Monthly Archives: Eylül 2017

İbn-i Abbâs (r.a.)’den rivâyetle Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Muharrem ayında bir gün oruç tutana bu gününe karşılık otuz gün oruç sevabı yazılır.” Hz. Ömer İbni’l-Hattâb (r.a.): “Ey Allâh’ın Resûlü (s.a.v.), Allâhü Teâlâ, Aşûra gününü bizim için fazîletli kıldı mı? dedi. “Evet Allâhü Teâlâ, sizi Aşûra günü ile tafdil eyledi. Allâhü Teâlâ gökleri, yeri, dağları, yıldızları, […]

Mülkün gerçek sahibi olan! Dilediğini, memleketinde istediği gibi yürüten demektir: İstediği zaman var eder, istediğinde yok eder, istediğinde bırakır. Mülk’ün buradaki anlamı, memlekettir. Malik ise tastamam bir kudrete sahip olan manasınadır. Varlık âleminin bütünü tek bir memlekettir. O ise bu memleketin (ülkenin) sahibi… Varlık âleminin tek bir memleket sayılması, içinde bulunan varlıkların birbirlerine bağlı olmasından […]

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i sevenin, O’nun Ehl-i beytini ve Eshâbını, ya’nî arkadaşlarını da sevmesi lâzımdır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: – Sırât köprüsünden ayakları kaymadan geçenler, Ehl-i beytimi ve Eshâbımı çok sevenlerdir. – Eshâbıma dil uzâtmakta, Allâhu teâlâdan korkunuz! Benden sonra onları kötü niyetlerinize hedef tutmayınız! Nefsinize uyup, kin bağlamayınız! Onları sevenler, beni sevdikleri için severler. Onları […]

İmâm Gazalî merhum, İhyâ-i Ulum kitabında nakleder: “Hazret-i Musa (a.s.), Vacib Teâlâ Hazretlerinden sual edip demiş ki: – Ya Rab, kullarının en ziyade zengini hangisidir? Vacib Teâlâ Hazretleri buyurmuşlar: – Verdiğime kanaat edenlerdir. – Ya Rab, hangisi daha âdildir? – Öz nefsine insaf edendir.” Kanaat demek, taksim olunan rızka razı olmak ve bu taksimin Rezzak-ı […]

Kötü ahlâk şubelerinden biri de insanlar hakkında kötü düşünmektir. Müslümanlar hakkında kötü söz söylemek haram olduğu gibi, kötü düşünce beslemek (sû-i zan) da haramdır. Başkasının kötülüğünü konuşmak nasıl haramsa, onun kötülüğünü düşünmek de haramdır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruluyor: “Ey îman edenler! Zandan (kötü düşünce beslemekten) çok sakının. Çünkü bazı zanlar günahtır.” (Hucurât s.12) Peygamberimiz (s.a.v.) […]

Anadolu’da yetişen evliyanın büyüklerinden olup astronomi ve tıp alimidir. 1703 tarihinde Hasankale kasabasında doğmuştur. Babası Osman Efendi olup, evliyadan bir zât idi. Annesi Hanife Hatun da Peygamber Efendimiz (s.a.v.) soyundandır. Allâhu Teâla’nın evliyası, Nakşi ve Kadiri yolu büyüklerinden İsmail Fakirullah (k.s.)’ın dergahına gitmiş. İsmail Fakirullah’ın teveccüh ve iltifatlarına kavuşup manevi terbiyesine girmiştir. İbrahim Hakkı hazretleri […]

Bir kimse çarşı esnafı olup alış veriş yapıyor ise; öncelikle satma, satın alma, alıp verme ve ticari ilişkilerde insanlara karşı nasıl davranacağı konularını öğrenmesi gerekir. Ayrıca, faizli bir muameleye düşmemek için faizin çeşitlerini de öğrenmelidir ki, faizden kaçınabilsin ve kendisini bundan korusun. Ömer b. Hattâb (r.a.) çarşı ve pazarları sürekli dolaşır, elindeki kırbacı insanlara dürter […]

Asr-ı Saâdet’te İranlılarla yapılan bir harpte, İranlılar mağlup olup teslim, oldular. İslâm orduları kumandanı Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.), İranlılarla anlaşma yapmak üzere, Muaz bin Cebel (r.a.)’ı gönderdi. İranlılar gâlip gelen ordunun kumandanını karşılamak için; ipekten halılar, atlastan çadırlar hazırladılar. Bu manzarayı Muaz (r.a.) görünce; “Böyle süslü yerlerde oturmak bize yakışmaz, Allah Resûlü bizleri bundan […]

Kur‘an-ı Kerîm’in açıklaması sünnette aranır. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz İslâm şeriatini ve onun temeli olanKur’ân-ı açıklamasaydı, mukaddes kitabımız mücmel (öz) olarak kalacaktı ve emrolunan bir çok dînî vecibelerin mahiyet ve keyfiyetleri bilinmeyecekti. Allame Seyyid Abdulvehhab eş-Şa‘rânî (r.a.), Şeyh Zekeri-ya el-Ensârî (r.a.)’den şöyle nakl ediyor: “Eğer Resûlullâh (s.a.v.)’in ve müçtehid ulemanınKur’ân ve sünnette bulunan mücmelleri (kısa ve […]