Monthly Archives: Ekim 2018

Mevlana Halid-i Bağdadi (k.s.) Hazretleri kardeşi Şeyh Mahmûd Sâhib’e yazdığı bir mektûbunda buyurdu ki: “Size tavsiyem şudur ki: Takvâ üzere olun. Allâhü Te’âlâya itaat edin. İnsanlara eziyet ve sıkıntı vermeyin. Bilhassa Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere haremlerinde (içinde) böyle bir durumdan sakının. İnsanlar seni gıybet etseler de, sen kimseyi gıybet etme! Kimseyi hor ve hakîr […]

Evliyânın en büyüklerinden. İslâm bilgilerinin mütehassısı, insanlara doğru yolu göstererek, hakîkî saadete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i aliyye” ismi verilen âlimler ve velîler zincirinin yirmidokuzuncusudur. Asrının müceddidi idi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sevgisi, temiz kalbine aşk ateşi saldığından, dünyâ lezzet ve zevklerine bir defa olsun göz ucu ile bile bakmadı. Bütün düşüncesi, Allâhü Te’âlânın sevgilisi olan Peygamberimiz […]

Seleften öyleleri vardı ki, din kardeşinin ölümünden sonra, kırk yıl onun çoluk çocuğuna bakmış, ihtiyaçlarını görmüş, her gün kapılarına gitmiş, para ve mal vermiş, babalarından daha iyi beslemiş ve giydirmiştir. Din kardeşleri arasında kaybolan malı veya herhangi birşeyi aramamak da vefadandır. Çünkü bâzı düşünceler sebebi ile hırsızlık töhmeti altında kalabilir. Ahmed-i Kalânsî (r.h.) anlatır: Bir […]

İnsan, tefekkürün faziletine ermek isterse, şu beş şey üzerine de inceden inceye düşünsün: 1. Allâh’ın varlığına delâlet eden âyetleri ve O’nun birliğini belirten alâmetleri düşünmek: Allâh’ın kudretini düşünmeli. Bunları, yerin yaratılışında, semaların yaratılışında, güneşin doğuşunda ve batışında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, bilhassa kendi nefsinde görmelidir. “Yeryüzünde mü’minler için âyetler vardır. Ve özünüzde de… Göremiyor musunuz?” […]

Allâh (c.c.)’yu zikretmeye mâni olan şey dünya alâkasıdır. Şâh-ı Bahâeddin Nakşibendî hazretlerinin iki büyük hulefâsından Muhammed Pârisâ hazretleri Buhâra’dan hac veya umreye gitmek üzere üstâdından müsâade alarak Mekke’ye doğru yola çıkıyor. Yolda bir kasabaya uğruyor. Bir kuyumcu dükkanı dikkatini çekiyor. Kuyumcu genç bir çocuk, içeride mal dolu ve müşteri de var. Mal sahibi genç olunca, […]

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Sahabileri hakkında Müslümanlara düşen itikat borcu, onların, söz ve düşünce halinde yalnız iyilik ve doğruluğa layık olduklarıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor : “Sahabilerime dil uzatmayınız! Aranızdan biri Uhud dağı kadar altın sadaka verse, yine onların bir avucuna, yahud avucunun yarısına müsavi (denk) olmaz.” “Sahabilerime ikram ediniz! Zira onlar içinizden seçilmiştir.” Bunun gibi daha […]

(Muhammed Zâhid El-Kevserî) Hatîb-i Bağdâdî, İbn-i Kerâme’ye dayandırarak, Târih-i Bağdâdî adlı eserinde (14/247) demiştir ki: “Biz bir gün Vekî’nin yanındaydık. Adamın biri Vekî’ye “Ebû Hanîfe’nin hata ettiğini” söyledi. Vekî cevâben: “Kıyâsta Ebû Yûsuf ve Züfer; Hadîs hıfzında İbn-i Ebû Zâide, Hafs bin Gıyâs, Hibbân ve Mendel; Arab Dili’nde Kâsım bin Maan; Zühd ve takvâda Dâvûd-i […]

İmam Mâlik (rh.a.)’in hocası Rebiâ (rh.a.)’e, hocasının tavsiyesi şöyledir: “Ey Rebia! İnsanlara fetva vermekten uzak dur! Eğer birisi sana fetva sormak üzere gelirse, onu içine düştüğü durumdan kurtaracak fetvayı bulmak için değil, sana sorduğu meseleden kurtulmak için gayret göster.” Hocasının bu tavsiyesinden ömrü boyunca ayrılmayan Rebiâ’(rh.a.)’e, ölüm döşeğinde iken talebeleri şöyle sordular: “Bizler senden çok […]

Fakirler, Resûlullâh (s.a.v.)’e bir elçi gönderdiler. Elçi geldi, şöyle dedi: Yâ Resûlallah (s.a.v.)! Ben fakirlerin sana yolladığı elçiyim. Resulullah (s.a.v.): “Sana merhaba, yanlarından geldiğin kimselere de merhaba. Sen, Allâh’ın sevdiği kimselerin yanından geliyorsun.” buyurdu. O zât dedi ki: Yâ Resûlullâh (s.a.v.), fakirler şöyle diyorlar: enginler bütün hayrı götürdüler. Onlar hacca gidiyorlar. Bizim hacca gitmeye gücümüz yetmiyor. […]

Bir gün Kureyş eşrafı Kâbe’nin Hicr diye anılan yerinde toplanarak Peygamberimiz (s.a.v.)’i konuşmaya başladılar: “Bizim, bu adamın işinde sabrettiğimiz kadar, hiçbir şeye sabrettiğimizi görmedik! O, akıllarımızı akılsızlık saydı. Baba ve atalarımıza dil uzattı. Dinimizi yerdi. Topluluğumuzu bölüp dağıttı. İlahlarımıza hakaret etti. Biz onun yapmış olduğu bu kadar ağır şeylere hep katlandık durduk.” dediler. Onlar böyle […]