Monthly Archives: Ekim 2018

Allâh Te’âlâ buyurdu: «O zalimlerin yapacaklarından Allâh’ı gafil zannetme sakın. O bunları ancak öyle bir gün için geciktiriyor ki o (gün) gözler (şaşkınlıkla) belerip kalacak. (O halde ki) hepsi de başlarını dikerek koşacaklar. Gözleri kendilerine bile dönüp bakmayacak. Kalplerinin içi ise (müthiş korkularından dolayı akıldan) bomboştur. İnsanlara o azabın kendilerine geleceği günün tehlikesini anlat ki, […]

Mümin, gücü yettiği kadar din kardeşinin kusurlarını örtmelidir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Kim bir kardeşinin ayıbını örterse; Yüce Allâh da onun dünya ve ahirette ayıplarını örter. (Müslim, Zikr, 38) Diğer bir hadiste şöyle buyrulmuştur: “Kim kardeşinin bir ayıbını örterse, sanki canlı olarak toprağa gömülerek öldürülen bir kız çocuğunu ölmeden hayata döndürmüş gibi sevap alır.” (Ebu […]

Yer çekimi ve terazilerle âlakalı açıklamalar yapan fizik, astronomi ve matematik alimidir. İsmi Abdurrahmân el- Mansûr el- Hâzinî olup, künyesi Ebu’l- Feth’dir. Abdurrahmân Hâzinî, doğup büyüdüğü Merv şehrinin ünlü âlimlerinden iyi bir tahsil gördü. Özellikle fizik, astronomi ve matematik ilimlerinde devrinde söz sahibi oldu. Astronomiye çok önem verdi birçok İslâm şehrinde kıblenin nasıl bulunacağı konusunda […]

Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm E‘ûzü billâhi min şerri hâzâ’z-zamâni ve este‘îzu bihî min şürûri sâiri’z-zamâni ve e‘ûzu bi-celâli vechike ve cemâli kudsike en tücîrenî mine’l-belâi fî hâzihi’s-seneti ve kınâ min şerri mâ-kadayte fîhâ ve ekrimnâ fî’s-saferi yâ ekreme’l-ekremîn. Ezhir vahtim hâzihi’ş-şuhûre ‘aleyye bi’s-selâmeti ve’s-sa‘âdeti ve li-ehli beytî ve li-‘akribâî ve li-cemî‘i ümmeti Muhammedin ‘aleyhi’s-salâtü ve’sselâmu bi-rahmetike yâ erhame’r-râhimîn. Allâhümme ferricnâ bi-duhûli’s-saferi vahtimlenâ bi’l-hayri ve’z-zafer. Rahmân ve […]

Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi, gece yarısından sonra yeryüzüne inecek belâlardan Allâh (c.c.)’un izniyle korunmak için imsâktan önce dört rek‘at nâfile namâzı kılıp Fâtiha’dan sonra zamm-ı sûre olarak, birinci rek‘atte 17 “Kevser”; ikinci rek‘atte 5 “İhlâs”; üçüncü rek‘atte 1 “Felâk”; dördüncü rek‘atte 1 “Nâs” sûrelerini okuyup selâmdan sonra duâ edilecektir. Safer’in son çarşambasının […]

E‘ûzü bi’llâhi mine’ş- şeytâni’r- racîm. Bi-smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm. Selâmün ‘aleyküm ketebe rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rahmeh. Selâmün aleyküm bi mâ-sabertüm feni‘me ‘ukbe’d-dâr. Selâmün aleykümü’dhulû’l- cennete bi mâ-küntüm ta‘me-lûn. Ve selâmün ‘aleyhi yevme vülide ve yevme yemûtü ve yevme yüb‘asü hayyen. Ve’s-selâmü ‘aleyye yevme vülidtü ve yevme emûtü ve yevme üb‘asü hayyen. Selâmün ‘aleyke se-estağfiru leke rabbî innehû […]

Çocukluk çağlarında bir gün Allâh Resûlü (s.a.v.)’in halası Âtike Hâtun’un evine geldiler. Eve girdiler. Evin içinde bir hurma ağacı vardı. Uzun süredir kurumuş idi. Allâh Resûlü (s.a.v.) eve girince o hurma ağacının dibinde oturdu. Arkadaşları şöyle dediler: -Ey saadetimiz! Ey nûr-ı çerâğımız! Kurumuş olan bu hurma ağacı yaş olmuş olsaydı şimdi bunun hurmasından yerdik. Eğlenirdik. […]

Cenab-ı Hakk, Kitab-ı Mübin’i gönderirken aynı zamanda onun fiili pratiği nasıl olacak, hayata nasıl aktarılacak, bunun da gösterme sorumluluğunu Efendimiz’e (s.a.v) yükledi. Dolayısıyla Efendimiz (s.a.v) “Cenab-ı Hakk’ın muradı nedir, bizden Cenab-ı Hakk ne istiyor?” gibi soruların cevabını yirmi üç senelik peygamberliği süresince bize en ideal biçimde gösterdi ve “Cenab-ı Hakk sizden böyle bir müslümanlık istiyor.” […]

Nurlandıran, nur kaynağı, münevvir, âlemleri nurlandıran, istediği simalara, zihinlere ve gönüllere nur yağdıran demektir. “Allâh, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki doğuya da batıya da nispet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden […]

Acaba sizler de, şu an sadece size özel olan bir şeyi görmek istemez misiniz? “Evet” diyorsanız, eliniz kaldırıp parmaklarınıza bakmanız yeterlidir. Çünkü parmak uçlarınıza nakşedilen desenlerin benzeri başka hiçbir canlıda mevcut değildir. Her insanın farklı simalarda olmasının yanı sıra, parmak uçlarındaki desenlerinde biribirine benzememesi, Adem (a.s.) zamanından bu yana yaratılan milyarlaca insanın simasının ve parmak […]