Monthly Archives: Haziran 2015

Allâh (c.c): “Peygamber size neyi getirip verdi ise onu kabul edin, alın ve sizi yasakladığı şeyden de sakının.” (Haşr s. 7) ve “Allâh’ın Resûlü’nde sizin için güzel örnekler vardır.” (Ahzâb s. 21) meallerindeki âyetlerinde buyurduğu gibi, mü’minlere sîrette, sûrette, ahlâkta, âdette ve hayatın bütün dallarında, Resûlü (s.a.v.)’in sünnetine uymalarını emretmiştir. Resûlullâh (s.a.v.)’in sünnetine uymak, İslâmiyet’i […]

Hayır: İyilik demektir. Her helâl olan mal ve yarar da bir hayırdır, Allâh’ın ihsanıdır. Allâh rızasını kazanmaya sebeb olan her güzel iş bir hayırdır. Geçerli olan asıl hayır da budur. Hayrın karşıtı “Şerr”dir. Hakka ve yaratılışa uymayan ve kötü bir sonucu gerektiren her şey bir şerdir, fenalıktır. Herkes için iyilik istemeye “Hayırhahlık” denir. Bu ruhun […]

Oruç tutan kimsenin özürsüz olarak bir şey çiğnemesi, tadına bakması ve sakız çiğnemesi mekruhtur. Burada bahsi geçen sakız, tabii sakızdır. Bu gün satılmakta olan ve şeker, esans, meyve özü gibi pek çok şey ihtivâ etmekte bulunan çikletlerin orucu bozacağı aşikârdır. Bir şeyin tadına bakmakla ilgili özür şudur: Bir kadının kocası veya efendisi kötü huylu ise, […]

Müslüman müslümanın derdiyle dertlenmeli onun sıkıntılarına ortak olmalıdır.. Doğu Türkistan, Arakan, Somali ve daha pek çok yerde müslümanlar zor durumdadır Teknolojinin getirdiği kolaylıklarla oralara yardım etmek daha kolay hale gelmiş durumda. Önceden aylarca süren yolculuklar şimdi birkaç saatte yapılabilmektedir. Arakan’a gidenler, gitmeden önce bildiklerinin, gittikten sonra öğrendikleri yanında bir hiç olduğunu anlatmaktadır. Zorunlu göç ve […]

Ahmed ibn-i Hanbel (r.a.) ve İbn-i Mâce’nin “Sahîh isnâd”la rivâyetlerine göre Câbir (r.a.), Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduklarını rivâyet etmiştir: “Benim mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Harâm hâriç, diğer mescidlerde kılınan bin namazdan daha fazîletlidir ve Mescid-i Harâm’da kılınan bir namaz, diğer mescidlerde kılınan yüz bin namazdan daha fazîletlidir.” Buhâri, Müslim, Tirmizî, Nesaî ve İbn-i Mâce’nin […]

Hz. Alî (r.a.) bir defâ kendi talebelerinden birine: “Ben sana, kendim ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in en çok sevdiği kızı Fâtıma’nın başından geçenleri anlatayım mı?” dedi. Talebesi: “Tabi anlatın” dedi. Hz. Alî (r.a.): “O kendi elleri ile değirmeni çevirirdi. Bu yüzden elleri nasır bağlamıştı. Su kırbasını kendisi doldurarak getirirdi. Bu yüzden kırbanın iplerinden göğsünde izler meydana gelmişti. […]

Ülkemizde son 15-20 yıldan bu yana Ramazân aylarında dozajı her yıl artırılarak işlenen haram zeminler oluşturuluyor. Bu gayr-i meşru zeminler Ramazân ayımızı Allâh’a isyan fırtınasına dönüştürüyor. Ramazân ayına mahsus haramlar icat edilip, bir zümre bu haramları “ibâdet” telakki edip icra ediyor. Nedir bu haramlar? Bunların bir kısmını şöyle sıralamamız mümkündür: Belediyeler ve bazı kuruluşlarca iftar […]

Oruç tutacak kimsenin sahur yemeği yemesi müstahabdır. Bunun vakti, gecenin sonudur. Âlimlerden Ebû’l-Leys’e göre, gecenin son altıda biridir. Sahur yemeği, insana oruç için kuvvet verir. Sahurun geciktirilmesi müstehâb ise de, ikinci fecrin doğup doğmadığından şüphe edilecek bir zamana kadar geciktirilmesi mekruhtur. İftarı acele yapmak, yani akşam namazından önce oruç açmak müstehâbdır. Böylece oruç hali, namazda […]

Muaz bin Cebel (r.a)’den, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet ehli (Cennet’e girdikten sonra) dünyada Allâh’ı zikretmeden geçirdikleri vakitlerden başka hiçbir şeye üzülmeyeceklerdir.” (Taberanî, Beyhâki) İnsan Cennet’e girdikten sonra bir defa Allâh (c.c)’un adını anmaya karşılık dağlar kadar büyük sevab ve mükafatlar verildiğini görünce, kendi kazandıklarının azlığına ne kadar üzüleceği meydandadır. Allâh (c.c)’un öyle bahtiyar kulları […]

“Peygamberim, mü’minleri cihâda teşvik et! Eğer senden harbin şiddetlerine sabredecek yirmi kişi bulunursa onlar iki yüz düşmana galebe ederler ve eğer sizden yüz kişi olursa onlar o kâfirlerden binine galebe ederler.Çünkü kâfirler idraksiz bir gürûhtur.” (Enfâl s. 65) Bu âyeti kerîme Bedir gazâsında harb başlamazdan evvel önce Betda mevkiinde nâzil olmuştur.Bu âyet nâzil olduktan sonra Resûlullâh (s.a.v.), Ashâbını saff-ı harb nizâmına koyup […]