Monthly Archives: Ağustos 2016

Hindistan’da yetişen büyük İslâm âlimlerinden ve evliyânın en üstünlerinden, İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin torunu ve Muhammed Ma’sûm (k.s.)’un üçüncü oğludur. Amcası Muhammed Saîd, Muhammed Ubeydullah’ın doğumuyla ilgili olarak şöyle buyurdu: “Muhammed Ubeydullah’ın doğum zamânına yakın, bir meleğin; ”Doğduğu gün, öldüğü gün ve tekrar diriltildiği gün, Allahu Teâlâ’nın selâmı onun üzerine olsun.” (Meryem S: 15) meâlindeki âyet-i […]

İmâm-ı Âzam (r.a.) tâbiindendir. Fıkha, takvâ ve ibâdete olan düşkünlüğünde onların önderidir. Meşhur sûfi Dâvud et-Tâi (r.a.)’da Onun arkadaşlarından ve öğrencilerindendir. Onun yanında tasavvufi eğitimini almıştır. Dâvud et-Tâi (r.a.)’a göre: “O, müminlerin gönüllerinde yer eden ve gece yürüyüşüne çıkan birisine yol gösteren bir yıldız gibidir.” İbn Allan “el-Futuhatu’r-Rabbaniyye ale’l-Ezkari’n-Neveviyye” isimli kitabında şunları kaydeder: “Ebu Hanife […]

Müşrikler Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’i Uhud harbinde yaraladılar. Mübarek dişini kırdılar ve mübarek yüzünü al kana boyadılar. Ashâb-ı Kiram (r.a.e.)’e bu hal pek ağır geldi. Hazreti Ömer (r.a.) dedi ki: “-Yâ Resûlallâh (s.a.v.)! Anam babam sana feda olsun. Nuh Peygamber (a.s.) kavmine beddua ile buyurdu. Eğer sen dahi bize beddua etseydin cümlemiz helak olurduk.” Resûlullah […]

İmâm-ı Mücâhid’den şöyle rivayet edildi, biz İbni Abbas (r.a.)’ın yanında idik. Deccali konuştuk. Bize dedi ki “Muhakkak onu iki gözü arasına kâfir yazılmıştır.” (Buhari) Abdullah b. Abbas (r.a.) der ki: Resûlullah (s.a.v.) bir gün insanların ortasında Mesih Deccali anlattı ve şöyle buyurdu: “Muhakkak Allah (c.c.) kör değildir. Ancak Mesih Deccal sağ gözü kördür. Sanki gözü […]

Müslümanlar nazarında Allah (c.c.)’nun şeriâti ilâhi bir kanundur ki, Hz. Muhammed (s.a.v.), kendilerine dünya ve ahiret saâdeti kazandırmak için onu ümmete tebliğ etmek suretiyle Rabbinin elçiliği görevini yerine getirmiştir. Yüce Allah, ilmiyle herşeyi kuşatmıştır. Dolayısıyla müslümanlar nazarında kulların faydalarını bütün zaman ve mekânlarda kuşatan kânun, ancak Yüce Allah‘ın şeriatidir! Şu halde İslam şeriatini gayri İslamî […]

İslam Hukuku, ceza hukuku adına dinin, canın, malın, neslin ve ırzın muhafazasına önem vermiş, bunlar hakkında Allah (c.c.)’nun koymuş olduğu sınırların aşılmaması istenmiş, suça teşvik edici unsurları ortadan kaldırarak suç işlenmesini önlemeye çalışmış fakat yine de suç işlenmişse cezâi müeyyideleri uygulamaya koymuştur. İşte bu nedenle İslam, insan canına kasden kıyma suçuna karşılık kısas cezâsını Bakara […]

İSKAT VE DEVİR Kazaya kalmış beş vakit farz namazlarla vitir namazlarının bağışlanması umudu ile ölünün arkasından yapılan sadaka verme işlemine “İskat-ı Salât” denilmektedir. Borcu olmayanlar için de ihtiyaten yapılması uygundur. Bunun kazaya kalmış namazlar yerine geçeceği kesin olarak ileri sürülemez. Ancak böyle bir fidye vasiyeti, bir pişmanlık eseridir, bir istiğfar nişanıdır. İnşallah ilâhî azaptan kurtuluşuna […]

Nebi (s.a.v.) birgün, Ashâbı’nın bulunduğu yere giderek şöyle buyurmuşlardır: “Ma’nevî körlükten kurtulup basiret sahibi olmak isteyen var mıdır? İyi biliniz ki; dünyâya heves edip uzun emeller peşinde koşanların emelleri nispetinde Allâhü Te’âlâ kalplerini kör eder ve basîretlerini bağlar… Uzun emeller peşinde koşmayıp dünyadan yüz çevirenlere ise, Allâhü Te’âlâ, öğrenmeden ilim verir ve onları doğru yola […]

asırda İngiltere’nin İstanbul sefîrliğinde bulunmuş Türk ve İslâm düşmanı Sir James Porter, Londra’da 1769’da neşredilen ve Fransızca “Observations sur la Religion, les Loix, Le Gurvernement et Les Moeurs des Turcs” isimli kitabın 2. cildinin 53. sahifesinde şu itiraflarda bulunmak zorunda kalmıştır: “Türkler, ister hırsızlığı insanlığa yakışmayacak menfûr bir hareket sayarak alçaklık ve şerefsizlik olarak görsünler; […]

Yüce Allah Kur’ân’da buyuruyor ki: “Muhammed’in gözü şaşmadı ve sınırını aşmadı.” (Necm S. 17) Beyhakî’nin rivayetine göre, bu hususu Îbn-i Abbas (r.a.) şöyle ifade etmiştir: “Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz, gündüzleyin ışıkta gördüğü gibi, geceleyin karanlıkta da görürdü.” Ebû Hüreyre (r.a.)’dan naklen: O demiştir ki: “Bir defasında Resûlüllâh (s.a.v.) Efendimiz bizlere hitaben: “Siz benim yalnız ön tarafımı […]