Monthly Archives: Nisan 2015

Namazı da saygı ve ta‘zim ile kılabilmek için bazı edeblere uymak gerekir. Bunları yapmak fazîletlidir, daha çok sevâb kazanmaya sebebdir. Şuurlu bir müslüman namazın ne kadar büyük bir ibâdet olduğunu bilir, namaz sayesinde merhâmeti geniş olan ezelî mabudunun manevî huzurunda bulunduğunu anlar. O mukaddes mabûdunun kendisini görüp bildiğini düşünerek son derece edebe riâyet eder. Görünüş […]

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet edilmiştir: Allâhü Te‘âlâ hazretleri buyurur: “Kulum beni nasıl sanıyorsa öyleyim. O kul beni andığı zamân ben onunla beraberim. Eğer beni gönülden anarsa, ben de onu zâtımda anarım. Eğer beni bir toplum içinde anarsa, ben de onu, o toplumdan daha hayırlı bir toplum içinde (melekler arasında) anarım. Eğer bana (benim rızâma) bir […]

Hakk, inkârı mümkün olmayan, ispat edilmesine gerek duyulmayan, varlığı kabul edilendir. Allâh (c.c.), ezelî ve ebedîdir. Kâinatta olan ve akıp duran hadîseler ise hep Allâh (c.c.)’un yaratmasıyla vücut bulmaktadır. Şu anda âlemde neler varsa O (c.c.)’un kudretinin eseridir. Bundan sonra neler yaratılacaksa yine O (c.c.)’nün var etmesiyle meydana gelecektir. Hakîki mânada var olan yalnız Allâh […]

Bil ki mücâhedenin aslı ve esası, nefsi alıştığı şeylerden kesip uzaklaştırmak ve bütün vakitlerde onu kötü arzularının aksini yapmaya zorlamaktır. Nefsi hayırlardan alıkoyan iki sıfatı vardır. Biri, şehvetine yani kötü arzularına dalmak, ikincisi de taatlarden uzaklaşmaktır. Mücâhede konusunda yüce Allâh (c.c.) şöyle buyurmuştur: “Bizim uğrumuzda (bize ulaşmak için) mücâhede edenleri, hiç şüphesiz biz, bize getiren […]

Resûlullâh (s.a.v.) bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Allâh (c.c.) kan satışını ve tecâvüzle mal elde etmeyi yasakladı ve fâiz yiyene, yedirene, fâiz sözleşmesini yapana, sözleşmeye şâhidlik yapana, cildlerine dövme yapanlara ve yaptıranlara, tasvîr yapanlara la‘net etti.” Diğer hadîs-i şerîf de: “Fâiz yetmiş şu kadar çeşittir. En aşağı derecesi kişinin vâlidesiyle zinâ etmesi gibidir.” Fahri Râzî’ye […]

Hakk: Yüce Allâh’ın mübârek bir ismidir. Her doğru olan ve değişmeyen şeye de hakk denir. Herkesin meşru bir şekilde elinde bulundurduğu yetkiye veya mülke de hak denilmiştir. Her hak karşılığında bir görev vardır. Bir insan hayat (yaşama) hakkına, namus ve şeref hakkınada sahibdir. Bunlara hiç kimsenin tecavüz hakkı yoktur. Her insan karşılıklı olarak bu hakka […]

Ebûbekir Sıddık (r.a.)’in defin işini bitiren Hz. Ömer (r.a.) eline bulaşan toprağı silkeleyerek ayağa kalktı ve şu hutbeyi irat etti: “Şunu biliniz ki Allâhü Te‘âlâ sizleri benimle, beni de sizlerle imtihan etmektedir. İki arkadaşımdan sonra -Hz. Peygamber (s.a.v.) ve Hz. Ebûbekir (r.a.)- Allâh beni başınıza getirdi. Bundan böyle işlerinize ben bakacağım. Allâh’a yemin ederim ki […]