Monthly Archives: Ocak 2016

Bir âlim, dünya karşısında zahidâne bir hayat yaşamanı öğütler ve bizzat kendisi de aynı şekilde yaşarsa o zaman fetvası doğru olacaktır. Yok kendisi dünyaya dört elle sarılır bir halde olursa o zaman fetvası yalan olacaktır. Yalnız o kişi müfti ise böylesinin iftâsı câizdir; ancak fayda hâsıl olmaz, gayeye ulaşılamaz. Bu konuda değerlendirme yapacak kimselerin insanların […]

Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “İnsanlar (Kıyamet günü) diriltilecekleri zaman yerden ilk çıkacak olan benim. Onlar (huzur-u ilahiye) geldiklerinde (onlar adına) hatipleri ben olacağım. (Allah’ın Rahmetinden) ümidlerini kestiklerinde (rahmet ve mağfireti) onlara ben müjdeleyeceğim. O gün Livâu’l-hamd (şükür sancağı) benim elimde olacak. Ademoğlu’nun Allah’a en kerim olanı da benim. Bunda övünme yok!” […]

Sabah namazının ilk vaktinde ortalık karanlık iken, gece meleklerinin vazifesi henüz bitmemiştir. Bir mazeretten ötürü camiye gidememişsen sabah namazını o vakitte kılarsın, senin namazda okuduklarına gece melekleri şahit olurlar. Sen namazda tertil ile yavaş yavaş Kur’an okurken ortalık da yavaş yavaş aydınlanır. O zaman da gündüz melekleri vazifeye başlar ve senin namazına onlar da şahitlik […]

Abdest namazın sahih olmasının bir şartıdır. Namaz kılınmak istendiğinde, hükmen temiz olmayan kişinin abdest alması farzdır. Yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: “Ey İman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın” (Mâide S. 5/6) Abdest, önemli bir ibadet olan namaz için Allah (c.c.)’nun huzuruna çıkmadan önce, hem görünen […]

Öncelikle nefsini kendisi eğitmek isteyen bir kimse, kendiliğinden biten bir ağaca benzer. Böyle bir ağaç, bakıcısı olmadığı için pek çabuk kurur. Eğer bir müddet kalır, yaprak verirse de meyve vermez. Yani aşılanmadığı takdirde ya meyve vermez veya yabani meyve verir. Bu bakımdan müridin elinden tutacak bir şeyhi olmalıdır. Mürid, tıpkı gözleri kör olan bir kimsenin […]

Ebû Vakkas (r.a.)’ın oğlu Hz. Umeyr (r.a.) küçük yaşta bir sahâbidir. İslam’ın ilk yıllarında müslüman olmuştur. Meşhur bir sahâbi olan Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.)’ın kardeşidir. Sa’d (r.a.) diyor ki: Ben kardeşim Umeyr (r.a.)’ın Bedir Savaşı için hazırlıklar yaparken, kimse görmesin diye oraya buraya gizlenip durduğunu gördüm. Bu durumu görünce hayret ettim ve “Ne oldu, […]

Devrinde dünyanın en kuvvetli ve en büyük devleti olan Selçuklu Devleti ve büyük devlet adamı Tuğrul Bey… Biri diğerini hatırlatan iki muhteşem isim… Müslümanların kurduğu büyük devletlerden olan Selçuklu Devletinin kuruluşu ve yükselişi Tuğrul Bey’in hayatında düğümlenir. Çünkü Selçuklu Devletinin kurucusu, ağabeyi Çağrı Bey’le birlikte Tuğrul Bey’dir… Mahir bir devlet idarecisi, şecaatli ve dirayetli bir […]

Allâh Teâlâ Birdir. O (c.c.)’nun birliği, sayı cinsinden değil, ortağı olmamasından dolayıdır. Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. O (c.c.)’nun hiçbir dengi de yoktur. Burada “doğurmamak ve doğurulmamak” kelimeleriyle, Hristiyanlar’ın ve Yahudîler’in Hz. Îsâ (a.s.) ve Uzeyr (a.s.) hakkındaki (Allah’ın oğludur) sözleri reddedilmiştir. “Vâhid” kelimesi sayıların başlangıcı olan ve ikinin yarısı bire denilir. Bazende eşi, benzeri, ortağı olmayan için […]

(Devamı) Ateş, o kadar alevlenmişti ki, uçan kuşlar, oradan geçecek olsalar, hararetin şiddetinden, yanıp kavruluyorlardı. Ateşin sıcaklığı ve dumanı, Guta halkını, neredeyse, helak edecekti. Hararetin şiddetinden, bazıları, yer altındaki bodrumlara sığınmak zorunda kalmışlardı. İbrahim (a.s.)’ı, ateşe atmak için, yüksek bir binanın üzerine çıkardılar. Ellerini, ayaklarını, sımsıkı bağladılar. Binanın üzerine de bir Mancınık kurdular. İbrahim (a.s.)’ı, […]

Nemrud, İbrahim (a.s)’ı yanına çağırıp: “Senin, şu ibadet etmekte olduğun ve halkıda, ona, ibadete davet ettiğin, başkalarına karşı, kudretinin ululuğundan ve üstünlüğünden söz ettiğin İlâhını gördün mü? Nasıldır o?” diye sordu. İbrahim (a.s.): “Benim Rabb’im, hem diriltir, hem öldürür!” deyince, Nemrud: “Ben de, diriltirim, öldürürüm!” dedi. (Bakara S. 258) İbrahim (a.s.), ona: “Sen, nasıl diriltir […]