Monthly Archives: Mayıs 2018

Ezanın Türkçeleştirilmesi fikri ilk defa Ziya Gökalp tarafından 1918’de ortaya atılmıştır. Gökalp’in Türkçülük yönündeki genel fikirleri çerçevesinde ezan da dahil olmak üzere ibadet dilinin Türkçeleştirilmesiyle ilgili görüşleri Cumhuriyet döneminde hararetle benimsenmiştir. 1928 yılında “İlahiyat Fakültesi’nce Hazırlanan Lâyiha” başlıklı bu raporun üçüncü maddesinin bir bendinde sözü edilen ıslahat arasında “İbadet lisanı Türkçe olmalıdır. Âyetlerin, duaların, hutbelerin […]

Hanefî âlimleri, kabirde olsun, başka mekânlarda olsun, ölülere Kur’ân okumanın câiz olduğunu ve okunan Kur’ân-ı Kerim’in sevâbının bağışlanması durumunda, bunun ölüye ulaşacağını söylemişlerdir. Hanefî fıkıh kitaplarının hemen hemen tamamında, konuya ilişkin şu metin yer almaktadır. “Kişi, namaz, oruç, zekât, hac ve Kur’ân okumak gibi bir ameli yapar da, sevâbını başkasına bağışlarsa bunu hangi niyetle yaparsa […]

“Konstantiniyye elbette fethedilecektir ve şüphe yok ki onu fetheden emir ne güzel emirdir ve o ordu, ne güzel ordudur” Hadis-i şerifinin manevi müjdesi, Osman Gazi’ye “Osman Ertuğrul oğlusun Oğuz Karahan neslisin Hakkın bir kemter kulusun İstanbul’u aç gülzar yap” dedirterek bu şehrin fethini milli bir vasiyet haline getirmiştir. Dini ve milli bir hedef haline gelen […]

28 Mayıs 2018 / 13 Ramazan 1439 Fatih Sultan Mehmet Hânın şehzadeliği döneminde Molla Gürani (r.h.) teheccüde kalktığı sırada Şehzade Mehmet’in odasındaki ışığın yandığı görmüş ve meraklanarak: “Hayırdır inşaallah şehzadem, rahatsız mısınız?” diye sorunca Fatih’ten: “ Hayır hocam, iyiyim, uykum gelmedi, ders çalışıyorum” cevabını almış. “Girebilir miyim” deyip; buyurun denilince, odaya girmiş ve bakmış ki, […]

Allâhü Te’âlâ kutsî hadiste şöyle buyurdu: “Nedir bu âdemoğlunun hâli? Günah işler, Ben’den bağış talebinde bulunur; onu bağışlarım. Durmaz; döner, yine günah işler. Yine bağış talebinde bulunur; tekrar bağışlarım. Onun bu hâli nedir? Ne o ümitsizliğe düşer ne Ben bağışlamaktan bıkarım. Meleklerim, sizi şahit tutuyorum. Ben, o kulumu bağışladım.” Resûlullâh (s.a.v.)’in amcası Hz. Hamza’yı (r.a.) […]

Nebî (s.a.v.) bir gün yanında ashabı olduğu halde devesine binip bir yolculuğa çıktılar. Sahabilerden hiç birisi onun önüne geçmiyor; sağında, solunda ya da arkasında gidiyorlardı. Bir ara Muaz b. Cebel (r.a.) “Ey Allâh’ın Rasûlü! Allâh’tan dileğim bizim günümüzün (ölümümüzün) seninkinden önce olmasıdır. Allâh bizlere bunu göstermesin, ama eğer bizden önce vefat edecek olursanız bize senden […]

İmanın gereği olarak her mü’minin kalbinde Allâh’ın ve Rasülünün muhabbeti vardır. Fakat bu sevginin derecesi şahıslara göre değişebilir. Bu hususta sahâbe-i kiramın payları diğer insanlardan fazla, sevgileri tam, mükemmel ve içtendir. Zira sevgi bilginin eseridir. Onlar, Hz. Peygamber (s.a.v)’in bütün hâllerini gayet iyi bilirlerdi. Sevgileri o kadar fazla ve samîmi idi ki, hatta kadınlardan bile […]

Öfke ve kızgınlığın aşırı olanı ki buna tehevvür denilir, hiddet ve sonu düşünülmeyen atılganlığı doğurur. Tehevvür karşıtı, «hilim» dir ki gazabı harekete getirici hâdiseler karşısında ağır başlılık ve sükûnetle hareket melekesi demektir. Hilm, yumuşaklık ve şefkat meyvesi verir. Tehevvür ise, zararı büyük, ilâcının tespiti son derece zor bir hastalıktır. Onu yenmek için şiddetli bir mücâhede, […]

İbn Mesud (r.a)’dan, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Eğer kullar Ramazan’daki kemâlatı bilselerdi, Hak Celle ve A’lâ Hazretleri’nden her gün Ramazan olmasını dilerlerdi.” Ashâb-ı kiram: “Ey Allâh’ın Resulü! Ramazan’da ne kemâlât vardır?” diye sordu. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ramazan kendini bir yıldan bir yıla varıncaya kadar süsler. Ramazanın ilk gecesi olunca, Arş’ın altından bir yel gelir. […]

Fitne günü geldiğinde ne yapmamız gerektiği ile birçok hadis-i şerif vardır. Bunlardan birinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki: “Muhakkak ki önünüzde (yani yakın gelecek günlerinizde) karanlık gecelerin safhaları gibi birtakım korkunç fitneler vardır. O fitneler sırasında kişi mü’min olarak sabah eder, kâfir olarak akşama dahil olur. (Yahut) mü’min olarak akşama ulaşır da kâfir olarak […]