Monthly Archives: Temmuz 2015

Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden biri de, kendi emri altında erkek veya kadın köle bulunduran, özellikle pek günahkâr olan idareci, hâkim ve vali gibi zengin varlıklı kişilere, köleleri gönül rızası ile hürriyetlerine kavuşturmaları için öğüt vermemiz hakkındadır. Fakir kimselerin köle azad etme imkânları olmadığından onlardan bu istenmemiştir. Fakat onları bunun sevabından mahrum bırakmamak için, Hakk Te‘âlâ, […]

Coğrafi Keşifler sonucunda, Avrupa’ya, sömürülen ülkelerden yüz binlerce insan köle olarak getirilmişti. Birkaç gün önce, özgürce yaşayan insanlar bir anda eşya gibi alınıp satılmaya başlanmıştı. Suçları neydi? Savaşa girmek mi, terörist faaliyette bulunmak mı, korsanlık yapmak mı? Hiçbiri… Büyük devletlerin sömürgecilik yapmayı planladıkları bir coğrafyada doğmaktı tek suçları. Orta Çağın Fransa’sında, kölelerin hakları o kadar […]

Peygamberimiz (s.a.v.), Huneyn savaşından önce Mücahidleri çarpışmaya teşvik etti. Sadakat ve bağlılık gösterdikleri, güçlüklere göğüs gererek sabır ve sebat ettikleri takdirde fetih ve zafere kavuşacaklarını onlara müjdeledi. Huneyn vadisine sabahın alacakaranlığında, savaş düzeni hâlinde inilmeye başlandı. Havâzinler, Huneyn vadisinin iki yanına gizlenmişler, pusu kurmuşlardı. Cabir b. Abdullah; Havâzinlerin Huneyn’e önceden gelip vadinin gizli yollarını ve […]

Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in makâmı ve bereketi sebebiyle tevessülde bulunmak, peygamberlerin sünneti ve geçmişteki sâlihlerin sîretidir. Dört mezhebin âlimlerinden bir çoğu, Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’i ziyâret bahsinde; ziyâretçinin kabr-i şerîfe dönmesinin, Resûlullâh (s.a.v.) ile tevessülde bulunmanın sünnet olduğunu, dile getirmiştir. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in irtihâlinden üç gün sonra, onlara bir Arâbî gelip kendisini kabr-i şerîfin üzerine atmış, oranın […]

Her sözü vahye dayanan Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in kadın ve erkek için çizdiği hudutlar ve Allâh (c.c.)’dan getirdiği şer’î emirler bulunmaktadır.Nebî (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “Hiçbir erkek, yabancı bir kadınla yanında bir mahremi bulunmadıkça tenha bir yerde asla beraber bulunmasın! Bir kadın da yanında mahremi bulunmadıkça sefere çıkmasın.” (Müslim) Bilinen bir gerçektir ki, kadınların sosyal hayat içinde kendilerine özgü birtakım rolleri vardır. Bunlara uymak, kadının menfaatini […]

Sahîh-i Buhârî’de, Ebû Hüreyre’nin (r.a.) bildirdiği hadîs-i şerîf de Nebî (s.a.v.) buyurdu: “Kadir gecesini, inanarak ve sevâbını bekliyerek ihya edenin geçmiş bütün günâhlarını Allâhü Te‘âlâ mağfiret eder.” Kadir gecesi selâmettir. Şeytan bu gece kötülük yaptıramaz. Medarik’de diyor ki, o gece o kadar çok melek dolaşır ki, erkek, kadın rastlayıp selâm vermedikleri bir mü’min kalmaz. Selâm […]

Ebû Derdâ (r.a.)’den, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allâhü Te‘âlâ kıyâmet günü bazı kavimleri yüzlerinde parlayan bir nûr olduğu halde mahşer meydanına getirecektir. Onlar inciden yapılmış yüksek tahtlar üzerinde olacaklar, insanlar onlara imreneceklerdir. Onlar Peygamberler veya şehidler değillerdir.” Bunun üzerine bir köylü, “Onların halini bize açıkla da onları tanıyalım” dedi. Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Onlar Allâh […]

Tevbe işlerin en mühimmidir. Bütün Sâdât-ı Kiram Dîn-i islâm’ın koyduğu bu vecîbeye hassasiyetle dikkat etmişler ve irşâdda bulunmuşlardır. Şeyhü’l-İslâm Abdullah el-Ensârî der ki: “Allâh Te’âlâ hazretleri: “Tevbe etmeyenler zâlimlerin tâ kendileridir.” buyurmuş ve zulmü tevbe etmeyene nisbet etmiştir.” Tevbe, ancak tevbenin ne demek olduğunu bilip de edilirse sahîh olur. Bunda üç şey lâzımdır: 1- Kişi […]

Fıtır sadakası Ramazan-ı Şerîfin sonuna yetişen ve zaruri ihtiyacından başka en az nisap miktarı bir mala mâlik bulunan her hür müslüman için verilmesi vacip olan bir sadakadır. Sevap için verilen, yaratılış atıyyesi demektir. Bu sadaka, bir muavenet (yardımlaşma) dir. Orucun kabulüne, ölünün sekaratından ve kabrin azâbından kurtuluşa bir vesiledir. Yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram gününün neşvesinden […]

Ebû Hüreyre (r.a.) demiştir ki: “Bir def’asında Peygamber (s.a.v.), Ashâbı (r.a.e.)’e hitâben: “Size en hayırlınızı haber vereyim mi?” diye sormuşlar, onlar da: “Evet haber ver, yâ Resûlullâh (s.a.v.)!” demişler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.): “Sizin hayırlınız: Ömrü uzun, amel (ve ahlâkı) güzel olanınızdır.” buyurmuşlardır. Konu ile ilgili Peygamber (s.a.v.): “Güzel ahlâk sâhibini yüceltir, kötü ahlâk ise […]