Monthly Archives: Şubat 2019

Hz. Ebû Ali Rudbârî (k.s.) buyurdu ki: “Havf (Allâhü Teâlânın azâbından korkmak) ve Recâ (Allâhü Teâlânın rahmetinden ümidli olmak), bir kuşun iki kanadı gibidir. İkisi birden bulunursa, hem kuş, hem de uçuş düzgün ve mükemmel olur. Kanatların birisi bulunmazsa, kuş da, uçuş da noksan olur. Kanatlarının ikisi de bulunmazsa kuş ölüme terk edilmiş olur.” “Her […]

Emniyet: Bir şeye güvenmek manasına geldiği gibi, insanda doğruluktan ileri gelen bir huy anlamına da gelir, insanların sırlarını ve mallarını güzelce saklamak da, bir emniyet halidir. Emniyetin karşılığı “Hıyânettir”, sözünde durmamaktır. Ferdleri arasında emniyet bulunmayan bir toplum geleceğinden güven içinde bulunamaz. Emniyeti kötüye kullanmak münafıklık alâmetidir. İtimad: Güvenmek ve emniyet etmek, bir şeye kalben güvenip […]

Mazeretimiz olmadıkça namazlarımızı yalnız başımıza değil, cemaatle kılmamız tavsiye buyrulmaktadır. Bunu, cemaatle namazın bildirilen ecir ve sevabı için değil, Allâh Azze ve Celle’nin emirlerine uymak için yapmalıyız. Şu var ki, Hâkk Teâlâ kendisine güzel amellerle hizmet eden bir kimsenin ecir ve sevâbını zayi etmez. Ecir ve sevâp kazanmak için değil, yalnız Allâh (c.c.)’un buyruklarını yerine […]

İmânın şartlarını, gereklerini yerine getirerek yaşamak lâzım ki, imânlı ölebilelim. İmânın birinci şartı da Allâhü Azîmü’ş-şân’a hakkıyla inanmaktır. Allâhü Azîmü’ş-şân’a hakkıyla imânın da şartını; “O (c.c.)’un görüyormuş gibi ibâdet etmek” olduğunu Nebî (s.a.v.) bildirmiştir. İmânımızı taklitten tahkîke geçirmenin yolu, kalbimizi tasfiye edip, kalbi Allâh (c.c.) dışındaki şeylerden arındırmak, nefsimizi tezkiye edip kötü huy ve ahlâktan […]

Ebu Zer (r.a.)’den, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizler Allâhü Teâlâ’nın zâtından sadır olan bir şeyden, yani Kur’an’dan daha üstün bir şeyle Allâhü Tealâ’ya dönüp yaklaşamazsınız.” (Hâkim, Ebû Dâvûd, Tirmizi) Pek çok rivayetten anlaşılmaktadır ki, Allâhü Tealâ’ya Kur’an-ı Kerim’den daha üstün bir şeyle yaklaşılamaz. İmam Ahmed (r.a.) diyor ki: “Ben rüyamda Allâhü Teâlâ’yı müşahede ettim ve […]

Yâfiî (r.âleyh), Ravdu’r-Reyyâhıyn isimli eserinde bir evliyanın şöyle söylediğini anlatıyor: “Allâh (c.c.)’dan kabirde olanların makamlarını bana göstermesini istedim. Allâh (c.c.) bir gece bana şöyle bir şey gösterdi. Kabirler yarıldı. Bir de baktım ki kabirdekilerden bir kısmı sündüs (ipekten yapılmış, ince dokunmuş şeffaf kıymetli kumaş) üzerinde uyuyor. Bir kısmı ipek dîbâce (kabartma ipek kumaş) üzerinde uyuyor. […]

Yüce Allâh, Kitâb-ı Kerimi’nde cinler hakkında bilgi veren Âyet-i Celîlesi’nde buyuruyor ki: “Cinlerden bazıları dediler: Biz semâya dokunduk, onu kuvvetli bekçilerle ve alevlerle doldurulmuş bulduk. Ve biz onun dinlemeğe mahsûs olan oturma yerlerinde oturur (gayb haberlerini dinlemeğe çalışır)dık. Artık şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev parçasını bulur.” İbn-i Abbas (r.a.)’den rivayetleri de şöyledir: […]

15, 16 ve 17. yüzyılın Avrupa’sına bakarsak koyu bir cehaletin içinde olduğunu görürüz. Po­lonyalı Astronom Copernicus (1473-1543) dün­yanın hem kendi, hem de güneş etrafında dön­düğünü kesinlikle bildiği halde kilise’den korkup bunu açıklamamıştır. Bu husustaki kitabı 70 ya­şında öldükten sonra yayınlanmıştır. 16. yüzyı­la kadar Kilise’nin yasak kitaplar listesinde idi. Yine büyük İtalyan bilgini Galile de Coper […]

Haset, dinî veyahut ahiretine zararı olmaksızın dünyevî iyilik ve düzeni kapsayan ilâhî nimetin, sevmediği birinin elinden gitmesini veyahut o nimetin ona ulaşmamasını istemek veya bu tarz haset edeni sevip benimsemektir. Bir istek ve arzu olmaksızın haset gönlüne düşecek olursa ve buna karşı içinde bir hoşnutsuzluk hissediyorsan ittifakla bunda bir beis yoktur. Ama haram olan haset, […]

Seleme b. Eslem (r.a.) anlatıyor: “Sa‘d b. Mu‘az (r.a.)’in vefâtı dolayısıyla kapının önünde beklerken Allâh Resûlü (s.a.v.)’in geldiğini gördüm. Biz de ardından içeri girecektik. Resûlullâh (s.a.v.) içeri girdi. Evde üzeri örtülmüş olan Sa‘d (r.a.)’in cenâzesinden başka kimse yoktu. Allâh Resûlü (s.a.v.)’in, omuzlar arasından atlıyormuş gibi ilerlediğini gördüm. Onu böyle görünce yerimde durdum. Zâten bana da: […]