Monthly Archives: Haziran 2019

Zünnûnu Mısrî Hazretleri kendi devrinin insanları tarafından yeterince anlaşılamamış bir velîdir. Bir gün Zunnünun yanına yarenleri geldiği zaman ağladığını gördüler, sebebini sordular buyurdu ki: “Bu gece alemi manada Fermani ilahi oldu: “Ya Zunnun! Halkı yarattım on bölük oldular, dünyayı bunlara gösterdim, 9 bölüğü dünyayı istediler. Bir bölüğü dahi on bölük oldu. Cenneti bunlara gösterdim. Dokuz […]

İbn-i Ömer (r.a.) anlatıyor: “Bedir Harbi’nde alınan esirler arasında, Peygamberimiz (s.a.v.)’in amcası Abbâs (r.a.) da vardı. Ensârlı Müslümanlar, onu öldürmekle tehdit etmişlerdi. Allâh Resûlü (s.a.v.) de bunu duymuştu. Ertesi gün: “Bu gece amcam Abbâs yüzünden hiç uyuyamadım; çünkü Ensâr’ın onu öldüreceğine dair haberler aldım.” buyurdu. Bunun üzerine babam Ömer (r.a.): “Yâ Resûlallah, ben Ensâr’a bir […]

Dokuzuncu yüzyılda yetişen ve ilk uçağı yapıp uçmayı başaran Müslüman astronomi âlimi: İsmi, Abban bin Firnas olup, künyesi Ebü’l-Abbas’tır. Doğum tarihi bilinmemektedir. Kurtuba’da doğmuştur. Ailesi, Berabir kabilesindendir. 887 senesinde, doğduğu Kurtuba’da vefat etti. Endülüs ilim adamı olan İbni Firnas o zamana kadar görülmedik bir alet yaptı. İbn-i Firnas’ın yaptığı alet ve bu aletle gerçekleştirdiği uçuş, […]

Amra binti Abdurrahmân (r.anhâ) şöyle anlatmıştır: Hz. Aişe (r.anhâ)’ya “Annem vefât etti. Onun oruç borcu vardı. Benim onun yerine bu orucu kazâ etmem uygun olur mu?” diye sordum. Bana “Hayır, fakat onun yerine her bir gün için bir fakire sadaka vermen oruç tutmandan daha hayırlıdır” cevâbını verdi. (Tahâvî, Müşkilü’l-âsâr, c.5, s.373) İbn Abbâs (r.a.)’ın şöyle […]

Allâh (c.c.)’ya güzel hüsn-ü zanda bulunmak vaciptir. Bir Hadîs-i Şerif’te buyuruluyor ki: “Allâh hakkında hüsn-i zan etmek, güzel ibadettendir.” (Ebu Davud, İbn Hibban) Hakk Teâlâ güzel ve dürüst düşüncelerle kendisine bağlanmamız için bizleri şu sözleriyle uyarmaktadır: “Ben kuluma, benim hakkımda olan zannına göre muamele ederim. O halde hakkımda hayırlı ve güzel şeyler düşünün”. Hakk Teâlâ […]

Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleri buyurdu ki: “Kim dünyâya düşkün olanlar arasına karışırsa, sohbetin bereketlerine ve tasavvufun nûrlarına kavuşamaz! Bir kimse dünyâya düşkün olanlar arasına ihtiyaç olduğu kadar karışır, hâlis niyetle ve bâtınî nisbetini muhâfaza ederek aralarında bulunursa zararı yoktur.” “Dünyâ mel’ûndur ve dünyâda olan şeylerden Allâh (c.c.) için yapılmayanlar da mel’ûndur. Allâhü Teâlâ’nın sevgisiyle dünyâ […]

Yemek yiyenin, başlarken besmele söylemesi, yemeği bitirince hamd etmesi sünnettir, içme de böyledir. Besmele ve hamd, o kimsenin yemeğinin gayet bereketli olmasına ve şeytânı kendisinden uzaklaştırmasına sebep olur. Bildirildi ki, Ashâb-ı Kiram (r.a.e), Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e: “Yâ Resûlullah, bizler yemek yiyoruz, ama doymuyoruz”, dediklerinde: “Herhalde yemeği ayrı ayrı yiyorsunuz”, buyurunca, “Evet, Yâ Resûlullah, ayrı ayrı […]

Kosova sahrasında şehid olan Gâzî pederlerinin yerine taht-ı Osmaniye geçtiler. Kosova Muhârebesi’nin neticesini alabilmek için Üsküb’ü fethettiler. Üsküplü bir şair “Üsküp ki, Yıldırım Bâyezid Hân diyarıdır, Evlad-ı Fâtihâne onun yadigârıdır.” mısralarıyla onu övmüştür. Osmanlıların büyümesi, Anadolu beyliklerini telâşa düşürdü. Karamanoğlu’nun teşvikiyle bir fesâd kazanı kaynamağa başladı. Yıldırım, hemen dönerek Karaman üzerine yürüdü ve Konya kalesini […]

Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in getirdiği dinde harâm olduğu bilinenleri helâl bilmek küfürdür. Meselâ: Şarab içmenin, kız kardeş ve benzeri mahremlerle evlenmenin câiz olduğunu iddiâ etmek, zarûret zamânları dışında ve şer’î bir şekilde kesilmeyen hayvanların eti, kanı ve domuz etinin yenmesinin câiz olduğunu iddiâ etmek küfürdür. Küfür kelimesini ve sözünü, konuşana rızâ göstermek kasdıyla gülmek, onu doğrulamak […]

Busra’nın fethinde, şafak vakti güneşin ziyası İslâm’ın askerlerinin üzerine aks etmiş, iki taraf tüm gücüyle mücadeleye ölümüne hazırlanmış idiler. İslâm askerleri Hâlid bin Velid (r.a.)’in imâmetiyle sabah namazını kıldılar. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in Allâh’ın kılıcı (Seyfullah) ünvanı ile onurlandırdığı Halid bin Velid (r.a.) atına binerek askerlere hitaben: “Askerler! Rumların hayatı sevdiği kadar, ölüme muhabbet ettiğinizi bilirim. […]