Monthly Archives: Aralık 2017

Abdülaziz b. Ebî Revâd (r.ah.) der ki: “Benim ulaştığım salih kişiler, hayırlı amelleri işlemek için büyük bir gayret gösterirlerdi. Ameli işledikten sonra da, amelin kabul edilip edilmediğini düşünerek korkarlardı!” “O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratmıştır âyet-i kerimesini Fudayl b. lyâz (r.a.) şöyle açıklar: “Yani kimin daha […]

“Kim bizim işimizden olmayan bir iş yaparsa o reddedilir.” (Ebû Davud) İslâm âlimlerine göre dinin üçte biri sayılan bu hadîs, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in emrine muhalefet edilmemesi gerektiğini de ifade etmektedir. Çünkü kişiyi doğruya ve kurtuluşa ancak kendisi doğru yolda olan birisi götürebilir. Dolayısıyla bütün hayırlı işlerin Resûlullah’ın (s.a.v.) getirdiklerinde olması ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hidâyet […]

Selefi Sâlihinin (r.a.e.) ahlâkından biri de idarecilerin zulümlerine çok sabır göstermeleri, günahlarının, uğradıkları zulümlerin çok daha fazlasını hak ettirdiğini düşünmeleridir. Sâlih el-Murrî (r.a.) şöyle diyordu: «İçleri, dışlarıyla örtüşmeyen insanların çeşitli âfet ve belâlara maruz kalmaları yadırganmamalıdır.» İmâm Ebû Hanife (r.a.) şöyle diyordu: «Zalim bir sultan başına tebelleş olup bu yüzden dininde gedik açıldığında, açılan gediği […]

Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem Efendimiz, buyurmuşlardır ki: “Nâs (insânlar), beş ukûbât (azâblar), sıkıntı karşısında olacaklardır.” “Onlar nedir, yâ Resûlullâh?” denildiğinde, buyurdular ki: “Evvelkisi: Mevt ve sekerât-ı mevttir. (Ölüm ve ölümdeki can çekişme baygınlığı), İkincisi: Kabir ve kabir zulmetidir. (Kabir karanlığıdır), Üçüncüsü: Münker ve Nekir suâlidir, Dördüncüsü: Seyyiât ve hasenâtın veznidir (günâh ve sevabların tartılmasıdır), […]

Muhammed Masum Faruki hicrî ikinci bin yılının müceddidi İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin üçüncü oğludur. 1599 (H. 1007) senesinde Hindistan’ın Serhend şehrine iki mil uzakta bulunan Mülk-i Haydar mevkiinde doğdu. Mektûbatında şöyle buyurur: Ey mes’ud ve bahtiyâr kardeşim! Allâhu Teâlâ’nın sevdiği kullarının yolunda yürümek arzusunda isen, bu yolun şartlarını ve edeblerini gözetmelisin! En önce, sünnet-i seniyyeye yapışmak […]

Karamanlı Hacı Ali Mehmet Efendi’nin oğlu olup 1470 civarında Gelibolu’da doğdu. Tanınmış denizci Kemal reisin yeğeni olması onun küçük yaşından itibaren denizlerde büyümesine ve denizcilikle ilgili bilgileri öğrenmesine vesile oldu. Kemal Reis, Gelibolu yakınlarında gemisi batıp Piri Reis bir müddet denizlerden uzak kaldı. Denizlerden uzak geçirdiği birkaç yılda da kitap ve haritalarla uğraştı. Gazaya alışkın […]

Hz. Ömer İbnü’l-Hattâb (r.a.) derler ki: “Yemekten sonra misvâk kullanmak, iki hizmetçi kullanmaktan iyidir.” Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in şöyle buyurdukları rivâyet olundu: “Cebrâîl, bana devâmlı olarak komşuyu tavsiye etti, öyle ki komşu, komşunun mîrâscısı olacak zannettim. Bana devâmlı köleleri tavsiye etti, öyle ki onların âzâd edilmeleri için bir vakit ta’yîn edilecek zannettim. Bana devâmlı misvâk kullanmağı […]

Kıyâmetin büyük alâmetlerinden biri de Hz. Îsâ’nın inişidir. Bu iniş Allâhü Te‘âlâ’nın melekûtunda herhangi bir yerden yapılacaktır. Yeryüzünde belirli bir süre kalacak, İslâm akîdesinin, bütün peygamberlerin davet ettiklerini ve kendisi için gönderildiği temel prensipleri ilan edip yürürlüğe koyacak, kendisinden önceki bütün şeriatları nesheden Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizin beraberinde getirdiği İslâm Şeriatini infaz edecektir. O, Allâh […]

Allâh’ın veli kullarının ahlâkları on şeydir: Kalbin selâmette olması, malda cömert olmak, dilde sâdık olmak, nefs (kişilikte) mütevâzî olmak, şiddet (belâ ve musîbet)te sabır, halvet (yalnızlıkta) ağlamak, halka nasihat (halkın iyiliğini istemek), mü’minlere merhamet etmek, eşyadâ tefekkür etmek, herşeyden ibret almaktır. Bir gün yakınları Beyâzid-i Bestâmî (k.s.) hazretlerine; “Efendim, filan yerde büyük bir zât var. […]

Sahibü’l-Bab, şöyle yazmıştır: Uhud Gazâsı’nda Hz. Peygamber (s.a.v.) cenkte düştü diye Medine’nin içinde yalan haberler yayıldı. Halk arasında öyle bir şayia yayıldı ki, bağırıp çağırmalar, ağlama ve sızlamaları göklere vardı. O anda Ensâr hatunlarından biri şehirden çıkıp savaş yerine gitti. Oraya vardığında kardeşinin, oğlunun ve kocasıyla atasının dördü birden şehid olduklarını gördü. Fakat onlarla ilgilenmedi […]