Monthly Archives: Ağustos 2014

Selçuklu atabeglerinden olan Nûreddîn Mahmûd Zengi 1118’de Musul’da doğmuştur. İyi bir eğitim ve öğretim görerek, İslâm terbiyesiyle yetiştirildi. Gençliğinden îtibâren babasının seferlerine katılarak kumandanlık vasıflarını geliştirdi. Babasının ölümü üzerine, Musul Atabegliği oğulları arasında paylaşıldı. Nûreddîn Mahmûd Zengi, Haleb merkez olmak üzere Fırat Nehri’nin batısında kalan yerleri aldı. 1147-1149 yılları arasında gerçekleşen İkinci Haçlı Seferlerini netîcesiz […]

Kur’ân’da Hz. Süleyman’ın ordularından bahsedilirken, karıncaların arasında bir “haberleşme sistemi” olduğuna işaret edilmektedir: Nihâyet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: “Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp geçmesin.” (Neml s. 18) 20. yüzyılda karıncalar üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar, bu küçük hayvanların çok organize bir sosyal yaşantıları olduğunu […]

Allâhümme leke’l hamdü ente kayyimü’ssemâvâti ve’l-‘ardı vemen fîhinne veleke’l hamdü ente nûru’s-semâvâti ve’l-‘ardı vemen fîhinne ve leke’l hamdü ente melikü’s semâvâti ve’l-‘ardı vemen fîhinne ve leke’l hamdü ente’l-hakku ve va‘düke hakkun ve likâüke hakkun ve kavlüke hakkun ve’l-cennetü hakkun ve’n-nâru hakkun ve’n-nebiyyûne hakkun ve Muhammedun salla’llâhu ‘aleyhi ve selemle hakkun ve’ssâatü hakkun. Allâhümme leke eslemtü […]

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in bizlere vermiş olduğu emir ve vasiyetlerden biri de, her gece yatmadan önce bedenî temizliğimizi yapıp, gece teheccüdüne kalkmaya niyet etmemizdir. “Herhangi bir kul taharet üzerine (abdestli) gecelerse o kulla birlikte bir melek de yatar. Kişi uyanınca o melek Rabbına şöyle yalvarır: Ey Allâh’ım! Falan kulunu mağfiret buyur, çünkü o temiz (abdestli) olarak […]

Ümmü Süleym (r.anhâ) Enes bin Mâlik’in (r.a.) annesi ve Hz. Ebû Talha (r.a.)’in hanımıdır. Hz. Ümmü Süleym (r.anhâ)’nın oğlu ağır hastalanıp babası Ebû Talha’nın evde bulunmadığı bir sırada ölmüştü. Ümmü Süleym (r.anhâ), onu yıkayıp kefenledi ve evin bir köşesine koydu. Buhurlayıp üzerini örttü. Ev halkına da: “Ebû Talha’ya oğlunun öldüğünü, ben söylemedikçe, hiç biriniz söylemeyiniz!” […]

Ezberdeki Kur’ân-ı unutmak, büyük günahlardandır. Bunun delili Resûlullâh (s.a.v.)’in şu hadîsleridir: “Ümmetimin günâhları bana gösterildi de Kur’ân’ın bir sûresini veya bir âyetini ezberleyip sonra unutan kimsenin günahından daha büyüğünü görmedim. (Ebû Davûd) “Kur’ân okuyup sonra unutan kimse, kıyâmet gününde Allâh’ın huzûruna çolak olarak gelir.” (Ebû Davûd) Başka bir hadîste Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kur’ân‘la ahitleşiniz, […]

Namazın rükünlerinden (rükû, secde, kıyam ve oturmak gibi) birini fazla yapan kimseye yahut sessiz okuması gereken yerde sesli okuyan veya bunun aksini yapan imâma sehiv secdesi yapmak vacib olur. Namazın (tekbir ve tesbihleri gibi sünnet olan) bir zikrini terk etmekle sehiv secdesi gerekmez. Kıraati, birinci ve ikinci oturuşdaki tahiyyâtları, vitir namazındaki kunûtu ve bayram namazlarındaki […]

Resûl-i Ekrem (s a.v.) Efendimiz: “Karanlık geceler gibi fitneler olmadıkça kıyâmet kopmayacaktır. Kişi mü’min olarak sabah eder, kâfir olarak akşamlar ve dînini az bir dünya metaına karşılık satacaktır.” buyurmuştur. (Müslim) Yine hadîs-i şerîfte şöyle varid olmuştur: Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz bir gün yüzü kıpkırmızı olduğu halde telâşla dışan çıktı ve: “Lâ İlâhe İllallâh (Allâh’tan başka […]

Müslümânların birbirleri üzerindeki haklarından üçüncüsü: Nasihat isteyene nasihatte bulunmaktır. Bu hadîs, nasîhat is¬teyene nasihat etmenin ve onu aldatmamanın vacib olduğuna delildir. İstemeden nasihatte bulunmak menduptur. Çünkü hayra ve iyiliğe yol açar. Dördüncüsü: “Aksırır da Allâh’a hamdederse teşmît et.” cümlesi teşmîtinin vâcib olduğuna delildir. Yani aksıran kimse “elhamdü lîllâh” diyecek, işiten de ona mukabele olmak üzere […]

Ebû Hureyre (r.anhâ)’dan rivâyet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlullâh (s.a.v.): “Müslümân’ın Müslümân üzerindeki hakkı altıdır; ona rastladığın vakit kendisine selâm ver; seni çağı¬rırsa icâbet et; senden nasîhat isterse nasihat eyle; aksırır da Allâh’a hamdederse teşmît et; hastalanırsa kendisini do¬laş; Ölürse (cenazesinin) arkasından git buyurdular.” (Müs¬lim) “Hakk”tan kastedilen: Bırakılmaması iîcâb eden ve yapılması ya farz veya vâcib […]