Monthly Archives: Aralık 2018

Ölüm acısı öylesine şiddetlidir ki, kulun önünde karşılayacağı zorluklar, güçlükler ve azapların hiçbiri olmasa bile, ölüm anındaki şiddet onun gecesini gündüzüne katıp düşünmeye ve ölüm için hazırlanmaya yeterli olurdu. Üstelik Ölüm, her an onunla karşı karşıyadır. Hayret edilecek durum şudur ki; bir insan kendisinin birisi tarafından biraz sonra dövüleceğini bilse, yiyeceği dayağın düşüncesi içinde hiçbir […]

Îmân, Allâhü Te‘âlâdan geldiği bilinen her şeye kalben inanmak ve lisanla ikrar ve tasdik etmekten ibarettir. Îmânın varlığına ikrarla hükmedilir. Şöyle ki: Kişinin îmânlı olduğuna hükmedebilmek için şöyle demeli: “Şahâdet ettim ki Allâh (c.c.)’dan başka ilâh yoktur ve yine şahâdet ettim ki Muhammed (s.a.v.) Allâh (c.c.)’ün kulu ve elçisidir. O Resûl (s.a.v.) ki, insanların ve […]

Ehl-i dünya ve ehl-i gaflet lüks, konfor, zevkü safa peşinde koşar ve helâl-haram demeden kazanç hırsı, işret, fuhuş, sefahat ile meşgul olurken; ehl-i iman ve ehl-i İslâm’ın geceyi gündüze katarak Allâh (c.c.)’ün dinine, Resûlullâh (s.a.v.)’in sünnetine hizmet etmesi lâzımdır. Bu hizmetin başında da, hem kendi çocuklarının, hem de Ümmet-i Muhammed’in çocuklarının iyi yetişmesi, üstün ve […]

Osmanlı devletinin tarihçisi Hammer’in, Osmanlı devleti hakkındaki hükmü şöyledir: “Osmanlı imparatorluğu, geniş bir imparatorluktur. Ve tarihî bakış açısıdan bakarsak, sonsuz ehemmiyet arz eder. Her zaman için kaderi, komşu Asya ve Avrupa imparatorlukları ile sıkı şekilde bağlı olmuştur. Baltık Denizi’nden Akdeniz’e, Büyük Britanya’nın uzak kıyılarından İskandinavya’ya, Cebelitarık’tan Nil şelâlelerine kadar bütün Avrupa ve Afrika devletleri üzerinde […]

Mekhul (r.a.) anlatıyor: Resûlullâh (s.a.v)’in ashâbı (r.a.e.)’den Said b. Amir b. Huzeyim el-Cemhî (r.a.); Hz. Ömer (r.a.)’e hilâfeti sırasında: – “Yâ Ömer, ben sana bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum.” dedi. Hz. Ömer (r.a.) de: – “Buyur, dinliyorum. dedi. Said (r.a.): – “Sana, halkın İşlerini yaparken Allâh’tan korkmanı tavsiye ederim. Allâh’ın emirlerini yerine getirirken insanlardan korkma. Sözün […]

Savaş halinde bir kimsenin kâfir olan aslı (her ne kadar yukarı çıkarsa çıksın babası ve dedeleri)ni öldürmesi câiz değildir. Fakat onları bırakmayıp başkası öldürsün diye oyalar. Eğer onları öldürecek başka birisi bulunmazsa kendisi öldürür. Savaş meydanında oğlun, kâfir olan babasını öldürmesi câiz değildir, çünkü yaşaması için babasına bakması oğlu üzerine vâcibdir. Öldürmek ise buna zıddır. […]

Çocuk, ana – baba elinde bir emânettir. Kalbi kıymetli bir cevher gibi temizdir. Mum gibi her şekli alabilir. Bütün yazı ve şekillerden uzaktır. Temiz bir toprak gibi olup, hangi tohum atılırsa, büyür, iyilik tohumu ekilirse, din ve dünyâ saâdetine kavuşur. Annesi, babası ve hocası sevâbında ortak olur. Şâyet fesat tohumu atılırsa, helâk olur, annesi, babası […]

İmâm Taberânî, Evsaf’ında Enes bin Malik (r.a.)’den aldığı şu hadîs-i şerîfi yazıyor: Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu ki: “Ümmetim Allâh’ın rahmetine ermiş bir ümmettir. Mezarlarına günahlarıyla girerler ve mü’minlerin istiğfariyle mezarlarından günahsız çıkarlar.” Mezarlarına diğer ümmetlerden sonra girerler ve onlardan önce mezarlarından çıkarlar. Kıyamet gününde ümmetler Peygamberlerinin kendilerine bildirdikleri dînî emirleri inkâr edeceklerdir. Cenâb-ı Hakk bu gerçeği […]

Kölelik ve câriyelik kavramlarının, toplumumuzda ayrı kavramlar olarak algılandığını ve özellikle câriye kelimesinin çok yanlış ma‘nâlarda kullanıldığını esefle müşâhede ediyoruz. Köle tâbiri ile câriye tâbiri arasında hukukî muhteva itibariyle hiçbir ma‘na farkı yoktur. Her ikisi de rıkkıyet yani kölelik ma‘nâsını ifâde etmek üzere kullanılmıştır. Sadece köleliğe ma‘ruz erkekler için kul veyâ köle tâbiri kullanılırken, köleliğe […]

O (s.a.v.)’in Ümmeti, bütün ümmetlerin en fazîletlisidir. “Siz insanlar için (insanlığın fâidesi için gaybdan yâhut Levh-i Mahfuz’dan seçilip) çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz.” (Âl-i İmrân s. 110) buyurulmuştur. Ümmet-i Muhammed (s.a.v.) iftihâr hil‘atı ile teşrîflendirildi ve Peygamberlerin varisleri kılındı ve şerîat hükümlerini çıkarmada onlara ictihâd rütbesi verildi ki, bu reylerinin gerekli kıldığı kararlarla hükmederler. Bu […]