Monthly Archives: Şubat 2015

Sultan I. Mahmûd, Osmanlı cemiyetinin en alt tabakalarından gelen bir ihtilal hareketiyle, devlet yönetiminden çekilmeğe mecbur olan amcası III. Ahmet’in yerine 1730 yılında tahta geçmiştir. Sultan I. Mahmûd tahta geçtikten iki üç yıl içerisinde ihtilalcileri tasfiye ettikten sonra idariye tam anlamıyla ele alarak icraatlarına başladı. Rusya, Avusturya ve İran meselesi ile uğraştı. İran üzerinden gelen […]

İmâm-ı ‘zam (r.a.)’e göre, Nebî (s.a.v.) Efendimiz’i sevmenin alâmetleri şunlardır: 1. Resûlullâh (s.a.v.)’in sünnetine her hususta tam olarak ittiba edilmelidir. “Andolsun, Allâh’ın Resûlü’nde sizin için; Allâh’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman, Allâh’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb s. 21) 2. Resûlullâh (s.a.v.)’in her sözü kabul edilip hükmüne uyulmalı, her meselede Resûlullâh […]

Guslün sünnetleri şunlardır: 1. Bileklerle beraber elleri üç defa yıkamak ve besmele çekmek 2. Avret mahallini yıkamak 3. Bedende pislik varsa onları temizlemek 4. Namaz için alınan abdest gibi abdest almak. Fakat ayakları yıkamayı, alınan guslün sonuna bırakmak. 5. Gusülde önce avret mahallini yıkamak da sünnettir. Bu hususta, avret mahallinde, necasetin olup olmaması denktir. Hades […]

Dil, Allâh’ın büyük nimetlerinden ve harikulade sanatının inceliklerindendir. Dilin kendisi küçüktür, fakat ibâdeti veya isyanı pek büyüktür; zira küfür ve îman ancak dilin şehâdetiyle açığa çıkar. Bu bakımdan dilin ucunu bırakıp onun dizginini ihmal eden bir kimseyi, şeytan sürükler götürür. Dilini dünya ve âhirette kendisine fayda verecek konularda çalıştıran, dünya ve âhirette sonucundan korktuğu şeylerden […]

Emniyet: Bir şeye güvenmek manasına geldiği gibi, insanda doğruluktan ileri gelen bir huy anlamına da gelir, insanların sırlarını ve mallarını güzelce saklamak da, bir emniyet halidir. Emniyetin karşılığı “Hıyânettir”, sözünde durmamaktır. Ferdleri arasında emniyet bulunmayan bir toplum geleceğinden güven içinde bulunamaz. Emniyeti kötüye kullanmak münafıklık alâmetidir. İtimad: Güvenmek ve emniyet etmek, bir şeye kalben güvenip […]

Ensar’dan bir gencin kalbine Allâh (c.c) korkusu girmiş; cehennem bahsi geldi mi ağlıyordu. Sonunda bu durumun etkisiyle evinden çıkamaz oldu. Yakınları onun bu halini Hz. Peygamber (s.a.v.)’e haber verdiler. O da bu genci ziyaret etmek için evine gitti. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in kendisini ziyarete geldiğini gören genç kalktı ve onun boynuna sarıldı; sonra da ölü olarak […]

“Biz sana Kur’ân’ı vahyetmek sûretiyle en güzel beyânı kıssa olarak anlatacağız. Hâlbuki sen daha evvel bundan elbet habersiz olanlardan idin.” (Yûsuf s. 3) Yûsuf (a.s.)’ın kıssası, kıssaların en güzelidir. Zîrâ bu sûrede ibret, hikmet, nükte, hem dînî hem dünyevî işler için faydalar, yöneticinin durumu, memleketin hâli, kadınların oyun ve hilelerini haber, düşmanın eziyetine sabır ve […]

İmâm-ı Şafiî (r.a.): “Size, âyetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir resul gönderdik. (Bakara s. 151) âyetindeki hikmetten maksat, Resûlullâh (s.a.v.)’in sünnetidir, önce Kur’ân zikredilmiş, peşinden hikmet bildirilmiştir” buyuruyor. Kur’ân-ı Kerîm açıklamasız öğrenilseydi, Resûlullâh (s.a.v.)’e, (tebliğ et yeter) denilirdi, ayrıca (açıkla) denmezdi. Halbuki açıklanması da emredilmiştir. […]

Resûlullâh (s.a.v.) buyurmuşlardır: “Allâh Kur’ân’ı emredici, nehyedici, uyulan, başlı başına nûrlu bir yol, dillerden düşmeyen bir örnek olarak göndermiştir: İçinde sizin, sizden öncekilerin ve sizden sonra (gelecek) lerin de haberi vardır. Aranızda cereyan edecek olayların da hâkimidir O. Çok okumak onu eskitmez. Garaibi (gariplikleri) bitmez! O gerçektir, şaka değildir. Onunla söyleyen doğru söyler… Onunla hükmeden […]

Ebû Hüreyre (r.a.)’in Resûlullâh (s.a.v.)’den bildirdiği hadîs-i şerîfde: “Güneş, Cuma gününden daha iyi bir gün üzerine doğmaz. Âdem Aleyhisselâm Cuma günü yaratıldı. Cuma günü Cennete girdi. Cuma günü Cennetten çıktı. Kıyâmet Cuma günü kopar” buyurdular. Enes bin Mâlik (r.a.)’in Resûlullâh (s.a.v.)’den bildirdiği bir hadîs-i şerîfde ise: “Allâhü Te‘âlâ her Cuma günü altı yüz bin kişiyi […]