Monthly Archives: Nisan 2018

Sabır: Acıya katlanmak, bedene uygun düşmeyen hallere telaş göstermeksizin karşı koymaktır. Bir ayet-i kerimede: “Şüphe yok ki, Allâh sabredenlerle beraberdir” buyurulmuştur. Sabrın sonu selamettir, başarıdır. Sabır acıdır; fakat sonucu tatlıdır. Sabırsızlık ruhun gevşekliğinden ileri gelir. Ancak, dine uymayan şeyler hakkında sabır caiz değildir. Bunlara karşı kalben bir acı duyulması ve mümkün ise mücadele yapılması gerekir. Savulması […]

(Bu iki duâ akşamla yatsı arasında 3’er defa okunmalı ve okuyuştan önce Yâsîn-i şerîf okunmalıdır.) Bi’smi’llâhi’r- rahmâni’r- râhîm “Allâhümme yâ ze’l-menni velâ yümennü ‘aleyhi. Yâ ze’lcelâli ve’l-İkrâm. Yâ ze’t-tavli ve’l-in‘âm. Lâ- ilâhe illâ ente zahra’l-lâci’îne ve câre’l-müste’cirîne ve emâne’l-hâifîne. Allâhümme in-künte ketebtenî ‘ındeke fî ümmi’l-kitâbi şakıyyen ev mahrûmen ev matrûden ev mukatteren ‘aleyye fî’r-rızkı fe’mhu’llâhümme […]

Bu gecede yüz rekat namâz kılınır. Bu durumda namâzın, her iki rek‘atında bir selâm verilir. Her rek‘atta Fâtiha’dan sonra 10 (on) İhlâs-ı Şerîf okunur. İsteğe göre bu namâz on rek‘at da kılınabilir. (O zamân her rek‘atta Fâtihadan sonra 100 (yüz) İhlâs-ı Şerîf okunur ve 10 (on) rek‘atın sonunda bir kere selâm verilerek namâz tamâmlanır.) Bu […]

Berat gecesini ibadetle ihyâ etmek, mendup ve müstehabdır. Berat gecesini ihya edene, cennet vacip ve hak olur. Berat gecesi bütün bir yılın günâhına keffarettir. Berat gecesinde Yüce Allâh hayrı yağmur gibi yağdırır. Duâların geri çevrilmeyeceği beş geceden birisidir. Peygamberimiz (s.a.v.) “Şaban ayının yarısı olduğunda, gecesini namazla gündüzünü de oruçla geçiriniz.” buyurmuştur. İbadetle ihya, gecenin çok kısımında […]

Peygamber (s.a.v.) buyurdular ki: «Cömert kişinin yemeği şifadır, cimri kişinin yemeği hastalıktır.»(Dâr-ı Kutni) Cömertliğin en üstünü, isârdır. İsâr: İhtiyaç olduğu halde malı harcamak, demektir. Cenâb-ı Hakk buna işaretle buyuruyor ki: «Kendilerinde fakr-u ihtiyaç olsa bile (onları) öz canlarından daha üstün tutarlar. (Yâni kendi ihtiyaçları olsa bile fakir müslüman kardeşlerini kendi nefislerinden üstün tutarlar)» (Haşr s. […]

Endülüs’ün en meşhur ve İslâm âleminin de büyük doktorlarındandır. Tam adı Ebu’l Kasım Halef bin Abbas ez-Zehrâvîdir. Avrupalılar tarafından genellikle Abulcasis ve Albucasis olarak ün kazanmıştır. Cerrahî alanında getirdiği yeniliklerle tanınmıştır. Büyük ilim merkezlerinden Kurtuba’da tahsilini görmüştür. Ameliyatlarındaki başarısından dolayı cerrah (operatör) olarak şöhret kazanmıştır. Hatta kendisi operatörlüğün mucidi sayılır. Zehrâvî genellikle cerrahî tedavilerin basit […]

Kureyş müşriklerinden, Peygamberimiz (s.a.v.)’e: “Eğer sen gerçekten peygambersen, bize kameri (ayı), yarısı Ebu Kubeys dağı, yarısı da Kuaykiân dağı üzerinde görülmek üzere ikiye ayır!” dediler. Peygamberimiz (s.a.v.): “Eğer bunu yaparsam iman eder misiniz?” diye sordu. Müşrikler: “Evet! İman ederiz” dediler. Ayın bedir (dolunay) olduğu iyice göründüğü gece, Peygamberimiz (s.a.v.), müşriklerin istedikleri şeyi kendisine vermesini, Yüce Allâh’dan diledi. […]

Resûlullâh (s.a.v.)’e bir kimse gelip: Ya Resûlullâh! Dünyâda insanların en zâhidi kimdir? diye sual ettiğinde Resûlullâh (s.a.v.) cevaben: “Kabri ve belâyı unutmayan, dünyâ ziynetini terkeden, bekâyı fâniye tercih eden, yarını günlerinden saymayan ve kendisini mevtadan sayan kimsedir.” buyurmuşlardır. Hadîs-i şerîfte vârid olmuştur ki: “Bir an evvel amellerinize davranınız. Çünkü önünüzde karanlık gecelerden kopmuş parçalar gibi fitneler […]

Altı asır i’la-yı Kelimetullâh sancağını şerefle dalgalandıracak olan Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gazi, misafir olduğu evin odasında Kitabullâh’a hürmeten uyumadığı ve daha sonra Kur’an’ın ahkamını yeryüzüne hakim kılmak için devlet sancağını eline aldığı zaman gençti. Osman Gazi’nin serdengeçtileri gençti. Peygamber (s.a.v.) müjdesine nail olmuş ordunun başındaki kumandan gençti. Istanbulu’u fetheden “güzel askerler”in hepsi gençti. Milli […]

Sakal, Peygamber (s.a.v.)’in sünneti, yani yolu olduğu gibi, bütün peygamberler (a.s.)’in de sünnetidir. Cenab-ı Allâh tarafından gönderilen bütün nebi ve resûller sakallı idiler. Bu yüzden sakalın büyük bir önemi vardır. İslâm’da sakalın hükmüne gelince: Hanefî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre erkeklerin sakal bırakmaları vaciptir. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “On haslet fıtrattandır; Bıyığı kısaltmak, sakal bırakmak, misvak […]