan.” (Nesâî)
34. “Cennet gâzîlerin kullandığı kılınçların gölgesi altındadır.” (Buhârî)
35. “Mü’minlerin amellerinin en fazîletlisi, Allâh yolunda savaşmaktır.” (İbn-i Asâkir)
36. “Harb bir hud’adır (hîledir). (Müslim)
37. “Evlenininiz, çoğalınız çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihâr edeceğim.” (Beyhâkî)
38. “Yetimi himaye eden cennette şöylece benimle berâberdir.” (Efendimiz (s.a.v.) ‘hâkezâ’ buyururken mübârek şehâdet ve orta parmaklarını aralıklı açarak göstermişlerdir.) (Buhârî)
39. “Helâlinden kazanmak hak yolunda yapılan muharebe kadar ecirlidir.” (Deylemî)
40. “Mü’minin en fazîletlisi, ahlâkı en güzel olanıdır.” (Buhârî)

Not: Hadîs-i Şerîf’ler Muhterem Ömer Muhammed Öztürk tarafından derlenmiştir.

14May 2021

40 Hadisi Şerif (1-20)

40 Hadisi Şerif (1-20)

Nebî (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “Ümmetime kim dini ile alâkalı kırk Hadîs ezberler/ezberletirse, Allâh (c.c.) onu kıyâmet gününde fakîhler ve âlimler zümresine dahil eder.” (İbnu’l-Cevzî, el-İlelü’l-Mütenâhiye, c.1, s.120)

1. “Bütün semâvî kitâbların anahtarı, Besmele-i Şerîf’tir.” (Câmi‘u’s-Sağîr)
2. “Cenâb-ı Hakk’ın ni’metlerine şükür, o ni’metin zevâline emandır (elden gitmesine güvencedir).” (Deylemî)
3. “Sizden bana en yakın olan kimse, bana çokça salevât getirendir.” (Câmi‘u’s-Sağîr)
4. “Cenâb-ı Allâh amelsiz îmânı ve îmânsız ameli kabûl buyurmaz.” (Menâvî)
5. “Ameller niyetlere göredir.” (Menâvî)
6. “Kişi sevdiği ile berâberdir.” (Buhârî, Müslim)
7. “Ahiret saâdeti için çalışanlara Cenâb-ı Hakk dünya saâdetini de ihsân buyururlar.” (Deylemî)
8. “Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını kazanmak için beslenen güzel niyet, sâhibini cennete dâhil eder.” (Deylemî)
9. “İbâdetini riyâ, garaz ve ivazdan hâlis et. Bu hâlde az bir amel senin için kâfîdir.” (Menâvî)
10. “Lisân ile kalb bir olmadıkça hiçbir kul, Mü’min-i kâmil olmaz.” (Kenzü’l İrfân)
11. “Temizliğe itinâ ve devâmlılık, insanı tam bir îmânâ davet eder.” (Tâberânî)
12. “Sizden birisi abdestli bulunmak niyetiyle abdest alırsa, abdesti bozulmadıkça namâzda bulunmuş gibi ecir alır.” (Menâvî)
13. “İlmi kitâbetle; yani yazarak bağlayın.” (Tirmîzî)
14. “Kim bir hayra delâlet ederse onu işleyen gibi ecir alır.” (Beyhakî)
15. “Deveni bağla, ondan sonra Allâh”a tevekkül et.” (Tirmîzî)
16. “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere peygamber ba’s olundum (peygamber olarak gönderildim).” (Buhârî)
17. “Zenginlik arazi ve mal çokluğundan ibâret değildir. Asıl zengînlik kalb zengînliği yani kanaattir.” (Müslim)
18. “İşlerin hayırlısı ortalarıdır. Yani ifrât ve tefrîtten âzâde (aşırılıklardan uzak), mu’tedil olandır.” (Beyhâkî)
19. “Canının her istediğini yemek de isrâf cümlesindendir.” (Ebû Dâvûd)
20. “Sizden herhangi biriniz Cumâ namâzına gideceği zamân gusletsin.” (Buhârî, Müslim)

12May 2021

Bayram ve Mendubları

Bayram ve Mendubları. Ramazan Bayramı günü tatlı bir şey yemek ve yenilen şeyin tek olması mendubtur. En güzeli hurma yemektir. 

Peygamberimiz (s.a.v.) Hicrette Medine-i Münevvere’ye gelince bu şehrin halkının senede iki bayramları olduğunu gördü. Onlara, “Allâhü Te‘âlâ size bu iki bayramın yerine onlardan daha hayırlı iki bayram ihsân etti” (Buhârî) diye müjdeleyip o günlerin ramazan ve kurban bayramları olduğunu haber verdi.
Kurban Bayramı’nın birinci gününden önceki güne arefe günü denilir. Ramazan Bayramı’nda da Arefe denmesi âdettendir. Bayram günlerinde Müslümanların birbirlerini tebrik etmeleri, birbirleriyle müsafaha etmeleri ve birbirleri için duâ etmeleri mendub (yapılması uygun olan şey)’tur.
Cuma Namazı için aranan şartlar bayram namazları için de geçerlidir. Hutbenin dışında, Cuma Namazı’nın şartlarını taşıyan kimseye bayram namazları vâcibtir. Bayram Namazı hutbesi sünnet olup namazdan sonra okunur.
Ramazan Bayramı günü tatlı bir şey yemek ve yenilen şeyin tek olması mendubtur. Bulunabilirse, en güzeli hurma yemektir. Tatlı bir şeyi, fecirden (tan yeri ağardıktan) sonra, evden çıkmadan önce yemelidir. Bundaki hikmet, bununla ilgili emri bir an önce yerine getirmektir. “Resûlullâh (s.a.v.) Ramazan bayramı günü birkaç hurma yemeden yemek yemezdi. Ve hurmaları tek adet yerdi.” (Buhârî)
Bayramla ilgili olarak şunları yapmak mendubtur: Sabah Namazı’nın ilk vaktinde veya daha önceden uyanmak. Dişlerini misvâklamak. Gusül abdesti almak. Güzel koku sürünmek. Beyaz olmasa da en güzel elbisesini giymek. Namaz kılınacak yere yürüyerek gitmek. Giderken hızlı yürümek. (Daha önce vermemişse) yolda fitresini vermek. Bayram Namazı’ndan önce, Sabah Namazı’nı mahallesinin mescidinde kılmak. Bayram günlerinde sevinçli ve güler yüzlü olmak. Gücü yettiği kadar sadaka vermek. Namazdan dönerken başka bir yoldan dönmek. Peygamberimiz (s.a.v.) böyle yaptığından, hem O (s.a.v.)’e uymak hem de hakkımızdaki şahitlerin çok olması için böyle yapılır. Çünkü, üzerinde sevâp işlenen yerler kıyamet günü sahibi hakkında şahitlik yapacaktır.

(İbn-i Abidinzâde Muhammed Alaaddin, Üç Boyutuyla İslâm İlmihâli, s.349- 350)

08May 2021

Bin Aydan Hayırlı Gece

Bin Aydan Hayırlı Gece. Kadir gecesi ilgili hadisi şerifleri sizler için derledik

Resûlullâh (s.a.v.): “Ben size, Kadir gecesini aramak isteyene, Ramazân-ı Şerîf’in son on gününde, yirmiyedinci gecesine başvurmanızı söylerim” buyurdu. Şöyle de bildirildi: İbn-i Abbâs (r.a.) Ömer bin Hattâb (r.a.)’e: “Ben tek günlere baktım, içlerinde yirmiyedinciden daha uygununu görmedim” demiştir. (Gunyetü’t-Tâlibîn)
Ebû Hureyre (r.a.)’dan rivâyete göre Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: “Kim inanarak, Allâh (c.c.)’dan sevâp umarak Kadir gecesin ibâdetle geçirirse, geçmiş günâhları afvedilir” buyurmuşlardır. (Buhârî)
Hz. Âişe (r.anhâ)’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e: “Yâ Resûlallâh! Kadir gecesine rastlarsam nasıl duâ edeyim? diye sordum. Resûlullâh (s.a.v.): “Allahümme inneke afüvvün tühıbbül afve fağfü annî (Allah’ım! Sen afvedersin; afvetmeyi seversin Benden sâdir olan günâhları da afvet!) diye duâ et” buyurdular. (Buhârî)
Süfyân-ı Sevrî (k.s.) der ki: “Kadir gecesi duâ ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir; Kur’ân okuyup sonra duâ etmek daha güzeldir.”
Nebî (s.a.v.) buyurdu ki: “Kadir gecesinde bir kere İnnâ enzelnâ sûresini okuyan, başka zamanda Kur’ân-ı Kerîm’i hatim edenden daha sevgilidir. Kadir gecesinde bir tesbîh, bir tehlîl, bir tahmîd söyleyen, benim yanım da, yedi yüz bin tesbih, tâhmid ve tehlîlden kıymetlidir. Bu gece çobanın koyunu sağma müddeti kadar namaz kılan, ibâdet edeni, bir ay bütün geceleri sabaha kadar ibâdetle geçirenden daha çok severim.”
 

Kadir Gecesi Namazı

 
Kadir gecesi 2 rekat namaz kılınır.
 
Her rek’atte Fâtihâ’dan sonra 7 İhlas sûresi okunur. Namazdan sonra da 70 kez istiğfâr edilirse biiznillah mağfiret olunur. Bu gece bol bol “Subhanallâhi ve’l hamdulillâhi velâ ilâhe illallâhu val lâhu ekber” virdine devam edilmelidir. Ayrıca bu gece tesbih namazı kılınması fazîletlidir.
 
 

www.youtube.com/watch?v=t_PP0XAkqQU

05May 2021

Kur’ân-ı Kerîm’i Hatim Etmede Âdâb

Kur’ân-ı Kerîm’i Hatim Etmede Âdâb. Ramazân ayında bir defa hatim yapmak da sünnettir.

Kur’ân-ı Kerîm’i başından sonuna kadar okuyup hatmetmek sünnettir. Ramazân ayında bir defa hatim yapmak da sünnettir. İmâm-ı Âzam Hazretleri, “Bir kimse Kur’ân-ı Kerîm’i senede iki defa hatmederse hakkını vermiş olur” buyurmuştur.
Cebrail (a.s.) her yıl Ramazân ayının her gecesinde gelir, Ramazanın sonuna kadar Kur’ân-ı Kerîm’i Peygamberimiz (s.a.v.) ile mukabele ederdi. Kur’ân-ı Kerîm’i hatmederken, Duhâ sûresinden itibaren bütün sûrelerden sonra, “Allâhü ekber, Allâhü ekber. Lâ ilahe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhil hamd” diye tekbir getirmek sünnettir. Hatim yapılırken, İhlâs sûresini üç kere okumalıdır. İhlâs sûresi Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birine denk olduğu için, üç defa okununca bir hatim sevâbı alınır.
Hatim yapacak kimse, hatmi bitireceği gün oruçlu olursa daha iyidir. Hatim bitince ev halkını toplar, duâ eder, Allâh (c.c.)’a hâmd ve istiğfar edip Rabbimizden hayır ister. Kur’ân’ı her zaman okumak sevâptır ancak daha sevâp olduğu vakitler, namaz kılmanın efdâl olduğu vakitlerdir. Gecenin efdâl vakti akşamla yatsı arası, gündüz de sabahtan sonradır. Hatimden sonra hemen ikinci hatme başlamak da sünnettir. Onun için, Nâs sûresini bitirip hatim yaptıktan sonra hemen Fâtiha’yı, arkasından da Bakara sûresinin ilk beş âyetini okumalıdır.Bir kimse, “Yâ Resûlallah! Hangi amel Allâh (c.c.)’a daha sevimlidir?” diye sormuştu. Peygamberimiz (s.a.v.), “Konup göçenin ameli” buyurdu. O zat, “Konup göçen ne demektir?” diye sorduğunda şöyle cevap verdi: “Kur’ân’ı başından sonuna kadar okuyan ve ne zaman sonuna kadar okusa hemen baş tarafına geçip yeniden okumaya başlayan kimsedir.”
Hatimden sonra duâ etmek de sünnettir. Peygamberimiz (s.a.v.), “Kur’ân’ı hatmedenin duâsı kabul olunur” buyurmuştur.
(Muhammed Alâüddin, El-Hediyyetü’l- Alâiyye, s.875-876)