Monthly Archives: Temmuz 2019

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de kudret ve gücümüz nisbetinde, ölüm yakamıza yapışmadan hac farizamızı yapmaktır. Bunu herhangi bir sebeple, meselâ: Yolda ölmek korkusu, aile ve dostlardan ayrılma, vatandan uzak kalmak, memleketin tatlı sularından, bol meyvelerinden mahrumiyet, ulu ağaçlarının gölgelerinde oturamamak ile bu ve buna benzer sebeplerle hac farizamızı yerine getirmekten […]

Allahü Teâlâ bütün peygamberlerine ihsan ettiği fazîlet ve kerâmetin tamamını Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz’e fazlasıyla ihsan buyurmuştur. (Şifâ-i Şerif 1/130) Zira, bütün peygamberler tarafından getirilen mûcizeler, Peygamberimiz (s.a.v.)’in nûruna bağlı olarak onun himmetiyle gösterilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) bütün  âlemleri aydınlatan güneş, diğer peygamberler o güneşten nur alıp eşyayı aydınlatan yıldızlar gibidir İdris (a.s.)’ın emriyle bulutlar istediği […]

Her mü’minin en büyük arzularından biri de o yüce Resûlü (s.a.v.) rüyâda görmektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Kim, beni rü’yâsında görürse; gerçekten beni görmüş olur. Zira şeytân kesinlikle benim şeklime girmez.” (Sahih-i Buhârî, 6482) Mekke müftüsü seyyid Ahmed Dehlânî Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ne okunan salevâtları ve özellikle de Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ni rü’yâda görmek […]

Resûlullah (s.a.v.)’in hadîsleri, Kur’ân’da bulunmayan bir çok konuları ihtiva etmesi yanında, bizzat Kur’ân’ı da tefsir eder. Resûlullah (s.a.v.) bir Hadîs-i Şeriflerinde şöyle buyururlar: “Bana Kur’ân ve O’nunla birlikte O’nun misli kadar (hikmet) verildi.” (Ebû Davud) Buradaki “O’nunla birlikte O’nun benzeri” ifâdesinden maksat, şüphesiz ki Allâh Rasûlü (s.a.v.)’in hadîsleridir. “Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. […]

Cenâb-ı Allâh buyuruyor ki: “Kim güzel bir şefaatle şefâatte bulunursa ondan kendisine bir hisse vardır. Kim de kötü bir şefaatle şefaatte bulunursa ondan kendisine bir (günâh) pay vardır. Allâh her şeye hakkıyle kadir ve nâzırdır.” (Nisa s. 85) Ebû Dâvud, Taberânî ve Hâkim’in İbni Ömer (r.a.)’den yaptıkları rivayette, İbni Ömer (r.a.) dedi ki: Resûlüllah (s.a.v.)’in […]

Batı dünyâsında Canamusali adıyla tanınan 11. asır Müslüman tıp alimidir. İslâm âleminde yetişen ve önde gelen göz hastalıkları tabibi ve cerrahlarından olan Ammâr, yaptığı yerinde teşhis, tedâvî ve ameliyat metodlarıyla tanındı. Katarakt hastalığını tedâvî için keşfettiği altı çeşit ameliyat usûlü üzerinde durdu. Ortaya koyduğu ameliyat usûlleri, kendi zamanına kadar bilinmiyordu. Araştırmalar sonucu, modern tıbbın elindeki […]

Ömer bin Abdülâziz (r.a.), vefatı hastalığında vasiyyet edip: “Ben ölüp beni kabre koyduğunuz ve üzerimi örttüğünüz zaman, yüzümün hizasından bir delik bırakın ve oradan bana bakın. Yüzümü kıble tarafında görürseniz, Allâhü Teâlâ’ya şükredin, yakınlarım siz bayram, şenlik yapın. Eğer, Allâh (c.c.) korusun, yüzümü kıbleden döndürülmüş görürseniz, yakınlarıma, kıyamete kadar, baş sağlığı dileyeseniz, azdır. Ben ki, […]

Firavun kendini ilâh olarak kabul etmekte ve Hz. Musa (a.s.)’ın Allâh’a iman etmesi için yaptığı davetlere karşı iftira ve tehditle karşılık vermektedir. Firavun bu kibirli tavrını ancak, ölüm tehlikesi ile karşılaşıp suların altında kalacağını anlayana dek sürdürmüştür. Kuran’da Firavun’un, Allâh’ın azabıyla karşılaştığında, hemen imâna yöneldiği şu ayetle bildirilir: “Biz, İsrailoğulları’nı denizden geçirdik; Firavun ve askerleri […]

İsrafın fenalığı ve gaileleri; İsraf kesin olarak haramdır, kalbî bir hastalık ve kötü bir ahlâktır.  “… israf etme, israf ile saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların biraderleri olmuşlardır…”(İsrâ s. 25-26) İsrafın gaileleri; şeytana, Firavun’a arkadaş olmak, Allâh (c.c.)’un sevgisini kaybetmek, iki dünya da zillete dûçâr olmak gibi hallerdir. İsrafın kötü oluşunun asıl sebebi; mâl, Allâh(c.c.)’un […]

Zamanımızda fıkıh kitapları kenara itilip araştırmalar da yapılmadığı için, birinin ağzından çıkan sözden veya giydiği elbiseden dolayı küfürle itham edildiği bir gerçektir. Halbuki müslümanı tekfir bizzat küfürdür. Aynı şekilde müslümanı kâfir eden birçok söz ve davranışlar da vardır ki, sık sık söylenildiği ve yapıldığı halde adam hala müslüman olduğunu iddia eder. Hanefi Âlimlerinden rivayet ediliyor […]