Monthly Archives: Mart 2013

Sultan Abdülhamîd Han’ın haber alma teşkilâtı, gayet ince metodlarla çalışmıştır. Bu teşkilât sayesinde, yabancılarla düşüp kalkanlar ve elçiliklere girip çıkanlar, Beyoğlu eğlence yerlerinde gezip dolaşanlar, bazı postahanelerden Avrupa postalarını gözetleyip kollayanlar, ecnebî vapurlarından çıkıp şehri ziyaret edenler, Avrupa’ya gidenler ve oradan dönenler, bütün idare ve icra cihazlarında söylenip konuşulanlar ve düşünülüp tasarlananlar, malî ve iktisâdi […]

Îbn-i Asâkir Muhammed bin Hamza demiştir ki: “Büyük dedem Abdullah bin Selâm, Peygamber (s.a.v.)’in Mekke’de çıktığını duyduğu zaman, O’nunla karşılaşmak istemiş, O’nun yanına gitmiştir… Peygamber (s.a.v.) Efendimiz kendisine: “Sen, Abdullah bin Selâm’sın ve Yesrib (Medine) halkının âlimisin!” buyurmuştur. Dedem de “Evet” demiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) ona “Ey Abdullah, Allâh (c.c.) aşkına doğru söyle, Allâh (c.c.)’nün Musa’ya […]

Yüce İslâm dininin temel esaslarından birisi de, Allâh (c.c.)’un, peygamberleri aracılığıyla insanlığa gönderdiği kitaplara iman etmektir. Kitaplara iman, icmâli ve tafsili olmak üzere iki kısımdır: İcmâli iman: Hz. Adem’e, Hz. Şit’e, Hz. İdris’e, Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’ya, Hz. Davud’a, Hz. İsa’ya ve Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e (hepsine salât-ü selamlar olsun) yüz suhuf ve dört […]

Teyemmüm bir niyet ve iki vuruştan ibarettir. Birisiyle yüzünü diğeri ile iki ellerini dirsekleriyle beraber mesheder. Cünüplük ve abdestsizlik için teyemmüm etmek aynıdır. İmam-ı Âzam Ebû Hanife (r.a.)’a göre; toprak, kum, taş (tozu), kireç, alçı, sürme ve zırnık gibi yerin cinsinden olan her şeyle teyemmüm etmek caizdir. Bir kimse, misafir olduğu halde veya şehir haricinde […]

Cenâb-ı Hakk buyuruyor: “O, yücedir, büyüktür.” (Bakara s. 255) “Allâh yücedir, büyüktür.” (Nisâ s. 34) “O, görüleni de görülmeyeni de bilir; çok büyüktür, yücedir.” (Rad s. 9) Bu öyle bir rütbedir ki, bunun fevkinde rütbe yoktur, bütün rütbeler ondan aşağıdır. Çünkü bu kelime, Ulûv (yükseklik) kelimesinden meydana gelmiştir. Bu ise Es-Süfe (Alçak) kelimesinin karşılığıdır. Allâh […]

İlk müslümanlardan ve aşere-i mübeşşere’den olan Ebû Ubeyde (r.a), kahramanlığıyla tanındığı kadar, “Eminü’l-Ümme (ümmetin emini)” lâkabıyla meşhur olmuştur. Resûlullah (s.a.v.) onun için: “Her ümmetin bir emini vardır, bu ümmetin emini Ebû Ubeyde b. el-Cerrah’tır.” buyurmuştur. Uhud günü Resûlallah (s.a.v.)’in başına giydiği miğferin iki halkası isabet eden ok sebebi ile yanaklarına girmiş ve mübarek yüzünü kanatmıştı.Bu […]

Hayatının tek gâyesi Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin sünnetine uymak ve onu ihyâ etmek olan Hz. Sâmî Efendimiz; daha önceki kitâblarda: “Kılıcı boynunda asılı Peygamber” olarak tarîf edilen (s.a.v.) Efendimize bu husûsta da ittibâ edip gazâya iştirâk ederek “Gâzî” olmuşlardı. Bu husûsu kendileri şöyle anlatıyorlardı: “Birinci Cihân harbinde Osmânlı ordusunda levâzım subayı olarak vazîfe gördüm. […]

Üstâdına olan bu muhabbet ve bağlılığını dâimâ arttırarak devâm ettiren Hazreti Sâmî Efendimiz bütün gün ve gecelerini hizmet yolunda geçirdiler. Dergâhın temizliğinden ihvânın her türlü hizmetlerine varıncaya kadar her an Sâmî Efendimiz, yatalak hasta olan ihvânın da her türlü hizmetlerini seve seve yaparlardı. Hazret-i Es‘âd Erbilî Efendimizin: “Mâ‘nen bizimle aynı mertebededir, lâkin bu vazîfe bize […]

Mürşid-i kâmilini bulan ve Zât-ı ‘Âlîlerinin onun ifâdesi ile “Eyyâm-ı şebâbını şerîat-ı mutahhare ve tarîkat-ı ‘âliyye hizmetinde” geçiren Hazreti Sâmî Efendimiz ma‘nevî mertebeleri hızla aşıyorlardı. Bu yolda kendi ifâdeleri ile ihlâs ve tam teslîmiyet şarttı. Ölünün yıkayıcısına teslîmiyeti gibi mürîd de mürşîdine teslîm olmalıydı ki bi’iznillâh neticeye ulaşsın. Kendileri anlatıyorlar: “Allâme Taftadânî hazretlerinin talebelerinden biri […]

İlk, orta ve lise tahsîlini Adana’da tamâmlayan Hz. Sâmî (k.s.) yüksek tahsîlini İstanbul’da yaparlar. Hukuk Fakültesini birincilikle bitiren Hz. Sâmî (k.s.) bu arada bir müddet Gümüşhâneli Dergâhı’na devâm ederler. Bu sırada Bâyezıd dersiâmlarından Rüşdü Efendi (Eski Beşiktaş müftüsü Merhûm Fuat Çamdibi Hocanın babası): “Sâmî Evlâdım, gel seni Şeyhülmeşâyih Es‘âd Erbilî Hazretlerine götüreyim.” der. Bu teklifi […]