Monthly Archives: Mart 2020

 Akıl, insanoğlunun bir özelliği ve şeref kaynağıdır. İlahi emir ve yasaklara muhatab olmak ve sorumluluk yükünü taşımak, ancak akıl ile mümkün olabilir. İnsan akıl ile insandır. Başka yaratıklara üstünlüğü de akıl sayesinde olmuştur. “Gerçekten biz, ademoğullarını (diğer yaratıklar üzerine) üstün kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve onlara hoş rızıklar verdik. Kendilerini, yaratıklarımızdan çoğunun üzerine […]

Münker, söz veya işten, Allâhü Te’âlâ’nın razı olmadıklarına denir. Ma’rûf ise bunun tersi, ya’nî söz veya âmelden Allâhü Te’âlâ’nın beğendiklerine denir. Gördüğü münkere eli ile mâni olur. Buna gücü yetmezse dili ile mâni olmak ister, bunu da yapamazsa, kalbi ile o işi beğenmez. Bu îmânın en zayıf derecesidir. Ebû Saîd’in bildirdiği hadîs-i şerîfte: “Sizden hanginiz […]

Bazı Kureyş ileri gelenleri, Hz. Peygamber (s.a.v.)’den Habbab, Suheyb, Bilal-i Habeşî ve Ammar (r.a.e.) gibi Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’e candan bağlı fakat maddi yönden yoksul durumdaki müslümanları yanlarından kovmalarını istemişlerdi. Peygamberimiz (s.a.v.), Kureyş’in ileri gelenlerinin bu sözlerine uyması halinde kendilerinin de gelip görüşebileceklerini söylemeleri üzerine, tekliflerini reddetmişti. Üstünlük ve şerefin, bedenî ve maddî süste […]

Kur’an-ı Kerim’de: “Sonra o damlacığı asılıp tutunan bir şeye dönüştürdük. Sonra asılıp tutunan şeyi, bir çiğnemlik et parçası haline getirdik. Sonra bir çiğnemlik et parçasını, kemik olarak yarattık. Sonra kemiğe et giydirdik.” (Müminun s. 14) Tercümede geçen “bir çiğnemlik et” ifadesi, Arapça “mudga” kelimesinin karşılığıdır. Kemiğe giydirilen et vurgulanırken geçen “et” ifadesi ise ayette “lahm” […]

Ebû Bekr Vâsıtî (k.s.) Hazretleri, maneviyâtı büyük bir âlim idi. Hikmetli sözleri birçok kitapta yer edinmiştir. Başından geçen pek çok menkibe anlatılmaktadır. Ebû Bekr Vâsıtî (k.s.) Hazretlerine velinin manevi hâlinden sordular. O; “Allâhü Te’âlâ; evliyasını başlangıç hâlinde ibâdeti, olgunluğunda lütufları ile örterek terbiye eder. Sonra onu kendisi için takdir edilen manevî sıfatlara gark eder. Daha […]

İsmi Muhammed bin Mûsâ, künyesi Ebû Bekr’dir. Evliyânın büyüğü Cüneyd-i Bağdâdî (k.s.) ve Ebü’l-Hüseyin Nûrî (k.s.) Hazretleri’nin sohbetlerinde yetişti. Birçok velî ile görüştü. Sözleri çok derin manâlar taşırdı. Ebû Bekr Vâsıtî (k.s.), Horasan beldelerinden Merv’de çok talebe yetiştirdi. Zamanındaki insanların rehberi oldu. Hakikât ve marifete dair ondan güzel konuşanı görülmedi. Vâkitlerini ibâdetle geçirirdi. “Ebû Bekr […]

Münavî’nin ifadesine göre Cuma gününde bulunan vakti icabet hakkında pek çok görüş vardır: 1. Cuma günü içinde bir saattir ki, sabit değil değişkendir, İmam-ı Gazali (rh. a.) bu görüştedir, 2. Kuşluk vakti müezzin sala okuduğu vakit, 3. Fecrin doğuşundan güneşin doğuşuna kadarki zaman, 4. İkindi vaktinden güneş batana kadar, 5. Hatip minberden indikten sonra namaz […]

Guslün farzları; 1. Ağzı yıkamak, 2. Burnu yıkamak, 3. Bü­tün vücudu kuru yer kalmayıncaya kadar yıkamaktır. Guslün sünnetleri; 1. Gusle; niyet ile, besmele ile, misvak ile başlamak. 2. Gusülde evvela elleri, oyluk yerlerini yıkamak, bedende meni vesaire eseri varsa gidermek, 3. Gusülden evvel sünnet veçhile abdest almak, 4. Abdestten sonra evvela üç defa başa sonra […]

1. Abdeste başlarken evvelâ temiz olan elleri bileklere kadar yıkamak. 2. Abdeste «Eûzü» ve «besmele» ile başla­mak. 3. Niyet etmek. 4. Mazmaza ve istinşak. 4. Mazmaza ve istinşakta mübalâğa etmek. 5. Misvak kullanmak. 6. Tertibe riayet etmek. Şöyle ki: Abdestte evvelâ yüz, sonra kollar yıkanır. Badehû başa meshedilir, daha sonra da ayaklar yıkanır ve mestli […]

1. Namaz kılmak, Kur’ân kastıyla velev bir âyet miktarı olsun Kur’ân okumak, fakat dua ve senaya dair âyetleri dua ve sena kastıyla okumak caizdir. 2. Namaz kılmak, Kur’ân kastıyla velev bir âyet miktarı olsun Kur’ân okumak, fakat dua ve senaya dair âyetleri dua ve sena kastıyla okumak caizdir. 3. Kur’ân-ı Kerim’e, velev bir âyet veya […]