Monthly Archives: Eylül 2015

Ebû’d-Derda Uveymir bin Âmir el-Hazreci (r.a.) Ensâr-ı Kirâm’dandır. İslâm’dan evvel tâcir (tüccar)idi. Ve kendinin İslâmı, (Müslüman olması) ehl-i beytinden (ailesinden) sonra olmuştur. Uhud hâriç bütün gazalarda bulunmuştur.Hz. Fahru‘r- Rusûl (s.a.v.), Ebû’d Derda (r.a.)’ı Selman-ı Farisi (r.a.) ile kardeş yapmışlardır. Ebû’d-Derdâ (r.a.) Ashâb-ı güzinin en fazîletlilerinden, fakihlerinden ve hikmetli konuşanlarından olup hakkında Peygamberimiz (s.a.v.) şu övgü […]

Hz. Hüseyin (r.a.) der ki: “Peygamber (s.a.v.)’in ev içindeki meşgalesini babam (Alî b. Ebû Talib)’den sordum. Babam: “Peygamber (s.a.v.), evine girişinden itibaren vaktini Allâh’a ibâdete, ev halkının işlerine, ve kendi işlerine ait olmak üzere üçe ayırmıştı. Şahsına ayırdığı vakti de, kendisiyle insanlar arasında bölüştürmüştü. O vakitte yanına, seçkin sahâbileri girerdi. Halka dinî meseleleri onlar aracılığıyla […]

Endülüs’te yetişen büyük botanik âlimi ve eczacıdır. Babası uzman bir veteriner olduğundan dolayı İbn-i Baytar adıyla meşhur olmuştur. Yirmi yaşlarından itibaren; Yunan, Rum ve İslâm âlemindeki beldeleri dolaştı ve çeşitli otların özellikleri hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olan Müslüman ve Gayr-i Müslim bilginlerle görüştü. Gezip gördüğü yerlerdeki bitkileri yerlerinde inceledi. İncelediği bitkinin ayrıca yetiştiği beldeyi […]

Hadîs-i serifte şöyle buyurulur: “Ölü kabre konulduğu zamân, ona siyah, mavi iki melek gelir. Onlardan birine, Münker melekler, diğerine Nekîr melekler denilir. Onlar o ölüye derler ki: İşte bu adam hakkında (Resûlullâh (s.a.v.)’i kastediyorlar) ne demiştiniz? Eğer mü’min ise der ki; O, Allâh (c.c.)’un kulu ve Resûlü’dür. Şahâdet ederim ki, Allâh (c.c.)’den başka ibâdet edilecek […]

Türklerin Büyük devletler ziyaretinde köklü Medeniyetler kurmasına en önemli Diğer sebep, manevî değerlerine İslam’a Olan bağlılıklarıdır ettik. Bir adamın kıymeti himmeti nisbetindedir. Kimin himmeti milleti imkb, o kimse Tek Başına Bir millettir, himmeti milleti olabilmesi İçin, o ferdi milletine bağlayan kuvvetli bağlar milletin ziyaretinde hayatını şahsi hayatına Tercih ettiren önemli Diğer sebepler bulunmalıdır . O […]

Selefi sâlihin Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.)’i övgü ile anmış ve onlara tâbi olmak gerektiğini bildirmiştir. Ömer b. Abdulaziz’in sözü de bu kabildendir: “Resûlullâh (s.a.v.) ve arkasından emir sahipleri (halifeler) sünnetler ortaya koymuşlardır. Onları almak Allâh (c.c.)’un kitabını tasdik etmek, Allâh (c.c.)’a olan taati tamamlamak, Allâh (c.c.)’un dinine destek vermek demektir. Kim onlarla amel ederse, o hidâyet […]

Zor bir işle karşılaşınca okunacak duâ: Enes’den (r.a.) rivâyet edildiğine göre, Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu: “Allâhümme lâ sehle illâ mâ cealtehû sehlen ve ente tecalü’l-hazne izi şi’te sehlen” (Allâh’ım! Senin kolay kıldığından başka bir kolay yoktur. Sen dilediğin zaman, zor (sert ve katı) olanı, kolay ve yumuşak yaparsın.” (İbn-i Sünnî, İbn-i Hibbân) Geçim sıkıntısında okunacak duâ: […]

Selef büyüklerinden birinin âdeti, bir koyunun değerini fakirlere sadaka vermekti. Madem ki, kurban bana vâcib değil, niçin bir hayvanın canına kıyayım derdi. Rü’yâda, kıyâmeti gördü. İnsanlar bineklerine binmiş, melekler onları Cennete götürüyor, kendisi ise yaya olarak gidiyordu. Sebebini sordu. Bu binekler, dünyada kesilen kurbanlardır dediler. Ben de, kurban değerini sadaka verirdim dedi. Sen bilmez misin […]

Nesâi ve diğerlerinin bildirdiği sahih hadîste Nebî (s.a.v.): “Umarım ki, Arefe günü tutulan oruç, iki senelik günâha keffâret olur; biri geçmiş, diğeri gelecek senenin günâhlarıdır” buyurmuştur. Beyhâki’de: “Arefe gününün orucu, bin gün oruca eşittir.” hadîs-i şerîfi yer alır. İmâm Hibbetullah’ın Saîd bin Müseyyeb’den onun da Ebû Hüreyre (r.a.)’den naklettiği bir haberde, Resûlullâh (s.a.v.): “Bir kimse […]

Kurbân bayramının arefe gününün sabah namâzından i‘tibâren bayramın dördüncü gününün ikindi namâzına kadar (ikindi dahil) yirmi üç vakit farz namâzlardan sonra bir def‘a: “Allâhü ekber, Allâhü ekber, Lâilâhe illâ’llâhu va’llâhu ekber, Allâhü ekber ve li’llâhi’l hamd” diye tekbîr alınır ki, buna (teşrîk tekbîri) denir. Teşrîk tekbîrleri, âlimlerin birçoğuna göre vacîbdir. (Ömer Nasûhî Bilmen , Büyük […]