Monthly Archives: Nisan 2019

Âhiret, bu dünyadan sonraki nihayetsiz âlemdir. Şöyle ki: Allah Teâlâ, içinde yaşadığımız bu dünyayı ve üzerin­deki bütün varlıkları muvakkat bir zaman için yaratmış­tır. Bir gün olacaktır ki ne bu dünyadan, ne de üzerindeki yaratılmış şeylerden bir eser kalacak, belki Hâk Teâlâ’nın takdir ettiği o gün gelince bütün insanlar, bütün canlı-cansız mahlûklar mahvolacaktır. Bütün dağlar, taşlar, […]

İbn-i Atiyye’nin rivayet ettiği hadiste şöyle buyurulmuştur: “Şu muhakkak ki kıyamet günü amel sahifelerinde dağlar gibi sevaplar, iyilikleri olan bir kimse mahşer yerine getirilir de ona Aziz ve Celil olan Allah Teâlâ: — Sen şu ve şu günlerde, “filân kimse namaz kıldı” denilsin diye namaz kılmıştın. Ancak Allah benim. Benden başka hak ilah yoktur. Benim […]

Bir mü’min, hayır ve şerrin Allah (c.c.)’ın takdiriyle meydana geldiğini hak bilmelidir. Çünkü Cibril aleyhisselâm Nebî (s.a.v.) imanın ne olduğunu sordu­ğunda, Peygamberimiz verdiği cevabın sonunda şöyle demişti: “(İmanın diğer bir rüknü de) kadere, hayır ve şerrin Allah’ın verdiği güçle yapıldığına inanmandır.” Bil ki hiçbir oluş ilâhî kaza dışında meydana gele­mez, kul Allah (c.c.)’ın kazasını gideremez […]

Hâtim-i Tâi’nin oğlu “Adiy” demiştir ki, Resûlullah (S.A.V)’a geldim, boynumda altından bir salip (hac) var­dı. (Adiy o zaman henüz nasraniyyet (Hıristiyanlık) di­ninden idi) Resûlullah (S.A.V) Sure-i Berâe’yi okuyordu. “Ya Adiyy! şu boynundaki seseni at,” buyurdu. Ben de attım Resûlullah (S.A.V) “İttehazû ehbârahüm ve ruhbânehüm erbâben min dûnillâhi” kavli ilâhisine geldi. “Yâ Resûlallah (S.A.V) onlara ibadet […]

Mü’min Allah (c.c.)’ın rahmetinden ümidini kesmemelidir. Çünkü Allah(c.c.)’ın rahmetinden ümidsizliğe dü­şen kâfirdir ve “Harûriyye” (haricilerin bir kolu) fırkası­na mensuptur. Bil ki bir mü’min tüm insanların günah­ları kadar ma’siyet işlese yine de ilâhî rahmetten ümidi­ni kesmemesi gerekir. “Zîra hakikat şudur ki kâfirler güruhundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kes­mez” (Yusuf 87) (mealindeki) âyette sarahaten açıklan­dığı gibi bu, […]

Mü’min imanında şüpheye yer vermemeli “Allah(c.c.) dilerse (inşallah) mü’minim” sözünden kaçınıp “kesinlikle mü’minim”demelidir. Zira Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: “Mü’minler ancak o kimselerdir ki Allah’a Rasûlüne iman ettikten sonra şüpheye sapmazlar.” (Hucûrat Sûresi: 15) Allah (c.c.) insanları üç sınıfa ayırmış, dördüncü bir grub zikretmemiştir: Mü’min, münafık ve kâfir. Ey Ehl-i sünnete karşı vaziyet alan, bak bakalım […]

Hz. Ali Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edi­yor: “Allah-ü Teâlâ İbrahim (a.s.)’e yer ve gökleri gösterdiği vakit, İbrahim (a.s.) Allah’a karşı isyan etmekte olan birini gördü. Ve Allah’a onu helak etmesi için dua etti. Allah Teâlâ onu helak etti. Başka bir asiyi gördü. Onun için beddua etti. O da helak oldu. Diğer başka bir isyankârı gördü, onun […]

Müslümanlığın inanmaya ait temellerinden al­tıncısı kadere inanmaktır. Allahü Teâlâ; bütün olacak şeylerin olmadan önce, ne zaman olacağını, nerede olacağını, nasıl olacağını en ince taraflarına varıncaya kadar ezel­de (Allah’tan başka hiçbir varlık yokken) bilip on­ları, olacaktan şekillere göre belli etmiş, ölçmüş, biçmiştir ki buna kader denir. Bütün olacak şeylerin zamanı gelince -Allah (c.c.)’ın bildiği, belli ettiği, […]

Beş türlü imân vardır. Matbu’ imân: Meleklerin imânıdır. Mâsum imân: Peygamberlerin imânıdır. Makbul imân: Mü’minlerin imânıdır. Merdud imân: Münafıkların imânıdır. İslam: Yüce Allah (c.c.)’ın emirlerine teslim ol­mak, boyun eğmektir. İman ile İslam arasında lü­gat cihetinden bir fark bulunmakla beraber, İslâmsız imân, imansız İslâm da olmaz. Bunlar, birbirlerinin içi, dışı gibidirler. Aslında imân ile İslâm birdir. […]

Cenâb-ı Hakk (c.c.), Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allah indinde en kerîminiz yasaklardan en ziyade çekinen kimsenizdir.” “Azıkların en iyisi günahlardan çekinmektir,” buyurmuştur. Kuşeyrî diyor ki: Takvanın aslı evvela şirkten sakınmak sonra is­yan ve günahlardan daha sonra da şüpheli şeyler­den sakınmaktır. Hz. Enes (r.a.)’in rivayet ettiği şu hadîs-i şerifin mânâsı da budur: — “Yâ Nebiyallah! Muhammed (s.a.v.)’in en […]