Monthly Archives: Ocak 2015

Televizyonunuz olmasa kanepenizi nereye koyardınız? Evde bir TV’niz olmasa bu akşam ne yapardınız? Eşinizle, çocuklarınızla neyin muhabbetini yapardınız TV olmasaydı? Sabah işe gittiğinizde arkadaşlarınızla ne konuşurdunuz? Öğleyin yemekte izlediğiniz dizileri anlatmak yerine, neyi sohbet konusu ederdiniz? Akşam için ayarladığınız randevularınızı, maçlarınız ve dizileriniz olmasa neye göre ayarlardınız? Bu soruları uzatmak mümkün. Ama televizyona gömdüğümüz zamanları […]

Kibir, insanın kendi nefsini başkalarından üstün görmesine ve onları hakir saymasına denir. Güzel ve temiz elbise giymek ve bunlara sahip olmak kibir değildir. Eğer bunlar, başkalarına üstünlük ve onları küçümsemek niyeti ile giyilirlerse, o zaman kibir olur. İnsan, ilk mayasının ne olduğunu, ölünce bîr cîfeye döneceğini ve halen bağırsaklarının ne taşıdığını düşünür de ibret alırsa, […]

Emir Buhâri hz. şöyle buyuruyor: ‘’Her kim, bu hizb-i şerîfi sabah okusa, akşama kadar gökten kaza yağmuru yağsa onun bir kılına zarar gelmeye. Ve akşam okusa yine sabaha kadar bir kılına zarar gelmeye. Bi iznillahi te‘âlâ 70 melaike onu sabah ve akşam muhâfaza ede. Bu hizbi kim okuyup, üzerine üflese (nefeslese) o kimseye gerek yer […]

Mü’minlerin annesi Hz. Ümmü Habibe (r.anhâ) Resûlullah (s.a.v.) ile evlenmeden önce Ubeydullah bin Cahş’ın nikâhındaydı. Karı koca beraber müslüman olmuşlardı. Yine beraberce Habeşistan’a hicret etmişlerdi. Oraya gidince kocası dinden çıkmış ve o hal içinde ölmüştü. Hz. Ümmü Habibe (r.anhâ) bu dulluk zamanını Habeşistan’da geçirmişti. Resûlullah (s.a.v.) oraya nikah teklifi göndermiş ve Habeşistan kralı aracılığıyla nikah […]

Süfyân-ı Sevrî (r.aleyh), Kûfe’de doğdu. Basra’da vefât etti. Tebe-i Tâbiîn’in büyüklerindendir. Zamânındaki büyük âlimlerden ilim ve edeb öğrendi. Hadîs ve fıkıh ilminde müctehîd oldu. Meşhûr âlim ve velîlerden Cüneyd-i Bağdâdî, Hamdun Kassâr bunun mezhebinde idiler. Mezhebi zamanla unutuldu. Süfyân-ı Sevri’nin gözleri daima yaşlı idi. “Günahlarınıza mı ağlıyorsunuz?” diye soranlara “Evet günahlarım da çoktur lâkin ben […]

Çocukluk çağından itibaren Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanında uzun bir bir hayat geçirmiş olan Hz. Ali (r.a.), oğlu Hüseyin (r.a.)’e Peygamberimiz (s.a.v)’in ahlâkını şöyle tasvir ediyor: “Peygamberimiz (s.a.v.), güler yüzlü, güzel huylu, nâzik kalbli idi. Kendisinin ağzından kötü söz çıkmazdı. Resûlullah (s.a.v.) sevmediği bir hareketi, hoşlanmadığı bir şeyi ihmâl ile karşılardı. Şâyed öyle bir harekette bulunan bir […]

İslâm dininin birinci temeli Kur’ân-ı Kerîm’dir. Sünnet ise ikinci esâsı teşkil eder. Kur’ân’a göre sünnetin konumuna gelince; Sünnet, Kur’ân’ın açıklayıcısıdır. Nitekim Allâhü Te‘âlâ şöyle buyurmuştur: “Biz sana da Kur’ân-ı indirdik, tâ ki insanlara, kendilerine ne indirildiğini açıkça anlatasın ve ta ki onlar da düşünüp anlasınlar.” (Nahl s. 44) Başka bir âyette ise “Şüphesiz ki sen […]

Kur’ân-ı Kerîm, bu hayatı ilgilendiren tüm meseleleri ele almış ve hepsi için çözüm yolları göstermiştir. Allâh (c.c.)’un nizâmının, çağdaş meseleleri çözemeyeceğini iddia edenler, bu nizâmı incelememiş ve onda derinleşmemiş kimselerdir. Biri şöyle diyebilir: “Kur’ân-ı Kerîm, toprağın nasıl daha çok mahsul vereceğini, modern buluşlarla ilgili meselelerle buna benzer hususlara dair bir çözüm getirmiş değildir.” Bir kere […]

İbâdeti yalnız Allâh (c.c.) için yapmak vâciptir. İbâdette riyâ şudur: Kişinin, ibâdet ederken, yalnız Allâh (c.c.)’u kastdetmemesidir. Bu haramdır. Meselâ: Namâz kılan şahsın ihlâs ile namâz kılması gereklidir. Çünkü biz ibâdet etmekle emrolunmuşuz. Hâlbuki ihlâs olmaksızın ibâdet olmaz. İhlâs, kulun kendi fiillerini Allâh (c.c.) için yapmasından ibârettir. Bu da ancak niyetle olur ve aynı zamânda […]

“Şu kimseler ki, onlar Mekke’de îmân edip Resûlullah (s.a.v.)’e yardım etmek ve beraberlerinde bulunmak üzere Medine’ye hicret ettiler. Malları ve canlarıyla Allâh rızası için düşmanlarıyla cihâd ettiler. Şu Medîne ahâlisi ki, Ensâr-ı Kirâm’dır, onlar Muhâcirleri kendi evlerinde oturttular ve yardım ettiler. Muhâcirlerin düşmanlarına karşı gönül birliği ile tek vücut olarak Muhâcirlere yardım ettiler. İşte bu […]