Monthly Archives: Haziran 2018

Bir peygamberin nübüvvetini doğrulamak için Allâhü Te’âlâ’nın onun elinde göstermiş olduğu tabiat üstü hallere mucize denir. Allâhü Te’âlâ mucizeyi peygamberlerde peygamberlik dâvası ettikleri zaman yaratır. Peygamberleri dâvalarında doğrulamak içindir. Mucizenin şartları: Allâhü Te’âlâ yaratır, yani meydana getirir. Âdete muhalif olur. Ona karşı koymak imkânsız olup, insanlar âciz kalır. İnsanların istemeleri üzerine olur. İstekte açıklık şart […]

İnsanları Hakk’a dâvet eden, doğru yolu göstererek saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i aliyye” denilen büyük âlim ve velîlerin on dördüncüsüdür. Hazret-i Hüseyin’in soyundan olup, seyyiddir. Evliyânın meşhûrlarından olan Muhammed Bâbâ Semmâsî’nin talebesi ve Behâeddîn-i Buhârî Nakşibend hazretlerinin hocasıdır. Çömlekçilik yaptığı için “Külâl” ismiyle meşhûr olmuştur. Büyük bir âlim ve mürşid-i kâmil olup, her ânını İslâmiyete […]

Kul, mezara konulduğunda Allâh (c.c.)’den başka korktuğu bütün varlıklara yeni bir vücut verilip/temessül ettirilip gösterilir; (bu varlıklar, bir ceza olarak) kıyamete kadar kabrinde onu korkuturlar. Fudayl b. lyaz (r.h.) demiştir ki: “Kim Allâh’tan korkarsa, her şey ondan korkar.” Denilmiştir ki: “Yaratılanlardan duyulan korku, Yaratıcıdan korkunun eksikliğinin cezasıdır. Bu da Allâhü Te’âlâ’yı layıkıyla bilmemekten kaynaklanır.” Sözlerin […]

Şükür şu esaslarla olur: 1-) Fırkai Naciye’nin görüşlerinin gerektirdiği şekilde akideyi düzeltmek. 2-) Dînî hükümleri ehl-i sünnet müçtehitlerinin açıklamaları doğrultusunda yerine getirmek. 3-) Ehl-i sünnet tasavvuf ehlinin (Ehli Sünnet ve’l Cemaatin) yöntemlerine uygun olarak nefsi tezkiye ve tasfiye etmek. (Mektup 71) Helalin, haramın, şüphelinin, müstehapların, vaciplerin, sünnetlerin ve farzların hükümlerini öğrendikten ve bu ameli ve […]

Bu hürmet ve tâ’zim şu yerlerde yapılır: Peygamber (s.a.v)’in kendisi, hadîsi, sünneti zikredildiği zaman, isminin, gidişatının, ailesine olan muamelesi, in’âm ve ihsanı, onlara olan sevgisi, ashabına olan muhabbeti işitildiği vakit. Ebu İbrahim et- Tücîbî der ki: “Yanında Peygamber (s.a.v) zikredildiği veya kendisi zikrettiği zaman, O’na hürmet ve tâ’zim eylemek, O’nun heybetinden korkarak bütün hareketinden kesilmek, […]

Esas adı Celâleddin Hızır olup aslen Konyalı olan Hacı Paşa, tahsil için Mısır’a giderek Kahire’deki Şeyhûniyye Medresesi’nde ünlü Hanefî fakihi Ekmeleddin el-Bâbertî’den dinî ve aklî ilimleri okumuş, keskin zekâsı ve çalışkanlığı ile hocasının takdirini kazanmıştır. Anadolu’dan okumak için Mısır’a gelen Molla Fenârî, Müeyyed b. Abdülmü’min gibi kişiler ondan yakınlık görmüşlerdir. Kahire’de öğrenciliği sırasında tutulduğu ağır […]

Hz. Hatice (r.a.), Nebî (s.a.v.)’e yemek yapıp göndermiş; gönderdiği adamlar Nebî (s.a.v.)’i Hira mağarasında bulamamışlardı. Bunun üzerine, amcalarının ve dayılarının evlerine de adam gönderip arattırmıştı. Oralarda da bulamayınca, çok kaygılanmıştı. Peygamberimiz (s.a.v.) ise, hâlâ, olduğu yerde duruyordu. Nihayet, Cebrail (a.s.) ayrılıp gidince, Nebî (s.a.v.) hemen evine döndü. Peygamberimiz (s.a.v.) eve geldiği zaman, Hz. Hatice (r.a.): […]

İmam-ı A’zam hazretleri vasiyetlerinde şöyle buyururlar: Beşyüz bin hadis içinden toplayıp seçtiğim şu beş hadisi şeriflerle amel etmelisin: 1- “Ameller (Kıyamet ve kabûlü itibarı ile), niyetlere bağlıdır. Her kişinin niyet ettiğinde ise (iyi veya kötü), eline geçecek olan da odur…” (Buhârî, Müslim) 2- Kişinin (dünya ve âhirete yaramayan) mâlâyânîyi (lüzumsuz söz ve ameli) terketmesi, İslâmın […]

Soru: “Ev almak zarûrettir; zarûretler, haramları mubah kılar. Bu yüzden, faizli kredi kullanarak ev alınabilir.” düşüncesi ile faizli muameleye girilebilir mi? Cevap: İhtiyaç ve zarûret farklı şeylerdir. Bir kimse Dinin yasak ettiği bir şeye mecbur kalırsa, mesela; haram olan yiyeceği yemez veya içeceği içmezse, ölecek veya ölüme yaklaşacaksa zarûret hâli ortaya çıkmış olur.(Mecelle) Bu tarife […]

İnsanın muamelesi ya Rabbiyle olur ya da başkasıyla olur. Rabbi ile olan muamelesi, ya Allâh (c.c.)’nun emirlerini yerine getirmek ya da yasaklarından kaçmakla olur. insanın her uzvunda, Allâhü Te’âlâ’nın bir emâneti vardır. Dil emânettir; onu korumaktaki görevimiz, yalan, hezeyan, dinde olmayan sözler, gıybet, laf taşımak, fuhuş ve benzeri şeylerden korumaktır. Göz emânettir; onu korumak harama […]