Monthly Archives: Temmuz 2017

Firavun’un hanımı olan Asiye Hâtun kocasından gizli olarak îman etmiş ve bu îmânını saklamaktaydı. Ancak, Firavun sonunda durumu öğrenince, ona işkence edilmesini emretmiş, çeşit çeşit işkencelerden geçirildikten sonra Firavun ona “İmanından dön” diye teklif etmiş, fakat Âsiye Hâtun dönmemişti. Bunun üzerine Firavun bir tomar kazık getirtmiş, bunlarla Asiye Hâtun’un vücudunun çeşitli yerlerine vurmuşlar sonra da […]

Kur’ân’da apaçık ifâdelerle Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Yüce Allah (c.c.) tarafından mü’minler için her yönüyle örnek alınması gereken bir insan olarak takdim edildiğini görmekteyiz. Konu ile ilgili âyetlerde, şu veya bu konuda diye, bir kayıt konulmamış olmasından, O’nun, insanlar için her hususta, her yönüyle, mutlak olarak örnek gösterildiği anlaşılmaktadır. “And olsun ki, Resûlullâh’ta sizin için, Allah’a […]

“Evinde ailesinin işine bakardı: Elbisesini bizzât kendisi yıkardı. Koyununu kendi sağardı. Elbisesini kendi yamardı, kendi pabuçlarını kendi dikerdi. Kendi hizmetini kendi görürdü. Evini kendi süpürürdü, deveyi bağlardı. Süt getiren deveyi kendi otlatırdı. Hizmetçi ile yemek ye- mekte sakınca görmezdi, onunla beraber hamur yoğururdu. Çarşıdan yiyeceğini kendi taşırdı.” Enes (r.a.)’dan: “Medine cariyelerinden biri dahi olsa gelip Resûlullâh […]

Müslüman coğrafyalar içinde zulümlerin belki de en büyüğüne, en uzun sürenine ve en sistematik olanına maruz bırakılan bölgenin adı Doğu Türkistan’dır. Çin hapishâneleri ve çalışma kampları işkencenin yoğun olarak kullanıldığı yerlerdir. Uluslararası Af Örgütü’nün yayınladığı ve Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerini konu alan 34 sayfalık raporda Doğu Türkistan’da tutuklu bulunan 17 yaşında bir gencin yakınları […]

Yüce Allah bütün hanımlara tesettürü emretmiştir. Bu ise, ancak kadının tenini göstermeyecek elbiselerle olur. Şu kadar var ki, kadının kocası ile baş başa bulunma hali müstesnadır. O vakit dilediğini giyinebilir. Rivâyette sabit olduğuna göre Peygamber (s.a.v.) bir gece uyanmış ve şöyle buyurmuştur: “Allah’ı tenzih ederim. Bu gece ne fitneler indi, bu gece ne hazineler açıldı! […]

Yüce Allah’ın salih kullarını, takva sahibi ilim adamlarını tanımak, onlarla dostluk kurmak, hayatta olanlarının kendilerini, irtihal etmiş olanların da kabirlerini ziyaret etmek de, Allah (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’i sevmenin alâmetlerindendir. Ehl-i sünnetin selef ve halef uleması bunda ittifak etmişlerdir. Ehl-i sünnete muhalif, başta Vehhabilerin iddiaları tamamen delil ve mesnetten yoksundur. Hatta Vehhabiler Kainatın Efendisi Resûlullâh […]

Endülüs’te yetişen büyük botanik alimi ve eczacıdır.Yirmili yaşlarından itibaren; Yunan, Rum ve İslâm alemindeki beldeleri dolaştı ve çeşitli otların hususiyetleri hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olan Müslüman ve gayr-i müslim bilginlerle görüştü. Gezip gördüğü yerlerdeki bitkileri yerlerinde inceledi. İncelediği bitkinin ayrıca yetiştidiği beldeyi ve toprağı, o bitkinin büyümesinde te’siri olan diğer durumları tetkik etti. Arapça’ya […]

Resûlullâh (s.a.v.)’i sevmenin; alâmeti: 7) O’nu çok anmakla beraber, O’na çok ta’zim ve hürmet etmek, O’nu zikrederken, huşu, hudu içinde bulunmak, O’nun ismini işittiğinde içi sızlamaktır. İshak et- Tücyibî şöyle diyor: Resûlullâh (s.a.v.) âhirete irtihal etmesinden sonra ashabı onu andıklarında, huşu ve hudu içinde bulunur, vücutları titreyip ağlarlardı. Tâbiînlerden çoğunun hali de böyle idi. Bazısı […]

Bir kimse bir şeyi sevdi mi, muhakkak onu tercih eder. O’na uymayı tercih eder. Yoksa sevgisinde sadık olmaz. Ancak sevdiğini iddia eder. Resûlullâh (s.a.v.)’i sevmekte sadık olan kimse de Resûlullâh (s.a.v.)’i sevdiğini kendinde gösterendir. Bunun alâmet ve işareti: 1) Resûlullâh (s.a.v.)’e uymak, O’nun sünnetini işlemek, söz ve fiillerine tâbi olmak, emirlerini yerine getirmek, yasak- larından […]

Nebî (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizden hiç kimse, kendine gelen bir musibetten dolayı ölümü temenni etmesin, ancak, Allâhım, hayat benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat, ölüm hayırlı ise benim canımı al, desin.” Sehl b. Abdullâh et-Tüsterî (k.s.) demiştir ki: – Ölümü ancak üç kimse temenni eder: Ölümden sonrasını bilmeyen adam, Allâh (c.c.)’un kaderinden kaçan adam […]