Monthly Archives: Kasım 2018

Müspet ve menfî her iki yönüyle de itaat Kuran-ı Kerim’de ele alınmış ve Resûlullâh (s.a.v.)’e itaat bu ayetlerin her birinde Allâh (c.c.)’e itaatten ayrı olarak zikredilmiştir. Kuran-ı Kerim’de ne zaman Allâh’a itaat zikredildiyse, tek bir ayette bile ihmal edilmeksizin, bunu daima Resûlullâh (s.a.v.)’e itaatin takip etmesi şayan-ı dikkattir. Bütün Kitab boyunca Allâh (c.c.)’e itaatin zikredilip […]

Dünyanın en kudretli devletinin Osmanlı Devleti olduğunu, pek çok Hıristiyan yazar  açıkça yazmaktadır. Bunlardan biri olan Mareşal von Moltke, 7 nisan 1836’da şöyle der: “İslâm’ın doğuda olduğu gibi batının büyük bir kısmına hâkim olacağından haklı olarak korkulduğu devir geçeli pekçok olmamıştır. Hz. Muhammed’e (s.a.v.) inananlar, Hıristiyanlığın asırlardan beri kök salmış olduğu memleketleri zabtetmişlerdi. Havârîler’in eskiden […]

Ey insan bilmiş ol ki, her şeyin saadeti ve lezzeti meşgul olduğu şeydedir. Şehvet lezzeti; yeme, içme ve çiftleşmede, öfke; intikam almada, kahretmede, göz; güzel şeyleri seyretmede, kulak; güzel sesleri dinlemede bulur. Ruh da lezzeti, ne için yaratılmış ise onda bulur. Ruhun bulacağı lezzet, her şeyin hakikâti bilmekle ve kudreti yettiği kadar Rabbini anlamaya çalışmadadır. […]

İbni Mes’ûd Ensârî (r.a.) şöyle bildirmiştir: Hz. Ebû Be kir (r.a.)’in  müslümân olması vahyin müjdesidir. O şöyle anlatmıştır: Resûlullâh’ın (s.a.v.) peygamberliği bildirilmeden önce, bir gece rü’yâmda gökden büyük bir nûrun indiğini ve Kâ’benin üzerine düştüğünü gördüm. O nûr Mekkenin bütün evlerine dağıldı. Sonra önceki gibi tekrâr toplanıp benim evime girdi. Evin kapısını kapattım. Sabâhleyin bu […]

Hz. Peygamber (s.a.v) Abdurrahman b. Avf (r.a)’a daya narak içeri girdi. Oğlu İbrahim (r.a.), can çekişiyordu. İbrahim (r.a.) vefat ettiğinde Hz. Peygamber (s.a.v.)’in gözlerinden yaşlar aktı. Abdurrahman (r.a) “Ey Allâh’ın Rasûlü! Sen ağlamaktan halkı nehyediyorsun. Müslümanlar senin ağladığını gördüklerinde ağlarlar” deyince, Hz. Peygamber (s.a.v.) ,“Bu bir merhamettir. Merhamet etmeyen bir insana merhamet edilmez. Biz halkı […]

Ehl-i sünnet mezhebini, bozuk fırkalardan ayıran birta kım esaslar vardır. Bunları  müslümanların öğrenmelerinde büyük faydalar vardır. Bir kimsenin ehl-i sünnet müslümanı olabilmesi için bunları kabul etmesi gerekir. Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “İslâm camiasından (cemaatinden) bir karış ayrılan, İslâm halkasını boynundan çıkarmıştır.” Bir insanın “ehl-i sünnet ve’l-cemaat”den olabilmesi için şu bir kısmı sayılan esasları kabullenmesi gerekir: Kişinin […]

Ebû Berze el-Eslemî (r.a.)’in nakline göre “Hz. Peygamber (s.a.v.) ateme denilen yatsı namazını ertelemeyi müstehap görürdü. Namazdan önce uyumaktan, sonra da oturup konuşmaktan hoşlanmazdı.” İbn Mes‘ud (r.a.), “Hz. Peygamber (s.a.v.) yatsı namazından sonra gece oturup sohbet etmemizi yasakladı” demiştir. Hz. Ömer (r.a.) şöyle der: “Hz. Peygamber (s.a.v.) Müslümanları ilgilendiren husûslarda Hz. Ebû Bekir (r.a.)’le birlikte […]

“Meşguliyet gelmeden önce vaktin kıymetini bil” asırları aşan bir reçeteden bir satır bu. Elden çıkınca tekrar kazanamadığımız bir sermaye “zaman.” Giden para, giden mal, giden fırsat yerine göre tekrar elde edilebiliyor. Bir başkadır zaman. Onu kuyumcu hassasiyetiyle işlemek ve her parçasını değerlendirmek gerekiyor. İyi planlama ile genişliyor zaman, içine o kadar çok şey sığıyor ki… […]

Gıybet, kişinin işittiğinde hoşlanmayacağı sözü söylemektir. Bu durumda gıybet doğru da söylesen zalim bir gıybetçi olursun. Gıybet, üstü kapalı olarak maksadı ifade etmek ve “Allâh (c.c.) onu ıslah etsin. Geçen gün onun yaptıkları beni üzdü ve kederlendirdi. Allâh (c.c.)’den bizi ve onu ıslah etmesini istiyoruz” denir. Böyle yapmak iki günahı birleştirmek demektir. Birincisi gıybettir, çünkü […]

Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de “Bunda işin iç yüzüne bakabilen feraset (Anlayışlılık, çabuk seziş)  sahipleri için birçok âyet vardır”(Hicr s.75) buyurmuştur. Yani Allâh (c.c.)’ün dostları ve düşmanları üzerinde ortaya çıkardığı alâmetleri iyi bilen kimseler için pek çok ibretler vardır demektir. Ebû Saîd-i Hudrî (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Müminin ferasetinden sakının. Şüphesiz o yüce […]