Monthly Archives: Şubat 2019

Âbdestin farzı dörttür. “Ey mü’minler! Namaza kalkacağınız zaman, yüzünüzü ve elllerinizi dirseklerinizle beraber yıkayın, başınızı (ıslak elle silin) rnesh edin ve ayaklarınızı da (topuklarınızla beraber) yıkayın” buyuruyor. (Maide s. 6) Burada ayak kelimesi, baş sözüne değil, el kelimesine atıf olduğundan, ayakların meshi caiz değildir. Yıkamak farzdır. Bunda söz birliği vardır. Müslim’de Hz. Câbir ve Hz. […]

Çelebi Sultân Mehmed’in oğlu, Fâtih Sultân Mehmed’in babası ve 6. Osmanlı Hâkânı. Osmânlı Sultânları içinde zamanın ilimleriyle mücehhez ilk Padişâh-ı gâzîdir. Onun kazandığı Varna ve 2. Kosova Zaferleri’yle haçlı dünyası 3 asır belini doğrultamamıştır. Askerlik dehâsı, sebâtı ve soğukkanlılığı O’na Cedd-i Âlileri’nden tevârüs etmiştir. 1447’ye kadar “Büyük Türk Hâkânı Şâhrûh”a karşı ince bir siyâset gütmüş, […]

Yüce Allâh (c.c.)’a sığınmaya tevbe denir. Müritlerin ilk adımı ve Allâh yolunda yürüyenlerin yolunun başlangıcı tevbedir. Hiçbir insan tevbesiz kalamaz. Zira doğumdan ölüme kadar günâhtan uzak olmak yalnız meleklere mahsustur. Günâh ve isyana gömülmek, bir ömür boyu Yüce Allâh’ın emir ve yasaklarına aykırı davranmak da şeytanın görevidir. Tevbe ederek günâhtan vazgeçip, taat yoluna dönmek ise […]

Yaratılış ve ahlâk itibariyle insanların en üstünü idi. Bütün peygamberlerin en güzeli o idi. Boynu uzun ve gümüş gibi saf, omuzları ve pazuları kalın, parmakları uzundu. Kendisi şişman değildi. Uzuna yakın orta boylu, güçlü ve kuvvetli idi. Mübarek cildi ipekten yumuşaktı. Yüzü hafifçe yuvarlak, kaşları hilâl gibi idi. Kirpikleri uzun, gözleri kara, büyük ve son […]

Devrinin büyük âlim ve evliyâsından, Seyyid Ahmed Rufâî hazretlerinin hem dayısı hem de hocası olan Mansûr el-Betâhî hazretleri’nin vefatı yaklaşınca hanımı; ”Efendi! Oğluna vasiyet et, onu yerine vekil bırak.” dedi. Mürşidi-i Kâmil olan Şeyh Mansûr el-Betâhî hazretleri; ”Hayır, kız kardeşimin oğlu Ahmed Rufâî’yi yerime vekil bırakacağım.” dedi. Hanımı çok ısrâr etti. Ağladı. “Oğlumuz varken sen […]

Son devirde ülkemizde yaşamış büyük velilerden Hazreti Sâmî (k.s.)’un “tabiri câiz ise” kucağında doğmuş, O’nun terbiyesinde büyümüş, hayatını Hazreti Sâmî (k.s.)’a hizmete ve O’ndan istifadeye adamış, ve yine o zâtın vasiyyetleri gereği teçhiz ve tekfin işlerini yapmış,  O’nun yolunu hâlâ insanlara anlatan ve Hazreti Sâmî (k.s.)’un manevî evlâdı ve vazifelisi olan Muhterem Ömer Muhammed Öztürk  […]

Hayatının tek gâyesi Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin sünnetine uymak ve onu ihyâ etmek olan Hz. Sâmî Efendimiz; daha önceki kitâblarda: “Kılıcı boynunda asılı Peygamber” olarak tarîf edilen (s.a.v.) Efendimize bu husûsta da ittibâ edip gazâya iştirâk ederek “Gâzî” olmuşlardı. Bu husûsu kendileri şöyle anlatıyorlardı: “-Birinci Cihân harbinde Osmânlı ordusunda levâzım subayı olarak vazîfe gördüm. […]

Üstâdına olan muhabbet ve bağlılığını dâimâ arttırarak devâm ettiren Hazreti Sâmî Efendimiz bütün gün ve gecelerini hizmet yolunda geçirdiler. Sâmî Efendimiz dergâhın temizliğinden, ihvânın her türlü ihtiyaçlarına varıncaya kadar bütün hizmetlerini seve seve yaparlardı. Hazret-i Es‘âd Erbilî Efendimizin: “Mâ‘nen bizimle aynı mertebededir, lâkin bu vazîfe bize verildi” diye ta‘rîf ettikleri Hüseyin Efendi Hazretleri yatalak olunca: […]

Mürşid-i kâmilini bulan ve Zât-ı ‘Âlîlerinin onun ifâdesi ile “Eyyâm-ı şebâbını (gençlik günlerini) şerîat-ı mutahhare ve tarîkat-ı ‘âliyye hizme-tinde” geçiren Hazreti Sâmî Efendimiz ma‘nevî mertebeleri hızla aşıyorlardı. Bu yolda kendi ifâdeleri ile ihlâs ve tam teslîmiyet şarttı. Ölünün yıkayıcısına teslîmiyeti gibi mürîd de mürşîdine teslîm olmalıydı ki bi-izni’llâh neticeye ulaşsın. Kendileri anlatıyorlar: “Allâme Taftadânî hazretlerinin […]

İlk, orta ve lise tahsîlini Adana’da tamâmlayan Hz. Sâmî (k.s.) yüksek tahsîlini İstanbul’da yaparlar. Hukuk Fakültesini birincilikle bitiren Hz. Sâmî (k.s.) bu arada bir müddet Gümüşhâneli Dergâhı’na devâm ederler. Bu sırada Bâyezıd dersiâmlarından Rüşdü Efendi (Eski Beşiktaş müftüsü Merhûm Fuat Çamdibi Hocanın babası):  “Sâmî Evlâdım, gel seni Şeyhülmeşâyih Es‘âd Erbilî Hazretlerine götüreyim.” der. Bu teklifi […]