Monthly Archives: Nisan 2017

Evlilik, hakları yerine getirilmesi zor bir sünnettir. Bu zorluğun başında helâl kazanç gelir. Geçimin zorlaştığı bu zamanda helâl kazanç zor olup bu konuda çok dikkat etmek icap eder. Evli kimse, çoluk çocuğunun çobanı olduğundan, onları haramdan koruyup helâlinden yedirip içirmekle görevlidir. Tahrim sûresi 6. âyette, “Ey îman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu ateşten koruyunuz”buyuruluyor. Zorluklarına […]

Hz. Peygamber (s.a.v)’in sünnetine, ashabının ve onların yollarını izleyenlerin sünnetine; itikad, söz ve amel hususlarında sımsıkı sarılanlar ile bu şekilde dosdoğru tabi olup, bid’atlerden uzak duran kimselerdir. İmâm Rabbânî (k.s.) şöyle buyurur: “Ey kıymetli Nakîb!.. Va’zların hulâsası ve nasîhatlerin özü, dindâr ve Şerîata sıkı sıkıya bağlı kimselere karışmak ve gönül huzûrunu onlarla berâber olmakta bulmaktır. […]

Akıllı, tecrübeli kimselerle istişare etmeden, onlara danışmadan mühim bir işe girişmek doğru değildir. Zîra danışarak iş yapan zarar etmez, helak olmaz ve doğru yoldan ayrılmaz. Allâhu Teâlâ, Resûlü’nün (s.a.v.) her zaman doğru yapacağına kefil olduğu ve her zaman yardım edeceğini vaadettiği halde Al-i İmran Sûresinin 159. âyetinde, (Umuma ait iş hakkında) “Onlarla istişare yap” buyurmuştur. […]

“Eksiklikten uzaktır O Allah ki, geceleyin kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketli kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüttü. Gerçekten O işiten (ve) görendir.” (İsrâ s.1) Açıkça İsrâ mûcizesini bildiren bu âyet-i kerîme, İsrâ’nın uykuda değil de uyanıklık hâlinde gerçekleştiğine ve ruh ile cesedin birlikte bulunduğuna açık bir delîldir. İşte bu İsrâ mûcizesine âyette geçtiği ve sahih hadîslerde anlatıldığı […]

Mİ‘RÂC GECESİNDE KILINACAK NAMÂZ VE OKUNACAK DUÂ Receb-i şerîfin yirmi yedinci gecesi oniki (12) rek‘at namâz kılınır. Her iki rek‘atta bir selâm verilir. Her rek‘atta bir (1) Fâtiha ve onbir (11) İhlâs okunur. Namâzdan sonra yüz (100) defa salevât-ı şerîfe ve bir kere şu duâ okunur: “Allâhümme innî es’elüke bi-müşâhedeti esrâri’lmuhibbîne ve bi’l- hılveti’lletî hassente […]

Bugünkü batı medeniyeti sadece kendi kültür birikiminin neticesi olmayıp, bilhassa ilim ve teknoloji sahasındaki gelişmelere temel teşkil eden düşünce itibariyle İslâm medeniyetinin büyük nisbette tesiri altında kalmıştır. Bu duruma bazı İnsaflı batılı bilim adamları da işaret etmektedirler. R. V. Bodley şöyle der: “Rönesansı İslâmiyete borçluyuz.” Gustave Le Bon diyor ki: “Avrupa’nın bütünüyle karanlık bir vahşet […]

Hz. Peygamber’in Dârülerkam’da bulunduğu sırada müslüman olan ve müslümanlığını ilân eden ilk yedi kişiden biridir. Bir kere müşrikler Ammâr’a yaptıkları işkencede son derece taşkınlık göstererek putlarını hayır ile yâd etmedikçe bırakmayacaklarını söylemeleri üzerine, küffârın ellerinden halâs olub ölümden kurtulmak için zaruret gereği istediklerini söylemişti. Ellerinden kurtulduktan sonra doğru huzûr-u Rasûlullah (s.a.v.) ‘e gelerek, hâdiseyi ağlıyarak […]

Bir gün Nebî (s.a.v.) Efendimize bedevi Araplar geldiler ve kavimlerinin müslüman olmak istediğini söylerek Kur’ân muallimi talep ettiler. Resûlullâh (s.a.v.) de sahabenin ileri gelenlerinden yedi kişiyi gönderdi. O hain bedeviler Medine’den uzaklaştıktan sonra artık kendilerine kimsenin yetişemeyeceğine kanaat getirdikten sonra o yedi müslümandan beş tanesini katlettiler, diğer ikisini ise esir aldılar. Esir alınanlardan bir tanesi […]

Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizeleri, diğer peygamberlerin mucizelerinden hem sayı bakımından sayılamayacak kadar çoktur ve hem de derece bakımından çok çok üstündür. Resûlullah (s.a.v.)’in aklı, ma’rifeti ve ilmi hiç kimseye nasîp olmayacak derecede çok fazla idi. Bunun en açık delîli, ümmî iken (okur yazar değilken) ve hiç kimseden bir şey öğrenmediği hâlde, işleri, hâlleri, tavırları, sözleri, ahlâkı, […]

Bilindiği üzere kadınlardan peygamber olmaz ancak kadın birçok evliya yetişmiştir. Kadın evliyanın büyüklerinden biri de Fâtıma binti Müsennâdır. Endülüs’de (İspanya) Sevilla şehrinde yetişmiş, on ikinci asırda yaşamıştır. Muhyiddîn-i Arabî hazretleri Rûh-ül-Kuds isimli eserinde şöyle anlatıyor: Ben, Fâtıma binti Müsennâ’ya yetiştim. On sene sohbetlerine devâm ettim. Dikkat ettim, hiçbir şey yemiyordu. İnsanlar yemek olarak kapısının önüne […]