Monthly Archives: Temmuz 2015

Hacc, bedenî ve malî bir ibâdettir. Hacc ibâdeti, hem bedence olan sıhhat ve selâmetin, hem de malî varlığın bir şükran vazifesi demektir. Abdullah b. Abbas (r.a.)’in şöyle dediği anlatılır: Resûlullâh (s.a.v.) ile Mina’da bulunuyorduk. Yemen’den bir heyet, Resûlullâh (s.a.v.)’e geldi ve şöyle dedi: “Analar ve babalar sana feda olsun, bize haccın fazîletini anlat.” Resûlullâh (s.a.v.) […]

İster takvâ sâhibi sâlih olsun, isterse günâhkâr olsun her mü’minin arkasında namâz kılmak câizdir. Îmânı mevcut olduğundan, câiz olmasına rağmen, fâcirin ardında namâz kılmak mekrûhtur. Mekrûh oluşu da, o kişinin dînî emirlere ihtimâm göstermemesinden, gereken önemi vermemesîndendir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurdular: “Takvâ sâhibi, âlim bir kimsenin ardında namâz kılan, peygamberlerden birinin ardında namâz kılmış gibidir. […]

Mü’minlerin, her halde, Allâhü Te‘âlâ’dan çok korkmaları ve Onun emir ve yasaklarını dinlememekten çok kaçınmaları, rızâsını kazanmak için vesîle, vâsıta aramaları ve O’nun yolunda nefsi ile mücâhede etmeleri lâzımdır. Günahlar, Allâhü Te‘âlâ’nın emir ve yasaklarına riâyetsizlikten olduğundan, hepsi büyüktür. Ama bâzısı bâzısına oranla daha küçüktür. Meselâ yabancı kadına şehvetle bakmak, zina etmekten küçüktür. Diğerleri de […]

İmâm-ı ‘zam Ebû Hanife tabiun olduğundan ilk dönem evliyalar sınıfından sayılmaktadır. İmâm Abdurrauf Munavi “el-Kevakibu’d-Durriyye fi Teracimi’s-Sadeti’s-Sufiyye” adlı kitabının mukaddimesinde seçkin evliyaların hikmet, söz ve hallerinden oluşan faydalı bir kompozisyon oluşturduğunu söyler. Sonra şöyle devam eder: “Lakin ben hepsini kitabıma almadım. Bunlar arasından züht ve takvâsıyla meşhur olmuş, ferâset ve rehberlikleriyle temayüz etmiş, hal sahibi, […]

Salla’llâhu ‘aleyhi vesellem Efendimiz’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de Ramazân orucundan sonra, Şevvâl ayında altı gün oruç tutmamız hakkındadır. Bu altı günlük oruç onarım gibidir. Şöyle ki: Ramazân ayında farz olan oruçlar sırasında, bizlerden çıkan hatâ ve kusûrların, terbiye ve edebimizdeki bozuk yönlerin, farz ve sünnet namazlarındaki aksaklıkların, ya‘ni eksik veyâ fazla rükû‘ […]

Cemaatle namaz kılmak müekked (vacibe yakın) sünnetlerdendir. İmamlığa getirilmek için en iyi ve en efdal kimse namaz hakkında sünneti en iyi bilendir. Eğer orada bulunanlar sünnet bilmek bakımından eşitseler en güzel okuyan, okumak bakımından eşitseler kötülüklerden en fazla kaçınan, kötülüklerden kaçınmak bakımından eşitseler en yaşlıları imam olacaktır. İmama gereken, namazı uzatmamaktır. Kadınların tek başına cemaatle […]

Hz. Îsâ (a.s.)’ın inişini bildiren hadîslere göre Hz. Îsâ (a.s.) bir sabah namazı zamanı Şam’a inecektir. Üzerinde açık sarı elbise bulunacak ve kendisini bir bulut getirecektir. Bulutun üzerinde Hz. Îsâ (a.s.) iki melek arasında ve onların omuzlarından tutunmuş vaziyette bulunacaktır. Onun indiğini duyunca hemen yahudilerle hıristiyanlar peyderpey istikbâle koşarak: “Biz senin ümmetindeniz.” diyeceklerse de Hz. […]

Cenâb-ı Hakk, bazı peygamberleri kendi isimleriyle isimlendirmiştir. Meselâ Hz. İsmâil ve İshâk, “Alîm” ve “Halîm”, Hz. İbrâhim, “Halîm”, Hz. Mûsâ, “Kerîm”, Hz. Yûsuf, “Hafîz” olarak isimlendirilmişlerdir. Hz. Muhammed (s.a.v)’in dışındaki peygamberler, bu İlâhî isimlerden sâdece bir veya iki isimle anılırken, Resûlullâh (s.a.v.)’in bunlardan otuz kadarıyla Kur’ân’da anıldığı görülmektedir. Ancak Cenâb-ı Hakk’ın, hiçbir peygamberi, kendine âit […]

Suheyb-i Rûmî (r.a.); “Bir kimse Allâh’a ve âhiret gününe inanıyorsa, bir ananın evladını sevmesi gibi Süheyb’i sevsin” hadîs-i şerîfiyle medh olunan, Resûlullâh (s.a.v.)’in en seçkin ashâbından büyük bir sahâbîdir. Aslen Yemenlidir. Begavî şöyle nakletmiştir: “Süheyb (r.a.) orta boylu, buğday tenli idi. Kırmızılık onda galipdi. Saçları sıkdı. Kına ile boyardı. Yakışıklı bir zât idi.” Oturdukları yer […]

Allâhü Te‘âlâ gıybet konusunda şöyle buyurmuştur: “Bir kısmınız diğerlerinin gıybetini yapmasın. Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz değil mi? Öyleyse Allâh’tan korkun ve birbirinizi gıybet etmeyi (arkadan çekiştirmeyi) terkedin.’’ Hz. Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor: Bir adam Hz. Peygamber (s.a.v.)’in yanında oturuyordu; Peygamber (s.a.v) Efendimiz ayağa kalktı, fakat adam kalkmakta zorlandı. Orada […]